YANLIŞ KİŞİ, DOĞRU HİS“ kitap kapağı

49. bölüm / 52

49.bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 52Şu an: 49.bölüm

Söylemeden Anlamak
Pazartesi sabahı Duru sınıfa girdiğinde Kuzey henüz gelmemişti. Çantasını sırasına bıraktıktan sonra telefonunu çıkarıp proje grubundaki mesajlara göz attı. Hafta sonu birkaç öğrenci daha katılmak istediğini belirtmişti. Bunların arasında daha önce hiç tanımadığı iki kişi de vardı.
Tam isimleri listeye ekleyecekken Kuzey sınıfa girdi.
“Günaydın.”
Duru başını kaldırdı.
“Günaydın. Hafta sonu yeni başvurular gelmiş.”
Kuzey sırasına oturup çantasından defterini çıkardı.
“Gördüm. Öğle arasında listeyi güncelleyebiliriz.”
“Olur. Ama önce şu tasarıma bakmanı istiyorum.”
Duru defterini açıp çizdiği yeni düzeni gösterdi. Kuzey sayfaya eğildi, birkaç saniye inceledikten sonra parmağıyla köşedeki bölümü işaret etti.
“Burada çalışmaların isimlerini yazacağımız alan biraz küçük kalmış.”
Duru çizime baktı.
“Ben de emin olamamıştım. Biraz büyütebilirim.”
“Bence büyüt. Bir de her çalışmanın yanına kimin hazırladığını yazarsak daha düzenli olur.”
Duru not aldı.
“Tamam. Başka?”
Kuzey sayfayı yeniden inceledi.
“Şimdilik bu kadar. Gerisini öğretmenle konuşunca netleştiririz.”
Duru defterini kapattı.
“Bu kadar kolay anlaşmamız biraz tuhaf.”
Kuzey kaşlarını kaldırdı.
“Neden?”
“Normalde bir konuda anlaşmamız için en az üç kez tartışmamız gerekiyor.”
Kuzey güldü.
“İstersen şimdi tartışabiliriz. Tasarımın berbat olmuş.”
Duru ona bakıp kalemini masaya bıraktı.
“Sen ciddi misin?”
“Hayır. Ama tartışma ihtiyacını karşılamış olduk.”
Duru gülmemek için kendini tuttu.
“Bazen gerçekten çekilmez oluyorsun.”
“Bunu iltifat sayacağım.”
“Sayma.”
İkisi de gülerken sınıfa giren Hasan, Melek'le birlikte yanlarına geldi.
“Ne kaçırdık?” diye sordu Hasan.
Duru çantasını açtı.
“Kuzey'in çok komik olduğunu düşünmesini.”
Hasan sandalyesini çekti.
“Demek yine kendisiyle ilgili yanlış bir fikre kapılmış.”
Kuzey başını iki yana salladı.
“Bu sınıfta bana saygı duyan tek bir kişi bile yok.”
Melek hemen karşılık verdi.
“Ben duyuyorum.”
Kuzey ona umutla baktı.
“Gerçekten mi?”
“Hayır, seni mutlu etmek istedim.”
Hasan güldü. Kuzey ise başını eğip defterini açtı.
“Tamam. Hepinizle tek tek ilgileneceğim.”
“Önce projeyi bitir,” dedi Duru. “Sonra intikam planını konuşuruz.”
Ders zili çaldığında konuşma sona erdi. Ancak Duru'nun yüzündeki gülümseme bir süre daha kaybolmadı.
Öğle arasında dört arkadaş kütüphanenin yanındaki masalara geçti. Kuzey hazırladığı listeyi açtı, Duru da yeni çizimini çıkardı. Hasan ve Melek, katılımcıların isimlerini kontrol etmelerine yardım etti.
Bir süre sonra Melek, listenin sonundaki bir ismi gösterdi.
“Bu öğrenci kısa film hazırlamak istiyormuş ama yanında çalışacak kimse yok.”
Kuzey listeye baktı.
“Daha önce tek başına proje hazırladığını söylemişti. İsterse bireysel katılabilir.”
Duru başını salladı.
“Bence de. Herkesin mutlaka bir grupla çalışması gerekmiyor.”
Hasan da kendi telefonundan bir mesaj açtı.
“Benim arkadaşım da fotoğraf sergisine katılmak istiyor. Ama fotoğrafları henüz hazır değilmiş.”
“Teslim tarihi cuma,” dedi Kuzey. “O zamana kadar yetiştirebilirse sorun yok.”
Melek telefonunu masaya bıraktı.
“Bütün bunları yetiştireceğiz ama sergi günü ne yapacağımızı da düşünmemiz gerekiyor.”
Kuzey kalemini eline aldı.
“Önce başvuruları tamamlayalım. Sonra görev dağılımını kesinleştiririz. Her şeyi aynı anda çözmeye çalışırsak bir noktada karışıklık çıkar.”
Duru ona döndü.
“Bunu söyleyen kişinin geçen hafta bütün işleri tek başına üstlenmeye çalışması çok ilginç.”
Kuzey itiraz etmedi.
“Geçen hafta hata yaptım. Bu hafta aynı şeyi yapmayacağım.”
Duru birkaç saniye ona baktıktan sonra başını salladı.
“Güzel.”
Hasan, Melek'e doğru eğildi.
“Bence Kuzey gerçekten gelişiyor.”
Melek alçak sesle cevap verdi.
“Sen de bazen gelişebilirsin.”
Hasan hemen ona döndü.
“Ben ne yaptım?”
“Hiçbir şey. Şimdilik.”
Hasan gözlerini kıstı.
“Bu konuşma burada bitmedi.”
Melek gülümseyerek önündeki kâğıtlara döndü.
“Bitmiş olabilir.”
Hasan bir şey söyleyecekken Kuzey önlerine yeni bir liste bıraktı.
“İkiniz de çalışacak mısınız, yoksa birbirinizle uğraşmaya devam mı edeceksiniz?”
Melek kalemini aldı.
“Ben çalışıyorum.”
Hasan da kâğıtları kendine çekti.
“Ben de.”
Kuzey başını salladı.
“Harika. Sonunda işe yarar bir toplantı yapıyoruz.”
Ders çıkışında Duru, öğretmene teslim edilmesi gereken kâğıtları götürmek için sınıfta kaldı. Kuzey de eksik kalan listeyi tamamlamak üzere yanına oturdu.
Koridor yavaş yavaş boşalırken Duru son sayfayı düzenledi.
“Bitti. Artık öğretmene götürebiliriz.”
Kuzey kâğıtları kontrol etti.
“Bir dakika. Şu isim yanlış yazılmış.”
Duru kâğıdı geri aldı.
“Gerçekten mi? Nerede?”
Kuzey satırı gösterdi. Duru düzeltmeyi yaptıktan sonra kâğıtları topladı.
“Tamamdır. Şimdi oldu.”
Kuzey ayağa kalktı.
“Ben götüreyim.”
Duru şaşırdı.
“Birlikte hazırladık. Beraber götürelim.”
“Olur.”
Öğretmenler odasına doğru yürüdüler. Kâğıtları teslim ettikten sonra merdivenlere yöneldiler.
Duru çantasının askısını düzeltti.
“Bu arada, hafta sonu çizime devam ettim.”
Kuzey ona baktı.
“Bitirdin mi?”
“Hayır ama epey ilerledim.”
“Görmek isterim.”
Duru kısa bir süre düşündü.
“Yarın getiririm.”
“Tamam.”
Merdivenlerden inerlerken Kuzey'in telefonu çaldı. Ekrana bakınca yüzündeki ifade değişti. Aramayı açıp birkaç adım uzaklaştı.
Duru konuşmanın tamamını duymuyordu ama Kuzey'in sesinin ciddileştiğini fark etti.
“Hayır, o şekilde yapmayacağım.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Biliyorum. Yine de herkesin fikrini dinlememiz gerekiyor.”
Bir süre daha dinledikten sonra konuşmayı bitirdi ve telefonunu cebine koydu.
Duru hemen soru sormadı. Birlikte yürümeye devam ettiler.
Kuzey birkaç adım sonra kendiliğinden konuştu.
“Babam aradı. Hafta sonu ailece bir yere gitmemizi istiyor. Ben de etkinliğin hazırlıkları olduğunu söyledim.”
“Gitmek istemiyor musun?”
“İstemediğimden değil. Sadece bazı şeyleri önceden planlamıştım. Her şeyin son anda değişmesi hoşuma gitmiyor.”
Duru başını salladı.
“Anlıyorum.”
Kuzey ona baktı.
“Bazen insanlara hayır dediğimde onları kırdığımı düşünüyorum. Sonra da yapmak istemediğim şeyleri kabul ediyorum.”
Duru bir süre düşündü.
“Bence birini kırmamak için kendi planlarından sürekli vazgeçmek zorunda değilsin. Ama neden gelemeyeceğini anlatabilirsin.”
Kuzey sessizce başını salladı.
“Sanırım bunu yapmam gerekiyor.”
“Üstelik etkinlik cuma günü bitecek. Hafta sonu için başka bir plan yapabilirsiniz.”
Kuzey hafifçe gülümsedi.
“Bazen bir şeyi düşünürken gereğinden fazla büyütüyorum.”
“Ben de bazen karar vermeyi erteliyorum. Herkesin kendine göre bir sorunu var.”
Kuzey ona baktı.
“Seninkini biliyorum.”
Duru kaşlarını kaldırdı.
“Neymiş?”
“Çizimlerini kimseye göstermemek için sürekli bahane buluyorsun.”
Duru duraksadı.
“Ben sana bir şey anlatıyorum, sen hemen konuyu bana çeviriyorsun.”
“Çünkü sen de kendine biraz zaman ayırmalısın.”
Duru cevap vermedi ama gülümsedi.
Okul kapısına geldiklerinde yolları ayrılacaktı.
“Yarın çizimini getir,” dedi Kuzey.
“Getiririm.”
“Unutma.”
Duru yürümeye başladıktan sonra arkasını döndü.
“Sen de ailemle konuşmayı unutma.”
Kuzey başını salladı.
“Unutmam.”
Duru yoluna devam ederken Kuzey telefonunu çıkarıp babasına mesaj yazdı. Bu kez ne söyleyeceğini uzun uzun düşünmedi. Hafta sonu için birlikte başka bir zaman belirlemeyi teklif etti.
Cevap beklerken telefonunu cebine koydu.
Bazen bir sorunu çözmek için her şeyi tek başına halletmek gerekmiyordu. Bunu anlaması biraz zaman almıştı.
Akşam Melek, Hasan'la görüntülü konuşuyordu. Hasan çalışma masasının başında oturmuş, ertesi günkü dersleri için hazırlık yapıyordu.
Melek ekrana baktı.
“Sen gerçekten ders mi çalışıyorsun?”
Hasan başını kaldırdı.
“Hayır, kitapları dekor olarak dizdim.”
Melek güldü.
“İnsan emin olmak istiyor.”
Hasan defterini kameraya doğru tuttu.
“Bak, çözdüğüm sorular.”
Melek birkaç tanesini inceledi.
“Güzel. Şu soruyu da çözmüşsün.”
“Evet. Üstelik kimse söylemeden.”
“Seninle gurur duyuyorum.”
Hasan defterini kapattı.
“Bunu bir daha söyleyebilir misin?”
Melek gözlerini devirdi.
“Şımarma.”
“Bir kere söyledin, yetmedi.”
Melek gülümseyerek başını iki yana salladı.
“Peki, seninle gurur duyuyorum. Ama şimdi çalışmaya devam et.”
Hasan güldü.
“Tamam. Yarın okulda görüşürüz.”
“Görüşürüz.”
Konuşmayı bitirmeden önce Hasan bir an durdu.
“Melek?”
“Efendim?”
“Bu hafta sonu sadece ikimiz bir şeyler yapalım mı? Arkadaşlarla da vakit geçirmek güzel ama biraz baş başa kalmak istiyorum.”
Melek düşünmeden cevap verdi.
“Olur. Cumartesi öğleden sonra nasıl?”
“Bana uyar.”
“Tamam, o zaman plan yaparız.”
Hasan gülümsedi.
“Anlaştık. İyi geceler, sevgilim.”
“İyi geceler.”
Melek telefonu kapattığında yüzünde bir gülümseme vardı. Son zamanlarda okul ve proje işleriyle uğraşırken ikisinin baş başa geçireceği zamanı ayrıca düşünmemişlerdi. Hasan'ın bunu söylemesi hoşuna gitmişti.
Ertesi sabah Duru, çizimini çantasından çıkarıp Kuzey'in sırasına bıraktı.
“İstediğin gibi getirdim.”
Kuzey çizimi dikkatle inceledi. Bu kez hemen yorum yapmadı. Sayfayı bitirene kadar baktıktan sonra başını kaldırdı.
“Bunu gerçekten sen mi yaptın?”
Duru kaşlarını kaldırdı.
“Hayır, gece bir ressam tuttum.”
Kuzey gülümsedi.
“Tamam, tamam. Şaka yapmıyorum. Çok güzel olmuş.”
Duru'nun yüzü aydınlandı.
“Teşekkür ederim.”
“Bunu sergide kullanmayı düşünür müsün?”
Duru'nun gülümsemesi biraz azaldı.
“Bilmiyorum. Daha önce hiç çizimimi böyle bir yerde göstermedim.”
Kuzey çizimi dikkatlice ona geri verdi.
“Karar senin. İstersen sergiye koyarsın, istemezsen koymazsın. Ama sırf daha önce yapmadığın için vazgeçmeni istemem.”
Duru çizimine baktı.
“Biraz düşüneceğim.”
“Tabii.”
Kuzey onu karar vermeye zorlamadı. Defterini açıp günün işlerine döndü.
Duru da yerine oturdu. Çizimini çantasına koydu ama sergi fikrini bir kenara atamadı.
Belki de ilk kez, yaptığı bir şeyi başkalarının görmesine izin vermeyi gerçekten düşünüyordu.
Üstelik bu kararı kimseyi memnun etmek için değil, kendisi istediği için vermek istiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…