8. bölüm · YABANCI
Bölüm 3: Teftiş
*Ertesi Gün*
Evet yine saat sabah 8.00 ve yine iş vakti. Yine aynı senaryo; toplantı, dosya geçirme ve sunum hazırlama... Meral'le beraber gezme kararı aldık bugün mesaim var diye haftasonuna erteledik. Şimdi hazırlanıp dışarı çıkmam lazım. Üzerime crop benzeri bir açık renkli Kazak altına da siyah ve gri gölgeleri olan bir kot pantolon giydim. Havalar isindigindan ceket almadım üzerime. Şimdi çantamı aldım ve otobüs durağına gitmek için sabırsızlanıyorum.
...
Otobüs durağına vardigim an otobüsün geldi, bu da benim şansım işte. Hayatta ki tek şansım...
Otobüs erken geldi ama dolu geldi şansım burada sona erdi, şaşırdık mı? Hayır. Neyse herkes gibi işlerimi halletmem gerekiyor. Otobüse bindigim şoförün açtığı radyodan gelen müzik sesi beni biraz da olsun sevindirmişti çünkü çalan şarkı en sevdiğim şarkılardan bir tanesiydi;
Eypio - Günah Benim
"Kurdum bırak bu düş benim,
Bu kendime verdiğim rüşvetim,
Dokunma elimde bir düşlerim var."
Şarkı o kadar haklı ki hayatıma karışanlar benim hayatımdan sizlere ne dimi? En azından kendi hayatımı başkaları yönetmiyor. Ve hayatımı güzelleştiren bir aktivite var; müzik... İnsana iyi geliyor.
*3 saat sonra*
Şirkete geleli 2 saat olmuştu ve ben ofisinden hiç çıkmamıştım. İşleri hemen bitirip Meral'e olan sözü tutmak istiyorum. Hiç iş verilmemişti bana ve bir şey gözüme çarpmıştı, yeni gelen kişi yani Serkan Bey'i henüz görmemiştim. Daha doğrusu umurunda bile değildi ama merak işte...
"Herkes toplansın Patronumuz Ferit Bey bir konuşma yapacak sizlere."
Dedi Ecrin Hanım ve.. biz bütün çalışmalar olarak toplandık şirketin ortasında. O sırada yanımda bir silüetin olduğu fark ettim dönüp baktığımda ise o silüetin Serkan Soysal'a ait olduğunu gördüm.
"Selam?"
"Selam..."
"Ferit Bey önemli bir konuşma yapacak galiba yoksa bizi toplamazdı değil mi?"
"Evet, bence de önemli olmalı."
Ecrin Hanım bizim konuşmamız ardından söyle seslendi;
"Sessizlik!"
Hemen sonra da şirketin giriş kapısında Ferit Bey göründü ve bizlere bakıp şöyle söyledi;
"Arkadaşlar! Bu aralar sıkı çalışıyorsunuz biliyorum ama son bir önemli işimiz kaldı. 1-2 saate kalmaz birkaç beyefendi gelecek şirketimize asistanların onları iyi ağırlamalarını, sizlerin ise aynı şekilde işlerinize daha sıkı çalışmanız. Bu adamlar şirketimizde bir sorun var mı yok mu diye bakmaya gelecekler. Şimdi herkes işinin başına!"
Sıkıntı yoktu herkes yine aynı şekilde masalarına geçti. Bende tam geçecek iken arkamdan ismim seslendi.
"Pelin... Hanım"
"Buyrun Serkan Bey?"
"Şey soracaktım şey... Evet aklıma geldi acaba adamlar ne zaman gelecekler bir bilginiz var mı?"
"Şey... Yani gördünüz bende sizinle beraber haberimizin olması gereken tüm bilgileri öğrendim ama saat kaçta geleceklerini bilmiyorum."
"Tamam teşekkürler Pelin Hanım."
Konuşma bittiğinde ikimizde masalarımıza döndük. Onun... Bana baktığını hissettim ve onun masasına baktığımda yanılmamıştım. Herkes hariç bir tek o bana bakıyordu ama ben ona bakınca gözlerini önündeki dosyalara çevirdi... Garipti ama beni ilgilendiriyordu, neyse dosya demişken, bende kendi işlerimi halledeyim ki gelen adamlar bir an önce teftişi yapıp gitsinler.
*2,5 saat sonra*
"Hoşgeldiniz, hoşgeldiniz. Buyrun şirketimiz sizin için hazır."
Sözünü duyduğum an geldiklerini anladım. Herkes aynı anda ayağı kalkınca bende onlara ayak uydurdum, onlar Ferit Bey'in etrafında toplanırken bende onlara katıldım.
"Evet, ilk önce size kendimi tanıtayım. Ben müfettiş Ümit Çelik Ekomomi Bakanlığı'nın başkanıyım."
"Tabiki, bende Ferit Köksal şirketin müdürüyüm. Hoşgeldiniz."
Ferit bey onlarla ilgilenirken, Ecrin hanımda gördüğüm kadarıyla diğer çalışanlara ne yapmaları gerektiğini söylüyordu. Bende o sırada yanımda Serkan ile ayakta öylece bekledikten sonra konuşmaya başladık.
"Galiba bizim bir işimiz yok dimi Pelin hanım?"
"Yok galiba zaten onlar ilgilenirken bize de dikkatli olup işleri bozmamak düşer..."
"Değil mi? Bende öyle düşünmüştüm ama sanki masalarımıza geçsek daha iyi olacak."
"Doğru... Biz neden ayakta bekleyelim ki onlar bize ihtiyaçları olsa çağırırlar zaten."
Ve tekrar masalara geçtik. Ben müfettiş gidene kadar etrafa baktım onları izledim. Yani bir şey için değil ama bakıp kontrol ettim, yaptıkları tek şey her masanın önünden geçerek işçileri gözetlemek ve asistanlara bilgi verilmesi... Sanki bilmiyoruz işimizi yapmayı(!).
"Pelin kızım sende kalk ve şuradaki dosyaları benim odama götür."
Tamam Ferit bey ben hallediyorum."
Dedikten sonra yine iş vakti idi. Danışmanın üzerinde duran iki dosyayı alıp hemen karşıdaki camla kaplı odaya bırakmam gerekiyordu ve öyle de yaptım. En son masama geri dönerken müfettiş Ümit Bey'in bizim yeni çalışan ile yani Serkan Bey ile onun masasının önünde yalnız konuştuklarını gördüm. Ferit Bey'e baktığımda ise Ecrin hanım ile diğer başka bir çalışanın masanın önünden konuştuklarını gördüm. Ama gözüm hala Serkan ile Ümit Bey'in üzerindeydi birbirleriyle ciddi bir şekilde konuştular sonrada müfettiş beyin yanına beraber gittiler. Heralde konuşurlarken Ümit Bey, Serkan Bey'i uyariyordu yada işleri için ona tavsiye veriyordu. Çünkü birbirlerini tanımıyorlar bile...
*6 saat sonra*
İşimiz bitti yani daha doğrusu onlarınnbana verdiği işleri bitti. Şirketteki işler, yollayacağım ve toparlayacağım dosyalar artık yok, yani 2 günlüğüne. İzinliyim benim de dinlenmeye hakkım var.
Şimdi toparlanıp çıkacağım sadece çantamı almak kaldı tek işim olarak.
"İyi günler Pelin Hanım"
Dediğini duyduğum an kafam hemen sesin geldiği yöne çevrildi ve baktım ki yine tanıdığım bir yüz.
"Teşekkür ederim sizede. Siz çıkmıyorsunuz galiba?"
"Yok benim sabaha kadar sürecek."
"Tamam o zaman size kolay gelsin. Benim mesaim bitti gidiyorum."
"Tamam size iyi dinlenmeler o zaman. Görüşürüz."
"Teşekkür ederim... Sonra görüşürüz."
*2 saat sonra*
Mesai uzun sürdü ve bir o kadar da yorucuydu. Eve varmıştım yani az biraz yolum kalmıştı. Artık Meral ile iki gün herşeyi yapabiliriz. Beni görmeye geldi ama benimle bir türlü vakit geçiremedi artık ona olan sözümü tutmalıyım. Ne demişti... Evet; "İlk tatil gününde seninle İstanbul'u dolaşacağız zaten yeni geldim çok merak ediyorum." Demişti, ben de pek biliyor sayılmazdım ama onu da kıramazdım.
...
Otobüse bineli 15 dakika olmuştu, eve de az bir yol kalmıştı. Hemen telefonumu elime aldım ve sevdiğim şarkılardan oluşan şarkı listeme girdim. En üstte her zaman dinlediğim şarkıyı açtım.
Veysel Mutlu - Yana Yana
"Kararır gece gözlerim ama
Döndüm o yolları yana yana..."
Diye devam ediyordu satırlar ve bir o kadar da doğru devam ediyordu. Bende yol boyu rastgele şarkı dinledim ve en son eve vardım kapıyı anahtarla açtım ve içeri girdim ama Meral yoktu alışverişe gitti dedim ve bende o gelene kadar odamda oturup kitap okuyup müzik dinlemeye devam ettim....
(...)
