2. bölüm · KANDIRDIM

BÖLÜM 2: Maskenin Arkasındaki Gölgeler

Dre Yko

Bölümler
1 BÖLÜM 1: Vitrindeki Hayatlar 2 BÖLÜM 2: Maskenin Arkasındaki Gölgeler 3 BÖLÜM 3: İlk Çatlaklar 4 BÖLÜM 4: Gizli Aynalar 5 BÖLÜM 5: Kapalı Kapılar ve Yeni Bağlar 6 BÖLÜM 6: Egonun Körlüğü 7 BÖLÜM 7: Kırmızı Hatlar ve Gizli Bakışlar 8 BÖLÜM 8: Ortaklar ve Yaralar 9 BÖLÜM 9: Gölgelerden Gelen Şifa ve Kusursuz Tuzak 10 BÖLÜM 10: Maskenin Kusursuz Dönüşü 11 BÖLÜM 11: Gece Yarısı Sığınakları 12 BÖLÜM 12: Kokular ve Kuşkular 13 BÖLÜM 13: Dedektiflik Oyunları ve Karanlık Odalar 14 BÖLÜM 14: Dijital İlmek 15 BÖLÜM 15: Kırılma Noktaları 16 BÖLÜM 16: Sahte Sığınak 17 BÖLÜM 17: Asfaltın Üzerindeki Işık 18 BÖLÜM 18: Beyaz Odadaki Kırıntılar 19 BÖLÜM 19: Kalp Atışları ve Portakal Kabukları 20 BÖLÜM 20: Demir Parmaklıklar ve Açılan Kafes 21 BÖLÜM 21: Tiyatro ve Tehlikeli Adımlar 22 BÖLÜM 22: Çatı Katındaki Senfoni 23 BÖLÜM 23: Kapanın İçindeki Gölgeler 24 BÖLÜM 24: Şah ve Mat 25 BÖLÜM 25: Kırık Cam Taneleri 26 BÖLÜM 26: Bodrum Katındaki Yetim 27 BÖLÜM 27: Keskin Metalin Sesi 28 BÖLÜM 28: Fırtınadaki El 29 BÖLÜM 29: Siyah Odadaki Şifa 30 BÖLÜM 30: Siyah Sığınağın Sessizliği 31 BÖLÜM 31: Kurşunların Gölgesinde 32 BÖLÜM 32: Av ve Avcı 33 BÖLÜM 33: Kapana Kısılanlar 34 BÖLÜM 34: Çaresizliğin Bedeli 35 BÖLÜM 35: Gece Yarısı Soygunu 36 BÖLÜM 36: Gözlerini Açtığında 37 BÖLÜM 37: Kampüsün Yeni Ağaları 38 BÖLÜM 38: Müdürün Odasındaki Gölge 39 BÖLÜM 39: Karanlıkta Tek Başına 40 BÖLÜM 40: Avcının Labirenti 41 BÖLÜM 41: Ölümle Dans 42 BÖLÜM 42: Maskelerin Ardında 43 BÖLÜM 43: Kusursuz Planın Açığı 44 BÖLÜM 44: Kanlı İmzalar 45 BÖLÜM 45: Ruhun Kararması 46 BÖLÜM 46: Görev Tamamlandı 47 BÖLÜM 47: Fırtınadan Önceki Son Durak 48 BÖLÜM 48: Kalp Atışı Durduğunda (FİNAL)

ilk karşılaşmanın üzerinden geçen üç hafta, kampüsteki herkes için sıradan günlerden ibaretti; ancak David için zamanın akışı tamamen değişmişti. Jian, onun hayatına adeta bir fırtına gibi girmiş, ama bunu o kadar sessiz ve zarif yapmıştı ki David neye uğradığını şaşırmıştı. Artık kütüphanede, kafeteryada, hatta David’in arkadaşlarıyla oturduğu çimlerde bile her zaman Jian vardı.
David, Jian’ın yanındayken adeta gözlerinin içi gülerek konuşuyor, onun her söylediği kelimeye, her gülüşüne büyülenmiş gibi bakıyordu. Bir gün kampüs kafesinde otururlarken Jian, David’in yanağına hafif bir öpücük kondurup saçlarını karıştırdığında, David’in yüzünde beliren o saf mutluluk, dışarıdan bakan herkes için ideal bir çift resmi çiziyordu. Jian, David'in koluna giriyor, ona en tatlı hikayeleri anlatıyor, etrafa mükemmel bir sevgili imajı yayıyordu.Ancak onları her zaman olduğu gibi uzaktan, bir ağacın arkasından ya da kütüphane camından izleyen Dre için bu manzara bir işkenceden farksızdı. Dre, Jian’ın David’e her sarılışında, o sahte şefkatin arkasındaki hesapçı bakışları görebiliyordu. Jian’ın gözleri David’e bakarken aşktan değil, bir sonraki hamlesini planlayan bir satranç oyuncusu gibi soğuk parıldıyordu.
O gecenin geç saatlerinde, Dre kampüs yurdundaki küçük odasında tek başınaydı. Oda tamamen karanlıktı, sadece masasının üzerindeki küçük lambanın sarı ışığı odayı aydınlatıyordu. Masanın üzeri, David’in uzaktan çekilmiş birkaç fotoğrafı, okul gazetesinden kesilmiş kupürler ve darmadağınık not kâğıtlarıyla doluyordu.Dre, elindeki tükenmez kalemi kâğıda o kadar sert bastırıyordu ki, kalemin ucu neredeyse kâğıdı yırtacaktı. İçindeki o dindirilemeyen öfke ve David'i koruma arzusu, kâğıda dökülen kelimelerde hayat buluyordu. Hızlı ve keskin harflerle şunları yazdı:
"Onu her gün daha fazla kendi karanlığına çekiyor. David, o yılanın zehriyle sarhoş olmuş gibi gülümsüyor, ama nereye bastığını görmüyor. O kızdan nefret ediyorum. Jian... Masumiyet maskesinin arkasına saklanan o zavallı yaratıktan nefret ediyorum. David’in o temiz dünyasını, her şeyini elinden alacak, bunu gözlerinden okuyabiliyorum. Ama sadece izlemeyeceğim. Jian’ın o kusursuz maskesini kendi ellerimle parçalayacağım. David’e dokunan o ellerini ona pişman edeceğim. Çok az kaldı." Dre kalemi masaya fırlattı. Göğsü hızla inip kalkıyordu. Gözlerini masanın köşesinde duran, David ve Jian’ın yan yana gülerken çekilmiş bir fotoğrafına dikti. Parmaklarını Jian’ın fotoğraftaki yüzünün üzerine koydu ve yavaşça tırnağıyla resmi çizdi.
İçindeki nefret artık sadece platonik bir kıskançlık değildi; David’i mutlak bir felaketten kurtarma saplantısına dönüşmüştü. Dre, Jian’ın ne oyunlar çevirdiğini tam olarak çözmek ve onu kendi oyununda alt etmek için hamle yapma vaktinin geldiğini biliyordu. Planı hazırdı: Jian’a düşmanı gibi değil, en yakın dostu gibi yaklaşacaktı.
Ertesi sabah Dre, aynanın karşısına geçti, siyah kapüşonunu çıkardı ve yüzüne Jian’ın güvenini kazanacak kadar sakin, sıradan bir gülümseme yerleştirdi. Savaş resmen başlıyordu.