18. bölüm · YABANCI
Bölüm 13: Küçük Ayrıntılar
Pelin Aksoy
Eren Bey ile gerekli evrakları kontrol ettikten sonra dosyamı dikkatlice kapattım.
"Sanırım hepsi tamam."
Eren Bey dosyaya son kez göz attı.
"Evet, eksik görünmüyor."
"Teşekkür ederim."
"Rica ederim. Bundan sonra sık sık görüşeceğiz gibi duruyor."
Gülümseyerek başımı salladım.
"Sanırım öyle."
Arşiv kapısından çıkmadan önce kartımı tekrar okuttum.
Kapı arkamdan yavaşça kapanırken derin bir nefes aldım.
İlk düşündüğüm kadar zor geçmemişti.
Asansöre binip tekrar çalışma katına çıktım.
Koridor bu kez sabahkine göre daha hareketliydi.
Telefon sesleri...
Yazıcıdan çıkan evraklar...
Birbirine bir şeyler anlatan çalışanlar...
Şirket tam anlamıyla güne başlamıştı.
Masama doğru yürürken Ecrin Hanım beni fark etti.
"İşler nasıl geçti?"
"Güzel geçti."
"Zorlanmadınız değil mi?"
"Hayır. Eren Bey yardımcı oldu."
"Sevindim."
Masama oturduğum sırada bilgisayarımda yeni bir e-posta bildirimi belirdi.
Gönderen: Müdürlük
Konu: Toplantı Takvimi Güncellendi.
Maili açtığımda öğleden sonra yapılacak kısa bir departman toplantısından bahsediliyordu.
Herkesin katılması gerekiyordu.
"Bugün de toplantı varmış."
Kendi kendime söylenirken masamın önünde bir gölge durdu.
Başımı kaldırdım.
Serkan elinde ince bir klasörle bana bakıyordu.
"Günaydın demeye fırsat bulamamıştım."
Gülümsedim.
"Günaydın."
"Arşivden mi geliyorsunuz?"
Bir an şaşırdım.
"Nereden anladınız?"
"Elinizdeki dosyanın etiketi."
İstemeden dosyaya baktım.
Gerçekten de köşesinde küçük kırmızı bir etiket vardı.
Ben fark etmemiştim bile.
"Dikkatliymişsiniz."
"Biraz."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra klasörü bana uzattı.
"Bunları da sisteme işlemeniz istenmiş."
Dosyayı aldım.
"Teşekkür ederim."
"Kolay gelsin."
Tam uzaklaşacakken arkasından seslendim.
"Serkan Bey."
Dönüp bana baktı.
"Evet?"
"Dün verdiğiniz dosyalarda küçük bir yazım hatası vardı."
Kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Öyle mi?"
"Evet. Ben düzelttim ama haberiniz olsun istedim."
Yüzünde kısa süreli şaşkınlık belirdi.
"Teşekkür ederim."
"Önemli değil."
Başını sallayıp masasına döndü.
Ben de bilgisayar ekranına çevirdim gözlerimi.
...
Serkan Soysal
Masama oturur oturmaz Pelin'in söylediği cümleyi düşündüm.
"Yazım hatası..."
Hazırladığım belgeleri göndermeden önce her satırını en az iki kez kontrol ederdim.
Hata yapmamaya alışkındım.
Ama bu kez gerçekten gözümden kaçmış olmalıydı.
Bilgisayarımı açıp ilgili dosyayı tekrar inceledim.
Pelin haklıydı.
Tek bir harf.
Sadece küçük bir harf yanlıştı.
İstemeden gülümsedim.
"Demek gerçekten dikkatli."
Dosyayı düzelttikten sonra bilgisayar ekranını kapattım.
Tam o sırada telefonum sessizce titredi.
Ekrana baktım.
Tanımadığım bir numaraydı.
Mesajı açtım.
Bilinmeyen Numara:
"Bugün rapor göndermene gerek yok. Sadece gözlem yap."
Mesajı birkaç saniye okudum.
Ardından telefonu sessizce cebime koydum.
Yüzümdeki ifade hiç değişmemişti.
Koridordan geçen biri bana baksaydı, sıradan bir iş günü geçirdiğimi düşünürdü.
Ve aslında...
Ben de herkesin öyle düşünmesini istiyordum.
(...)
