23. bölüm / 48
KANDIRDIMBÖLÜM 23: Kapanın İçindeki Gölgeler
Bölümler 48Şu an: BÖLÜM 23: Kapanın İçindeki Gölgeler
- 1 BÖLÜM 1: Vitrindeki Hayatlar553 kelime
- 2 BÖLÜM 2: Maskenin Arkasındaki Gölgeler402 kelime
- 3 BÖLÜM 3: İlk Çatlaklar427 kelime
- 4 BÖLÜM 4: Gizli Aynalar378 kelime
- 5 BÖLÜM 5: Kapalı Kapılar ve Yeni Bağlar502 kelime
- 6 BÖLÜM 6: Egonun Körlüğü522 kelime
- 7 BÖLÜM 7: Kırmızı Hatlar ve Gizli Bakışlar585 kelime
- 8 BÖLÜM 8: Ortaklar ve Yaralar516 kelime
- 9 BÖLÜM 9: Gölgelerden Gelen Şifa ve Kusursuz Tuzak568 kelime
- 10 BÖLÜM 10: Maskenin Kusursuz Dönüşü474 kelime
- 11 BÖLÜM 11: Gece Yarısı Sığınakları498 kelime
- 12 BÖLÜM 12: Kokular ve Kuşkular519 kelime
- 13 BÖLÜM 13: Dedektiflik Oyunları ve Karanlık Odalar609 kelime
- 14 BÖLÜM 14: Dijital İlmek474 kelime
- 15 BÖLÜM 15: Kırılma Noktaları651 kelime
- 16 BÖLÜM 16: Sahte Sığınak502 kelime
- 17 BÖLÜM 17: Asfaltın Üzerindeki Işık526 kelime
- 18 BÖLÜM 18: Beyaz Odadaki Kırıntılar412 kelime
- 19 BÖLÜM 19: Kalp Atışları ve Portakal Kabukları497 kelime
- 20 BÖLÜM 20: Demir Parmaklıklar ve Açılan Kafes450 kelime
- 21 BÖLÜM 21: Tiyatro ve Tehlikeli Adımlar482 kelime
- 22 BÖLÜM 22: Çatı Katındaki Senfoni428 kelime
- 23 BÖLÜM 23: Kapanın İçindeki Gölgeler710 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 BÖLÜM 24: Şah ve Mat591 kelime
- 25 BÖLÜM 25: Kırık Cam Taneleri506 kelime
- 26 BÖLÜM 26: Bodrum Katındaki Yetim555 kelime
- 27 BÖLÜM 27: Keskin Metalin Sesi553 kelime
- 28 BÖLÜM 28: Fırtınadaki El511 kelime
- 29 BÖLÜM 29: Siyah Odadaki Şifa364 kelime
- 30 BÖLÜM 30: Siyah Sığınağın Sessizliği421 kelime
- 31 BÖLÜM 31: Kurşunların Gölgesinde495 kelime
- 32 BÖLÜM 32: Av ve Avcı411 kelime
- 33 BÖLÜM 33: Kapana Kısılanlar405 kelime
- 34 BÖLÜM 34: Çaresizliğin Bedeli543 kelime
- 35 BÖLÜM 35: Gece Yarısı Soygunu524 kelime
- 36 BÖLÜM 36: Gözlerini Açtığında412 kelime
- 37 BÖLÜM 37: Kampüsün Yeni Ağaları416 kelime
- 38 BÖLÜM 38: Müdürün Odasındaki Gölge505 kelime
- 39 BÖLÜM 39: Karanlıkta Tek Başına449 kelime
- 40 BÖLÜM 40: Avcının Labirenti543 kelime
- 41 BÖLÜM 41: Ölümle Dans513 kelime
- 42 BÖLÜM 42: Maskelerin Ardında629 kelime
- 43 BÖLÜM 43: Kusursuz Planın Açığı502 kelime
- 44 BÖLÜM 44: Kanlı İmzalar513 kelime
- 45 BÖLÜM 45: Ruhun Kararması521 kelime
- 46 BÖLÜM 46: Görev Tamamlandı441 kelime
- 47 BÖLÜM 47: Fırtınadan Önceki Son Durak406 kelime
- 48 BÖLÜM 48: Kalp Atışı Durduğunda (FİNAL)496 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece saat tam 02.00’ydi. Jaewon’un ailesine ait devasa holding binası kapkaranlıktı. Jian, üzerinde siyah bir mont ve kalbi göğsünü yırtacak gibi çarparak, arka kapıdaki görevliyi Dre’nin ona daha önce verdiği sahte bir kimlikle atlatıp içeri sızmayı başarmıştı. Koridorlarda bir gölge gibi ilerleyerek doğrudan Jaewon’un üst kattaki makam odasına doğru tırmandı.
Odanın kapısını araladığında, fenerinin ışığını yakmasına gerek bile kalmadı. Çünkü odanın içindeki devasa kasanın başında, elinde evrak çantasıyla duran bir siluet vardı.
Jaewon buradaydı. Yurt dışı hesaplarını ve paralarını kaçırmak için son hazırlıklarını yapıyordu.Jian’ın içeri girmesiyle Jaewon irkilerek arkasını döndü. Elindeki silahı refleksle o yöne doğrulttu ama gelenin Jian olduğunu görünce alaycı bir şekilde güldü. "Sen? Senin o köhne hapishane köşesinde çürümen gerekmiyordu mu? Nasıl çıktın?"
Jian, gözlerinde hapishanede biriken o saf nefretle Jaewon’a doğru bir adım attı. "Şikayeti çektiler Jaewon. Ama ben buraya seninle eski günleri yâd etmeye gelmedim," dedi. Dre’nin ona tembihlediği gibi, cebinden o şifreli flaş belleği çıkardı. "Beni tamamen suçlu çıkarma planın bitti. Bu belleğin içinde senin tüm siber savunmanı bitirecek yazılım var. Bilgisayarına taktığım an her şeyini kaybedeceksin." Jaewon kahkaha attı, silahı indirmeden Jian’a yaklaştı. "Sen gerçekten bir aptalsın Jian. O küçücük zekanla koskoca holdingi mi çökerteceksin? O belleği bana ver, yoksa seni başladığın yere, o demir parmaklıkların arkasına kendi ellerimle yollarım!"
Jian, öfkeyle masanın üzerindeki ana bilgisayara doğru hamle yaptı. "Asla! Sen bittin Jaewon!" diyerek flaş belleği bilgisayarın USB girişine sertçe ittirdi.
Tık.Bellek yuvaya oturduğu an, bilgisayar ekranı aniden kan kırmızısı bir renge büründü. Ekranda devasa harflerle tek bir yazı belirdi: "GÜVENLİK İHLALİ. SİSTEM SABOTE EDİLDİ."
Aynı saniyede, tüm holding binasında kulakları tırmalayan, kırmızı spot ışıklarının odayı cehennem yerine çevirdiği devasa alarmlar patladı. VUUU! VUUU! VUUU!
Jian neye uğradığını şaşırarak geri çekildi. "Ne... Ne oluyor? Çökmesi gerekiyordu!" diye bağırdı panikle.Jaewon’un gözleri dehşetle açıldı. "Seni lanet olası pislik! Alarmları devreye soktun! Ne yaptın sen?!" diye kükredi ve Jian’ın üzerine yürüyüp onu saçlarından kavrayarak yere fırlattı.
Jian acıyla çığlık atıp yere düştüğünde, bilgisayar ekranındaki yazılım çoktan şehrin siber suçlar merkezine ve emniyetine "Holding binasında yasa dışı veri hırsızlığı ve sabotaj var, suçlu: Jian Hanım ve Jaewon" uyarısıyla birlikte canlı koordinat göndermişti. Alarmlar holding binasını inlettigi an, Jaewon yerdeki acı içinde kıvranan Jian’ın saçlarına yapışmış, onu darmadağın ediyordu. Bilgisayar ekranındaki kan kırmızısı ışık yüzlerine vururken, odanın kapısı sert bir tekmeyle ardına kadar açıldı.
İçeri giren gölge, siyah kapüşonunun altında yüzü tamamen gölgelenmiş olan Dre’ydi.
Jaewon, Dre’yi görür görmez elindeki silahı ona doğrultmaya çalıştı ama Dre o kadar hızlı ve profesyoneldi ki, cebinden çıkardıgı o ağır demir copla Jaewon’un bileğine sertçe vurdu. ÇAT! Kemik kırılma sesiyle birlikte silah yere düştü. Dre durmadı; Jaewon’un diz kapağına indirdiği dikey darbeyle adamı oracıkta dizlerinin üzerine çöktürdü.
Jian yerde nefes nefese, gözyaşları içinde Dre’ye baktı. "Dre! Kurtar beni... Jaewon delirdi, alarmlar çalıyor!" diye hıçkırarak ona doğru emekledi. Dre’nin onu yine kurtarmaya gelen o fedakar dostu olduğunu sanıyordu.
Dre, yavaşça Jian’ın önünde diz çöktü. Siyah şapkasını arkaya doğru itti ve gözlerindeki o şeytani, ruhsuz gülümsemeyi Jian’ın yüzüne dikti. Cebinden o dondurucu keskinlikteki komando bıçağını çıkardı.
"Hala anlayamadın mı, aptal yılan?" dedi Dre. Sesi, alarmların gürültüsünün arasında bile buz gibi net duyuluyordu. "Seni o hapishaneden neden çıkardım sanıyorsun? Buraya, bu farenin yanına kendi ellerinle girip suçüstü yakalanman için..."
Jian’ın beyni darmadağın oldu. "Sen... Sen bana ihanet mi ettin?" diye feryat etti. "Ben sadece intikam aldım," dedi Dre. Saniyeler içinde, yerdeki bıçağın tersiyle Jian’ın açıkta kalan köprücük kemiğine sertçe bastırdı. Jian acıyla haykırırken, Dre bıçağın ucuyla Jian’ın sol avuç içini sertçe yardı. Sıcak, koyu kırmızı kan anında yerdeki mermere ve Dre’nin siyah botlarına doğru fışkırdı.
Jian acıdan yeri tırmalarken, Dre onun saçlarını geriye doğru öyle bir çekti ki, kafa derisi kopacak gibi oldu. Yüzünü Jian’ın kulağına yapıştırdı:
"David’in kalbini kırdığın her saniye için, onun canını yaktığın her an için bu kanı akıtacaksın. Şimdi ikiniz de burada, birbirinizin kanında boğulurken polis sizi toplayacak. Sakın adımı ağzına almaya kalkma... Yoksa o hapishane hücresine girer, seni uykunda parça parça ederim."Dre, bıçağındaki kanı Jian’ın yüzüne fırlatır gibi sildi. Jaewon yerde dizini tutarak inlerken, Jian ise avucundan sızan o yoğun kanla mermerin üzerinde acıdan kıvranıyordu. Dışarıdan polis sirenleri binayı sararken, Dre kapüşonunu tekrar kafasına geçirdi. Yerdeki kan gölüne ve çığlık atan o iki eski sevgiliye son bir kez tiksintiyle bakıp, karanlığın içinde adeta bir iblis gibi buharlaşarak kayboldu. Polis içeri daldığında, birbirini kesmiş ve suçüstü yakalanmış iki darmadağın yılan bulacaktı.
Bölüm etkileşimi
