5. bölüm · KANDIRDIM
BÖLÜM 5: Kapalı Kapılar ve Yeni Bağlar
David için dış dünyada parıldamak bir zorunluluktu, çünkü eve döndüğü an onu bekleyen şey cehennemden farksızdı. Ailesinin bitmek bilmeyen yüksek beklentileri, babasının en ufak bir başarısızlıkta gösterdiği o dondurucu öfke ve evdeki o ağır baskı, David’i her gün biraz daha tüketiyordu. Geçen hafta babasından yediği o sert tokatın izi yanağında hala dururken, David’in sığınabileceği, yaralarını sarabileceğini sandığı tek bir liman vardı: Jian.
David, Jian’ın dizlerine başını koyup evdeki o baskıyı, babasının uyguladığı psikolojik ve fiziksel şiddeti anlatırken, Jian onun saçlarını okşuyor, "Ben hep yanındayım sevgilim, senin tek ailen benim," diyordu. David ise sevgilisinin gözlerindeki o sahte merhamete bakıp ona daha da sıkı sarılıyordu.Oysa David’in ruhu evde ailesi tarafından hırpalanırken, arkasından da Jian ve Jaewon tarafından yavaş yavaş soyuluyordu. David’in babasının şirketine ait olan ve evdeki çalışma odasından gizlice aldığı bazı önemli evraklar, David ruhunu bile duymadan çoktan Jaewon’un ellerine ulaşmıştı bile. David, Jian’a olan aşkından kör olmuş bir halde, hayatını karartan bu sinsi oyundan tamamen habersiz yaşamaya devam ediyordu.
Dre ise her şeyi biliyordu. David’in evde uğradığı şiddeti de, Jian’ın bu kırılganlığı kullanıp onu nasıl arkasından bıçakladığını ve Jaewon’la olan gizli ilişkisini de... David’i bu bataktan kurtarmanın tek yolunun Jian’ı içeriden çökertmek olduğunu anlayan Dre, artık gölgelerde beklemekten vazgeçti. Planını devreye sokma vakti gelmişti. Bir sonraki pazartesi günü, kampüsün kafeteryasında Jian tek başına oturmuş, elindeki kahvesiyle melek gibi gülümsiyerek telefonuna bakıyordu—büyük ihtimalle Jaewon’a mesaj atıyordu.
Dre, üzerindeki o gizemli siyah kapüşonluyu çıkarmış, yerine herkes gibi sıradan kıyafetler giymişti. Elinde tuttuğu kalın ders notları ve kitaplarla bilerek Jian’ın masasının önünden geçerken ayağı takılmış gibi yaptı. Kitaplar, kâğıtlar ve Dre’nin çantası büyük bir gürültüyle Jian’ın masasının tam önüne saçıldı.
"Ah, çok özür dilerim! Tam bir sakarlık..." dedi Dre, sesine oldukça mahcup ve masum bir ton vererek yere eğildi.Jian, etraftaki insanların ona bakmasından hoşlandığı için hemen o "iyilik meleği" maskesini takındı. "Önemli değil, dur yardım edeyim," diyerek masadan kalktı ve Dre ile birlikte yerdeki kâğıtları toplamaya başladı.
Jian, yerdeki kâğıtlardan birini alırken Dre ile göz göze geldi. Dre, Jian’ın gözlerinin içine bakarken içindeki o devasa nefreti ve tiksintiyi kusursuz bir şekilde gizledi. Yüzüne olabildiğince minnettar ve hayran bir gülümseme yerleştirdi.
"Çok teşekkür ederim... Sen Jian’dın, değil mi? David’in sevgilisi? Sizi kampüste hep görüyorum, gerçekten harika bir çiftsiniz," dedi Dre.
Bu övgü Jian’ın egosunu anında okşadı. Yüzündeki gülümseme daha da büyüdü. "Evet, benim. Teşekkürler. Sen hangi bölümdendin?" "Ben Dre. Edebiyat bölümündeyim," dedi Dre elini uzatarak. Jian, karşısındaki bu kızın kendisi için ne kadar büyük bir tehdit olduğundan, o masum bakışların arkasında hayatını cehenneme çevirecek bir intikam planı yattığından tamamen habersizce Dre’nin elini sıktı.
"Tanıştığımıza memnun oldum Dre. Kahve içiyordum, istersen bana katılabilirsin?" dedi Jian, avının kendi ayağıyla geldiğini sanan bir kibirle.
Dre, içinden “Asıl ben memnun oldum Jian, çünkü sonunun başlangıcına dokunuyorsun” diye geçirirken, dışından tatlıca gülümsedi: "Çok isterim, harika olur."
Dre masaya oturdu. David hala Jian ile sevgiliydi, evdeki baskıyla boğuşuyordu ve hiçbir şeyden haberi yoktu. Ama Dre, Jian’ın dünyasına ilk adımını atmıştı.Dre masaya oturdu. David hala Jian ile sevgiliydi, evdeki baskıyla boğuşuyordu ve hiçbir şeyden haberi yoktu. Ama Dre, Jian’ın dünyasına ilk adımını atmıştı.
