26. bölüm / 43
Abimin arkadaşı26
Bölümler 43Şu an: 26
- 1 11.024 kelime
- 2 2921 kelime
- 3 3974 kelime
- 4 41.348 kelime
- 5 51.858 kelime
- 6 62.177 kelime
- 7 71.482 kelime
- 8 81.367 kelime
- 9 92.654 kelime
- 10 102.416 kelime
- 11 111.967 kelime
- 12 122.531 kelime
- 13 132.306 kelime
- 14 141.506 kelime
- 15 152.199 kelime
- 16 162.059 kelime
- 17 171.717 kelime
- 18 182.116 kelime
- 19 192.455 kelime
- 20 202.377 kelime
- 21 212.273 kelime
- 22 222.110 kelime
- 23 232.093 kelime
- 24 242.024 kelime
- 25 251.127 kelime
- 26 262.262 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 271.782 kelime
- 28 282.086 kelime
- 29 292.092 kelime
- 30 301.552 kelime
- 31 312.051 kelime
- 32 321.964 kelime
- 33 331.601 kelime
- 34 341.739 kelime
- 35 351.850 kelime
- 36 361.737 kelime
- 37 371.368 kelime
- 38 381.144 kelime
- 39 391.075 kelime
- 40 401.090 kelime
- 41 41962 kelime
- 42 42958 kelime
- 43 öneriii26 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Baydır yoldaydık artık daralmıştım ve midem bulanmaya başlamıştı, sanırım araba tutmuştu. Boraya bakıp halsiz bir şekilde “aşkım benzinlikte falan durabilir miyiz?” Dedim ve bora bana bakıp meraklı gözlerle “bir şey mi oldu?” Dediğinde kafa salladım ve “araba tuttu biraz” demiştim. Bora sağ eliyle elimi tutmuştu. “Tamam birazdan dururuz. Gelincede uyumaya çalışırsın bebeğim.” Kafamı salladım. Cidden kusmak üzereyim biraz gözlerimi kapatsam iyi olacak.
Yanağımdaki okşanma hissiyatıyla gözlerimi açtım ve boranın yumuşak ve sevgi dolu gözleriyle karşılaşmıştım. Yanağımı elinin tersiyle seviyordu “bebeğim geldik.” Demişti. Gülümsedim ve kafa sallayıp “hadi inelim.” Demiştim. Bora kafa sallayıp “inelim.” Demişti.
Arabadan inince bora yanıma geldi ve elimi tutarak yürümeye başladık. Bora bir an tuttuğu elimi dudaklarına götürüp öpmüştü. “seni çok seviyorum.” Demişti. Neden bir an böyle dedi ki? İçinden geldi herhalde aşkım benim çok seviyorum bu çocuğu. Parmak uçlarıma yükselip boranın yanağından öptüm ve gülümseyerek “bende seni seviyorum” dedim ve bora kolunu omzuma atıp saçlarımdan öpmüştü.
Benzinliye girdiğimizde kafamı Boraya çevirdim ve “hemen gelirim.” Diyerek Boradan ayrılıp lavaboya gitmiştim.
Lavabodan çıktığımda bora kapıdaydı ve yaşlandığı duvardan doğrulup yanıma gelmişti. “Daha iyi misin?” Dediğinde kafa sallayıp “hıhım” demiştim. Bora elimi tutarak yürümeye başlamıştık.
Arabaya geldiğimizde ön koltuğa yerleşmiştim ve borada arabayı çalıştırmıştı. Daha fazla araba tutmaması için uyumaya çalışacağım. Koltukta yana dönüp dizlerlerimide kendime çektim. Evet tam uyuku pozisyonu. Boraya baktım ciddi bir şekilde araba kullanıyordu. Bir an Borayı yanağından öptüm ve bütün ciddiyeti bozularak bana bakmıştı. Bakışları o kadar güzel ve masumdu ki etkilenmemek elde değil. Ama sanki o bakışların arkasında başka bir şey vardı. Sinir ve öfke, bana yansıtmıyordu ama ben anlarım yani kim sevdiği, aşık olduğu bir adamı anlamaz ki? “Aşkım sen iyi misin?” Bora gözlerimin içine bakarken düşünceli bir haldeyken bir anda kendine gelip hafiften gülümseyerek “iyiyim güzelim, bir şey mi oldu?” Evet oldu? Ne bu haller bana anlatmadığı neyi vardı? Elimi boranın yanağına koydum ve baş parmağımla okşayarak “Bana olmadı sevgilim ama sana olduğu kesin.” Dedim. Bora yanağındaki elimi tutup öptü ve “bebeğim bir şeyim yok. Neden taktın bu kadar?” Boraya bakıp derince nefes aldım ve “aşkım bir şeyin var anlarım ben.” Bora gülümsedi ve yola bakarak “hayır, yok bir şeyim.” Demişti. Off miray çocuk konuşmak istemiyor neden zorluyorsun? Belki şuan konuşmak istemiyor. Uzatmak istemediğim için kafa sallayıp “pekii.” Dedim ve uyku pozisyonuma devam ederek gözlerimi kapatmıştım ve uykuya dalmayı beklerken uyumuştum.
Biraz sarsılmayla gözlerimi yavaşça açtım ve etrafa bakındığımda boranın kucağındaydım. Anlamamış bir şekilde “ne oluyor ya?” Dedim ve boranın o çekici sesini duymuştum. “Geldik.” Demişti. Kafamı geri boranın göğsüne yasladım ve o çekici parfüm kokusunun beni ayıltması bir olmuştu.
Kapıya geldiğimizde boraya dönüp “aşkım indirir misin?” Dediğimde bora sırıtarak “neden kollarım rahat değil mi?” Dediğinde kıkırdadim ve yalancı bir inatla “değil bora bey.” Demiştim. Bora kaşlarını kaldırıp küçümseyici bir bakışla “kollarımda yatarken öyle demiyordunuz ama Miray hanım.” Dediğinde biraz kıkırdamıştım ve “olsun. Hadii indir artık kapıyı açmam gerek. Dediğimde bora beni yavaşça indirmişti. Cebimdeki anahtarı çıkartıp kapıyı açmıştım ve eve girmiştim. Bora bana bakıp “bavulunu getiriyorum.” Dedi ve gitmişti. Anahtarımı masanın üstüne atmıştım ve aynada kendime bakıp saçımı düzelmiştim. Bora bavulumu getirdiğinde “gelsene içeri?” Demiştim. Kafa salladı ve “yok güzelim eve gitmem lazım. Duşa falan gireceğim zaten.” Demişti. İşi vardı yani o yüzden fazla üstelemedim. “Tamam sevgilim görüşürüz o zaman.” Demiştim. Bora belimden tutup kendine çekti ve dudaklarımı dudaklarına bastırmıştı. Geri çekildiğinde “seni çok seviyorum.” Demişti. Borayı geri öptüm ve “bende seni çok çok çok seviyorumm” demiştim. Bora gülümseyip sakınca sarılıp kafasını boynuma gömmüştü ve kolumu derince içine çekip “görüşürüz birtanem.” Diyerek sarılmamızı sonlandırmıştı. Son olarak boraya “görülürüz aşkım.” Dedim ve bora tam gidiyordu ki arkasından hemen “eve gidince yaz bana, merak ederim seni.” Demiştim. Bora kafa sallayıp “tamam bebeğim.” Diyerek gitmişti. Kapıyı kapatıp bavulumu zar zor yukarı odama çıkartıp kendimi yatağa atmıştım. Kendimi yatağa attım ama kalkmam gerekiyor. Hem duşa gireceğim hemde duru gelecek. Yataktan istemedende olsa kalkmıştım ve güzel soğuk bir duş için hazırlanmıştım.
Duştan çıktıktan sonra telefonu elime almıştım ve Boradan mesaj geldiğini fark ettim. Mesaja tıklamıştım.
Bora
Yavrum geldim ben haberin olsun
Miray
Tamam askım
Bora
Sen ne yaptın
Bora
Yatıyor musun?
Miray
Duştan çıktım şimdi askım hazırlanıyorum duru gelecek.
Bora
Tamam birtanem saçını güzel kurut hastalanma.
Miray
Askım zaten yaz zamanı bir şey olmaz.
Bora
Olsun güzelim kurut sen.
Miray
Tamaamm
*bora mesajınıza kalp bıraktı*
Altıma gri bol bir şort giydim ve üstümede siyah tişört giydim. Saçımı taradım ve serbest bıraktım şuan hiç kurutamam çünkü zaten sıcaktı hemen kurur. Yüzüme krem sürüp işlerimi halletmiştim.
Bavulumu açıp içini boşaltmaya başlamıştım. Genellikle kıyafetlerimin hepsini çamaşıra atmıştım ve geri kalan birkaçını dolabıma koymuştum. Bakım malzemelerimi yerlerine koydum ve bavulumun tamamını boşaltmıştım. Bavulumu yerine koymuştum ve soğuk bir kahve yapmak için aşağı yani mutfağa inmiştim. Malzemelerimi hazırlayıp kahvemi güzelce yapıp salona geçmiştim ve klimayı açıp televizyondan izleyecek güzel bir şey arıyordum ki kapı çalmıştı.
Kapıyı açtığımda karşımda duruyu görünce yüzüm gülmüştü. Duru samimi bir şekilde bana sarılmıştı ve bende karşılık vererek “hoşgeldin güzelim” dedim ve duruda aynı içtenlikle “hoşbuldum aşkım” dedi ve içeri geçmişti.
Salonda oturduğumuzda duruya baktım ve kahve içermi diye merak etmiştim. “Balım soğuk kahve içer misin?” Demiştim. Duru kafa sallayıp elini karnına götürdü ve “yok kanka ya midem iyi değil.” Demişti. Kafa salladım ve “peki.” Demiştim. Televizyondan film arıyorduk ve sonunda bulup açmıştım. Duru hemen yerinden kalkıp “Mısır? Mısır yapalım.” Dediğinde filmi hemen durdurup ayağa fırladım ve heyecanla “ay doğru koşş” diyerek ikimizde mutfağa koşturmuştum. Duru yağ ve tencere çıkartırken bende mısırı çıkartmıştım. Duru ocağı yakıp yağı koyduğunda bende mısırları koymuştum. Duru hemen “aa tuz? Tuz nerede?” Dediğinde hemen tuzu kenardan aldım ve tuzu mısıra katmıştım. Mısırları karıştırırken biran patlayınca korkmuştum ve küçük bir çığlık atmıştım. “Aa!” Duru bana gülmeye başladı ve hementencerenin kapağını alıp “çekil çekil hemen kapatalım.” Dediğinde hemen elimi çektim ve duru kapağı kapatmıştı.
Mısırları tabaklara koyduk ve salona gitmiştik. Yerlerimize yerleşip duruya baktım ve hazırdı sanırım ama emin olmak için sormuştum. “Hazır mısın başlatıyorum.” Duru kafa sallayıp “başlat.” Demişti. Filmi başlatmıştım.
Bu nasıl film ya hani gerilimdi? Hem korku hem komedi. Filmin bitimine o kadar yaklaştık ki zaten film mi eleştirmekten izleyemedik. Duruya baktığında ağlıyordu ve söyleniyordu. “Salak ya sinir oldum! Bütün morelimin içine etti!” Durunun haline gülmeye başlamıştım. Sanırım gülmem duruyu dahada sinir etmişti. “Miray! Gülme zaten sinir oldum. Çikolata falan var mı?” Dediğinde hayır anlamında kafa sallamıştım. “Hayır balım yok. Ama istersen markete gidebiliriz?” Demiştim. Duru biraz durdu ve “saat geç olmaya başladı ve hiç gidesim yok biraz karnım ağrıyor.” Dediğinde zaten anlamalıydım iki saattir kıvranıyordu. Neyse ben giderim zaten sıkılmıştım eve bunaltıcı gelmeye başlamıştı. “Ben giderim o zaman. Birazda dolaşmış olurum benim içinde iyi gelir.” Dediğimde duru kafa sallamıştı. “Miray tek gitme hava karardı boş ver yarın al havanı.” Demişti. Off hayır ya şimdi gitmek istiyorum gece hava çok güzel. “Kanka merak etme gelirim hemen.” Dediğimde duru dayanamayıp “tamam hızlı ol ve dikkat et.” Demişti. Kafa salladım ve koltuktan kalkıp evden çıkmıştım. Zaten kartım telefonumun arkasındaydı.
Borayı aramıştım ama telefonuna ulaşılamıyordu. O zaman mesaj atayım.
Miray
Askım nerdesin? Aradım ulaşılamıyor.
Miray
Ben markete gidiyorum haberin olsun.
Telefonumu cebime koydum ve yürümeye devam etmiştim. Gece hava o kadar güzel ki birde sessiz sakin kimse yok. İşte bu duruma bayılıyorum.
Off bu marketide daha ileri yapamamışlar mı canım çıktı burda. Sonunda geldim cidden şükür yani ben mi yavaşım yoksa market mi uzak? Normalde hep motorla gelirdim o zaman 2 dakikaydı ama şuan 15 dakika falan sürdü hatta daha fazlada olabilir. Markete girdiğimde çikolata reyonundan baya bi çikolata almıştım. 2 tanede farklı cips alıp kasaya geçmiştim. Önümdeki adamı beklerken arkamdaki kişiye sinir olmuştum. İçime girdi resmen ayı ya! Artık kolu koluma deymeye başlayınca arkamı döndüm ve “beyefendi biraz geri gider misiniz?” Dedim ve tek kaşını kaldırıp “neden? Rahatsız mı oldun?” Demişti. Laflara bak tabii ki de rahatsız oldum Buda sorumu acaba? Sert ve mesafeli bir tonda “evet rahatsız oldum.” Dedim ve bir adım geri gitmişti. Tanrım sonunda. Bu bile daha iyidi. Aldıklarımı ödeyip marketten çıkmıştım.
Arkamda hissettiğim bir şeyle arkamı döndüm ve o adamı gördüm sinir şey. Adamla göz göze gelmiştik ve göz temasını bozmadan yürümeye devam ediyordu. Aptal.
Hala yürüyordum ve adam bana daha çok yaklaşmıştı bunu hissedebiliyorum. Emin olmak için arkamı döndüm ve adamla tekrar göz göze gelmiştik. Sapık gibi bakıyordu. Daha hızlı yürümeye başladım ve onunda benimle hızlandığını fark ettim. Bir saniye sanırım takip ediliyorum. Telefonu elime aldım ve boraya yazmaya başladım.
Miray
Bora biri peşimde sanırım takip ediliyorum
Miray
Bora nerdesin?!
Miray
Niye tek tik gidiyor kahretsin!
Telefonu cebime attığımda adam bildiğin dibime girmişti. Arkamı dönüp bir anda “bir şey mi oldu kardeşim? İki saattir dibimden dibimden yürüyorsun?! Al geç!” Dedim ve önümü gösterdim. Adam hatta çocuk diyelim çünkü yani en fazla benden 3-4 yaş büyüktür. Çocuk “güzellik ne bu sinir? Alayım mı senin o sinirini?” Diyerek saçımdan bir tutam alıp tek eliyle oynamaya başladığında elini sertçe ittirip “çek be elini aptal! Ben o cılız kızlara benzemem çakarım suratının ortasına yumruğu anladın mı?!” Nasıl bir abiyle büyüdüğümü bir ben bilirim. Aslında abime teşekkür etmeliyim yoksa bende o aptal cılız kızlardan olabilirdim. Çocuk kolundan tutup “atar yapma bebeğim gelsene sen benimle.” Dediğinde kolumu çekiştirdim ama sert tuttuğu için bırakmayınca “bırak kolumu yoksa çok kötü olur!” Dedim ve çocuk “bırakmıyorum. Ne yapabilirdin güzelim?” Demişti dalga geçer bir tonda. Bir an sertçe kolumu çekip “işte bunu!” Diyerek erkekliğine sertçe tekme atıp yüzünede tokatı basıp koşturmaya başlamıştım. Arkamdan acı bir şekilde bağırdı ve “bittin orospu seni!” Demişti ve kendine gelip arkamdan koşturmaya başlamıştı. Olamaz! Çok hızlı koşuyor kahretsin! Böyle olmaz burda beni yakalar kimsede yok! Ara sokakta izimi kaybedebilir. Hemen sağ dönüp ara sokağa girdim ve benimle birlikte oda girmişti. Şaka mı deli gibi koşuyordu. Ara sokaklara girdim ve hemen kendimi büyük bir çöpün yanına sakladım. Çöpün yanından koşarak geçti ve o pislik geçtiğinde arkasından bakmıştım. Gitmişti. Hemen yerimden çıkıp evimin olduğu yere koşturmaya başlamıştım. Off ara sokaklardan nefret ediyorum. Evimde uzakta ağlayacağım şimdi.
Kurtuldum sonunda sanırım izimi kaybetti. Elime telefonumu alıp boraya attığım mesajlara baktım ama hala tek tik olarak gözüküyordu. Borayı aramaya karar vermiştim.
Bora aranıyor. Aradığınız kişiye ulaşılamıyor…
Hayır ama ulaşılması lazım hele ki şuanda. Sinirle telefonu cebime koydum ve yürümeye devam ederken arkamdaki ses çok tanıdık gelmişti. “Oo güzellik sonunda buldum seni.” Hayır,hayır,hayır şuan olmaz arkama baktığımda o pisliği görmüştüm tam koşturuyordum ki beni kolundan tutup yan taraftaki duvara yaslamıştı ve duvarla arasına alıp “benden kaçabileceğini mi sandın aptal orospu!” Bir saniye! Bu bana mı orospu dedi! “Sen kime orospu diyorsun aptal!” Bir tane tokat attım ve kaçmaya kalkıştığım sırada kolundan tutup sertçe duvara yasladı ve hayvan gibi kolumu sıkıyordu. Canım çok acımıştı. “Bana bak! Şimdi seni- neyse ya atarlı kız en sevdiğim. Yürü gidiyoruz!” Demişti. Kalbim korkudan hızlı hızlı çarpmaya başlamıştı. Nereye gidiyorduk?! Ne gitmesi ya ben hiç bir yere gelmem! “Nereye götürdüğünü sanıyorsun pislik!” Dedim ve çocuk kolumdan sürüklemeye devam ederken “bize geçiyoruz güzellik.” Demişti. Kolumu çekiştirerek yürümeye devam ediyorduk. “Sana bırak dedim!” Çocuğun yüzüne yumruk attım ve o anki sarsılmayla beni bırakmıştı. Tam o sıra kaçmaya başlamıştım ve sola dönüp gidecekken birine çarpmıştım. “OF DEFOLUN GİDİN BAŞIMDAN PİSLİKLER!” Diyerek koştururken adam kolumdan tuttu ve ellerini belime koyup kendine çevirmeye çalışmıştı. “Bırak! Pis sapık bırak!” Duyduğum sesle durmam bir olmuştu. “Miray?!” Bora? Kafamı çevirdiğimde karşımda Borayı görmüştüm. Hemen boynuna atlayıp sıkıca sarılmıştım ve borada belimden sarılmıştı. O anki rahatlamayla ağlamaya başlamıştım. Çok korkmuştum. Bir şeyler olacak diye çok korkmuştum, bana zarar verecek diye. Bora geri çekilip elleriyle yüzümü tutup “ne oldu? Neden kaçıyorsun? Ve neden burdasın?” Demişti. Ağlıyarak “biri beni takip ediyor. Kenara sıkıştırıp eve götürmeye çalışt-“ derken tam o sırada o pisliğin koşturarak bizim yanımıza gelip kolumdan tutuşu ve “yürü gidiyoruz! Aptal orospu seni!” Demesiyle bora çocuğun yakasına yapışmıştı ve “ne dedin lan sen!” Demişti. Çocuk şok içinde “ne oluyor lan bırak!” Boranın sinirden gözü dönmüş bir şekilde “sen benim sevgilime nasıl orospu dersin lan şerefsiz! Yaşatmam seni anladın mı?!” Dedi ve yumruğu çocuğun suratına vurmuştu. Çocuk yere düştüğünde bora yakalarından tutup kaldırdı ve “benim olana nasıl dokunmaya çalışırsın lan sen orospu evladı!” Dedi ve tekrar yumruğu vurmuştu. Çocuğun burnundan kan gelmeye başladığında bora tekrar yakalarından tutup kaldırdı ve eliyle çenesini tutup kafasını sert bir şekilde duvara vurmuştu. Çocuk acı içinde boraya yalvarmaya başlamıştı. “Abi özür dilerim lütfen bırak.” Ama fayda etti mi? Asla. Bora burnundan soluyarak “siktirme lan özürünü! Sen benim sevgilime nasıl dokunmayı düşünürsün piç!” Çocuğu yumrukla yere fırlatıp tekmeleyeme başlamıştı. En son yüzüne tekme atınca boranın kolundan tuttum ve “bora bırak. Lütfen gidelim.” Demiştim. Bora beni duymuyordu ve deli gibi çocuğu tekmeliyordu. Borayı kolundan tutup kendime çevirmeye çalıştım ama yok olmuyor. En son sertçe kolunu çekip “bora lütfen bırak bir şey olacak şimdi!” Dediğimde bora çocuğu yakalarından tutup “öldürürüm lan seni anladın mı öldürürüm!” Demişti. Borayı zarzor kendime çevirip “bora sakin ol!” Demiştim. Boranın kolunu tutarken ellerimden kurtulup çocuğa geri dönmüştü ve “bir daha bu kızın 10 metre uzağından bile geçmeyeceksin anladın mı beni!” Demişti. Çocuk konuşamıyordu ve zarzor kafa sallayıp “ta-mam a-abi bı-bırak lütfen.” Dediğinde Borayı artık iyice kendine çevirip “bora lütfen bırak. Sadece eve gitmek istiyorum lütfen!” Dediğimde kafasını bana çevirmişti ve yüzümü inceleyip gözlerimin içine bakmıştı. Yalvarırcasına ona baktığımı gören Bora son kez çocuğa tekme atıp “orospu evladı!” Dedi ve bana dönüp yüzümü avuçlarının içine alıp “yavrum iyi misin sen? bir şeyin var mı?” Dediğine kafa sallayıp “yok…lütfen eve gidelim.” Dedim ve bora dudaklarını dudaklarımla birleştirmişti. Bora geri çekildiğinde “neden burdasın sen?” Demişti. Elimdeki poşeti gösterip “markete gelmiştim.” Dedim ve bora elimdeki poşeti alıp diğer elini belime atıp yürümeye başlamıştık. “Bu saatte neden dışarı çıkıyorsun?” Dediğinde boraya baktığımda sinirliydi ama sinirini göstermemeye çalışıyordu. Masum bir şekilde “duruyla canımız çikolata istemişti.” Dedim ve bora derince nefes alıp “of bebeğim söyleseydin ben alırdım sana.” Dediğinde iğneleyici bir şekilde “daha telefonunu açmıyorsun bora nasıl alacaksın?” Dedimde telefonunu çıkartıp baktı ve “şarjı bitmiş.” Dediğinde kafa salladım ve “iyi.” Demiştim. Ben bunun hesabını birazdan soracağım zaten.
Bölüm etkileşimi
