Bölümler 52Şu an: 51.bölüm
- 1 1.bölüm446 kelime
- 2 2.bölüm207 kelime
- 3 3.bölüm248 kelime
- 4 4.bölüm270 kelime
- 5 5.bölüm282 kelime
- 6 6.bölüm259 kelime
- 7 7.bölüm244 kelime
- 8 8.bölüm247 kelime
- 9 9.bölüm259 kelime
- 10 10.bölüm321 kelime
- 11 11.bölüm255 kelime
- 12 12.bölüm252 kelime
- 13 13.bölüm610 kelime
- 14 14.bölüm415 kelime
- 15 15.bölüm547 kelime
- 16 16.bölüm438 kelime
- 17 17.bölüm576 kelime
- 18 18.bölüm332 kelime
- 19 19.bölüm340 kelime
- 20 20.bölüm385 kelime
- 21 21.bölüm318 kelime
- 22 22.bölüm371 kelime
- 23 23.bölüm433 kelime
- 24 24.bölüm429 kelime
- 25 25.bölüm482 kelime
- 26 26.bölüm517 kelime
- 27 27.bölüm567 kelime
- 28 28.bölüm518 kelime
- 29 29.bölüm476 kelime
- 30 30.bölüm429 kelime
- 31 31.bölüm359 kelime
- 32 32.bölüm524 kelime
- 33 33.bölüm711 kelime
- 34 34.bölüm639 kelime
- 35 35.bölüm597 kelime
- 36 36.bölüm689 kelime
- 37 37.bölüm527 kelime
- 38 38.bölüm590 kelime
- 39 39.bölüm875 kelime
- 40 40.bölüm989 kelime
- 41 41.bölüm954 kelime
- 42 42.bölüm1.007 kelime
- 43 43.bölüm933 kelime
- 44 44.bölüm1.166 kelime
- 45 45.bölüm1.241 kelime
- 46 46.bölüm1.357 kelime
- 47 47.bölüm1.174 kelime
- 48 48.bölüm1.067 kelime
- 49 49.bölüm1.292 kelime
- 50 50.bölüm912 kelime
- 51 51.bölüm1.269 kelime · Okuduğun bölüm
- 52 52.bölüm807 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Planlar Değişince
Cuma sabahı Melek sınıfa girdiğinde Duru, sırasının üzerinde duran kâğıtları düzenliyordu. Kuzey ise sınıfın diğer tarafında iki öğrenciyle etkinlik hakkında konuşuyordu.
Melek çantasını bırakıp Duru'nun yanına oturdu.
“Hazırlıklar nasıl gidiyor?”
“İyi gidiyor. Ama dün akşam yeni bir sorun çıktı.”
Melek kâğıtlara baktı.
“Ne oldu?”
“Fotoğraf sergisine katılacak öğrencilerden biri bugün gelemeyecekmiş. Çalışmalarını da henüz teslim etmemiş.”
“Peki, tamamen vaz mı geçmiş?”
“Hayır. Pazartesi getirebileceğini söyledi ama o zamana kadar yerleşimi tamamlamamız gerekiyor.”
Melek düşündü.
“Belki çalışmalarının yerini şimdilik boş bırakabiliriz. Pazartesi geldiğinde son düzenlemeyi yaparsınız.”
Duru başını salladı.
“Ben de Kuzey'e bunu söyleyecektim.”
“Öyleyse sorun çözülmüş.”
“Bir de sergi alanındaki masalar yetmeyebilir.”
Melek ona döndü.
“Tamam, bu biraz daha büyük bir sorun.”
Duru güldü.
“Sonunda beni anladın.”
“Ben seni her zaman anlıyorum. Sadece bazen söylediklerinin ne kadar ciddi olduğunu geç fark ediyorum.”
Duru cevap verecekken Kuzey yanlarına geldi.
“Bir şey mi oldu?”
Duru durumu anlattı. Kuzey dinledikten sonra hemen çözüm önermeye başladı.
“Önce kullanılacak masaların sayısını kesinleştirelim. Yetmezse öğretmenden başka bir sınıftan masa isteyebiliriz. Fotoğraflar için de bir alanı şimdilik boş bırakırız.”
Melek gülümsedi.
“Biz de aynısını düşünüyorduk.”
Kuzey sandalyeyi çekip oturdu.
“Güzel. O zaman herkes aynı şeyi düşünüyor, sadece konuşmak için beni bekliyorsunuz.”
Duru kâğıtları ona uzattı.
“Bu kadar konuşacağına şu listeyi kontrol et.”
Kuzey listeyi aldı.
“Emredersiniz.”
Melek ikisine bakıp güldü.
“Ben Hasan'ı bulayım. O da diğer sınıflarla konuşacaktı.”
Duru başını salladı.
“Tamam. Öğle arasında görüşürüz.”
Melek sınıftan çıkarken Kuzey ve Duru listeyi incelemeye başladı.
Hasan, alt kattaki koridorda birkaç arkadaşıyla konuşuyordu. Melek yanına geldiğinde konuşmasını bitirip ona döndü.
“Ne oldu?”
“Duru'yla Kuzey masaları ve sergi düzenini ayarlıyor. Sen diğer sınıflarla konuşabildin mi?”
“Evet. İki sınıftan masa alabileceğimizi söylediler ama önce kendi öğretmenlerine danışmaları gerekiyormuş.”
“Güzel. En azından bir seçeneğimiz var.”
Hasan başını salladı.
“Senin sabahın nasıl geçti?”
Melek omuzlarını kaldırdı.
“Daha yeni başladım. Şimdiden üç ayrı sorun öğrendim.”
Hasan güldü.
“İstersen bugün hiçbir şey yapmayalım. Etkinliği kendi hâline bırakalım.”
Melek ona baktı.
“Senin çözüm önerin bu mu?”
“Bir denemek istedim.”
“Hasan, cuma günü etkinlik hazırlığı var. Her şeyi bırakamayız.”
“Biliyorum, sevgilim. Şaka yapıyorum.”
Melek gülümsedi.
“Akşam konuşuruz. Şimdilik işimize dönelim.”
Hasan onun elini kısa bir an tuttu.
“Tamam. Öğle arasında birlikte yemek yiyelim mi?”
“Olur.”
Ayrılmadan önce Hasan ona yanağından bir öpücük verdi.
“Görüşürüz.”
Melek sınıfa dönerken telefonuna bir mesaj geldi. Hasan yazmıştı.
Hasan: Bu arada cumartesi planımız hâlâ geçerli.
Melek: Unutmadım.
Hasan: Güzel. Çünkü biletleri alacağım.
Melek: O zaman yanlış filme bilet alma.
Hasan: Bana güvenmiyor musun?
Melek: Konu sen olunca her ihtimali düşünmek gerekiyor.
Hasan'ın cevabı hemen geldi.
Hasan: Yarın görüşünce bunun hesabını soracağım.
Melek gülerek telefonu cebine koydu.
Öğle arasında arkadaşlar kantinde bir masaya oturdu. Kuzey, sabah hazırladığı listeyi önlerine koydu.
“Şu an elimizdeki bilgilerle görev dağılımını tamamlayabiliriz. Ama bir konuda karar vermemiz gerekiyor.”
Hasan sandviçinden bir ısırık aldı.
“Dinliyoruz.”
“Etkinlik günü bir kişi bütün katılımcılarla ilgilenmeli. Gelen öğrencileri karşılayacak, çalışmaların yerini gösterecek ve sorun çıktığında öğretmene haber verecek.”
Duru düşündü.
“Bu kişi sürekli ayakta olmak zorunda kalacak.”
“Evet,” dedi Kuzey. “O yüzden başka görev vermememiz gerekiyor.”
Melek listeyi kendine çekti.
“Bence bunu tek bir kişiye bırakmayalım. İki kişi sırayla yapabilir.”
Kuzey hemen not aldı.
“Olabilir. İlk yarıda bir kişi, ikinci yarıda diğeri ilgilenir.”
Hasan başını salladı.
“Ben ilk yarıda yapabilirim. Öğleden sonra spor kulübünün çalışması var.”
Melek ona döndü.
“Bunu neden daha önce söylemedin?”
“Çünkü saatini yeni öğrendim.”
Kuzey takvime baktı.
“Etkinlik saatiyle çakışıyorsa görevini değiştirebiliriz.”
Hasan düşünceli bir ifadeyle başını salladı.
“Tamamen ayrılmam gerekmiyor. İlk bölümde yardımcı olabilirim, sonra da kulübe geçerim.”
“Tamam,” dedi Duru. “Ben de çizimlerin yerleşimiyle ilgilenirim. Kuzey genel düzeni kontrol eder.”
Melek listeye kendi adını ekledi.
“Ben de katılımcıları karşılarım. Böylece herkesin işi belli olur.”
Kuzey son kez listeyi kontrol etti.
“Güzel. Bu şekilde kimse her şeyi tek başına yapmak zorunda kalmaz.”
Duru ona baktı.
“Bunu sonunda öğrendiğine sevindim.”
Kuzey kalemini bıraktı.
“Bunu daha kaç kez yüzüme vuracaksın?”
“Gerektiği kadar.”
Hasan güldü.
“Bence bu konuda Duru kazanır.”
Kuzey ona döndü.
“Sen kendi görevini unutma yeter.”
“Unutmam.”
Melek araya girdi.
“İkiniz de tartışmayı bitirirseniz belki yemeklerimizi yiyebiliriz.”
Hasan hemen önündeki tabağa döndü.
“Ben zaten çok sessizdim.”
“Tabii,” dedi Melek. “Dünyanın en sessiz insanısın.”
Kuzey başını salladı.
“Bu arkadaş grubunda gerçekleri söylemek bile suç.”
Duru gülerek ona baktı.
“Senin için ayrı bir kural kitabı hazırlayacağız.”
Bu kez Kuzey de güldü. Ardından konuşmayı etkinliğin son ayrıntılarına çevirdiler.
Dersler bittikten sonra Duru, sınıfta kalan çizim malzemelerini topluyordu. Kuzey kapının yanında bekledi.
“Hazır mısın?”
Duru çantasını kapattı.
“Evet. Neden bekliyorsun?”
“Birlikte çıkalım diye.”
Duru ona baktı ama bir şey söylemeden yanına geldi.
Koridorda yürürlerken Kuzey, hafta sonu için ailesiyle yaptığı konuşmadan bahsetti.
“Babamla konuştum. Pazar günü birlikte yemek yiyeceğiz. Etkinlik hazırlıkları için de cumartesi birkaç saat ayırabileceğim.”
Duru başını salladı.
“Güzel. Hem ailenle vakit geçirirsin hem de işlerini yetiştirirsin.”
“Evet. Aslında ilk başta ikisini birden yapamayacağımı düşünmüştüm.”
“Bazen seçenekleri olduğundan daha az görüyoruz.”
Kuzey ona döndü.
“Geçen gün söylediğin bir şey vardı. Her şeyi tek başına çözmek zorunda değilsin, demiştin.”
Duru gülümsedi.
“Hatırlamışsın.”
“İşe yaradı.”
Bir süre sessizce yürüdüler. Okul kapısına geldiklerinde Kuzey durdu.
“Bu arada, sergiye katılmayı kabul ettiğin için sevindim.”
Duru çantasının askısını düzeltti.
“Ben de kabul ettiğime seviniyorum. Hâlâ biraz heyecanlıyım ama.”
“Heyecanlanman normal. İlk kez yaptığın bir şey sonuçta.”
Duru başını salladı.
“Etkinlik günü çizimimin önünde durup herkesin yorum yapmasını düşünmek bile garip geliyor.”
Kuzey gülümsedi.
“İstersen o sırada başka bir işle ilgilenirsin. Sürekli çiziminin yanında durmak zorunda değilsin.”
Duru ona baktı.
“Bunu neden daha önce düşünmedim?”
“Çünkü bazen bir sorunu çözmek için fazla yakından bakıyoruz.”
Duru gülerek başını salladı.
“Bugünlük yeterince akıllıca konuştun.”
Kuzey güldü.
“Yarın devam ederim.”
“Sabırsızlıkla bekliyorum.”
Birbirlerine veda edip ayrıldılar.
Duru eve giderken etkinliğin nasıl geçeceğini düşünüyordu. İlk kez hazırladığı bir şeyi başkalarına gösterecekti. Sonucun kusursuz olması gerekmiyordu. Önemli olan, denemeye karar vermiş olmasıydı.
Cumartesi günü Hasan, saat on olmadan Melek'in evinin önüne geldi. Arabasını kenara çekip ona mesaj attı.
Hasan: Hazır mısın?
Melek'in cevabı kısa sürede geldi.
Melek: Evinin önündeyim zaten.
Hasan arabadan indiğinde Melek kapıdan çıktı.
“Beş dakika demiştin,” dedi Hasan.
Melek saatine baktı.
“Dört dakikada geldim.”
Hasan gülümsedi.
“Bugün güzel başladı.”
Melek arabaya binerken ona döndü.
“Filmin biletlerini aldın mı?”
“Evet.”
“Doğru film mi?”
Hasan telefonunu çıkarıp biletleri gösterdi.
Melek kontrol ettikten sonra başını salladı.
“Şimdilik başarılısın.”
Hasan arabaya bindi.
“Günün geri kalanında da böyle devam edersem bir ödül kazanacak mıyım?”
Melek kemerini bağladı.
“Göreceğiz.”
Hasan arabayı çalıştırdı.
“Peki, ilk durağımız neresi?”
Melek ona döndü.
“Sen plan yapmadın mı?”
“Yaptım. Ama önce senin fikrini almak istedim.”
Melek gülümsedi.
“Önce bir şeyler yiyelim. Sonra biraz dolaşırız, ardından filme gideriz.”
Hasan başını salladı.
“Tamamdır.”
Yola çıktıklarında okuldan, etkinlikten ya da yapılacak işlerden söz etmediler. Birbirlerine hafta boyunca anlatmaya fırsat bulamadıkları şeylerden bahsettiler. Melek, Duru'nun sergi için heyecanlandığını anlattı. Hasan da arkadaşlarından birinin spor kulübündeki seçmelere katılacağını söyledi.
Melek onu dinledikten sonra sordu:
“Sen hiç böyle bir şeye katılmayı düşündün mü?”
Hasan bir an düşündü.
“Daha önce düşündüm ama sonrasında başka şeylerle ilgilendim. Belki ileride.”
“İstiyorsan neden denemiyorsun?”
Hasan ona baktı.
“Belki de bir ara gerçekten denemeliyim.”
Melek gülümsedi.
“Bence de.”
Hasan yeniden yola odaklandı.
“Sen de bazen bana tavsiye vermeyi bırakıp kendi hayatına bakabilirsin.”
Melek kahkaha attı.
“Benim hayatım gayet yolunda.”
“Biliyorum. Sadece bir gün de seninle ilgili bir şeyleri konuşalım istiyorum.”
Melek ona döndü.
“Peki. Bugün benimle ilgili bir şey konuşalım.”
Hasan gülümsedi.
“Mesela?”
Melek biraz düşündü.
“Mesela bu filmi beğenmezsem bütün gün seninle uğraşacağım.”
Hasan güldü.
“Konuyu yine kendine bağlamayı başardın.”
“Yetenek meselesi.”
Birlikte gülerek kafeye doğru ilerlediler.
Günün geri kalanında onları nelerin beklediğini henüz bilmiyorlardı. Ama bu kez ikisi de birlikte geçirecekleri zamanı aceleye getirmeden, başka işlerin arasına sıkıştırmadan yaşamaya kararlıydı.
Okuldaki hazırlıklar pazartesi yeniden başlayacaktı. Şimdilik arkadaşları kendi planlarıyla ilgilenirken Hasan ve Melek'in kendilerine ayırdığı bir gün vardı.
Ve ikisi de bu günün tadını çıkarmak istiyordu.
Bölüm etkileşimi
