Yekta kitap kapağı

24. bölüm / 25

Yekta

~ ♡ Bölüm 24

Vaveyla Yazarı: yazarhanım 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: ~ ♡ Bölüm 24

Farların çiğ ışığı, iki araba arasında uzanan tozlu asfalta ölümcül bir arena gölgesi düşürüyordu. Cevat Bey, bastonuna dayandığı o gaddar ve kibirli duruşuyla lacivert Chevrolet’in içine doğru bakarken, arkasındaki iki siyah pardösülü adamın elleri çoktan ceketlerinin içine, silahların soğuk gövdesine kaymıştı. İstanbul’dan Ankara’ya uzanan o karanlık kumpasların kudretli mimarı, kendi öz oğlunun isyanını Anadolu’nun bu ücra köşesinde sonsuza dek susturmaya kararlıydı. Bakışları bir babanın şefkatini kaybedeli çok olmuştu.
Ancak Mirza, artık babasının gölgesinden korkan o hukuk öğrencisi değildi; Süleyman Sırrı’nın kanıyla mühürlenmiş bu yolda, her türlü bedeli ödemeyi çoktan göze almıştı. İstanbul’dan ayrılmadan önce, bu yolculuğun bir can pazarına döneceğini ön görerek yanına aldığı o soğuk metal gövdeli tabancayı ceketinin içinden hızla çıkardı.
"Arabadan çıkma Yekta!" diye bağırdı Mirza, sesindeki o asil ve yırtıcı tonda hiçbir tereddüt emaresi barındırmayarak. Yekta itiraz edecek gibi oldu ama sesini çıkarmaya gücü yetmedi. Bu zor durumda bir de Mirza'yı sinirlendirmek istemiyordu.
Kapıyı açıp kendini dışarı attığı an, bozkırın sessizliğini paramparça eden ilk kurşun sesi kayalıklarda yankılandı. Cevat Bey’in adamları yaylım ateşine başlamıştı. Mirza, arabanın kapısını kendine siper ederek babasının adamlarına karşı soğukkanlılıkla karşılık verdi. Kurşunların metal gövdeye çarparken çıkardığı o tiz, korkunç sesler ve etrafı saran o keskin, geniz yakan barut kokusu geceyi esir almıştı. Yekta, koltuğa büzülmüş halde, kalbinin göğüs kafesini yırtan atışları arasında ağzını eliyle kapatarak sadece dua ediyordu. Yazdığı o 2026 distopyasındaki mekanik savaşlar, şu an tam önünde etten, kemikten ve kandan bir hesaplaşmaya dönüşmüştü.
Mirza, babasının adamlarından birini omzundan vurup saf dışı bıraktığı sırada, Cevat Bey’in yüzündeki o katı ifade sarsıldı. İhtiyar adam, bastonunu kenara fırlatıp belindeki silahı bizzat eline aldı. "Seni ben var ettim Mirza, bu düzene kurban gitmene izin vermektense kendi ellerimle yok ederim!" diye gürledi.
Cevat Bey, kararını çoktan vermişti. Daha buraya gelmeden önce, Mirza karanlık düzenine isyan ettiği o ilk anda... Gözünü kırpmadan namluyu doğrudan oğlunun göğsüne doğrulttu. Tetik çekildi. Zaman, o salise içinde adeta donmuştu. O ölümcül kurşun, havayı yırtarak tam Mirza’nın göğsüne isabet edecekken, sokağın karanlığından fırlayan şok edici bir gölge her şeyi altüst etti.
Onları köyün çıkışına kadar bej rengi Plymouth’uyla takip eden, iki sevgilinin kaçışına uzaktan şahit olan Mustafa, bir anda Mirza’nın önüne siper oldu. Kurşun, Mustafa’nın heybetli göğsüne tok bir sesle isabet ettiğinde, bozkırın o samimi ve dürüst delikanlısı acı bir nefesle sarsıldı.
"Mustafa! Hayır!"
Yekta’nın arabanın içinden yükselen o feryadı, kayalıkları döven rüzgârın uğultusunu bile bastırdı. Genç kız, tehlikeye zerre aldırmadan arabanın kapısını açıp kendini yere, Mustafa’nın yanına fırlattı. Mustafa’nın vurulmasıyla birlikte Cevat Bey ve kalan adamı, bu beklenmedik şok ve köy ahalisinin de silah seslerine toplanacağı korkusuyla siyah Mercedes’e binerek alelacele olay yerinden kaçtılar. Karanlık araba bozkırın içinde kaybolurken, geride sadece can çekişen bir gencin hırıltıları kaldı.
Mirza, elindeki silahı düşürerek Mustafa’nın yanına diz çökmüştü. O da Yekta gibi şoktaydı. Hayatı boyunca hiç görmediği bu gencin üzerindeki gömleği, saniyeler içinde göğsünden sızan o sıcak, koyu kanla boyanmaya başlamıştı. Mirza da Yekta da ellerinden geleni ardına koymayarak, Mustafa’nın yarasını durdurmak, o akan hayatı gövdede tutmak için ceketlerini, tülbentlerini bastırarak amansız bir mücadeleye giriştiler. Mirza, hayatı boyunca kanun maddeleriyle savaşmıştı; ama şimdi ilk kez, hayatını ona borçlu olduğu bir gencin eceliyle savaşıyordu. Evet...evet, tanımadığı bu gence bir hayat borçluydu. Babasının katletmek istediği bir hayat...
Ancak Mustafa, bozkırın o amansız ayazı altında çok fazla dayanamadı. Gözlerindeki o bastırılmış isyanın ve kederin ateşi, yerini mutlak bir sükûnete bırakırken başı Mirza’nın kolları arasına düştü. Dudaklarının kenarından sızan kan, toprağa karışıyordu. Son bir gayretle, o iri ve nasırlı elini kaldırıp Mirza’nın gömleğine tutundu. Bu iki birbirini tanımayan genç hayatları boyunca ilk ve son kez tanışarak, sessiz bir antlaşma ile gönül bağıyla anlaştılar. Mustafa'nın artık mukayyet olamadığı bakışları, hıçkırıklarla ağlayan Yekta’nın mor gözünden süzülen yaşlarda takılı kaldı.
"Yekta’ya... Yekta’ya iyi bak..." diye fısıldadı Mustafa. Sesi, ömrünü adadığı o bozkır rüzgârından daha kısık, daha yorgundu. "Onu... bu karanlıkta bırakma..."
Bu sözler, Mustafa’nın dünyaya veda ettiği o son nefesi oldu. Aldığı son nefes ile birlikte bu dünyaya onurlu bir selam ile veda etti. Eli yavaşça Mirza’nın gömleğinden kayıp tozlu toprağa düştüğünde, gözlerindeki o gizemli ışık ebediyen söndü. Mustafa, kendi hapsedildiği o sevilmediği hayattan, bir başkasının özgürlüğü ve aşkı için canını feda ederek en büyük ve en asil isyanıyla ayrılmıştı.
Mirza, kollarında cansız yatan bu gence, kalbindeki o devasa ve ebedi vefa borcuyla baktı. Süleyman Sırrı’dan sonra, babasının o kanlı kumpasları yüzünden toprağa verdiği ikinci can duruyordu karşısında. Gözyaşları, Mustafa’nın kanlı göğsüne damlarken, onun cansız yüzünü okşadı.
"Rahat uyu..." dedi Mirza, sesi hıçkırıklarla kırılarak ama bir o kadar da yemin dolu bir tınıyla. "Rahat uyu kardeşim... Emanetin başımın üstünedir. Bu kanın hesabı sorulana kadar bana uyku haram olsun."
Yekta, Mustafa’nın cansız bedenine sarılarak bozkırın ortasında feryat ederken; 1964 yılının o zifiri gecesi, bir aşkın kurtuluşuna değil, bir kader ortağının trajik ve asil cenazesine şahitlik ediyordu. Kimse böyle olsun istemezdi. Ama hayatın kuralı bu değil miydi? Her mutluluğun ardında aslında can yakıcı bir feda vardı.
İki sevgili, Mustafa’nın kolları arasındaki o taze ve acı kaybıyla, hem bir ömür taşıyacakları o büyük vefa yükünü hem de Cevat Bey’in yıkılacak olan sarayının ilk harcını oracıkta, kanla karıştırmışlardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18