Bölümler 51Şu an: 48.bölüm
- 1 1.bölüm446 kelime
- 2 2.bölüm207 kelime
- 3 3.bölüm248 kelime
- 4 4.bölüm270 kelime
- 5 5.bölüm282 kelime
- 6 6.bölüm259 kelime
- 7 7.bölüm244 kelime
- 8 8.bölüm247 kelime
- 9 9.bölüm259 kelime
- 10 10.bölüm321 kelime
- 11 11.bölüm255 kelime
- 12 12.bölüm252 kelime
- 13 13.bölüm610 kelime
- 14 14.bölüm415 kelime
- 15 15.bölüm547 kelime
- 16 16.bölüm438 kelime
- 17 17.bölüm576 kelime
- 18 18.bölüm332 kelime
- 19 19.bölüm340 kelime
- 20 20.bölüm385 kelime
- 21 21.bölüm318 kelime
- 22 22.bölüm371 kelime
- 23 23.bölüm433 kelime
- 24 24.bölüm429 kelime
- 25 25.bölüm482 kelime
- 26 26.bölüm517 kelime
- 27 27.bölüm567 kelime
- 28 28.bölüm518 kelime
- 29 29.bölüm476 kelime
- 30 30.bölüm429 kelime
- 31 31.bölüm359 kelime
- 32 32.bölüm524 kelime
- 33 33.bölüm711 kelime
- 34 34.bölüm639 kelime
- 35 35.bölüm597 kelime
- 36 36.bölüm689 kelime
- 37 37.bölüm527 kelime
- 38 38.bölüm590 kelime
- 39 39.bölüm875 kelime
- 40 40.bölüm989 kelime
- 41 41.bölüm954 kelime
- 42 42.bölüm1.007 kelime
- 43 43.bölüm933 kelime
- 44 44.bölüm1.166 kelime
- 45 45.bölüm1.241 kelime
- 46 46.bölüm1.357 kelime
- 47 47.bölüm1.174 kelime
- 48 48.bölüm1.067 kelime · Okuduğun bölüm
- 49 49.bölüm1.292 kelime
- 50 50.bölüm912 kelime
- 51 51.bölüm1.269 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir Adım İleri
Duru, hazırladığı taslağı öğretmene teslim ettikten sonra sınıfa döndü. Kuzey sırasına oturmuş, defterine bir şeyler yazıyordu.
Duru yanına geldi.
“Öğretmen taslağı beğendi. Birkaç küçük değişiklik istedi.”
Kuzey kalemini bıraktı.
“Ne gibi?”
“Sergi alanındaki masaların yerini değiştireceğiz. Bir de projelerini sunacak öğrenciler için süre belirlememiz gerekiyor.”
Kuzey defterini kapattı.
“Tamam. Bunları birlikte düzenleriz.”
Duru sandalyesine oturdu.
“Bir şey daha var. Öğretmen, projeye katılacak öğrencilerin isimlerini cuma gününe kadar toplamamızı istedi.”
“Bu biraz zor olabilir. Herkes hemen karar veremeyebilir.”
“Ben de öyle düşündüm. Belki önce sınıflara duyuru yaparız, sonra ilgilenenlerle konuşuruz.”
Kuzey başını salladı.
“Daha mantıklı. İnsanlara yalnızca isim yazdırmak yerine ne yapabileceklerini de anlatmalıyız.”
Duru gülümsedi.
“Bak, yine aynı şeyi düşünüyoruz.”
“Bazen oluyor.”
“Bazen mi?”
Kuzey güldü.
“Tamam, çoğu zaman.”
Duru önündeki defteri açtı.
“Öyleyse işimize dönelim. Sen görev dağılımını hazırla, ben de duyuruyu yazarım.”
Kuzey itiraz etmeden defterini yeniden açtı. Duru da kendi işine başladı.
Bir süre sonra Kuzey, hazırladığı listeyi ona uzattı.
“Bir kontrol eder misin? Birinin üzerine gereğinden fazla görev bırakmış olabiliriz.”
Duru listeyi dikkatlice inceledi.
“Burada senin adın üç yerde geçiyor.”
“Biliyorum.”
“Dört kişiye bölüştürebileceğimiz işleri neden kendin üstleniyorsun?”
Kuzey kısa bir süre düşündü.
“Bazılarını daha önce ben hazırladığım için devam ettirmek kolay olur diye düşündüm.”
“Kolay olması, hepsini senin yapman gerektiği anlamına gelmiyor.”
Kuzey listeyi yeniden önüne çekti.
“Doğru. Şu iki işi başka birine verebiliriz.”
Duru başını salladı.
“İşte bu kadar.”
Kuzey ona baktı.
“Bana sürekli bir şeyleri hatırlatmak zorunda kalacaksın galiba.”
“Sen de dinlemeyi öğrenirsen işimiz kolaylaşır.”
“Anlaştık.”
Duru gülümseyerek duyuru metnine geri döndü.
Öğle arasında Melek ve Hasan, arkadaşlarının yanına geldi. Melek elindeki kâğıtları masaya bıraktı.
“Ne hazırlıyorsunuz?”
Duru duyuru metnini gösterdi.
“Proje sergisi için katılımcı arıyoruz. Sınıflara dağıtacağız.”
Melek metni okudu.
“Bence güzel olmuş ama ne tür projelerin kabul edileceğini biraz daha açık yazabiliriz.”
Kuzey hemen kendi taslağını çıkardı.
“Ben de bunu düşündüm. Resim, fotoğraf, müzik, kısa film ve öğrencilerin kendi hazırladığı çalışmalar olabilir.”
Hasan sandalyeye oturdu.
“Peki, bir grup proje hazırlamak isterse?”
“Onlara da izin vereceğiz,” dedi Kuzey. “Ama gruptaki herkesin görevini belirtmesini isteyeceğiz.”
Duru kalemini masaya bıraktı.
“Böylece bütün işi bir kişinin yapıp diğerlerinin sadece isim yazdırmasının da önüne geçeriz.”
Melek başını salladı.
“Tamam. Ben duyuruyu sınıf grubuna atarım. İsterseniz birkaç kişiye de doğrudan anlatırım.”
Kuzey teşekkür etti.
Hasan da kâğıtlara göz gezdirdi.
“Ben sporla ilgilenenlere sorabilirim. Belki fotoğraf veya kısa film hazırlamak isteyenler çıkar.”
“Güzel fikir,” dedi Duru. “Ne kadar çok kişiye ulaşırsak o kadar iyi.”
Hasan, Melek'e döndü.
“Sen duyuruyu paylaşınca bana da gönder. Ben de birkaç kişiye ileteyim.”
“Tamam.”
Melek telefonunu çıkardı. Mesajı hazırlayıp gönderdikten sonra ekranı Kuzey'e gösterdi.
“Nasıl olmuş?”
Kuzey okuyup başını salladı.
“Gayet iyi. Her şey anlaşılır.”
Duru da metne baktı.
“Tamamdır. Şimdi bekleyip kimlerin katılmak istediğini göreceğiz.”
Hasan ayağa kalktı.
“Ben kantine gidiyorum. Bir şey isteyen var mı?”
Melek ona baktı.
“Bana su alabilir misin?”
“Alırım.”
Kuzey de siparişini söyledi. Hasan uzaklaşınca Duru, Melek'e döndü.
“Bu arada cumartesi için ne yaptınız?”
Melek gülümsedi.
“Henüz bir şey planlamadık. Belki birlikte bir film izleriz.”
“Güzel. Sizin planlarınız genelde son anda ortaya çıkıyor.”
“Çünkü Hasan her şeyi son dakikada düşünmeyi seviyor.”
Kuzey araya girdi.
“Hasan burada olsaydı kendini savunurdu.”
Melek güldü.
“Olabilir. Ama önce suyu getirsin.”
Sonraki birkaç gün boyunca duyuru sınıflara dağıtıldı. Beklediklerinden daha fazla öğrenci projeye ilgi gösterdi. Kimi fotoğraf sergisi hazırlamak istiyor, kimi arkadaşlarıyla kısa bir film çekmeyi düşünüyordu.
Cuma günü Duru, gelen başvuruları düzenlemek için kütüphaneye geçti. Kuzey de yanında oturup isimleri listeye geçiriyordu.
“Şu grup kısa film hazırlayacakmış,” dedi Duru. “Ama henüz konularına karar vermemişler.”
Kuzey listeye not aldı.
“Pazartesiye kadar düşünebilirler. Şimdiden kesinleştirmeleri gerekmiyor.”
Duru başka bir kâğıdı önüne çekti.
“Bir öğrenci de fotoğraf sergisine katılmak istiyor ama tek başına hazırlamakta zorlanacağını yazmış.”
“İsterse ona yardımcı olabilecek birini bulabiliriz.”
Duru düşündü.
“Fotoğrafla ilgilenen birkaç kişi vardı. Onlara sorabilirim.”
Kuzey başını salladı.
“Güzel. Kimsenin sırf yanında çalışacak biri olmadığı için vazgeçmesini istemiyorum.”
Duru bir süre ona baktı.
“Bu projeyi gerçekten önemsiyorsun.”
Kuzey listeyi kapattı.
“Evet. Başta sadece bir etkinlik fikriydi ama şimdi insanların gerçekten bir şey hazırlamak istediğini görüyorum. Bence bu fırsatı değerlendirmeliyiz.”
Duru gülümsedi.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
Kuzey saate baktı.
“Bu arada, senin çizimin ne oldu?”
Duru çantasından defterini çıkardı.
“Biraz ilerlettim ama henüz bitmedi.”
Kuzey çizime göz attı.
“Güzel olmuş.”
Duru defteri kapatmadı.
“Gerçekten mi, yoksa moral vermek için mi söylüyorsun?”
“Gerçekten. Ama istersen eksik gördüğüm yerleri de söyleyebilirim.”
Duru güldü.
“Şimdilik sadece güzel olduğunu söylemen yeterli.”
Kuzey başını salladı.
“Peki.”
Bir süre daha çalıştılar. İşleri bittiğinde Duru kâğıtlarını topladı.
“Bugünlük yeter. Hafta sonu biraz dinlenmek istiyorum.”
Kuzey de çantasını kapattı.
“Haklısın. Pazartesi devam ederiz.”
Kütüphaneden birlikte çıktılar. Koridorda ayrılacakları yere geldiklerinde Duru durdu.
“Yardımın için teşekkür ederim.”
Kuzey ona döndü.
“Bunu tek başıma yapamazdım.”
“Yine de bazı şeyleri başlatan sendin.”
Kuzey kısa bir süre düşündü.
“Sen de devam etmesini sağladın.”
Duru bu cevaba gülümsedi.
“Pazartesi görüşürüz.”
“Görüşürüz.”
Duru yoluna devam ederken Kuzey de merdivenlere yöneldi. İkisi de söylemek istedikleri her şeyi söylememişti ama artık birlikte çalışmak eskisi kadar yabancı gelmiyordu.
Aynı gün okul çıkışında Hasan ve Melek bahçede buluştu. Hasan, Melek'in çantasını almasına yardım etti.
“Bugün nasıldı?”
Melek yürümeye başladı.
“Yoğundu. Ama projeye katılmak isteyenlerin sayısı güzel.”
“Ben de birkaç kişiye söyledim. İki arkadaşım fotoğraf çekmekle ilgileniyormuş.”
“Harika. Kuzey'e haber verelim.”
Hasan telefonunu çıkardı ve gruba mesaj attı.
Hasan: İki kişi daha fotoğraf sergisiyle ilgileniyor. Pazartesi konuşacaklar.
Kuzey'den kısa sürede cevap geldi.
Kuzey: Güzel. İsimlerini sonra iletirsin, listeye eklerim.
Melek ekrana bakıp gülümsedi.
“Her şey yavaş yavaş yerine oturuyor.”
Hasan telefonunu cebine koydu.
“Evet. Seninle de uzun zamandır baş başa vakit geçiremedik.”
Melek ona döndü.
“Şu an birlikteyiz.”
“Biliyorum. Ama sürekli okuldan, projeden ya da sınavlardan konuşuyoruz.”
Melek biraz düşündü.
“Doğru. O zaman bu akşam hiçbirini konuşmayalım.”
Hasan gülümsedi.
“Anlaştık. Akşam seni ararım.”
“Olur.”
Okul kapısına geldiklerinde Hasan onun elini tuttu.
“Bir şey daha söyleyeceğim.”
Melek merakla baktı.
“Ne?”
“Seninle birlikte bir şeyler yapmayı seviyorum. Ama hiçbir şey yapmadan yan yana durmak da güzel.”
Melek'in yüzünde içten bir gülümseme belirdi.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
Hasan onu yanağından öptü.
“Akşam görüşürüz, sevgilim.”
“Görüşürüz.”
Melek yoluna devam etti. Hasan ise bir süre arkasından baktıktan sonra kendi yoluna döndü.
Önlerinde tamamlanması gereken bir proje, yaklaşan sınavlar ve arkadaşlarıyla geçirecekleri günler vardı. Her şey bir anda değişmemişti ama bazı şeyler artık daha kolay ilerliyordu.
Duru, yapmak istediği bir şeye yeniden başlamıştı. Kuzey, sorumluluklarını paylaşmayı öğreniyordu. Hasan ve Melek ise birlikte olmanın yalnızca güzel anlardan değil, birbirlerinin hayatına gerçekten eşlik etmekten geçtiğini keşfediyordu.
Ve belki de bütün bu küçük değişiklikler, zamanla çok daha büyük şeylerin başlangıcı olacaktı.
Bölüm etkileşimi
