24. bölüm · KANDIRDIM

BÖLÜM 24: Şah ve Mat

Dre Yko

Bölümler
1 BÖLÜM 1: Vitrindeki Hayatlar 2 BÖLÜM 2: Maskenin Arkasındaki Gölgeler 3 BÖLÜM 3: İlk Çatlaklar 4 BÖLÜM 4: Gizli Aynalar 5 BÖLÜM 5: Kapalı Kapılar ve Yeni Bağlar 6 BÖLÜM 6: Egonun Körlüğü 7 BÖLÜM 7: Kırmızı Hatlar ve Gizli Bakışlar 8 BÖLÜM 8: Ortaklar ve Yaralar 9 BÖLÜM 9: Gölgelerden Gelen Şifa ve Kusursuz Tuzak 10 BÖLÜM 10: Maskenin Kusursuz Dönüşü 11 BÖLÜM 11: Gece Yarısı Sığınakları 12 BÖLÜM 12: Kokular ve Kuşkular 13 BÖLÜM 13: Dedektiflik Oyunları ve Karanlık Odalar 14 BÖLÜM 14: Dijital İlmek 15 BÖLÜM 15: Kırılma Noktaları 16 BÖLÜM 16: Sahte Sığınak 17 BÖLÜM 17: Asfaltın Üzerindeki Işık 18 BÖLÜM 18: Beyaz Odadaki Kırıntılar 19 BÖLÜM 19: Kalp Atışları ve Portakal Kabukları 20 BÖLÜM 20: Demir Parmaklıklar ve Açılan Kafes 21 BÖLÜM 21: Tiyatro ve Tehlikeli Adımlar 22 BÖLÜM 22: Çatı Katındaki Senfoni 23 BÖLÜM 23: Kapanın İçindeki Gölgeler 24 BÖLÜM 24: Şah ve Mat 25 BÖLÜM 25: Kırık Cam Taneleri 26 BÖLÜM 26: Bodrum Katındaki Yetim 27 BÖLÜM 27: Keskin Metalin Sesi 28 BÖLÜM 28: Fırtınadaki El 29 BÖLÜM 29: Siyah Odadaki Şifa 30 BÖLÜM 30: Siyah Sığınağın Sessizliği 31 BÖLÜM 31: Kurşunların Gölgesinde 32 BÖLÜM 32: Av ve Avcı 33 BÖLÜM 33: Kapana Kısılanlar 34 BÖLÜM 34: Çaresizliğin Bedeli 35 BÖLÜM 35: Gece Yarısı Soygunu 36 BÖLÜM 36: Gözlerini Açtığında 37 BÖLÜM 37: Kampüsün Yeni Ağaları 38 BÖLÜM 38: Müdürün Odasındaki Gölge 39 BÖLÜM 39: Karanlıkta Tek Başına 40 BÖLÜM 40: Avcının Labirenti 41 BÖLÜM 41: Ölümle Dans 42 BÖLÜM 42: Maskelerin Ardında 43 BÖLÜM 43: Kusursuz Planın Açığı 44 BÖLÜM 44: Kanlı İmzalar 45 BÖLÜM 45: Ruhun Kararması 46 BÖLÜM 46: Görev Tamamlandı 47 BÖLÜM 47: Fırtınadan Önceki Son Durak 48 BÖLÜM 48: Kalp Atışı Durduğunda (FİNAL)

Ertesi sabah tüm şehir, holding binasındaki o büyük gece yarısı baskınının haberleriyle çalkalanıyordu. Televizyonlar Jaewon ve Jian’ın kelepçeli görüntülerini ekranlara taşırken, kampüsün koridorlarında tek bir fısıltı vardı: "İkisi birbirini bitirdi."
David, sabah erkenden okula gelmiş, kütüphanenin o en kuytu, kimsenin uğramadığı arşiv odasına kendini kapatmıştı. Elinde dün geceki baskının haber detayları açık olan telefonu vardı ama gözleri masanın üzerindeki küçük bir nesneye dikilmişti.
Dün çatı katında, Dre onun omzunda uyurken hırkasının cebinden sessizce yere kayan ve David’in fark edip cebine attığı o küçük, şık flaş bellek kutusu... Kutunun üzerinde, holdingin siber güvenlik ihlalinde adı geçen o özel yazılım şirketinin amblemi vardı. David saniyeler içinde tüm taşları yerine oturtmuştu. Şifrelerin çalınması, Jian’ın hapisten çıkarılması, dün gece holdingde patlayan alarmlar...Hepsini yapan, o iki yılanı tek bir kafesin içine sokup birbirini zehirleten kişi... Dre’ydi.
Tam o sırada arşiv odasının kapısı yavaşça aralandı. Dre, siyah şapkasını yine hafifçe öne eğmiş, olan bitenden habersizce içeri süzüldü. David’i yalnız yakalayıp dün geceki başarısını kutlamak, onun iyi olduğundan emin olmak istiyordu.
"David? Buradaymışsın..." dedi Dre, ses tonundaki o yumuşaklıkla.
David masadan yavaşça ayağa kalktı. Yüzünde dondurucu bir ciddiyet vardı. Adımlarını doğrudan Dre’ye doğru atmaya başladı. Dre, onun bu sert ve keskin duruşunu görünce içgüdüsel olarak geri adım attı ama sırtı arşiv rafına dayandı. Kaçacak yeri kalmamıştı.David, aralarındaki mesafeyi tamamen sıfırladı. Bir elini Dre’nin başının yanındaki rafa sertçe koyarak onu köşeye sıkıştırdı. Gözlerini, Dre’nin şapkasının altındaki o büyüleyici gözlerine dikti.
"Dün gece holding binasında ne oldu, biliyor musun Dre?" diye sordu, sesi fısıltı kadar kısık ama bir o kadar da derindi.
Dre yutkundu, yakalanma korkusu tüm vücudunu sardı. Maskesini korumaya çalışarak, "Evet... Haberlerde gördüm. Jian ve Jaewon... Birbirlerini ihbar etmişler sanırım. Büyük bir karmaşa," diye geçiştirmeye çalıştı.
David cebinden o flaş bellek kutusunu çıkarıp Dre’nin gözünün önüne getirdi. "Bunu bana açıklayabilir misin o zaman? Dün gece senin cebinden düştü. Jaewon’un sistemini patlatan yazılımla bu kutunun üzerindeki amblem birebir aynı."Dre’nin gözleri dehşetle açıldı. Kalbi göğüs kafesini kıracak gibi çarpmaya başladı. “Yandım...” diye düşündü içinden. “Her şeyi anladı. Benden nefret edecek. Beni bir canavar olarak görecek.” Dre, gözlerini David’den kaçırdı, başını öne eğdi. Sesi ilk kez bu kadar çaresiz ve kırılgandı:
"Ben... Ben sadece senin intikamını almak istedim David. Onlar senin hayatını mahvetti, seni o asfaltta kanlar içinde bıraktı. Eğer adalete bıraksaydım Jaewon parasıyla kurtulacaktı, Jian yine sıyrılacaktı. Onları kendi hırslarıyla vurmak zorundaydım. Ben... Özür dilerim. Benden nefret edebilirsin."
Dre, başını tamamen eğmiş David’in onu itmesini beklerken, aniden belinde güçlü bir el hissetti. David, tek bir hamleyle Dre’yi belinden kavrayıp kendi göğsüne sımsıkı çekti. Diğer eliyle de Dre’nin o siyah şapkasını kafasından çıkarıp yere fırlattı.Dre şok içinde başını kaldırdığında, David’in gözlerinde öfke değil, sırılsıklam bir aşk ve devasa bir hayranlık gördü. David’in dudakları, onun bu zekası karşısında büyülenmiş bir gülümsemeyle kıvrıldı.
"Nefret mi?" dedi David, sesi adeta titreyerek. "Ben sana olan aşkımdan deliriyorum Dre... Sen benim için, benim ailem için o iki canavarı tek bir gecede, oyun oynar gibi yok ettin. Sen sadece benim koruyucu meleğim değilsin... Sen bu dünyada gördüğüm en dâhi, en güçlü kadısın."
Dre, duyduğu bu sözlerle göz yaşlarına hakim olamadı. Korktuğu her şey bir anda uçup gitmişti. David, eğilip Dre’nin yanağından akan o gözyaşını dudaklarıyla öperek sildi. Ardından alnını Dre’nin alnına yasladı, ellerini onun saçlarının arasına geçirdi."Artık saklanmak yok, arkamdan gizli işler çevirmek yok," dedi David, parmaklarını onun yanağında gezdirerek. "Bundan sonra ne yapacaksak birlikte yapacağız. Ben tamamen seninim, benim tehlikeli meleğim."
Dre, David’in göğsünde kendini ilk kez tamamen serbest bıraktı. Kollarını onun boynuna doladı. Kusursuz satranç planı bitmişti; şah mat yapılmıştı ve Dre, bu oyunun sonunda dünyadaki en büyük ödülü, David’in sarsılmaz aşkını ve hayranlığını kazanmıştı.