42. bölüm / 51
YANLIŞ KİŞİ, DOĞRU HİS“42.bölüm
Bölümler 51Şu an: 42.bölüm
- 1 1.bölüm446 kelime
- 2 2.bölüm207 kelime
- 3 3.bölüm248 kelime
- 4 4.bölüm270 kelime
- 5 5.bölüm282 kelime
- 6 6.bölüm259 kelime
- 7 7.bölüm244 kelime
- 8 8.bölüm247 kelime
- 9 9.bölüm259 kelime
- 10 10.bölüm321 kelime
- 11 11.bölüm255 kelime
- 12 12.bölüm252 kelime
- 13 13.bölüm610 kelime
- 14 14.bölüm415 kelime
- 15 15.bölüm547 kelime
- 16 16.bölüm438 kelime
- 17 17.bölüm576 kelime
- 18 18.bölüm332 kelime
- 19 19.bölüm340 kelime
- 20 20.bölüm385 kelime
- 21 21.bölüm318 kelime
- 22 22.bölüm371 kelime
- 23 23.bölüm433 kelime
- 24 24.bölüm429 kelime
- 25 25.bölüm482 kelime
- 26 26.bölüm517 kelime
- 27 27.bölüm567 kelime
- 28 28.bölüm518 kelime
- 29 29.bölüm476 kelime
- 30 30.bölüm429 kelime
- 31 31.bölüm359 kelime
- 32 32.bölüm524 kelime
- 33 33.bölüm711 kelime
- 34 34.bölüm639 kelime
- 35 35.bölüm597 kelime
- 36 36.bölüm689 kelime
- 37 37.bölüm527 kelime
- 38 38.bölüm590 kelime
- 39 39.bölüm875 kelime
- 40 40.bölüm989 kelime
- 41 41.bölüm954 kelime
- 42 42.bölüm1.007 kelime · Okuduğun bölüm
- 43 43.bölüm933 kelime
- 44 44.bölüm1.166 kelime
- 45 45.bölüm1.241 kelime
- 46 46.bölüm1.357 kelime
- 47 47.bölüm1.174 kelime
- 48 48.bölüm1.067 kelime
- 49 49.bölüm1.292 kelime
- 50 50.bölüm912 kelime
- 51 51.bölüm1.269 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Herkesin Bir Fikri Var
Ertesi gün Melek sınıfa girdiğinde Hasan pencerenin yanındaki sırada oturuyordu. Önünde etkinlik için hazırladıkları liste vardı.
Melek yanına geldi.
“Bunu neden yanında taşıyorsun?”
Hasan listeyi kaldırdı.
“Dün eksik kalanları kontrol edeceğim.”
“Öğretmen gibi konuşmaya başladın.”
“Birimizin sorumluluk sahibi olması gerekiyor.”
Melek çantasını bıraktı.
“Dün makası metre sanan kişi sen değil miydin?”
Hasan listeyi kapattı.
“Güne bunu konuşarak başlamak zorunda mıyız?”
“Bence güzel bir başlangıç.”
Hasan gülerek Melek'in elini tuttu. Melek de karşılık verip yanına oturdu.
Biraz sonra Duru sınıfa girdi. Doğrudan onların yanına geldi.
“Bugün etkinlik için yeni bir karar alınmış.”
Melek doğruldu.
“Ne kararı?”
“Öğretmen, hazırladığımız alanın dışında bir de etkinlik günü yapılacak yarışmalar için plan hazırlamamızı istiyor.”
Hasan listeyi yeniden açtı.
“Yarışmalar mı? Bunu bize neden dün söylemediler?”
“Ben de bilmiyorum. Ama öğle arasına kadar önerilerimizi hazırlamamız gerekiyor.”
Melek ayağa kalktı.
“Öyleyse Kuzey'i bulalım. Belki onun bir fikri vardır.”
Duru hafifçe gülümsedi.
“Umarım bu kez sadece fikir vermekle kalmaz.”
Kuzey'i okulun arka bahçesinde buldular. Birkaç öğrenciyle konuşuyor, elindeki kâğıda notlar alıyordu.
Melek yanına yaklaştı.
“Kuzey, ne yapıyorsun?”
Kuzey başını kaldırdı.
“Etkinlik için fikir topluyorum. Sadece bizim sınıftan değil, diğer sınıflardan da öneri istedim.”
Duru şaşırdı.
“Biz daha yeni öğrendik. Sen ne zamandır bununla uğraşıyorsun?”
“Dün öğretmenle konuşurken yarışmalardan bahsettiğini duydum. Kesinleşmediği için size söylemedim.”
Hasan elindeki listeyi gösterdi.
“Biz de şimdi hazırlamaya geldik.”
Kuzey kâğıdı onlara uzattı.
“Birkaç öneri var. Ama hepsini uygulayamayız. Hem eğlenceli hem de herkesin katılabileceği şeyler seçmemiz gerekiyor.”
Melek kâğıdı incelemeye başladı. Bilgi yarışması, takım oyunu, kısa süreli çizim etkinliği ve sınıflar arası bir oyun önerilmişti.
“Bence bilgi yarışması güzel,” dedi Melek. “Ama herkesin yalnızca derslerle ilgili soruları cevaplaması sıkıcı olabilir.”
Kuzey başını salladı.
“Ben de öyle düşündüm. Müzik, sinema, genel kültür ve okul hayatıyla ilgili sorular da ekleyebiliriz.”
Duru kâğıdı aldı.
“Takım oyununu da tutalım. İnsanlar sadece izlemek yerine katılabilir.”
Hasan listeye göz attı.
“Peki, görevleri nasıl paylaşacağız?”
Kuzey cevap verdi.
“Ben yarışma önerilerini düzenleyip öğretmene sunabilirim. Melek soruları hazırlamaya yardım eder. Duru katılım listesini düzenler. Sen de oyun alanının nasıl kurulacağını kontrol edersin.”
Hasan bir an durdu.
“Bunları önceden mi düşündün?”
“Biraz.”
Duru kâğıdı Kuzey'e geri verdi.
“Bence mantıklı. Yalnız, her şeyi tek başına üstlenmeye çalışma. Yardıma ihtiyacın olursa söyle.”
Kuzey başını salladı.
“Söylerim.”
Melek gülümsedi.
“Tamam. O zaman işe koyulalım.”
Kuzey yeniden notlarına döndü. Hasan ve Melek soruları konuşmak üzere kantine giderken Duru onun yanında kaldı.
“Bir şey soracağım,” dedi Duru.
Kuzey kalemini bıraktı.
“Sor.”
“Dün akşam da bunlarla mı uğraştın?”
“Bir kısmıyla. Ama asıl mesele etkinlik değil.”
Duru ona baktı.
“Ne demek istiyorsun?”
Kuzey birkaç saniye düşündü.
“Bazen bir şeyin yapılması gerektiğini görüyorum. Herkes konuşuyor ama sonunda birinin gerçekten uğraşması gerekiyor. Ben de bunu yapmak istedim.”
Duru'nun yüzündeki ifade yumuşadı.
“Bunu daha önce de yapıyordun aslında. Sadece pek belli etmiyordun.”
Kuzey omuz silkti.
“Belki de herkesin beni ciddiye almayacağını düşündüm.”
Duru hemen cevap vermedi. Sonra yanındaki sandalyeye oturdu.
“Ben seni ciddiye alıyorum.”
Kuzey ona döndü.
“Bazen pek öyle görünmüyor.”
Duru hafifçe güldü.
“Çünkü bazen gerçekten sinir bozucu oluyorsun.”
“İşte yine başladı.”
“Ama bu, yaptığın işleri önemsemediğim anlamına gelmiyor.”
Kuzey başını salladı.
“Tamam. Bunu bilmek güzel.”
Duru kâğıtları düzenlemesine yardım etmeye başladı. Bir süre ikisi de konuşmadan çalıştı.
Öğle arasında dört arkadaş kütüphanedeki masalardan birine oturdu. Melek ve Hasan soruların ilk taslağını hazırlamıştı. Duru katılacak öğrenciler için bir liste oluşturmuş, Kuzey de oyunların nasıl uygulanacağını yazmıştı.
Hasan kâğıtları masaya yaydı.
“Bence önce öğretmene gösterelim. Sonra değişiklik gerekiyorsa yaparız.”
Melek bir sorunun üzerini çizdi.
“Şunu değiştirelim. Cevabı çok kolay.”
Hasan itiraz etti.
“Kolay sorular da olmalı.”
“Olmalı ama bütün sorular kolay olursa kimse heyecanlanmaz.”
Kuzey araya girdi.
“İki aşama yapabiliriz. İlk turda herkesin cevaplayabileceği sorular olur. İkinci tur biraz daha zor olur.”
Duru başını salladı.
“Böylece yarışmaya yeni katılanlar da kendilerini dışlanmış hissetmez.”
Hasan kâğıda not aldı.
“Tamam. İki aşamalı yapıyoruz.”
Melek ona baktı.
“Bu kadar kolay kabul etmen şaşırtıcı.”
Hasan kalemini bıraktı.
“Her söylediğine karşı çıkmamı mı bekliyorsun?”
“Biraz.”
“Üzgünüm, bugün seni şaşırtmaya karar verdim.”
Melek gülümsedi.
“Bunu sevdim.”
Hasan elini masanın altında onun eline uzattı. Melek elini tuttu ama konuşmaya devam etti.
“Şimdi şu son soruya bakalım.”
Hasan kâğıda eğildi.
Duru ikisini fark edip başını iki yana salladı.
“Birbirinizin elini tutarken çalışabiliyor musunuz gerçekten?”
Melek hiç istifini bozmadı.
“Gayet iyi çalışıyoruz.”
Kuzey de kâğıtlara baktı.
“Ben de itiraz etmeyeceğim. Şu an herkes görevini yapıyor. Bu nadir bir durum.”
Duru güldü.
“Bunu bozma istersen.”
“Bozmayacağım. Hatta birazdan öğretmene gidip önerileri sunacağım.”
Kuzey kâğıtları toparladı. Bu kez kimse onunla dalga geçmedi. Duru da ayağa kalkıp yanında yürüdü.
Hasan, Melek'e döndü.
“Biz de afişleri kontrol edelim mi?”
Melek başını salladı.
“Olur. Ama bu kez metreyi doğru getireceksin.”
Hasan güldü.
“Bir kere oldu diye ömür boyu hatırlatacak mısın?”
“Evet.”
“Peki, sevgilim. Sen nasıl istersen.”
Derslerin ardından hazırlık salonunda yeniden buluştular. Afişler yerindeydi, masalar düzenlenmişti. Eksik kalan birkaç işi tamamladıktan sonra Kuzey öğretmene sunacakları önerileri teslim etmek üzere ayrıldı.
Duru, Melek'in yanına geldi.
“Kuzey bugün bayağı uğraştı.”
Melek başını salladı.
“Evet. Üstelik herkesi dinledi. Bence iyi bir iş çıkaracak.”
“Ben de öyle düşünüyorum.”
Bir süre sonra Kuzey geri döndü.
“Öğretmen önerileri beğendi. Birkaç küçük değişiklik yapacağız, sonra kesinleştirecek.”
Hasan elini kaldırdı.
“Demek ki bugün gerçekten iş yaptık.”
Kuzey gülümsedi.
“Şaşırdın mı?”
“Biraz.”
“Bunu iltifat olarak kabul ediyorum.”
Duru ona döndü.
“Her şeyi kendine göre yorumlamayı da bırakmıyorsun.”
Kuzey cevap vermek yerine kâğıtlarını çantasına koydu.
“Yarın devam edeceğiz. Ben çıkıyorum. Görüşürüz.”
Duru arkasından seslendi.
“Eve gidince de dinlen. Her şeyi bu akşam bitirmek zorunda değilsin.”
Kuzey kapıda durup ona baktı.
“Tamam. Sen de kendini fazla yorma.”
Sonra çıktı.
Hasan, Melek'in çantasını almasına yardım etti. Birlikte salondan ayrıldılar.
“Bugün güzeldi,” dedi Melek.
Hasan ona döndü.
“Etkinlik mi?”
“Her şey. Hep birlikte bir şey hazırlamak. Sürekli aynı konuları konuşmaktan daha iyi.”
Hasan başını salladı.
“Ben de öyle düşünüyorum. Üstelik seni gün boyunca gördüm.”
Melek gülümsedi.
“Zaten aynı sınıftayız.”
“Bu, seninle vakit geçirmek için yeterli değil.”
Melek elini tuttu.
“Bazen gerçekten güzel şeyler söylüyorsun.”
“Bazen mi?”
“Şimdi o güzel anı bozma.”
Hasan güldü.
“Tamam, sustum.”
Birlikte okuldan çıktılar. Ertesi gün onları yeni hazırlıklar bekliyordu. Ancak bu kez herkesin üstlendiği bir görev, ortaya koyduğu bir fikir ve anlatacak kendine ait bir hikâyesi vardı.
Bölüm etkileşimi
