16. bölüm · YABANCI
Bölüm 11: Güven
Pelin Aksoy
Müdür Bey'in odasının kapısına geldiğimde elim istemsizce kapıda birkaç saniye bekledi.
Neden ikinci kez çağırmıştı?
Az önce konuşmamız bitmemiş miydi?
Derin bir nefes alıp kapıyı tıklattım.
"Gel."
İçeri girdim.
"Beni çağırmışsınız efendim."
"Evet Pelin, otur lütfen."
Kapıyı kapatıp karşısındaki sandalyeye oturdum.
Müdür masasında duran kahvesinden küçük bir yudum aldı.
Sonra gözlüğünü çıkarıp masanın üzerine bıraktı.
"Şirkette ne kadar zamandır çalışıyorsun?"
Soru beklediğim gibi değildi.
"Yaklaşık üç ay oldu."
"Alışabildin mi?"
"İlk başlarda biraz zorlandım ama şimdi daha rahatım."
Gülümsedi.
"Belli oluyor."
Kısa bir sessizlik oluştu.
Sonra masanın çekmecesini açıp küçük bir kart çıkardı.
Bu, normal personel kartlarından biraz farklı görünüyordu.
Kartı bana uzattı.
"Bugünden itibaren buna ihtiyacın olacak."
Şaşkınlıkla kartı elime aldım.
"Bu..."
"Arşiv katına giriş kartı."
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
"Arşiv katına mı?"
"Evet."
"Oraya herkes giremiyor diye biliyorum."
"Giremiyor."
"Ben neden..."
Çünkü sana güveniyorum."
Bu cümleyi beklemiyordum.
Kartı elimde çevirirken konuşmaya devam etti.
"Bu proje sırasında bazı evrakları bizzat sen düzenleyeceksin."
"Anladım."
"Bu nedenle gerektiğinde arşiv bölümüne yalnız başına girip çıkabileceksin."
Başımı salladım.
"Elimden geleni yaparım."
"Eminim yaparsın."
Tam ayağa kalkacakken müdür tekrar konuştu.
"Bir şey daha."
"Evet?"
"Bu kartı kimseye göstermeyeceksin."
"Neden?"
"Şirket prosedürü."
Cevabı kısa ama netti.
"Anlaşıldı."
Kartı çantama koyup odadan çıktım.
Koridora adım attığım anda içimde garip bir heyecan oluşmuştu.
Şirket bana gerçekten güvenmeye başlamıştı.
Ama bunun ne anlama geleceğini henüz bilmiyordum.
...
Masama döndüğümde Ecrin Hanım birkaç klasörü düzenliyordu.
Beni görünce gülümsedi.
"Her şey yolunda mı?"
"Sanırım."
"Sanırım mı?"
"Müdür Bey bana yeni bir görev verdi."
"Öyle mi?"
Başımı salladım.
"Evet."
Ecrin Hanım daha fazla soru sormadı.
Sadece tebessüm ederek klasörleri toplamaya devam etti.
Tam bilgisayarımı açacakken şirket içi telefon çaldı.
"Evet?"
"Pelin Hanım."
Karşıdaki ses Serkan'a aitti.
"Bir dakikanız var mı?"
"Var."
"Size teslim etmem gereken birkaç dosya var."
"Getirebilirsiniz."
"Ben gelmeyeyim."
Şaşırdım.
"Neden?"
"İsterseniz siz benim çalışma masama uğrayın."
Telefon kapandı.
Ahizeyi yavaşça yerine bıraktım.
Bu biraz tuhaftı.
Normalde dosyaları hep masama getirirdi.
"Neyse."
Ayağa kalkıp Serkan'ın bulunduğu departmana doğru yürümeye başladım.
Koridorun sonuna yaklaştığımda Serkan beni fark etti.
Masasının üzerinde birkaç klasör duruyordu.
Beni görünce ayağa kalktı.
"Rahatsız ettim sanırım."
"Biraz."
İkimiz de hafifçe güldük.
Dosyaları bana uzattı.
"Bunların bugün sisteme işlenmesi gerekiyor."
Klasörleri alırken istemeden gözüm masasının üzerindeki küçük not defterine kaydı.
Üzerinde sadece tek bir kelime yazıyordu.
Rapor.
Serkan bunu fark eder etmez defteri sessizce kapattı.
Ben ise hiçbir şey olmamış gibi dosyaları kucağıma aldım.
Belki de gerçekten hiçbir şey yoktu.
Ya da...
Ben yine gereğinden fazla düşünüyordum.
Dosyaları dikkatlice kucağıma aldım.
"Teşekkür ederim."
"Rica ederim."
Tam dönecekken Serkan tekrar seslendi.
"Pelin Hanım."
Arkamı döndüm.
"Evet?"
"Bugün oldukça yoğunsunuz sanırım."
Gülümsemeye çalıştım.
"Biraz öyle."
"Yardım edebileceğim bir konu olursa çekinmeyin."
"Sağ olun. Şimdilik idare ediyorum."
Başını hafifçe salladı.
"Kolay gelsin o zaman."
"Size de."
Koridordan ayrılıp kendi masama doğru yürümeye başladım.
Dosyaları masama bıraktığım sırada Ecrin Hanım tekrar yanıma geldi.
"Pelin Hanım."
"Evet Ecrin Hanım?"
"Müdür Bey biraz önce bilgi işlem departmanıyla görüştü."
"Bir sorun mu olmuş?"
"Hayır. Sadece bu hafta sistem güncellemesi yapılacakmış."
Başımı salladım.
"Dün yaşanan kısa kesinti yüzünden sanırım."
"Evet, öyle söylediler."
Kısa bir sessizlik oldu.
Ecrin Hanım elindeki dosyalara baktı.
"Bu arada yeni göreviniz hayırlı olsun."
Şaşırarak ona döndüm.
"Duyuldu mu?"
"Haberler bu binada biraz hızlı yayılıyor."
İkimiz de gülümsedik.
"Ama merak etmeyin. Kimse detayını bilmiyor."
"İyi ki de bilmiyor."
"Kesinlikle."
Ecrin Hanım masasına dönerken ben bilgisayarımı açtım.
Mavi klasörü tekrar önüme koydum.
Bu kez içindekileri dikkatlice incelemeye başladım.
Belgeler oldukça düzenliydi.
Anlaşma taslakları...
Toplantı tarihleri...
Yurt dışındaki iş ortaklarına ait bilgiler...
Bazı sayfaların üzerinde ise kırmızı renkte küçük bir damga vardı.
"Gizli"
İlk kez bu kadar önemli evraklarla çalışıyordum.
İster istemez hata yapmaktan çekiniyordum.
Saatler su gibi geçmişti.
Masamın üzerindeki evrakların büyük kısmını düzenlemiş, eksik olanları not almıştım.
Tam bilgisayarı kapatacakken ekranın sağ alt köşesinde küçük bir bildirim belirdi.
"Arşiv erişim kartınız tanımlanmıştır."
Demek sistem kartı aktif etmişti.
İçimde hafif bir heyecan oluştu.
Artık gerektiğinde arşiv katına inebilecektim.
Çantamı toplamaya başladığım sırada müdür odasından çıktı.
Koridorda çalışanlara kısa bir göz attıktan sonra bana seslendi.
"Pelin."
"Buyurun efendim."
"Yarın sabah ilk iş arşiv katına inmeni istiyorum."
"Tamam."
"Orada seni görevli arkadaşlar karşılayacak."
"Anlaşıldı."
Müdür başını sallayıp çıkışa yöneldi.
Ben ise elimdeki kartı birkaç saniye inceledim.
Sıradan görünen küçük bir karttı.
Ama nedense onu cebime koyarken içimde açıklayamadığım bir his oluştu.
Yarın...
Benim için sıradan bir iş günü olmayacak gibiydi.
(...)
