Abimin arkadaşı kitap kapağı

28. bölüm / 43

Abimin arkadaşı

28

Vaveyla Yazarı: User .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: 28

“Bora?” Şuan karşımda ciddi ciddi bora duruyordu ve rüyada değildim. Duru hemen. “Ben sizi yalnız bırakayım.” Dedi ve gitmişti. Bora belimden tutup kendine çekti ve sıkıca sarılıp kafasını boynuma gömmüştü. Derince nefes almıştı. Boradan hemen uzaklaştım ve “bora yapma. Bana bu kadar soğuk davranırken şimdi hiç bir şey olmamış gibi bana sarılıp ümit verme.” Dedim. Gözlerim dolmuştu ve sesim titremişti. Bora yüzümü avuçlarının arasına aldı ve “ağladın mı sen?” Demişti. Elini ittirirdim ve. “Hayır.” Demiştim. Boradan ne kadar uzak durmaya çalışsamda bir yanım kollarına atlamak istiyordu. Bora yorgun gözlerle bana bakıyordu ve. “Bebeğim yapma böyle sana anlatamadığım şeyler var. Cidden böyle davranmak zorundayım.” Boraya hayal kırıklığıyla baktım ve “bora ben sana aşığım farkında mısın? Ve aşık olduğum adamın bana böyle davranması cidden fazla koyuyor.” Demiştim. Bora üzgün gözlerle gözlerimin içine bakıyordu. O yeşil gözleri hem üzgün hemde yorgun bakıyordu. Biranda belime sakınca sarılıp kafasını boynuma gömmüştü ve “kolunu bile özledim.” Demişti. Hayır hayır Miray sakın. Ellerim boraya doğru gidiyordu, çok zor tutuyorum ama bedenim bile onun birkaç gündür olmayan yokluğuna hasret. Bora boyumdan öpüp. “Her şey için özür dilerim ama hepsi senin iyiliğin için. Seni sevdiğimi unutma tamam mı?” Demişti. Neden böyle konuşuyordu? Ne demeye çalışıyordu. Ellerimle Boradan uzaklaştım ve “ne demek istiyorsun? Lütfen açık konuş.” Demiştim. Bora etrafa bakındı ve “içeride konuşalım mı?” Demişti. Sonunda! Sonunda anlatacaktı. Kafa salladım ve Borayı içeri almıştım. Salona geçtiğimizde boraya döndüm ve “anlat artık, neden böyle davranıyorsun?” Demiştim. Bora sinir olmuştu ve kendini kontrol etmek istercesine derince nefes almıştı. “Miray’ım sana böyle davranmamın sebebi babam.” Dediğinde anlamamıştım. Boranın babası ne alaka? Anlamsızca boraya bakıp “neden?” Demiştim. Bora anlatmaya devam etmişti. “Babam olacak o adi herif annemle bizi küçükken terk etmişti. O zamandan beri hiç görmemiştim. Ve şuan öğrendiğime göre mafyalara bulaşmış ve mafyalar beni öğrenmiş. Bir oğlu olduğunu.” Dediğinde anlamamıştım. Ne yani Borayı mafya mı yapacaklar? Hayır izin vermem buna. O pis işlere giremez. Bora tekrardan devam etmişti. “Babama demişler ki oğlunla kızımı evlendirmezsek seni öldürürüm.” Demişti. Duruyla aynı anda “ne!” Diye bağırmıştık. Şaka mı yapıyordu? Boraya döndüm ve. “Bora böyle şeyin şakası olmaz biliyorsun değil mi?!” Dedim ve bora gözlerimin içine bakarak “keşke şaka olsa. Adamlar hem benim hem senin peşinde. Telefonlarımızın içine bile girmiş olabilirler.” Demişti. Ne? Kim peşimizde neden? Telefonlarımızın içinde bile olabilir derken? “Bora ne diyorsun sen?! Kim peşimizde?! Neden telefonlarımızın içindeler?!” Bora elini yanağıma koyup “sakin ol.” Demişti. Hayır nasıl sakin olmamı bekliyordu? Bora tekrardan anlatmaya devam etmişti. “Adam bana takmış. Bana ulaştı ve kızımla evleneceksin diyor yoksa babanı öldürürüm dedi. Umrumda olmadığını ve ciddi bir ilişkim olduğunu söyledim ama sana zarar vermekle tehdit etti.” Dediğinde çok korkmuştum. Gözlerim dolmuştu. Şimdi boranın neden böyle davrandığını anlamıştım. Telefonlar izleniyor olabilir ve oda o yüzden bana soğuk yapıyordu. Emin olmak için boraya sormuştum. “O yüzden mi bana öyle davrandın?” Demiştim ve kolunu omzuma atıp beni kendine çekip göğsüne yaslamıştı. “Evet bebeğim.” Demişti. Boraya evlenmek zorunda kalırsa? Hayır hayır aşık olduğum adamın evlenmesine katlanamazdım. Onu çok seviyordum. Gözümden yaş gelince dayanamadım ve ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya başlamıştım. Bora bana sıkıca sarıldı ve elleriyle ellerimi çekip göz yaşlarımı silmişti. “Bebeğim lütfen ağlama.” Demişti. Zorlukla konuşmuştum. “Şimdi sen evlenecek misin? Herşey buraya kadar mıydı?” Dedim ve bora anlımdan öpüp “yavrum hayır ne evlenmesi? Seni asla bırakmam. Tek evleneceğim kadın sen olacaksın.” Dediğinde çok hoşuma gitmişti ve gülümsemiştim. Çok seviyorum bu çocuğu. Bir an gülümsemem solmuştu ve “Şimdi ne yapacağız Bora? Ayrı mı duracağız?” Demiştim. Bora saçlarımdan öptü ve “hayır tabii ki de sadece telefondan konuşmayacağız ama ben seni hep görmeye geleceğim. Bir sakın tek başına hatta dışarı çıkma. Onların açık noktasını buldum. Ama bir kaç kanıt lazım onlarıda halledersek kurtuluyoruz.” İçimde bir ışık yanmıştı. O kararan içimde bir ışık yanmıştı ve bunu yakan kişi Boraydı. Boraya sarıldım ve “umarım erkenden bulursunuz.” Dedim ve boraya bakmıştım. O yorgun gözleri gözlerimle buluşmuştu. Meraklı bir şekilde “yorgun gözüküyorsun? Uyumadın mı?” Demiştim. Bora kafa salladı ve “bir kaç gündür uykusuzum. Açıklarını bulmaya çalışıyorduk.” Dediğinde elini tutmuştum ve “odama geç yat.” Demiştim. Bora sırıtarak “sende geleceksen olur.” Demişti. Zevkle gelirdim ama duru vardı. Duruya baktım ve duru anlamış olacaktı ki “gidin yatın uyuyun. Egeler gelir zaten şimdi.” Demişti. Gözlerimin içi parladı resmen. Duruyu teşekkür edip borayla odaya çıkmıştık. Bora kendini yatağa bırakıp “çok uykusuzum.” Demişti. Boranın yanına geçip yatmıştım ve “uyuyalım o zaman.” Dedim. Bora belimden sarıldı ve kafasını boynuma gömüp yatmıştı. Bende bir elimi boranın saçlarına diğer elimide boranın kolunun üstüne koyup yatmıştım.

Gözlerimi açtığımda bora yanımda hala uyuyordu. O kadar yakışıklıydı ki kaşı,gözü,kirpıkleri,dudakları herşeyi eşsizdi. Saçlarıyla oynamaya başlamıştım o kadar yumuşaktı ki. Saçlarından öptüm sonra yanağından öptüm ve en son olarak dudaklarına küçük bir öpücük kondurup yanağını okşamıştım ve yataktan kalkmıştım.
Bora yatsın uyusun zaten uykusuzmuş kalsın burda.

Aşağıya indiğimde sesler geliyordu ve salonda bizimkileri görmüştüm. Berk beni görünce. “Ooo uykuculardan biri uyanmış.” Dediğinde hepsi bana bakıp gülmeye başlamıştı. Onlara güldüm ve gözlerimi ovuşturup durunun yanına geçmiştim. Eren bana baktı ve kolumu ittirip “manitan nerde? Gitti mi?” Dediğinde bende erenin yaptığı gibi kolunu ittirip “hayır canım yukarıda yatıyor manitam.” Dediğimde eren manalı bir şekilde “gördük zaten canım.” Demişti duruya bakıp “neyi gördü bu?” Dediğimde gülmemek için kendini tutarak “kanka tutamadım valla sizin uyuduğunuzu duyunca hepsi odayı bastı.” Dediğinde şok olmuştum, aslında bunlardan herşeyi beklerim. Erene vurup “pis sapık!” Demiştim. Eren yüzünü buruşturup bana “hııı. Biz mi pis sapığız? Yatakta olan sizsiniz.” Dediğinde utanmıştım. Erene ters ters baktım ve “zihniyete bak sapıklığın burdan belli oluyor. Sevgilin yok diye kıskanıyorsun.” Dedim ve herkes kahkahayı patlatmıştı. Ege gülmeyi bırakıp bana dönmüştü ve “kanka duru olayları anlattı. Şimdi ne yapacağız?” Dediğinde hiç bir fikrim yoktu. Kafa salladım ve omuz silkip. “Bilmiyorum kanka.” Demiştim. Eren ciddi bir hal alıp bize bakınmaya başlamıştı ve “ee oğlum bende kalın. Biliyorsunuz fazla odalarım var sizin için. Hem kimsede bilmiyor evin nerde olduğunu.” Dediğinde çok mantıklı gelmişti. Eren tek yaşıyordu ailesiyle geçinemediği için, hep kavga ediyorlardı böylesi iki taraf içinde iyi olmuştu. Erenin evinde fazla odalarda vardı o yüzden kabul etmiştim. “Olur ben kalırım.” Dediğimde eren daha uzatmadan “miray kalıyorsa sizde kalıyorsunuz. Yalnız bırakmak yok.” Dediğinde hepsi onaylarcasına kafa sallayıp “kalırız tabii ki de.” Demişti. İyi ki böyle bir dostlara sahibim. Herhalde dünyanın en şanslı arkadaşıyım. Eren bana seslenerek konuşmuştu. “Miray istiyorsan borada kalsın. Oda seninle aynı durumda zaten, hem seni yalnız bırakmamış olur.” Demişti. Eren cidden çok iyidi ne kadar uğraşıp kızdırsada çok iyidir. Kafa salladım ve “olabilir ama bora muhtemelen kabul etmez.” Demiştim. Berki’n sesiyle ona dönmüştük. “Ee biz erkek erkeğe konuşuruz değil mi?” Dediğinde erenle ege ciddi bir şekilde “evet konuşuruz.” Demişti. Muhtaç bir şekilde teşekkür etmiştim.

Konuş planlaştırmıştık. Bu olaylar bitene kadar erende kalacaktık. Kesinlikle erenin çşine geliyordu çünkü onun evinde kalmamızdan mutlu oluyordu. Yarın onun evine geçecektik. Duru annesiyle konuşacaktı. Zaten izin verir bizlere çok güveniyordu ve durudan falan hiç ayırmazdı bizi o yüzden izin verir. Sabah eren,Ege ve Berk borayla konuşacaktı. Saat geç olmaya başladığında durunun uykusu gelmişti o yüzden yatmamız lazımdı. Duru yine misafir odasında yatacaktı. Eren,Ege ve Berk salonda yatacaktı. Bende odamda yatacaktım. Yukarı çıktım ve Eren,Ege ve berke çarşaf yastık verip aşağıya göndermiştim. Kendi odama geçip kapıyı kapatmıştım ve boranın yanına gitmiştim. Hala uyuyordu koca bebek. Yanına uzandığında bora gözlerini açıp uyku sersemi bana baktı ve “ne oluyor?” Demişti. Gülümsedim ve “bir şey yok aşkım uyu sen.” Dediğimde bora gözlerini kapatmıştı ve uykusuna devam ederken belimden tuttum kendine çekerek sıkıca sarılmıştı. Boraya doğru döndüm ve kafamı göğsüne yaslayarak uyumuştum. Tabii o an ki huzurla hızlıca uykuya dalmıştım. Sanki hiç bırakmak, gitmek istemezcesine.

Sabah gözlerimi açmıştım ve yanımda uzanan ve bana gülerek bakan Borayı görmüştüm. Saçlarımdan öpmüştü “günaydın bebeğim.” Dediğinde yüzüme bir gülümseme yerleşmişti. Kafamı boranın göğsüne koydum ve elimi karnına koyup gözlerimi kapatmıştım ve “günaydın aşkım.” Demiştim. Şuan sadece boranın yanına olmak istiyordum. Dudaklarımın boranın dudaklarıyla buluşmasıyla gözlerimi açmıştım. Cidden işini biliyordu. Bora geri çekildiğinde dudağını ısırmıştı. “Ayıldınız mı hanımefendi?” Demişti. Kesinlikle evet. Hatta fazlasıyla bile ayılmış olabilirim. Kafamı salladım ve “hıhı” demiştim. Bora beni taklit edip boynumdan öpmüştü. İçimin kıpır kıpır olmasına yetmişti. Yataktan doğruldum ve “aşağıda Eren,Berk ve Ege var haberin olsun.” Dediğimde bora kafa sallamıştı ve normal bir şekilde “tamam.” Demişti. Sanırım oda artık alışmıştı. Zaten istediğimde bu değil miydi? Evet. Yataktan kalktım ve lavaboya gidip elimi yüzümü yıkayıp lavabodan çıkmıştım. Benden sonra Bora girmişti ve oda çıkmıştı. Aşağıya indiğimizde bizimkiler salonda kış uykularına devam ediyorlardı. Borayla göz göze gelip gülmüştük ve boraya bekle diye işaret yapıp erenin yanıne gitmiştim. Kulağına yaklaşıp çığlık atmıştım. “EREENN!” Dedim ve eren yerinden sıçrayıp “NE OLUYOR AMINA KOYİM?!” Dediğinde bora kahkaha atmaya başlamıştı ve bende gülüp erenin ayağından çekerek koltuktan indirmeye çalışmıştım. Yarısına kadar getirmiştim ve eren biran ayağa kalkmıştı. “Oğlum şimdi elimde kalıcaksın!” Diyerek beni kovalamaya başlamıştı. Hemen boranın arkasına geçip “çok beklersin!” Dedim ve dil çıkartmıştım. Eren yanıma gelirken hemen kaçmıştım ve berkin yattığı koltuğunun arkasına geçmiştim. Eren gelirken berkin kafasının altından yastığını çekip erene atmıştım ve Berk kafasını kaldırıp “ne oluyor lan?!” Demişti. Erenden kaçmadan önce berkin ensesine şaplak atıp “kalk da ense traşını göreyim aslan parçası.” Dedim ve eren tam yanına gelecekken kaçmıştım. Eren koltuktan atlayıp yanıma gelmişti ve kollarımdan tutup bana çelme takarak beni yere atmıştı. Pislik ya! Ayı işte koltuktan nasıl atladı bu? Ama ben onlardan her şeyi beklerim. Eren ayağımdan tutup beni sürüklemeye başladığında “ne oldu lan gerizekalı kaçabileceğini mi sandın?” Dediğinde erene tekme atıp yerden hemen kalkıp boranın yanına gidip boranın koluna girmiştim ve “evet.” Demiştim. Eren tam laf atıcakken Berk erene seslenmişti. “Eren.” Hepimiz Berk’e bakmıştık ve erene kaş göz yaparak Egeyi göstermişti. Ben anlamıştım. Bu egeyi uyandırma seansı. Eren onaylarcasına kafa sallamıştı ve bende onlara talimat verircesine “1…2…3!” Demiştim ve erenle Berk egenin üstüne atlayıp ayı gibi bağırmaya başlamışlardı. Ege neye uğradığına şaşırmıştı ve bağırmaya başlamıştı. “Kafanızı sikip sizin! Kalkın lan! Orospu çocukları!” Dediğinde herkes kahkahalara boğulmuştu. Bora erene bakıp ayağını göstermişti ve eren hemen haince gülüp Berk’e boranın işaret ettiğini etmişti. Berk kafa salladı ve egenin ayağını tutmuştu ve erende gıdıklamaya başlamıştı. Berk tuttuğu için Ege kaçamamıştı ve isyan ederek ayağa zarzor kalkmıştı ve ikisininde kafasına vurup “kafa tasınızı si-“ derken içeri duru girmişti ve sinirli bir şekilde bağırınmaya başlamıştı. “Pis ayılar ne bağırıyorsunuz? Uyuyoruz değil mi burda?!” Demişti ve gözlerini ovuşturup “aptallar ya!” Dediğinde Berk eline yastık alıp durunun kafasına indirmişti ve “çok konuşma çakma prenses.” Demişti. Duru sinirli bir şekilde Berk’e yastığı geri fırlatıp tırnağına bakmıştı ve “aptal! Tırnağım kırılıyordu!” Dediğinde gülmeye başlamıştım ve eren ellerini sallayarak duruyu taklit etmişti. “Aptal! Toynağım koroloyordo! AHAHAHA” diyerek kahkaha patlatmıştı. Duru kalkıp ereni cimcikleyip kafasına vurmuştu ve “salağa bak! Git simit falan al açım zaten!” Demişti ve eren yalancı bir korkmayla “ay duru abla hemen gidiyorum.” Dediğinde duru esnemişti ve “aferin.” Demişti.

Erkekleri zarzor simit almaya göndermiştik ve bizde masayı hazırlamaya başlamıştık.

Çok bir şey koymak istememiştik. Salata,zeytin,peynir ve portakal suyu koymuştuk çünkü çay yapmaya üşenmiştik. Masaya oturmuş bizimkileri bekliyorduk ki kapı çalmıştı. Yerinden kalktım ve kapıya gitmiştim. Kapıyı açtığımda eren bıkkın ve yalandan bir sinirle söylenmeye başlamıştı. “Off miroş ne kadar zor ikna ettik şu sevgilini. Valla tamda birbirinizi bulmuşsunuz.” Dediğinde kıkırdamıştım. Erene bakıp sadece “kader.” Demiştim. Bora yanıma gelip bir eliyle belimden çekmişti ve yanağımdan öpmüştü. Boraya gülümsedim ve “geliyorsun değil mi?” Demiştim. Bora kafa salladı ve sıcacık bakışlarıyla “geliyorum güzelim.” Demişti. Boraya gülümsedim ve neşeli tonumla “süper. Hadi o zaman kahvaltıya.” Demiştim. Tam gidicekken arkamdaki sesle geri dönmüştüm. Sanki bir şey yere düşmüştü. Baktığımda Berk yerde ve berkin ayağı egenin elindeydi. Berk sinirle “Ege elinin ayarını si-“ derken Ege bağırmaya başlamıştı. “Bak bu ayakkabıyı sana yediririm Berk!” Demişti ve son kez tüm gücüyle çekmişti ama çıkartamamıştı. Bora egeye döndü ve “kardeşim ver bana.” Demişti ve Ege berkin ayağını boraya vermişti. Sanki oyuncak. Bora sert bir şekilde çekmişti ve ayakkabı boranın elinde kalmıştı. Ege boranın omzuna vurup “aslan amk” demişti. Gülmüştük ama Berk yerde kıvranıyordu. Egeyle bora elini uzatıp berki kaldırmıştı ve Berk topallıya topallıya mutfağa girmişti. Eren Berk’e dalga geçercesine bakıp “çıkarttın mı lan?” Dediğinde Berk Borayı işaret edip “bora çıkarttı oğlum.” Dediğinde herkes gülmeye başlamıştı. Erene baktığımda simiti yarılamıştı, pis ayı. Erenin koluna vurup “bekleseydin ölür müydün?” Demiştim. Eren umursamaz bie şekilde “beklemekten değilde açlıktan ölebilirdim.” Dediğinde masaya oturmuştuk. Kahvaltımızı etmeye başlamıştık. Berk borayla bize bakarak “ee şimdi nasıl yapacağız? Siz kaçta gelirsiniz?” Demişti. Bana fark etmez ama muhtemelen duruyla birlikte gideriz. Bora bana baktı ve “ben akşama gelirim. İşim var.” Demişti. Ne vardı ki? Merak etmiştim. Boraya dik dik baktım ve “ne işin var?” Demiştim. Bora net bir şekilde “telefonu ve hattı değiştireceğim.” Demişti. Ne alaka? Neden böyle bir şey yapacaktı ki? Kaşlarımı çattım ve “neden?” Demiştim. Bora rahat bir şekilde bana bakmıştı ve “telefondan konumumuzu bulurlar güzelim.” Demişti. Doğru, ben onu unutmuşum. Hat işide ulaşamasınlar diye herhalde. Boraya bakıp tatlı bir şekilde “Tamamm” demiştim. Bora yanağımdan öpmüştü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

959okunma 24beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.