11. bölüm / 28
Zümrüt YeşiliBölüm 10
Bölümler 28Şu an: Bölüm 10
- 1 Tanıtım Bölümü92 kelime
- 2 Bölüm 1690 kelime
- 3 Bölüm 21.008 kelime
- 4 Bölüm 3531 kelime
- 5 Bölüm 4984 kelime
- 6 Bölüm 51.117 kelime
- 7 Bölüm 6980 kelime
- 8 Bölüm 71.511 kelime
- 9 Bölüm 81.122 kelime
- 10 Bölüm 91.138 kelime
- 11 Bölüm 101.220 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Bölüm 111.151 kelime
- 13 Bölüm 121.160 kelime
- 14 Bölüm 131.127 kelime
- 15 Bölüm 141.112 kelime
- 16 Bölüm 151.050 kelime
- 17 Bölüm 161.069 kelime
- 18 Bölüm 171.139 kelime
- 19 Bölüm 181.292 kelime
- 20 Bölüm 191.510 kelime
- 21 Bölüm 201.742 kelime
- 22 Bölüm 212.337 kelime
- 23 Bölüm 221.602 kelime
- 24 Bölüm 231.816 kelime
- 25 Bölüm 241.711 kelime
- 26 Bölüm 251.473 kelime
- 27 Bölüm 261.561 kelime
- 28 Bölüm 271.644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ameliyathaneye pat diye girdiğim için doktorların yanındaki yardımcı hemşireler benim olduğum tarafa doğru baktılar. Şaşkınlardı. Deli mi bu be? bakışları atıyorlardı. Hemen role girdim ve ameliyata dahil oldum. Ameliyat yapan ve fazlasıyla stresli olan doktorun yanına gittim. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Yada öyle sandım. Çünkü yardımcı hemşireler sağ koluydu. Benimde amacım sadece sapık sevgilimden kurtulmaktı. Ameliyat uzun sürmemişti. Tüh be! Keşke 3-4 saat süreydi. Ya işte, Derenin şansı. Neyse. İğrenç duygularla ameliyathaneden çıktım. Aa. Sapık manyak yok. Allah'ım inşallah kan kaybından gebermiştir. Amin. İki elimi yüzüme amin diyerek sürdüm ve acil tarafına doğru gittim. Hasta sayısı azalmıştı. Hepsi nereden neden gelmişti ve hepsi hemen nasıl yok oldu? Tırstım yahu! Korktum arkadaşlar. Tam acil boşalmış mutlu olmuştum, tıntını seke seke diğer hemşire arkadaşlarımın yanına giderken aniden tosladım. Gördüğüm manzara beni bayıltmaya tansiyonumu düşürmeye yeterdi. Rabbim! Beni böyle mi imtihan ediyorsun? He Allah'ım? Of, of! Ben artık Deren olmak istemiyorum ya, valla yeter! Nerede bela orada Deren. Karşımdaki manzara tam olarak iki kocaman adamın küçük çocuklar gibi birbirini hunharca dövmesi. Hemde bu iki kişi kim biliyor musunuz? Tabii ki bilmiyorsunuz. Boran Akay ve benim gerizekalı eski sevgilim Kadir. Hani 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdiniz o derece. Ne alakasınız siz? Mecbur kalarak yanlarına gittim ve aralarına girdim. Ne olduğunu ikisi de anlamamıştı. Bir anda durunca ikisinde soluklandı. "Ne yapıyorsunuz beyler?! Devletin hastanesi ne zamandan beri dövüş alanı oldu?!" diye bağırdım ikisine bakarak. Gerçekten siz hayırdır beyler? Hani sorun nedir?! Bana deyesiniz. Boran bir anda alev saçan kara gözleriyle Kadir'e baktı ve aniden kalktı, "Lan sen kimsin?! Sanane lan, sanane! Niye geldiysem geldim seni ne ilgilendirir?!" dedi tekrar Kadir'in yakasına yapışarak. Yine hızlıca ayırdım ikisini. Ama böyle nereye kadar gücüm yeter bilemiyorum. "Sakın! Sakın bir daha yaklaşma!" dedim Boran'ın önüne geçerken. Arkamda kalan ezik beyefendi bir bok olduğunu sanma sakın. Mafyanın elinden ölme diye geçtim önüne. Boran tekrar geri çekildi ve yumruk atmaktan kıpkırmızı ve biraz kanayan elini bir parça bezle sardı. Bezi de neresinden çıkarmış bilmiyorum. Kadir'e döndüm ve gömleğinin köşesinin yırtık olduğunu fark ettim. Adamı döverken elini de unutmamış. Kral hareket. "Benim dağ gibi sevgilim var sen hayırdır?" dedi arkamdaki bok torbası herif. Ben senin sevgilin falan değilim. Kendine gel! Hemen Kadir'e döndüm ve bu sefer ben yakalarına yapıştım, "Kes lan kes! Ne sevgilisi! Severim şimdi senin sevgilini! Kadir, bas git! Defol!" dedim medeni bir şekilde. Ama arkadaşlar ben sapık ve gerizekalı bir sevgili yapmışım zamanında. Asıl gerizekalı olan benim. Kadir yediği dayağa rağmen hâlâ salak salak sırıtıp, "Sen de gelirsen giderim. Gel beraber gidelim." dedi elime uzanmaya çalışırken. Elimi çektim ve "Kadir, bak adam mafya. Seni şimdi bile öldürüp gömer şuraya. Lan o kadar dayak yemişsin hâlâ adam olmamışsın." diye fısıldadım kulağına. Ben uyarıyı yaptım, gerisi onun zeka seviyesine bağlı. Zeka var mı? Yok. O zaman sıkıntı da yok. Neyse boşverelim. Bir bana bir Boran'a baktı, "Ne bakıyorsun lan cinsi bozuk!" diye bağırdı Boran. Kadir, "Sana mı bakıyorum kardeşim?" diyince Boran yine Kadir'in üzerine doğru geldi ve kulağına eğilip, "Bana bak Kadir misin nesin. Seni şimdi öldürüp gömerim buraya. Kimse de alamaz seni benim elimden. Anladın mı?" diye fısıldadı. "Yok. Anlamadım. Ne yapacaksın ya?" diye sordu gevşek gevşek. Lan Kadir! Ölmek mi istiyorsun? Bu sefer Boran sinirden olsa gerek hafifçe gülümsedi ve tek eliyle Kadirin yüzünü avucuna aldı, "Seni diyorum, öldürmekle kalmam sürüm sürüm süründürürüm. Ölmek için yalvarırsın bana." dedi sakinliğini koruyarak. Ama sanırım zor. Sertçe bıraktı suratını. "Kadir, defol git artık." dedim son uyarıyla. Kadir memnuyetsiz bir surat ifadesiyle ayağa kalktı, "Sen bana hiç bir şey yapamazsın." dedi Boran'a doğru. Ben önüne geçtim ve "Hadi defol hadi." dedim ve uzaklaştırdım. Hastaneden çıkıp defolup gitti. "Sen ne alaka ya? Ne işin var burada?" diye sordum Boran'a bakarak. "Sanane, niye geldiysem geldim seni ne ilgilendirir?" dedi daha sinirli haliyle. Sanane derken? Sen hayırdır? "Sanane derken? Hastaneye gelip sanane diyip gitmek sence mantıklı mı?" diye sordum gözlerimi hafif kısarak. Bana bir tık yaklaştı ve benim gibi hafifçe gözlerini kıstı, "Benim için mantıksız bir şey yok. Ayrıca mantıklı olup olmadığını senin sorman? Gerçekten inanılmaz." dedi ve uzaklaştı. Benimle alay ediyordu uyuz. U-yuz! "Kes be! Uyuz mafya bozuntusu, pislik herif! Defol!" diye çıkıştım. Yeter ama hani! Ne be bu böyle ezikleyemessin beni sen kimsin? "Birde, benimle bir daha öyle salak salak alay edip durma benimle! Mafyaysan mafyalığını bil Boran efendi! Devletin hastanesine gelip hemşiresiyle alay edip gülemessin! Bak polislere seni şikayet edemiyorum ama benimle bir daha öyle alay falan edersen seni kendi ellerimle mahvederim! Anladın mı beni!? Hadi şimdi yok ol!" diyince o koca cüssesiyle bana doğru tekrar döndü. Üzerime doğru yürüdü. Hayır, hayır! Defol git! Gelme üzerime katil! Yutkundum ve o geldikçe ben geri geri gittim. En sonunda da duvarla onun arasında kalmıştım. Nefes alışverişim hızlanmıştı. "Sen var ya sen. Çok fenasın. Cesursun, dik başlısın. Ama bunlar bana pek işlemez. Yani demem o ki, benimle fazla zıtlaşma. Ne yaparsan yap bana sökmez hemşire. Ama dur sen Deren Soyluydun değil mi? Kusura bakma Serhat'ın kızı olduğunu yeni öğrendim. Erken öğrenseydim, seni o gece orada vururdum." diyince kanım dondu âdeta. Şuan onun karşısında ürkek bir ceylan gibiydim. Ayrıca babamı nereden tanıyordu? Bu kim tam olarak? Sen kimsin? Nereden geldin, neden kurbanın benim? Adımı da benide artık tanıyor. Harika! Mükemmel! İyice battık b*ka! Lanet olsun! Ama her ne kadar şuan korksam da asla ona baş eğmeyeceğim. Asla! Bundan kurtulmanın yolunu bulacağım. "Asla. Asla senin karşında susup kendimi sana ezdirmem. Kim olursan ol umrumda bile değil. Sen zavallı bir mafyadan başka bir şey değilsin. Keşke o gece hiç oraya gelmeseydim. Belki şuan karşımda bile olmazdın. İnsanlık yaptım, ameliyat ettim. Ama daha geç değil." son cümlemi söylerken henüz iyileşmekte olan yarasına elimi sertçe bastırdım. Hiç acımadan sertçe bastırdım. Tek bir mimik bile oynamadı. Daha da sinrilenip iyice bastırdım. Yara kanamaya başlamıştı. Zaten çok derin ve paramparça olduğu için iyice açılmaya müsait bir yaraydı. Ama hâlâ tek mimik oynamıyordu. Ama çenesinin kasıldığını ve göz kapağının hafifçe seyirdiğini fark etmiştim. Hafifçe gülümsedim çünkü canı yanıyordu. Daha çok yansın, daha. Acıdan yığıl, kıvran, geber. "Çek elini." dedi acıyla karışık boğuk bir sesle. Daha çok bastırdım. "Acı çekmek nasıl bir his anlatır mısın?" diye sordum hâlâ yarasına bastırırken. "Sana çek elini dedim." diye cevap verdi acı içinde kıvranırken ama belli etmemeye çalışıyordu. "Beni o gece vururdun ha? Vur lan! Yiyorsa vur! Şimdi vur! Hadi!" diye bağırdım. Yine o ateş fışkırtıran gözleriyle bana kısa bir süre baktı ve duraksadı. Bileğimi hızlıca kavradı. Bileğimi kurtarmaya çalışıyordum ama nafile. Sadece çırpınıyordum. Ya şimdi çekip vurursa? Yine yutkundum. Hafifçe kulağıma yaklaştı ve "Deren Soylu, ben hiç bir kadını öldürmem. Hiç bir kadına el de sürmem. Kadına el kaldıranların kollarını kırıp öldürdüm." diyince sinirden derince iç çektim. Az önce seni vururdum demedi bu adam? Ee? "Az önce seni vururdum dedin? Hani hiç bir kadını öldürmezdin? İlk olacağım sanırım?" dedim sakince. Şüpheli. Ellerimle göğsünden ittirdim, "Şerefsizin tekisin. Senden korkacağımı sanıyorsan büyük bir yanılgı içindesin. Çünkü sen zavallısın. Baksana şu haline daha adam bile olamamışsın." dedim oradan uzaklaşırken. Daha ilk adımımı atınca bu sefer sertçe kolumdan tuttu, "Bana bak. Arkanda babandan başka kimse yok. Bu kadar dik başlı olma, sana mafya dünyasını bir kere göstersem gıkın çıkmaz. Hemşireysen hemşire gibi ol." dedi ve kolumu bıraktı. Sonra da gitti. Sanırım mafyanın gerçek yüzünü görmüştüm. Keşke en başından beri hiç ameliyat yardım kılık sokma falan. Hiç birine karışmasaydım. O kadar pişmanım ki. Adam resmen seni öldürürüm fazla konuşma dedi gitti. Ama benimde adım Derense ona baş eğmeyeceğim. Ölürüm yinede susmam, durmam.
Bölüm etkileşimi
