33. bölüm · KANDIRDIM

BÖLÜM 33: Kapana Kısılanlar

Dre Yko

Bölümler
1 BÖLÜM 1: Vitrindeki Hayatlar 2 BÖLÜM 2: Maskenin Arkasındaki Gölgeler 3 BÖLÜM 3: İlk Çatlaklar 4 BÖLÜM 4: Gizli Aynalar 5 BÖLÜM 5: Kapalı Kapılar ve Yeni Bağlar 6 BÖLÜM 6: Egonun Körlüğü 7 BÖLÜM 7: Kırmızı Hatlar ve Gizli Bakışlar 8 BÖLÜM 8: Ortaklar ve Yaralar 9 BÖLÜM 9: Gölgelerden Gelen Şifa ve Kusursuz Tuzak 10 BÖLÜM 10: Maskenin Kusursuz Dönüşü 11 BÖLÜM 11: Gece Yarısı Sığınakları 12 BÖLÜM 12: Kokular ve Kuşkular 13 BÖLÜM 13: Dedektiflik Oyunları ve Karanlık Odalar 14 BÖLÜM 14: Dijital İlmek 15 BÖLÜM 15: Kırılma Noktaları 16 BÖLÜM 16: Sahte Sığınak 17 BÖLÜM 17: Asfaltın Üzerindeki Işık 18 BÖLÜM 18: Beyaz Odadaki Kırıntılar 19 BÖLÜM 19: Kalp Atışları ve Portakal Kabukları 20 BÖLÜM 20: Demir Parmaklıklar ve Açılan Kafes 21 BÖLÜM 21: Tiyatro ve Tehlikeli Adımlar 22 BÖLÜM 22: Çatı Katındaki Senfoni 23 BÖLÜM 23: Kapanın İçindeki Gölgeler 24 BÖLÜM 24: Şah ve Mat 25 BÖLÜM 25: Kırık Cam Taneleri 26 BÖLÜM 26: Bodrum Katındaki Yetim 27 BÖLÜM 27: Keskin Metalin Sesi 28 BÖLÜM 28: Fırtınadaki El 29 BÖLÜM 29: Siyah Odadaki Şifa 30 BÖLÜM 30: Siyah Sığınağın Sessizliği 31 BÖLÜM 31: Kurşunların Gölgesinde 32 BÖLÜM 32: Av ve Avcı 33 BÖLÜM 33: Kapana Kısılanlar 34 BÖLÜM 34: Çaresizliğin Bedeli 35 BÖLÜM 35: Gece Yarısı Soygunu 36 BÖLÜM 36: Gözlerini Açtığında 37 BÖLÜM 37: Kampüsün Yeni Ağaları 38 BÖLÜM 38: Müdürün Odasındaki Gölge 39 BÖLÜM 39: Karanlıkta Tek Başına 40 BÖLÜM 40: Avcının Labirenti 41 BÖLÜM 41: Ölümle Dans 42 BÖLÜM 42: Maskelerin Ardında 43 BÖLÜM 43: Kusursuz Planın Açığı 44 BÖLÜM 44: Kanlı İmzalar 45 BÖLÜM 45: Ruhun Kararması 46 BÖLÜM 46: Görev Tamamlandı 47 BÖLÜM 47: Fırtınadan Önceki Son Durak 48 BÖLÜM 48: Kalp Atışı Durduğunda (FİNAL)

Hapishanenin o loş, soğuk ziyaretçi odasında demir parmaklıkların arkasındaki Jian’ın gözlerinde delirmiş bir nefret vardı. Dre tarafından nasıl oyuna getirildiğini, David yüzünden bu deliğe tıkıldığını düşündükçe tırnaklarını duvarlara geçiriyordu. Tam o sırada camın arkasına, onun pis işlerini dışarıda yürüten tek akrabası, kuzeni daldı.
Jian telefonu sertçe kaldırdı, sesi hırıltılıydı: "Bana bak... O David denen pislik dışarıda elini kolunu sallayarak gezemez. Dre onu koruyor olabilir ama Dre şu an piyasada yok, duydum. Adam topla. Ne yapıp et, o David’i kaçır ve bana getir. Onu kendi ellerimle bitireceğim!" Kuzeni başını sallayıp karanlığa karışırken, Jian parmaklıklar arkasında şeytani bir kahkaha attı.Aynı saatlerde şehir hastanesinin en gizli, yeraltı yoğun bakım odasında Dre, makinelerin acı feryatları arasında komadaydı. Göğsündeki sargılar kan sızdırıyor, cihazdan gelen biip... biip... sesleri onun ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide olduğunu gösteriyordu. Başında ne bir kimse vardı ne de yardım edecek bir dost... Yapayalnız, komada can çekişiyordu.
David ise Dre’yi o güvenli yeraltı doktoruna bıraktıktan sonra, kıyafetlerindeki kanı temizleyip mecburen o cehennem malikanesine, eve dönmek zorunda kalmıştı. Ancak o gün Dre’nin siteme girdiği sahte sağlık raporuna rağmen, okul müdürü David’in babasını arayıp "Oğlunuz iki gündür okula uğramıyor" demişti.
David odasının kapısından içeri adımını attığı an, karşısında gözü dönmüş, alkolden ve öfkeden deliren babasını buldu."Sen iki gündür neredesin ulan?!" diye kükredi adam. Elindeki ağır kemeri David’in suratına doğru acımasızca savurdu.
ÇAAAT!
Kemerin metal tokası David’in yanağına ve gözünün altına dikey bir darbe indirdi. David acıyla yere yığılırken, babası durmadı; sırtına, omuzlarına tekmelerle saldırdı. David’in yüzü, gözü, kolları darmadağın oldu, her yerinde morluklar ve taze kan sızıntıları oluştu. Adam nefes nefese, "Seni bu eve gömeceğim!" diye bağırıp kapıyı üzerine kilitleyerek gitti.
Gece yarısı saat 03.00’ü gösterdiğinde, David odasında yatağın kenarında, babasının attığı o dayak yüzünden morarmış gözü ve darmadağın vücuduyla acı içinde inliyordu. Başındaki o siyah yara bantları bile yırtılmıştı.Tam o sırada odanın penceresi büyük bir gürültüyle kırıldı. İçeriye Jian’ın dışarıdan tuttuğu o maskeli, izbandut gibi iki adam daldı. David, o morluklar ve yorgunluk içindeki vücuduyla ayağa kalkmaya çalıştı, yerdeki kırık bir vazo parçasını kaptı ama adamlar çok güçlüydü.
Biri David’in boğazına yapışıp onu duvara sertçe çarptı, diğeri ise ağzına eter kokulu kimyasal bir bez bastırdı. David, morarmış gözleriyle son kez o karanlık odaya baktı. Dre yoktu... Onu kurtaracak hiç kimse yoktu. Görüşü bulanıklaştı, elleri gevşedi ve bilinci tamamen kapandı.
Adamlar, baygın haldeki David’i bir çuval gibi omuzlarına alıp gecenin karanlığında bekleyen minibüse doğru taşıdılar. David, babasından yediği o feci dayağın morluklarıyla, Jian’ın adamları tarafından bilinmeze doğru kaçırılmıştı.