Abimin arkadaşı kitap kapağı

30. bölüm / 43

Abimin arkadaşı

30

Vaveyla Yazarı: User .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: 30

Eve geldiğimizde duru cıldırmak üzereydi. Anlamsız bir şekilde “neler oluyor?” Demiştim. Duru ellerini saçlarına daldırarak “bıktım şunların oyunlarından ya!” Demişti. Bora berkin yanına oturup “ne oyunu?” Demişti. Berk hemen boraya bakıp heyecanlı bir şekilde konuşmuştu. “Pubg sen oynuyor musun?” Demişti. Hayır olamaz tam adamına sormuştu! Bora hemen “oynamayan mı var?” Demişti. Berk,Ege ve eren birbirine bakmıştı ve Berk hemen boraya bakıp “oğlum çabuk gir bir kişiye ihtiyacımız var!” Diye kudurmuştu. Berk bunu sana ödeteceğim! Berk’e bakıp bağırarak “hayır Berk!” Demiştim. Berk bana karşı el karakteri çekmişti ve “sus lan bücür. Kral ıd ver.” Demişti. Bora söylüyordu ve Berk’te yazıyordu. Birbirini eklemişlerdi of! Boraya baktım ve “Bora hayır oynayamazsın.” Demiştim. Bora anlamsızca bana bakıyordu ve masum bir şekilde “neden?” Demişti. Berklerin yanına gidip sert bir şekilde konuşmuştum. “Çünkü bu pislikler kızlarla konuşuyor.” Demiştim. Bora yalvarır bir tonda konuşmuştu. “Bebeğim valla sadece oynayacağım.” Demişti. Kaşlarımı hayır anlamında kaldırmıştım. “Olmaz.” Bora bileğimden tutup beni yanına çekip koltuğ oturtup kolunu omzuma atmıştı ve beni kendine çekerek yanağımı küçük küçük öpmeye başlamıştı. “Bak cüce sadece oynayacağım tamam mı?” Demişti sahte sert tonda. Biranda geri çekildim ve kaşlarımı kaldırıp boraya bakmaya başlamıştım. Bakışlarım onu hemen kedi gibi yapmıştı ve hızlıca “bebeğim valla oynayabilir miyim diyecektim.” Dediğinde ben hariç herkes gülmeye başlamıştı. Berk bana yastık fırlatıp “lan çocuğu iki dakikada mum gibi yaptın ne yaşattın bu kadar?” Demişti. Ardından erende konuşmuştu. “Lan Miray bak düzeni bozuyorsun alırım ayağının altına.” Demişti. Erene bir bakış attım bacağına serçe vurup “alsana?!” Demiştim. Eren vurduğum yeri eliyle gezdirirken hemen sakince dalga geçmeye başlamıştı. “Bacımın vurduğu yerde gül biter be. Tamam abla kızma.” Demişti. Erene dikdik bakarken egede nazik bir şekilde konuşmuştu. “saygı değer Miray Hazretleri. Huzurunuzda birkaç el Pubg oynayabilir miyiz?” Demişti. Of yeter ama. Miray üsteleme sende sonuçta yanındasın bir şey olursa hemen el atarsın. Boraya baktım ve “kızlarla konuşursan bitersin Bora.” Demiştim. Bora biranda dudağıma küçük bir öpücük kondurup geri çekilmişti. Eren sahte bir öksürükle konuşmuştu. “Öhöm aile var kardeşim.” Dediğinde herkes gülmeye başlamış.

Yerimden kalktım ve duruya bakıp “mutfağa gidelim mi? Kahve yaparız.” Demiştim. Duru hemen yerinden bir hışınla kalkıp “kahve mi? Tabii ki de olur!” Benden önce mutfağa doğru yol almıştı.

Mutfağa geldiğimizde etrafa bakınmaya başladık çünkü kahvenin yerini bilmiyorduk. Dolaplara ve çekmecelere bakmıştık ama cidden kahve yoktu. Duruya döndüm ve “erene sorup geliyorum.” Diyerek salona gitmiştim. Egenin sabırsız ve net sesini duymuştum. “Oğlum Bora kaldırsana kızı!” Ne? Ne kızı? Hemen ardından boranın umursamaz sesiyle karşılaşmıştım. “Olmaz birader. Sevgilim var benim başka kızlarla işim olmaz.” Off ölürüm bu çocuğa! Çok seviyorum ben yokken bile böyle davranıyor. Ege “oğlum oyun sade-“ diyemeden egeye bağırmıştım. “Ege?! Sen Borayı kızlara mı göndermeye çalışıyorsun?!” Ege aniden telefondan başını kaldırıp bana bakmıştı. Beni beklemiyordu. “Kanka yok, hayır, ne alaka yapar mıyım ben öyle şey?” Demişti. Ben göreceğimi görmüştüm daha neyi inkar ediyordu? “Sus Ege konuşma benimle.” Ege tam yine konuşacaktı ki sert ve alınmış bir şekilde bakmıştım. Susmuştu. Boranın elinden telefonu aldım ve “kızlarla konuşuyor musunuz?” Demiştim hepsine bakarak. Bora hemen açıklama yapmıştı. “Yavrum valla ben konuşmuyorum bak sesim bile kapalı aha bu yanımdakiler konuşuyor.” Demişti. Hepsi birden boraya baktığında bora net ve ifadadesiz bir şekilde kendini açıklamıştı. “Oğlum bakmayın hiç öyle ben konuşmuyorum sonuçta.” Demişti. Tam o sırada telefondan ses gelmişti. Bir kız sesi. “Bora hadi kaldırsana öleceğim şimdi.” Hepsine sert bir bakış attım ve boranın telefonundan sesi açarak konuşmaya başlamıştım. “Kızlar merhaba.” Ardından bayık olan ve yardım isteyen kız ve arkadaşı konuşmuştu. “Merhaba canım” “merhabaa” sesleri çok tatlı çıkmıştı ama her sese aldanamayız. “Ben boranın sevgilisiyim o yüzden sizinle konuşmuyor ve yardım etmiyor şimdiden kusura bakmayın.” Demiştim. Hemen ardından bayık olan kız konuşmuştu. “Anladım balım bilmiyorduk sağol. Şey bora değilde sen biliyorsan beni kaldırır mısın?” Demişti. Hemen sesimi değiştirmiştim ve tatlı bir tonda konuşmuştum. “Tabii hayatım kaldırırım.” Dedim ve kızı kaldırmıştım. Kız tatlı bir seste “teşekkür ederim aşkımm” demişti. Karşılık olarak bende “rica ederim canım” dedim ve sesi kapatarak telefonu boraya geri vermiştim. Bora bana dik dik bakıp alıngan bir seste konuşmuştu. “Bana bile hayatım, canım demeyen sevgilim iki dakikalık kızlara neler diyor.” Ellerimi oturan boranın boynuna koydum ve yanağından öperek “aşkım sen iste ben demez miyimm?” Dedim ve bora biranda yana dönüp dudaklarıma kısa bir öpücük kondurup “istiyorum o zamann” demişti. Kıkırdamıştım ve “tamamdır mesaj alındıı” dedim ve berkin telefonundan ses gelmişti. Aynı kızdı. Samimi bir şekilde konuşmuştu. “Bora sevgilinin değerini bil. Çok tatlı bir kız.” Demişti. Ay yerim yaa böyle kişiler cidden kaldı mı? Bora bana bakıp “bilmez miyim?” Demişti. Tekrar boranın yanağından öpüp erene dönmüştüm ve “kanka kahve nerde bulamadık.” Demiştim. Eren telefonla ilgilenirken konuşmuştu. “Kanka buzdolabının üstünde.” Oha orda ne iyi var onun? Erene şaşkın şaşkın bakarken konuşmuştum. “Kanka koyacak başka yer mi yoktu?” Herkes gülmeye başlamıştı ve bende geri durunun yanına gitmiştim.

Durunun yanına geldiğimde duru bana bakarak “nerdeymiş?” Demişti. Gülmeye başlamıştım ama duru doğal olarak anlamamıştı. “Buzdolabının üstünde.” Durunun biran yüzü şaşkınlıkla gülme arasında kalmıştı. Hemen buzdolabının yanına gidip elini yıkarmış atmıştı ve şıkırtı sesleri gelmişti. Elini geri çektiğinde cidden kahve ordayı. Ciddiyetimizi kaybetmiştik ve gülmeye başlamıştık.

Su,kahve ve şekeri makineye koymuştuk ve pişmesini beklemeye başlamıştık. Fincan aramaya başlamıştık ve duru dalga geçer gibi konuşmuştu “eren onlarıda mı dolabın üstüne koymuş acaba?” Dedi ve gülmeye başlamıştı. Olabilir cidden eren yapar mı? Yapar. Gülerek cevap vermiştim. “Erenden beklerim.” Duru çekmecelerin birinde fincanları bulmuştu ve çıkartmıştı.

Kahveleri fincanlara koymuştuk ve masaya geçmiştik. O kadar güzel bir andı ki fotoğraf çekip st atmak istemiştim. Kapalı olan telefonumu açmıştım ve ortamı çekip st atmıştım. Video izlemeye dalmışken durunun sesini duymuştum. “Kızım daha atmadın mı? Kahveler buz gibi oldu.” Ah hayır unutmuşum. “Video izlemeye dalmışım.” Dedim ve duru hafifçe kıkırdayıp “hadi bırak telefonuda kahve içelim.” Demişti. Kafa salladım ve telefonu yanıma koymuştum.

Duruyla Emre hakkında konuluyorduk. Ve Emreye aşıktı bunu çok açık belli ediyordu. Acaba emreninde ona aşık olduğunu hafiften çıtlatsam mı? Bence olabilir. “Ya sen onu bunu bırak bak sana ne diyeceğim.” Duru meraklı bir tonda “ne diyeceksin???” Demişti. Kendimden emin ve egolu bir tavırda “Emre beni seviyor mu acaba diye düşünmene gerek yok.” Demiştim. Duru anlamamış bir ifadeyle suratıma boş bir ifadeyle bakarken ağzından “neden?” Kelimesi çıkmıştı. Sırıtmaya başladım ve konuşmuştum. “Çünkü emrede senden hoşlanıyor.” Durunun gözleri büyümüştü ve tam konuşacaktı ki konuşmasına izin vermeden ben konuşmuştum. “Bana sakın nerden biliyorsun diye sorma çünkü Emreyi ifşalamayacağım. Ama sen benim kardeşim gibi olduğun için bunu sana söylüyorum. Asla ve asla benden duymadın.” Dedim ve duru onaylarcasına kafa sallamıştı ve şaşkın bir şekilde “oha.” Demişti. Sanırım şok olmuştu. Duru “hiç beklemiyordum.” Dedi ve kahvesinden bir yudum alırken arkama bakarak dona kalmıştı. Göz bebekleri korkuyla küçülürken gözlerindeki o ifade çok korkunçu elinden kahve fincanı düştü ve “EREN! MİRAY ÇABUK BURAYA GEL!” Demişti. Neler oluyor? Neden böyle davranıyor? Neden arkama bakıyordu? Arkama döndüğünde bahçeye açılan kapıdaki o korkunç yüzünde yara izleri olan ve elinde bıçak olan bir adam vardı! Kulaklar açıtası yüksek sesle bir çığlık basmıştım. “BORA!” Hemen yerimden kalktım ve durunun yanına koşturmuştum. Camdaki pislik bıçakla cama vurup kırmaya çalışmıştı ki tekrar çığlık atmıştım. “YARDIM EDİN! BORA!” Duru korkudan dona çalmıştı ve yere düşmüştü. Ah hayır bayılmıştı. Bu korkunç adamla beni yalnız bırakmıştı. Duruyu kolundan çekiştirmeye başlamıştım. Hemen içeri bora girmişti ve korkuyla “Miray! Ne oldu?!” Arkasından eren,Berk ve Ege girmişti. Camı gösterdim ve “bıcaklı biri var!” Dememle hepsi cama dönmüştü. Ah hayır adam kaçmaya başlamıştı. Berk hemen cama yani bahçe kapısına koşturup açmıştı ve o pisliğe bağırmaya bailamıştı. “KAÇMA LAN OROSPU ÇOCUĞU!” Demişti ve arkasından koşturmaya başlamıştı. Bora aceleyle bağırmıştı. “Ege kızlarla kal. Eren koş!” Borayla eren berkin arkasından koştururken bende az önce ne yaşadığımı anlamaya çalışıyordum. O korkunç yüzlü bıçaklı adam kimdi? Neden camı kırmaya çalıştı? Camı kırsaydı ne yapacaktı? Veya bize ne yapacaktı? En korkunç noktasıda oydu zaten bunları düşünmek dahada tüylerimi diken diken yapmıştı. Egenin sesiyle kendime gelmiştim. “Miray diyorum!” Egeye dönüp anlamsızca “ha? Ney?” Demiştim. Ardından yanımdaki duruyu fark edip hemen ona yönelmiştim. Durunun yanağına hafif hafif vurarak ayıltmaya çalışmıştım. “Duru…duru…duru kendine gel.” …

Uzun uğraş sonucunda duru ayılmıştı ve Ege hemen kalkıp su getirmişti ve duruya içirmişti. Duru iyice kendine geldiğinde konuşmuştu. “O kimdi?” Ah güzelim bizde bilsek keşke. Ege ciddi bir tonda konuştu. “Bilmiyoruz ama öğreneceğiz.” Burda durdukça daralıyordum. Sakince konuşmuştum. “Lütfen salona geçelim.” Dedim. Ege durunun kolundan ve belinden tutarak kaldırmıştı ve salona getirmişti. Koltuklarına birine oturmuştuk. Dizlerimi kendime çekerek olanları düşünmüştüm. O arkamdaki korkunç adamı. Bir saniye Bora,Berk ve eren daha gelmemişti. Başlarına bir şey mi geldi? Hayır olamaz! Aya kalktım ve “ben Boralara bakmaya gidicem.” Dedim ve tam hızlıca gidiyorken Ege bileğimi tutup “kızım salaklaşma otur şuraya!” Demişti. Egeye anlamsızca bakmıştım. Nasıl böyle durabiliyordu? “Ege saçmalama! Biri sevgilim ötekilerde kardeşim dediğim kişiler. Ben nasıl sakin olabilirim adamı görmedin mi?!” Ege ciddi bir ifadeyle bana bakarken ayağa kalktı ve beni koltuğa oturtup yanıma oturmuştu. “Miray bak o adamın amacı ney bilmiyorum ama belliki burdakilerden bir şey istiyor. Ve sen tek başına hiçbir yere gidemezsin. Sizi bana emanet ettiler. Şuan en az bende senin kadar gitmek istiyorum ama siz varsınız.” Egeye azda olsa hak vermiştim. Onun açısından bakınca oda haklıydı çünkü. Elimi anlıma götürüp saçlarımı geriye ittirdim ve ağrıyan başımla birlikte cidden kötü bir durumdaydım. “Delireceğim. Ne istedi bizden?! Camı bıçağıyla kırmaya çalıştı! Camın hali ortada çatlayacaktı resmen. Ya kırsaydı içeri girseydi o zaman bize ne olacaktı?!” Ege ellerini başıma koyup beni kendine çekti ve başımı göğsüne yaslamıştı. Daha sonra duruya baktı ve “sende gel buraya.” Demişti. Duru egenin öteki tarafına oturmuştu. Ege ikimizinde kendine yaslayıp sarılmıştı. “Geçti artık endişelenmeyin.” Demişti. Elimizde olsa keşke…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

889okunma 26beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.