29. bölüm / 43
Abimin arkadaşı29
Bölümler 43Şu an: 29
- 1 11.024 kelime
- 2 2921 kelime
- 3 3974 kelime
- 4 41.348 kelime
- 5 51.858 kelime
- 6 62.177 kelime
- 7 71.482 kelime
- 8 81.367 kelime
- 9 92.654 kelime
- 10 102.416 kelime
- 11 111.967 kelime
- 12 122.531 kelime
- 13 132.306 kelime
- 14 141.506 kelime
- 15 152.199 kelime
- 16 162.059 kelime
- 17 171.717 kelime
- 18 182.116 kelime
- 19 192.455 kelime
- 20 202.377 kelime
- 21 212.273 kelime
- 22 222.110 kelime
- 23 232.093 kelime
- 24 242.024 kelime
- 25 251.127 kelime
- 26 262.262 kelime
- 27 271.782 kelime
- 28 282.086 kelime
- 29 292.092 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 301.552 kelime
- 31 312.051 kelime
- 32 321.964 kelime
- 33 331.601 kelime
- 34 341.739 kelime
- 35 351.850 kelime
- 36 361.737 kelime
- 37 371.368 kelime
- 38 381.144 kelime
- 39 391.075 kelime
- 40 401.090 kelime
- 41 41962 kelime
- 42 42958 kelime
- 43 öneriii26 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kahvaltı bittikten sonra erkekler salona geçmişti ve bizde masayı toplamaya başlamıştık. Her zamanki gibi duru yiyecekleri dolaba koyarken bende makineyi yerleştiriyordum. Duru dolabı yerleştirirken düşünceli bir şekilde “kanka artık ne yapacaksınız? Boranın başına böyle bir bela var.” Demişti. Hiç bilmiyorum aslında, bende düşünüyorum ama aklıma bir şey gelmiyor. “Bilmiyorum ki valla, umarım hemen geçer şu durum.” Demiştim. Duru içten ve samimi bir şekilde “umarım. Borayla düzgünce konuştunuz mu bu durumu peki?” Demişti. Aslında ne yapacağımızı hiç konuşmamıştık. Salgın bir şekilde konuşmaya başlamıştım. “Ne yapacağımızı konuşmadık aslında. Akşama konuşuruz muhtemelen. İçim çok sıkkın zaten.” Dediğimde duru arkası dönük bir şekilde masayı silerek “neden güzelim?” Demişti. Neden olabilir ki? Bu durumdan dolayı. “Boraya bir şey olur diye çok korkuyorum. Sonuçta bu adamlar mafya herşeyi beklerim. Birde o evlenme meselesi, içim içimi yiyor. O kız karşıma çıksın zaten elimden çekeceği var! Sen kimsinde benim sevgilimle evlenmeye kalkarsın ya! Hayatta vermem ben sevgilimi, daha çok beklersin!” Dememle duru kıkırdamaya başlamıştı ve söylenerek arkamı dönmüştüm. “Ne gülüyorsun ya?!” Dememle arkamda kapıya yaslanmış sırıtarak bana bakan Borayı görmüştüm. Küçük bir yutkunuştan sonra duruya bakmıştım ve neden güldüğünü şimdi anlamıştım. Kahretsin her şeyi duymuştu. Boraya sahte bir şaşkınlıkla konuşmuştum. “Aaa aşkım ne yapıyorsun burda? Ve ne zamandan beri burdasın?” Dediğimde bora duvara yaslı olan sırtını duvardan ayırmıştı ve üstüme gelerek. “Bir takım kıskançlıkları duyduğumdan beri.” Demişti. Hemen ellerimi yıkadım ve duruya dönüp yardım et bakışı atmıştım. Çünkü bu konuşmayı duymaması gerekiyordu. “Duru bizim seninle işimiz vardı değil mi?” Dediğimde bora gözlerini gözlerime dikmiş bana bakıyordu. Duru kafa sallamıştı ve “yok canım ya hiç hatırlamıyorum bir işimizin olduğunu. Ay ben emreyle konuşacaktım.” Dedi ve bana pis sırıtışını atarak mutfaktan çıkmıştı. Ben bunun acısını çıkartırım ama. Bora önümde dikilmeye devam ederken gözlerinin içine baktım ve meraklı bir şekilde sormuştum. “Neden öyle bakıyorsun?” Bora ellerini tezgaha koyup beni sıkıştırmıştı ve “anlat bakalım şu içini sıkan şeyi.” Demişti. Olamaz herşeyi dinlemiş pislik! Anlamamazlıktan gelerek “bir şey sıkmıyor ki.” Demiştim. Bora inanmaz gözlerle bakmaya başlamıştı ve düşünür gibi yapıp konuşmuştu. “Hmm o zaman hangi kız karşına çıkarsa elinden çekeceği var bebeğim?” Demişti. Off pis yerden sormuştu. Pes ederek boraya göz devirmiştim. “Çok ukalasın biliyorsun değil mi?” Dememle bora dudaklarıma küçük bir öpücük kondurup. “Senin ukalan.” Demişti. “Evet benim ukalam.” Kıkırdamıştım ve boraya masum masum bakıp “içeri geçelim hadi.” Demiştim ve tam Boradan kurtulacaktım ki Bora belimden tutup gitmemi önlemişti. İki elimde belimde buluşturup kafasını biraz bana eğmişti ve. “Bu aptal evlilik saçmalığı asla olmamak biliyorsun değil mi?” Dediğinde zarzor yutkunmuştum ve boraya sadece bakmıştım. Ya zarar vererek evlendirmeye kalkarlarsa? Ah Miray kötü düşünme. Bora elini yanağıma yerleştirip nazikçe okşamıştı ve “bebeğim sakın bana böyle bir şey düşünüyorum deme?” Demişti. Ne yazık ki azda olsa düşünüyorum. Endişeli bir şekilde boraya cevap vermiştim. “Ya sana zarar vermeye kalkarlarsa? Sende zorla evlenirsen?” Demiştim ama Bora gözlerimin içine öyle bi bakıyordu ki sanki öyle bir şeyin asla olmayacağına garanti verircesine. Bora biranda beni kendine çekmişti ve sıkıca bana sarılmıştı. Ellerimi boranın boynuna götürdüm ve bende ona karşılık vermiştim. Bora net bir şekilde konuşmuştu. “Asla öyle bir şey olmayacak. Evleneceğim kadının senden başka biri olmasını istemiyorum. Ve bana kolay kolay zarar veremezler.” Diyerek boynumdan öpmüştü. Boraya inanmaktan başka çarem yoktu. Bora geri çekilim ellerini yanaklarıma koyarak konuşmuştu. “Şimdi dışarı gidiyorum işlerim var halledip erenlerin evinde buluşacağız. Telefonunu kapalı tut gerekmediği taktirde kullanma tamam mı?” Dediğinde kafa salladım ve içten bir gülümsemeyle “tamam.” Demiştim. Bora anlımdan öpmüştü ve tekrar bana sarılmıştı. Boraya karşılık vermiştim ve. “Seni seviyorum.” Demiştim. Bunu demem boranın hoşuna gitmiş olacaktı ki sesinden anlaşılıyordu. Saçlarımdan öpmüştü ve “bende seni seviyorum güzelim.” Demişti. Bora geri çekilip “gitmem gerekiyor birtanem sizde gecikmeden erenlere geçin.” Demişti kafa salladım ve “tamam aşkım.” Demiştim.
Borayı geçirdikten sonra geri salona geçmiştim ve eren bana bakıp “sonunda gelin. Ne zaman geçicem eve?” Demişti. Ben nerden bileyim. “Bilmiyorum siz kararlaştırın.” Demiştim ve eren düşünceli bir şekilde. “Hazırlanın geçelim o zaman.” Demişti. Kafa salladım ve duruya dönüp “gel aşkım hazırlanalım.” Demiştim ve duru yerinden kalkıp “tamam geliyorum.” Diyerek beni takip etmişti.
Odaya gelmiştik ve duru bana bakıp elini başına götürüp “ah ben neden buraya geldim? Gideyimde eşyalarımı hazırlayayım.” Dediğinde gülmüştüm. Şapşal bu kız ama bu tatlı telaşları çok komik ve eğlenceli. Kafamı sallayıp “tamam balım bende hazırlanayım.” Demiştim ve duru gitmişti.
Küçük bir bavul aldım ve içini açmıştım. Bir kaç tişört,crop,şort ve eşofman koymuştum. Makyaj malzemelerimi ve kişisel ihtiyaçlarımı koyup bavulumu kapatmıştım. Üstümü değiştirmiştim ve rahat bol şeyler giyip bavulumu aşağıya indirmiştim.
Salonda girdiğimde duru çoktan hazırdı ve oturmuş elindeki telefonla ilgileniyordu. Ege beni fark ettiğinde “mirayda hazır, artık gidelim.” Dediğinde Berk koltuktan kalkıp erenin ayağına ayağıyla hafifçe vurmuştu ve “kalksana birader.” Demişti. Eren koltuktan kalkıp kapıya doğru gitmeye başlamıştı. Duru yanıma gelmişti ve herkes evden çıkmıştı.
Arabaya bindiğimizde başımın ağrıdığını fark etmiştim. Kafamı cama yaslayıp gözlerimi kapatmıştım ve kendimi dinlendirmeye çalışmıştım. Adımı duymamla etrafa bakmıştım ve Berkin sesini duymuştum. “Miray?” Hemen kafamı çevirip Berk’e bakmıştım ve “efendim?” Diyerek yanıt vermiştim. Berk meraklı bir şekilde “bir şeyin mi var?” Dediğinde duru bana dönüp kafa sallamıştı ve “miroş? Neyin var?” Demişti. Meraklı şeyler. “Başım ağrıyor biraz ya bir şeyim yok.” Dediğimde duru eliyle önüme gelen saç tutamımı geriye atıp “eve gidince uyursun balım.” Dediğinde sadece “hıhım” diyerek geri gözlerimi kapatıp kafamı cama yaslamıştım.
Şükürler olsun ki gelmiştik. Arabadan indiğimizde bagajdan bavulumu almıştım ve erenin evine doğru ilerlemiştik. Erene bakıp “bora evi nasıl bulacak?” Demiştim. Eren yalancı bir yargılayıcı bakışla konuşmuştu. “Aptal değiliz herhalde tarif ettik. Numaramda var bulur illa.” Demişti. Yüzümü buruşturup erene itici bir bakış atıp “çok biliyorsun sen!” Demiştim ve eren ekolu bir tavırla “biliyorum.” Yanıtı vermişti.
Eve girdiğimizde hemen net bir şekilde “ben yatıcam.” Diyerek odaların birine girmiştim. Artık buraya ben yerleşiyorum kimse kusura bakmasın. Bavulumu kenara koyup hemen kendimi geniş ve yumuşacık yatağa bırakmıştım. Sanırım burada çok güzel bir uykuya başlamak üzereyim…
Telefonumun çalmasıyla sanki çarpılmış gibi uyanmıştım. Ekranda gördüğüm isimle hemen telefonu açmıştım.
…
Miray!
Miray
Defne?
Defne
Kızım uyuyor musun? Kalk nerdesin acil söyle kapının önündeyiz evde kimse yok herhalde?
Miray
Evet ya evde değiliz. Erenlere geldik. Bir saniye ne?! Siz buraya mı geldiniz?!
Defne
Evett! Çabuk konum at seni görmek istiyoruz!
Miray
Tamaamm hadi görüşürüz.
Defne
Görüşürüz kuzii
Telefonu kapatıp defneye konum atmıştım. En sevdiğim kuzenim gelmişti. En son sanırım 2 yıl önce görüşmüştük. Uzakta yaşadıkları için gelemiyorlardı ve şuan gelmişlerdi defnenin bir ikiside vardı emir, ikisinide çok özlemiştim. Ah artık ayılmam lazım.
Lavaboya gittim ve yüzümü yıkayıp saçımı ellerimle düzeltmeye çalışmıştım. Yok bu saçın taranması lazım. İçeri geçip bavulumu açıp tarağımı aldım ve saçımı güzelce taramıştım, evet şimdi olmuştu. Tarağımı kenara koyup yataktan telefonumu alıp salona doğru yürümeye başlamıştım.
Salona girdiğimde herkes telefona gömülmüştü. Erenle,ege ve Berk oyun oynuyordu ve duruda berkin dizine yatmış telefona bakıyordu. İçeri geçip boş bir koltuğa geçtim ve uzanmıştım. Berk kafasını telefondan kaldırmadan konuşmuştu. “Ege mal mısın kardeşim? O adamı nasıl vuramadın?!” Demişti. Ege sinirli bir şekilde “kes lan sinir oldum zaten.” Demişti eren tam laf atıcakken duru bağırmaya başlamıştı. “Of kesin sesinizi! Sabahtan beri sizin aptal bağırışlarınızı dinliyorum.” Demişti. Durunun bu haklı isyanına gülmüştüm çünkü hepsi birden sesini kesmişti.
Telefonumun çalmasıyla elime almıştım ve defnenin aradığını görmüştüm. Telefonu açmıştım.
Defne
Kuzi konuma geldik nerdesin?
Miray
Hemen geliyorum.
Telefonu kapatıp kısa ve net bir şekilde “kuzenlerim gelmiş, birazdan gelirim.” Dedim ve kapıya çıkmıştım. Erenin terliklerini görmüştüm ve hemen onları giymiştim. Of onun koca ayaklarını unutmuşum, biraz büyük durdu ama olsun. Koşturarak dışarı çıkmıştım.
Defneyi görmüştüm ve defnede beni görmüştü. İkimizde sevinç çığlıkları atarak koşturmuştuk. Defneye sıkıca sarılmıştım ve defnede bana sıkıca sarılmıştı. Sevimli bir şekilde “ah çok özlemişim.” Dediğinde tekrar sarılmıştım ve “bende çok özlemişimm” dedim. Defne geri çekilip beni süzmüştü ve elini saçlarıma götürüp sevmişti. “Kızım bomba gibi olmuşsun! Saçlarını uzatmışsın süper olmuş!” Dediğinde gülmüştüm ve defneye baktığımda o orta kilolu hali gitmiş manken gibi hali gelmişti. “Aşkım sende manken gibi olmuşsun bu güzellik ne?!” Dediğimde o sevimli gülüşü yüzünü tekrar bulmuştu. Arkadan gelen sesle arkamıza bakmıştık ve emiri görmüştüm. “Kıskandım ama kuzi. Biz özlenmedik sanırım ha?” Diyerek darılmış gibi yapan emiri süzmüştüm. Baya uzamıştı ve hala yakışıklıydı. Ama benim gözümde hala o küçük yani eski hali vardı. Emire koşturup sıkıca sarılmıştım ve oda kollarıyla kafama sarılmıştı. Emir kafamı sağa ve sola savurarak yine şımarıkça sarılırken nerdeyse yere düşücektim. “Emir! Aptal düşeceğim şimdi!” Emir lafımı dinlemeden yine devam edince sırtına vurmaya başladım ve “hiç büyümemişsin hala o yaramaz çocuksun!” Dedim ve gülme sesleri gelmişti. Defne bize gülüyordu ve bu seferde emirde gülmeye başlamıştı. Beni bırakıp “tamam tamam bıraktım.” Dediğinde derince iç çektim ve söylenmeye başlamıştım. “Of be! Pis çocuk biraz büyü artık.” Dediğimde emir gülmüştü ve tekrar sarılıp “kuzi abartmakta üstüne yok ha.” Dediğinde kıkırdamıştım. Oh bu sefer insanca sarılıyordu. Emire karşılık verip sarılmıştım. Geri çekilmiştim ve defneyle emire bakıp “ee ikizler söyleyin bakalım nasıl geldiniz buraya? Tek misiniz yoksa Aysel yengemde mi burda?” Dediğimde yine aynı anda konuşmuşlardı. “Tek geldik.” Birbirlerine bakıp gülmüşlerdi çünkü genellikle hep aynı anda konuşuyorlardı. Bende kıkırdamıştım ve konuşmuştum. “Ee iyi o zaman bir ara kuzenler gecesi yaparız tekrardan” dedim ve defne yerinde zıplayıp ellerini birbirine vurup “evet evet yapalım.” Demişti. Emir kolunu omzuma atıp “iki kızla başa çıkmak çok zor ama! Yanıma arkadaş istiyorum.” Diyerek söylenen emire baktım ve gülmeye başlamıştım, çünkü aklıma çok komik bir şey gelmişti. “Aysel yenge bir tane daha doğursun o zaman!” Dedim ve defnede bana eşlik ederek kahkaha patlatmıştı. Emir ciddi bir tonda bize bakıp “şakası bile korkunç. Bu cadı bana yetiyorda artıyor bile!” Dediğinde gülmeye başlamıştım ve emir omzumda olan koluyla beni kendine çekip saçlarımı karıştırmaya başlamıştı. “Ne gülüyorsun sarı cadı!” Demişti. Ah hayır saçlarım bozuluyor! En sevmediğim şey saçlarımın bozulması! Kafamı çekmeye çalıştım ama emir saçlarımı karıştırmaya devam etmişti.
Şükürler olsun bırakmıştı. Tam emire bağırıcakken birinin bizi ayırmasıyla kim olduğuna bakmıştım. Bora? “Hayırdır birader?” Demişti. Elimle saçlarımı düzeltirken emir sert bir şekilde “sana hayırdır birader? Ne yaptığını sanıyorsun sen?!” Demişti. Hayır bu bir kavganın başlangıcıydı. Bora buz gibi o ters tarafıyla emirin üstüne gitmişti. “Kes lan! Kime yanaştığını sanıyorsun sen!” Dediğinde boranın kolundan tutup geri çekmiştim ve uyarıcı bir tavırda “bora!” Demiştim. Hemen ardından konuşmuştum. “Bak o benim-“ derken emir sinirli bir şekilde “bak oğlum düzgün konuş! Sen kimsin lan bana hesap saruyorsun?!” Dediğinde bora net bir şekilde “sevgilisiyim kardeşim sen kimsin?” Dediğinde defnenin ağzından “aa” diye şaşırma ifadesi çıkmıştı. Emir bana bir bakış attı ve “sevgilisi mi? Kuzi bu senin sevgilin mi?” Dediğinde yutkunmuştum. Emire kafa salladım ve “evet sevgilim.” Demiştim. Hemen ardından boraya dönüp “aşkım onlar benim kuzenim.” Demiştim. Bora bir anda bana bakıp bakışları yumuşarken “kuzenin mi?” Demişti. Emir hemen araya girip “evet kuzeniyim. Kuzi enişte baya kıskanç çıktı.” Demişti. Kafa salladım ve kıkırdayıp elimi boranın koluna sarmıştım. “Birazcık öyle.” Demiştim. Bora bir elini belime atmıştı ve emire bakıp “oğlum bende başka bir şey sandım.” Demişti. Defneyle birbirimize bakıp gülmeye başlamıştık ve emirde gülmüştü. “Yok birader ben bu sarı cadıya yan gözle bakmam, kardeşten farkı yok benim için.” Demişti. Emir elini boraya uzatıp “ben emir bu arada.” Demişti. Bora sakin bir şekilde emirin elini sıkıp “Bora.” Demişti ve ilk defneye sonrada emire bakıp tekrardan konuşmuştu “kardeş misiniz?” Demişti. Emir defneye bakıp bıkkın bir şekilde “ikizim.” Demişti. Bora kafa sallamıştı.
Defne yanıma gelip kulağıma doğru fısıldamıştı. “Yakışıyorsunuz ha.” Demişti. Bunu demesi yüzümü güldürmüştü ve sırıtmaya başlamıştım. İlk boraya bakıp daha sonra tekrar defneye baktıktan sonra “Bencede.” Diyerek kıkırdamaya başlamıştık. Bora emire samimi bir şekilde “kusura bakma bu arada.” Demişti. Emir sorun etmemişse benziyordu ve boraya gülümseyip “yok abi ne kusuru sende haklısın.” Demişti. Bora kısa ve net bir şekilde “eyvallah.” Demişti.
Emir defneye bakıp “hadi biz kaçalım artık.” Demişti. Defne emirin koluna girip “hadi görüşürüz. Ha bu arada bizede bekliyoruz sizi.” Demişti. Gülümsedim ve kafa sallayıp “Tamamdırr. Görüşürüz dikkat edin.” Demiştim ve defneyle emir yürümeye başlamışlardı.
Boraya bakmıştım ve gülmeye başlamıştım. Bora anlamsız bir şekilde yüzüme bakıyordu ve “neden gülüyorsun?” Demişti. Bence nedeni çok belliydi. “Çok kıskançsınız bora bey. Kuzenimden kıskanman çok saçma.” Demiştim. Bora belimden olan eliyle beni biraz kendine çekip yanağımdan öpmüştü ve “yavrum nerden bileyim kuzenin olduğunu? Arkadaş deseydi zaten şuan yerde yatıyor olurdu.” Demişti. Hafifce kıkırdadım ve Borayı öpmek için parmak uçlarıma çıktım ama çenesine denk geliyordum. Öküz ya insan biraz eğilir. Ellerimi boranın ensesine attım ve biraz aşağıya eğmiştim. Artık boranın yanağını öpebilirdim, ve öpmüştüm. Bora benimle uğraşmak istercesine konuşmuştu. “Çok kısasın bebeğim.” Demişti. Hayır bu arada o çok uzun. Hayır anlamında kafa salladım ve “sen uzunsun aşkım ben kısa değilim.” Demiştim. Bora umursamadan omuz silkmişti ve “fark etmiyor.” Demişti. Uyuz şey ya! Koluna vurdum ve “sus. Yürü artık gidelim.” Dedim ve bora kolunu omzuma atıp yürümeye başlamıştık.
(Öneriniz varsa özelden yazabilirsiniz çünkü yorumlar gözükmüyor.)
(Lütfen kendi içeriğinizle kitap yazın. Kitabımı kopyalamaya çalışan kişiye söylüyorum. Benim kitabımı okuyanlar bilir zaten sadece kendini küçük düşürüyorsun haberin olsun lütfen kendin gibi davran başkaları gibi değil.)
Bölüm etkileşimi
