Abimin arkadaşı kitap kapağı

31. bölüm / 43

Abimin arkadaşı

31

Vaveyla Yazarı: User .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: 31

Eren,Berk ve son olarak bora salona girmişti. Hemen berkin yanına koşturmuştum çünkü dudağı kanıyordu. “Berk?! Ne oldu iyi misin?” Berk rahat bir tonda konuştu. “ bir şeyim yok ya” demişti. Aynen baya yoktu ya. “Nasıl yok dudağın ka-“ diyemeden Borayı fark etmiştim. Ah olamaz! Karnı kanıyordu! Boranın yanına gittim ve hemen karnını tutup bakmıştım. “Bora ne oldu?! Çok kanıyor!” Karnındaki yarasına bakacağım sırada boranın acılı inlemesini duymuştum. “Ah! Yavrum dur.” Dedi ve elimi tutup indirmişti. Sanırım canını acıtmıştım. Çok aptalım! “Özür dilerim sadece bakmak istemiştim.” Boranın yumuşayan bakışları gözlerimin derinlikleriyle buluşmuştu, kalbim hızlanmıştı. Koluyla omzumdan beni çekerek sarılmıştı. “Özür dilemene gerek yok bebeğim. Ufak bir sıyrık sadece.” Demişti ve saçlarımdan öpmüştü. Boranın beline yavaşça sarılmıştım. Ege yerinden kalkıp merakla konuşmuştu. “Ne oldu abi iyi misiniz siz?” Berk sinirlenmişti ve konuşmaya başlamıştı. “Ben bu piçi yakalamıştım işte yumruk attım ve yere düştü bu sonra yakalarından tuttum “kimsin sen lan.” Dedim ve Bir kere daha vurdum. İşte bu Boraların sesini duyunca kalkmaya çalıştı ve bana yumruk attı. Tam kaçacakken Bora bildiğin üstüne uçtu ve yumruk atıp bunu yere attı, o sırada bunun bıçağı boranın karnına geldi. İşte baya hırpaladık sonra bunun Ahmet’in adamı olduğu ortaya çıktı.” Ahmet mi? Oda kim? Boraya döndüm ve sordum. “O kim?” Boranın yumuşak ve endişeli bakışları gözlerimi bulmuştu. “Güzelim şey o…” ney o? Ya neden açıkça konuşmuyordu anlamıyorum zaten. “Kim?” Dememle bora derince nefes alıp “beni kızıyla evlendirmek isteyen adam.” Kahretsin! Bizi bıraktığını düşünüyordum. Boranın bunu söylemesiyle sinirlerim bozulmuştu. Boğazıma taş değil kaya oturmuştu resmen. “O adamdan da kızından da ve babandan da nefret ediyorum!” dedim ve bora net bir şekilde “bende.” Demişti. Of hayır gözlerimin dolacağını hissetmiştim, şuan olmaz çünkü ağlayacağımı biliyordum. Bahaneyle kaçmam lazım. “Ben yatacağım iyi geceler.” Dedim ve gidiyordum ki Bora kolumdan tutup “Miray…” demişti. Arkama bile bakmadan Boradan kolumu kurtarıp salondan çıkmıştım.

Eşyalarımı koyduğum odaya gitmiştim. Elime bir kaç pijama almıştım ve lavaboda giyinmiştim. Lavabodan çıktım ve saçlarımı toplayıp yatağa yatmıştım. Uykuya dalmaya çalışıyordum ama düşünmekten uyuyamıyordum. Borayı sonra bu korkunç adamı ve evlenme meselesini düşünmekten başım çatlayacak şimdi.

Kapının açılmasıyla bütün düşüncelerim gitmişti. Sakin ve üzgün bir tonda adımı seslenen boraya cevap vermiştim. “Efendim?” Demiştim kafamı kaldırmadan. Kapı kapanmıştı ve bana doğru gelen ayak seslerini duyabiliyordum. Yanıma oturmuştu. “Uyuyacak mısın?” Demişti. Keşke uyuyabilsem. Konuşmadan cevap vermiştim. “Hıhım” bora yanıma yatmıştı ve belinden sarılmıştı. “Küs müyüz?” Demişti. Küs değildik ama dargındım. Aslında borayada dargın değilim bu yaşadığım duruma dargındım. Arkam boraya dönük bir şekilde cevabımı vermiştim. “Yok, hayır değiliz.” Bora beni kendine çevirmişti ve elini belime atarak konuşmuştu. “Bebeğim neden böylesin o zaman? Anlat.” Nedeni bence çok bariz ortadaydı. Bunu anlamamak elde değil. “Neden olabilir Bora? Seni evlendirmek istiyorlar ve bu adamlar mafya. Hadi mafya falan onları boş ver benim aşık olduğum adamı evlendirmek istiyorlar. Daha sonra neyin peşinde olduğunu bilmediğimiz bir psikopat elinde bıçakla camı kırmaya çalıştı. O cam kırılsaydı ne olacaktı düşündün mü? Sırf şu aptal durum yüzünden belki de bize bir şey olacaktı.” Bora saçlarımı okşarken anlımdan öpmüştü. Bana sarılmıştı ve konuşmaya başlamıştı. “Ama olmadı. Hiçbir şey olmayacak merak etme bugünleri de atlatacağız.” Demişti. Ama olmadı ne demek ya? Onlar gelene kadar o cam kırılsaydı belkide bana bir şey olacaktı çünkü o psikopatın amacı duru değil bendim bunu herkes anlayabilirdi zaten. “Bora sen Her zaman yanımda olamazsın. Belkide ben senin için doğru kişi değilim. Bu ilişkinin sonu nasıl biter bilmiyorum ama böyle psikopatça bir son olmasından korkuyorum.” Bu dediklerimden sonra bora geri çekilde ve yüzüne ciddi bir ifade gelmişti. “Ne diyorsun Miray?” Demişti. Miray demesine hiç alışık değilim. “Bilmiyorum. Bora seni çok seviyorum ama bu bize zarar verecek sanırım. Peşimizde birileri var bunu kabul edelim ve bu kişiler iyi niyetli değiller. Sana zarar verdi ve banda verebilir.” Belki boranın benden uzak durması daha iyi gelecek. Asla onunla ayrı durmak istemiyorum, her saniye yanında olsun istiyorum ama bu adamlar bu isteğime fazlasıyla karşılar. Benden ayırmak istiyorlar. Boranın o yeşil gözleri öfkeden kararırken bakışları hiç hoşuma gitmemişti. “Miray saçmalamayı kes. Sonunu ayrılmaya mı getiriyorsun?!” Biraz öyle aslında. Boraya bakmakta çekiniyordum ama belkide son bakışlarımdır? “Sanırım.” Dememle boranın kaşları iyice çatılmıştı. “Hayır öyle bir şey olmayacak. Miray sana aşığım ve bunun böyle bitmesini istemiyorum. O pisliğin kızınıda istemiyorum. Ölürüm ama yinede o kızla aynı masaya oturmam. Seni seviyorum diyorsun ya işte gerçekten seviyorsan, aşıksan benimle bu zorluklarda beraber olursun. İstemiyorsan seni zorlayamam ama şunu bilmeni istiyorum, sana aşığım ve bu asla değişmeyecek.” Bu çocuk cidden bana aşık, bende ona… ama sanki ona kötü geliyormuşum gibi hissediyorum. Gözlerim dolmuştu. Kafamı boranın göğsüne yasladım ve sıkıca sarılmıştım. “Seni seviyorum ama birlikteliğimiz kötü şeylere yol açacak gibi hissediyorum.” Demiştim. Of şuan kendimden nefret ediyorum sanırım. Bora çenesini kafamın üstüne koymuştu ve derince nefes alıp konuşmuştu. “Öyle bir şey olmayacak. Sen benim yanımda olduğun sürece biz hep mutlu olacağız bebeğim.” Dedi ve saçlarımdan öpmüştü. Kafamı kaldırdım ve boraya bakmıştım. Borada bana bakıyordu. İçimden gelen yoğun hisle birlikte elimi boranın yanağına koydum ve onu öpmüştüm. Boranında karşılık vermesiyle içimdeki kelebekler kendini göstermeye başlamıştı.

Geri çekildiğimde bora alt dudağını dişleyerek sırıtıyordu. Sadece Boraya yani yanımda olmasını istediğim adama sarılarak uyumak istiyordum. “Uyuyalım mı?” Bora onaylarcasına kafa salladı ve “uyuyalım güzelim.” Demişti. Kafamı tekrar boranın göğsüne yaslayıp gözlerimi kapatmıştım. Bora kafasını boynuma gömmüştü ve bana sıkıca sarılmıştı sanki hiç bırakmak istemiyormuş gibi… sessizce konuşmuştu. “O kadar güzel kokuyorsun ki kokun başımı döndürüyor bebeğim, o kadar huzur verici ki anlatamam.” Ah sanırım tekrardan aşık olmuştum. Çok güzel konuşuyordu. Aslında kendide farklı değildi. Kokusu o kadar muhteşemdi ki insanı uyuşturuyordu. Uykulu bir tonda konuşmuştum. “Sende farklı değilsin.” Demiştim ve boranın o erkeksi zevkli gülüşünü duymamla yüzüm gülmüştü. “Seviyorum seni.” “Bende seni seviyorum”…

Gözlerimi açtığımda sabah olduğunu fark ettim. Boranın yanımda olmadığını fark etmiştim. Kafamı kaldırdığımda boranın telefonla konuştuğunu görmüştüm. Acaba kiminle konuşuyordu çünkü yüz ifadesi bu konuşmanın onu memnun etmediğini gösteriyordu. Sanki telefonda konuştuğu kişi veya konu onu geriyordu. Telefondaki kişiye sinirle çıkışmıştı. “Bugün bu konu kapanacak!” Dedi ve telefonu kapatmıştı. Merakla sormuştum. “Kimdi o? Ve hangi konu kapanacak?” Bora beni fark etmediği için sesimle beraber arkasını dönüp bana bakmıştı. Sanki bu konuşmayı duymamı beklemiyormuş gibiydi. Elinde tutuğu tişörtü çıplak üstüne geçirmişti ve yanıma oturmuştu. Saçları ıslaktı ve dağınık. Fazlasıyla çekiciydi. Bora sıkıntıyla konuşmuştu. “Bu Ahmet işine bir son vermem lazım. Baya bir yasa dışı işlerini ve açıklarını bulduk. Ahmet’i bunlarla tehdit edeceğiz aksi taktirde bütün işlerini bozacağım ve ciddi bir şekilde düşüş yaşayacak, Her şeyini kaybedebilir.” Çok mantıklıydı cidden. Böylece Ahmet’ten kurtulabiliriz. Ellerimi boranın saçlarına geçirip saçlarını geri ittirmiştim. “Bunu göze alamaz bence.” Dedim ve bora kafasını sallayıp net bir şekilde “Bencede.” Demişti. Boranın saçlarına kendimce şekil vermiştim. “Duştan mı çıktın sen?” Dedim. Bora yanağımdan öptü ve “evet bebeğim duştan çıktım. Ve şuan dışarıda çıkmam lazım. Şu işleri halledeceğiz.” Demişti. Lütfen artık bitsin şu saçma durum. Boraya güveniyorum o halleder, ve bu oyun artık biter. Boraya ve karnına baktım. Acaba yarası nasıl oldu dün konuşmadık. Karnına hafifçe dokundum ve “acıyor mu? Nasıl oldun? Daha iyi misin? Dün bakamadım yarana özür dilerim.” Demiştim. Kendimi suçlu hissetmiştim keşke yarasını temizleseydim. Bora alt dudağını dişlemişti. “Hayır acımıyor. Bebeğim özür dilemene gerek yok.” Dediğinde sadece gözlerinin içine bakmıştım. Acaba yarasına bakabilir miyim? İzin verir miydi? Sormaktan zarar gelmez. “Tişörtünü kaldırır mısın? Karnına bakacağım.” Bora kollarını geriye atarak yatağa koymuştu ve kendine destek sağlamıştı. Yüzüdeki pis sırıtış kalp ritmimi hızlandırırken konuşmuştu. “Aç bak.” Demesi nedensizce beni dahada heyecanlandırdı. Ah Miray saçmalamaya başladın yine. Boranın bacağına vurdum ve sahte bir kızgınlıkta konuştum. “Sırıtma Bora!” Hafif kahkaha attı ve “tamam tamam” demişti. Tişörtünün ucundan tutup biraz kaldırmıştım. Kahretsin karın kasları çok belirgin ve çekiciydi. Of Miray şuan konu o mu? Ama çok hoştu. Off neyse. Yarasını görmüştüm ve nedense içim acımıştı. Yarasının kanadığını gördüğümde kafamı kaldırıp bora bakmıştım. “Aşkım kanıyor! Ne yapacağız? Hastaneye gidelim!” Dikiş atılması lazım yarası hala açık mikrop kapabilir. Bora ellerini yanaklarıma koyup sakin bir şekilde konuşmuştu. “Yavrum sakin ol bir şey yok. Temizleriz geçer.” Demişti. Ne kadar sakin ve soğuk kanlı. “Aşkım saçmalama mikrop kapar.” Dedim ama bora umursamazca itiraz etmeye başlamıştı. İnatçı. “Daha öncede oldu bir şey olmuyor merak etme. Pamuk getirir misin?” Demişti. Hemen yerimden kalktım ve odadan çıkıp ereni aramaya başlamıştım. Odasına baktım yok. Salona baktım ordada yok. En son mutfağa baktım ve burdaydı. Ayı derken dalga geçmiyordum cidden ayı. Eren ağzına durunun kestiği salatalıkları atıyordu ve duruda bağırıyordu. “Aptal çocuk yeme yeme! Kahvaltı için onlar!” Eren duruyu dinlemeden ağzına salatalıkları atarken omuz silkmişti. “Tamam tekrar kesersin o zaman.” Dedi ve kahkaha patlatmıştı. Durunun laf söylemesine izin vermeden ben konuşmuştum. “Eren pamuk var mı?” Dedim ve eren arkasına dönerek salatasını yiyiyordu. Kafa salladı ve “var. Salonda televizyonun ordaki çekmecede.” Dediğinde hemen salona koşturmuştum ve çekmeceyi açmıştım. Burda yok. Altındakine baktım ve bulmuştum. Pamuğun yanında yara bandıda vardı. İkisinide alıp hızlıca boranın yanına gitmiştim. Hemen yanına oturdum ve bir pamuk kopartıp elime almıştım. Kıyafetini sıyırmıştım ve pamukla yarayı temizlemeye başlamıştım.

Yarayı temizlemeyi bitirmeye yaklaşmıştım ki boranın bakışları dikkatimi dağıtıyordu. Kafamı kaldırdım ve boranın gözleriyle buluşmuştum. “Bakma bana öyle.” Dedim ve bora sırıtmaya başlamıştı. Yeter ama bana böyle bakması cidden dikkatimi dağıtıyor. “Alla alla nasıl bakıyormuşum ben ya?” Diyerek yüzüme doğru eğilmişti. “Bora sinir etme beni.” Dememle küçümseyici bir bakış atıp gülmüştü. “Sen sinir olsan ne olur cüce?” Demişti. Cidden sabrımı sınıyor. Ne cüceymiş arkadaş. Hem benden kısalarıda var ve benim boyum iyi. Boranın yarasına biraz baskı yaptım ve boranın acılı inleyişini duymuştum. Daha sonradan gülmeye başlamıştı ve laf atmaya devam etmişti. “Bak sen bizim cüceye sinirde oluyormuş.” Bunu demesi iyice sinir etmişti. Küçüksercesine konuşuyor bildiğin. Son kez yarayı silip yara bandını eline vermiştim ve konuşmuştum. “Al o zaman kendin yap.” Dedim ve yataktan kalkıyordum ki Bora kolumdan tutup “bebeğim valla şaka.” Demişti. Boraya baktım ve bu seferde ben küçümseyici bir bakış attım ve “adam ol.” Dedim. Bora sırıtmaya devam ederek ellerini belime yerleştirip aramızdaki mesafeyi azaltmıştı. “Sende karım ol” dediğinde şok olmuştum. Böyle bir şey yani bunu demesini hiç beklemiyordum. Biraz utanmıştım açıkçası. Bora dalga geçmeye başlamıştı. “Biraz utandınız sanki Miray hanım kızardınızda.” Dediği de ellerimle yanaklarımı kapattım ve gülerek cevap vermiştim. “Yo ne alaka. Birde ileride oluruz belkii” dememle bora kaşlarını kaldırıp bana gülerek bakmaya başlamıştı. “Belki ha?” Dediğinde kafa salladım ve “hıhım belkii” dedim tekrardan. Bora gözlerime çocuk gibi bakarken “neden belki güzelim?” Demişti. Belli ki şu an ağzım ağrıyor. Boranın gözlerinin içine baktım ve ellerimi ensesinde birleştirdim ve konuştum. “İlk olarak ben daha 20 yaşımda değilim ikinci olarak sen beni böyle sinir etmeye devam edersen çok beklersin. Senin yüzünden daha gencecik yaşımda sinir hastası olurum.” Demiştim. Bora gülmeye başlamıştı ve gülmesinin arasında konuşmuştu. “Bebeğim 20’ye kaç ay kaldı?” Dedi ve kahkaha atmaya başlamıştı. Sanırım benimle evlilik düşünüyordu. Şakayı falan geçelim cidden böyle bir durum olsa ne yapardım ki? Aslında borayla çok mutlu yaşardık ama ben daha gençtim, borada gençti ama ömrümü bir erkekle geçireceksem bu kişinin bora olmasını istiyordum. Beni hep mutlu edeceğine inanıyordum. O bir şey diyene kadar ben bunu onunla konuşmak istemiyorum anca ilerideki ilişkimiz hakkında konuşuruz. Of neyse ne. Boraya döndüm ve konuştum. “3 ay var.” Dedim ve bora sırıtarak “tamam.” Demişti. “Birileri evlilik düşünüyor sanırım?” Dedim ve boranın ensesindeki saçlarıyla oynamaya başladım. Bora dişlerini göstererek gülmüştü. “Kötü mü olur?” Dediğinde hiç düşünmeden cevap vermiştim. “Olmaz.” Bora tam öpmek için yaklaşırken biran geri çekilsem ve ayağa kalkmıştım. “Aşkım sen dışarı çıkmayacak mısın?” Dediğimde bora gülmeye başlamıştı. “Bebeğim çok kötüsün.” Dediğinde gülmüştüm. “O üstüne koyu renk bir şey giy karnın kanarsa leke olur. Hadi ben kahvaltıya iniyorum.” Dedim ve bora dalga geçerek “tamam anne.” Demişti. Gülmeye başlamıştım.

Kahvaltıya indiğimde hepsi masaya oturmuştu. Durunun yanına oturdum ve Berk konuşmuştu. “Bora nerde?” Ağzıma ekmek parçası atarak “odada üstünü değiştiriyor.” Dedim.

Bora aşağıya indiğinde üstünü değiştirmişti ve kapıdan “ben çıkıyorum bir kaç işim var.” Demişti. Herkes “tamam” demişti ve bora yanıma gelip yanağımdan öpmüştü ve “görüşürüz.” Diyerek hızlıca gitmişti. Boranın bu haraketiyle gülümsemiştim. Ege laf atmıştı. “Adam seviyor ya.” Dediğinde duru hemen araya girmişti. “Bu kız sevilmez mi ya?!” Dedi ve yanağımdan öpmüştü. Kıkırdamıştım ve “ee herhalde seviyor boşuna aşık değiliz.” Dedim ve eren kıskanç abi rolüne girmişti. “Sus lan aşkmış birde alırım ayağımın altına bak.” Dediğinde duruya döndüm ve “duru sana devrediyorum güzelim.” Dedim ve duru çayından son yudum alarak “hemen aşkım.” Dedi ve ereni cimcikleyip “sus be yine başlamayın çakarım tokatı!” Dediğinde eren susmuştu. Duruyla ve egeyle gülmeye başlamıştık ve Berk’te erene dönüp “karışma lan kıza ben inanıyorum onlar evlenecek.” Dediğinde yutkunmuştum. Ve hepsine bakarak sadece “öyle düşüncemiz var merak etmeyin.” Demiştim ve haince gülmüştüm. Hepsi birden bana dik dik bakmaya başlamışlardı ve duru hemen “miroş dökül.” Demişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

876okunma 27beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.