23. bölüm · KANDIRDIM

BÖLÜM 23: Kapanın İçindeki Gölgeler

Dre Yko

Bölümler
1 BÖLÜM 1: Vitrindeki Hayatlar 2 BÖLÜM 2: Maskenin Arkasındaki Gölgeler 3 BÖLÜM 3: İlk Çatlaklar 4 BÖLÜM 4: Gizli Aynalar 5 BÖLÜM 5: Kapalı Kapılar ve Yeni Bağlar 6 BÖLÜM 6: Egonun Körlüğü 7 BÖLÜM 7: Kırmızı Hatlar ve Gizli Bakışlar 8 BÖLÜM 8: Ortaklar ve Yaralar 9 BÖLÜM 9: Gölgelerden Gelen Şifa ve Kusursuz Tuzak 10 BÖLÜM 10: Maskenin Kusursuz Dönüşü 11 BÖLÜM 11: Gece Yarısı Sığınakları 12 BÖLÜM 12: Kokular ve Kuşkular 13 BÖLÜM 13: Dedektiflik Oyunları ve Karanlık Odalar 14 BÖLÜM 14: Dijital İlmek 15 BÖLÜM 15: Kırılma Noktaları 16 BÖLÜM 16: Sahte Sığınak 17 BÖLÜM 17: Asfaltın Üzerindeki Işık 18 BÖLÜM 18: Beyaz Odadaki Kırıntılar 19 BÖLÜM 19: Kalp Atışları ve Portakal Kabukları 20 BÖLÜM 20: Demir Parmaklıklar ve Açılan Kafes 21 BÖLÜM 21: Tiyatro ve Tehlikeli Adımlar 22 BÖLÜM 22: Çatı Katındaki Senfoni 23 BÖLÜM 23: Kapanın İçindeki Gölgeler 24 BÖLÜM 24: Şah ve Mat 25 BÖLÜM 25: Kırık Cam Taneleri 26 BÖLÜM 26: Bodrum Katındaki Yetim 27 BÖLÜM 27: Keskin Metalin Sesi 28 BÖLÜM 28: Fırtınadaki El 29 BÖLÜM 29: Siyah Odadaki Şifa 30 BÖLÜM 30: Siyah Sığınağın Sessizliği 31 BÖLÜM 31: Kurşunların Gölgesinde 32 BÖLÜM 32: Av ve Avcı 33 BÖLÜM 33: Kapana Kısılanlar 34 BÖLÜM 34: Çaresizliğin Bedeli 35 BÖLÜM 35: Gece Yarısı Soygunu 36 BÖLÜM 36: Gözlerini Açtığında 37 BÖLÜM 37: Kampüsün Yeni Ağaları 38 BÖLÜM 38: Müdürün Odasındaki Gölge 39 BÖLÜM 39: Karanlıkta Tek Başına 40 BÖLÜM 40: Avcının Labirenti 41 BÖLÜM 41: Ölümle Dans 42 BÖLÜM 42: Maskelerin Ardında 43 BÖLÜM 43: Kusursuz Planın Açığı 44 BÖLÜM 44: Kanlı İmzalar 45 BÖLÜM 45: Ruhun Kararması 46 BÖLÜM 46: Görev Tamamlandı 47 BÖLÜM 47: Fırtınadan Önceki Son Durak 48 BÖLÜM 48: Kalp Atışı Durduğunda (FİNAL)

Gece saat tam 02.00’ydi. Jaewon’un ailesine ait devasa holding binası kapkaranlıktı. Jian, üzerinde siyah bir mont ve kalbi göğsünü yırtacak gibi çarparak, arka kapıdaki görevliyi Dre’nin ona daha önce verdiği sahte bir kimlikle atlatıp içeri sızmayı başarmıştı. Koridorlarda bir gölge gibi ilerleyerek doğrudan Jaewon’un üst kattaki makam odasına doğru tırmandı.
Odanın kapısını araladığında, fenerinin ışığını yakmasına gerek bile kalmadı. Çünkü odanın içindeki devasa kasanın başında, elinde evrak çantasıyla duran bir siluet vardı.
Jaewon buradaydı. Yurt dışı hesaplarını ve paralarını kaçırmak için son hazırlıklarını yapıyordu.Jian’ın içeri girmesiyle Jaewon irkilerek arkasını döndü. Elindeki silahı refleksle o yöne doğrulttu ama gelenin Jian olduğunu görünce alaycı bir şekilde güldü. "Sen? Senin o köhne hapishane köşesinde çürümen gerekmiyordu mu? Nasıl çıktın?"
Jian, gözlerinde hapishanede biriken o saf nefretle Jaewon’a doğru bir adım attı. "Şikayeti çektiler Jaewon. Ama ben buraya seninle eski günleri yâd etmeye gelmedim," dedi. Dre’nin ona tembihlediği gibi, cebinden o şifreli flaş belleği çıkardı. "Beni tamamen suçlu çıkarma planın bitti. Bu belleğin içinde senin tüm siber savunmanı bitirecek yazılım var. Bilgisayarına taktığım an her şeyini kaybedeceksin." Jaewon kahkaha attı, silahı indirmeden Jian’a yaklaştı. "Sen gerçekten bir aptalsın Jian. O küçücük zekanla koskoca holdingi mi çökerteceksin? O belleği bana ver, yoksa seni başladığın yere, o demir parmaklıkların arkasına kendi ellerimle yollarım!"
Jian, öfkeyle masanın üzerindeki ana bilgisayara doğru hamle yaptı. "Asla! Sen bittin Jaewon!" diyerek flaş belleği bilgisayarın USB girişine sertçe ittirdi.
Tık.Bellek yuvaya oturduğu an, bilgisayar ekranı aniden kan kırmızısı bir renge büründü. Ekranda devasa harflerle tek bir yazı belirdi: "GÜVENLİK İHLALİ. SİSTEM SABOTE EDİLDİ."
Aynı saniyede, tüm holding binasında kulakları tırmalayan, kırmızı spot ışıklarının odayı cehennem yerine çevirdiği devasa alarmlar patladı. VUUU! VUUU! VUUU!
Jian neye uğradığını şaşırarak geri çekildi. "Ne... Ne oluyor? Çökmesi gerekiyordu!" diye bağırdı panikle.Jaewon’un gözleri dehşetle açıldı. "Seni lanet olası pislik! Alarmları devreye soktun! Ne yaptın sen?!" diye kükredi ve Jian’ın üzerine yürüyüp onu saçlarından kavrayarak yere fırlattı.
Jian acıyla çığlık atıp yere düştüğünde, bilgisayar ekranındaki yazılım çoktan şehrin siber suçlar merkezine ve emniyetine "Holding binasında yasa dışı veri hırsızlığı ve sabotaj var, suçlu: Jian Hanım ve Jaewon" uyarısıyla birlikte canlı koordinat göndermişti. Alarmlar holding binasını inlettigi an, Jaewon yerdeki acı içinde kıvranan Jian’ın saçlarına yapışmış, onu darmadağın ediyordu. Bilgisayar ekranındaki kan kırmızısı ışık yüzlerine vururken, odanın kapısı sert bir tekmeyle ardına kadar açıldı.
İçeri giren gölge, siyah kapüşonunun altında yüzü tamamen gölgelenmiş olan Dre’ydi.
Jaewon, Dre’yi görür görmez elindeki silahı ona doğrultmaya çalıştı ama Dre o kadar hızlı ve profesyoneldi ki, cebinden çıkardıgı o ağır demir copla Jaewon’un bileğine sertçe vurdu. ÇAT! Kemik kırılma sesiyle birlikte silah yere düştü. Dre durmadı; Jaewon’un diz kapağına indirdiği dikey darbeyle adamı oracıkta dizlerinin üzerine çöktürdü.
Jian yerde nefes nefese, gözyaşları içinde Dre’ye baktı. "Dre! Kurtar beni... Jaewon delirdi, alarmlar çalıyor!" diye hıçkırarak ona doğru emekledi. Dre’nin onu yine kurtarmaya gelen o fedakar dostu olduğunu sanıyordu.
Dre, yavaşça Jian’ın önünde diz çöktü. Siyah şapkasını arkaya doğru itti ve gözlerindeki o şeytani, ruhsuz gülümsemeyi Jian’ın yüzüne dikti. Cebinden o dondurucu keskinlikteki komando bıçağını çıkardı.
"Hala anlayamadın mı, aptal yılan?" dedi Dre. Sesi, alarmların gürültüsünün arasında bile buz gibi net duyuluyordu. "Seni o hapishaneden neden çıkardım sanıyorsun? Buraya, bu farenin yanına kendi ellerinle girip suçüstü yakalanman için..."
Jian’ın beyni darmadağın oldu. "Sen... Sen bana ihanet mi ettin?" diye feryat etti. "Ben sadece intikam aldım," dedi Dre. Saniyeler içinde, yerdeki bıçağın tersiyle Jian’ın açıkta kalan köprücük kemiğine sertçe bastırdı. Jian acıyla haykırırken, Dre bıçağın ucuyla Jian’ın sol avuç içini sertçe yardı. Sıcak, koyu kırmızı kan anında yerdeki mermere ve Dre’nin siyah botlarına doğru fışkırdı.
Jian acıdan yeri tırmalarken, Dre onun saçlarını geriye doğru öyle bir çekti ki, kafa derisi kopacak gibi oldu. Yüzünü Jian’ın kulağına yapıştırdı:
"David’in kalbini kırdığın her saniye için, onun canını yaktığın her an için bu kanı akıtacaksın. Şimdi ikiniz de burada, birbirinizin kanında boğulurken polis sizi toplayacak. Sakın adımı ağzına almaya kalkma... Yoksa o hapishane hücresine girer, seni uykunda parça parça ederim."Dre, bıçağındaki kanı Jian’ın yüzüne fırlatır gibi sildi. Jaewon yerde dizini tutarak inlerken, Jian ise avucundan sızan o yoğun kanla mermerin üzerinde acıdan kıvranıyordu. Dışarıdan polis sirenleri binayı sararken, Dre kapüşonunu tekrar kafasına geçirdi. Yerdeki kan gölüne ve çığlık atan o iki eski sevgiliye son bir kez tiksintiyle bakıp, karanlığın içinde adeta bir iblis gibi buharlaşarak kayboldu. Polis içeri daldığında, birbirini kesmiş ve suçüstü yakalanmış iki darmadağın yılan bulacaktı.