20. bölüm · YABANCI

Bölüm 15: Beklenmedik Karşılaşma

Melek Heves👑✨

Şirketten ayrıldıktan sonra trafiğe karıştım. Akşam saatleri olduğu için yollar sabahkine göre biraz daha yoğundu. Radyoda çalan şarkılar eşliğinde ilerlerken aklım hâlâ gün içinde yaptığım işlerdeydi.

Arşiv katı...

Eren Bey...

Yeni görevler...

Bir de elimdeki arşiv kartı...

Şirkette çalışmaya başladığım ilk günleri düşündüm. O zamanlar bu kadar kısa sürede bana böyle bir sorumluluk verileceğini söyleseler inanmazdım.

Yaklaşık yirmi dakika sonra evin bulunduğu sokağa girdim.

Arabamı her zamanki yerine park edip aşağı indim.

Apartmanın giriş kapısını açtığım anda içeriden Meral'in sesi duyuldu.

"Pelo! Geldin mi?"

"Ben geldim."

Daha ayakkabılarımı çıkarmadan Meral koşarak yanıma geldi.

"Hadi, hadi! Sana göstereceğim şeyi çok merak edeceksin."

"Bir dur nefes al."

"Yok, önce bunu gör."

Kolumdan tutup beni salona götürdü.

Sehpanın üzerinde birkaç broşür ve renkli katalog duruyordu.

"Bunlar ne?"

Meral heyecanla kataloglardan birini açtı.

"Bak!"

Sayfalara göz gezdirdim.

Yeni açılacak olan büyük bir alışveriş ve teknoloji fuarının tanıtımıydı.

"Ee?"

"'Ee' mi?"

Meral şaşkınlıkla bana baktı.

"Bütün şehir bundan bahsediyor."

"Benim haberim olmadı."

"Olmaz zaten. Sen işten başka bir şey düşünmüyorsun."

İstemsizce güldüm.

"Belki biraz."

"Bak, hafta sonu açılıyor. Gidelim diyorum."

"Hafta sonu mu?"

"Evet."

Takvim aklımdan geçti.

Hafta sonuna kadar önemli bir iş çıkmazsa neden olmasındı?

"Aslında olabilir."

Meral'in yüzü bir anda aydınlandı.

"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Harikasın!"

Kendini koltuğa bıraktı.

"Bu sefer bütün gün gezeceğiz."

"Tamam ama önce sen sakinleş."

"Sakinim zaten."

Onun bu hâline gülmeden edemiyordum.

...

Ertesi sabah...

Şirkete vardığımda hava kapalıydı.

Koridorlarda her zamankinden farklı bir hareketlilik vardı.

Çalışanlar ellerindeki dosyalarla bir yerlere yetişmeye çalışıyordu.

Masama doğru yürürken Ecrin Hanım beni durdurdu.

"Günaydın Pelin Hanım."

"Günaydın."

"Müdür Bey birazdan kısa bir departman toplantısı yapacak."

"Tamam."

"Bir de Eren Bey sizi aradı."

"Beni mi?"

"Evet."

"Bir sorun olduğunu söylemedi ama müsait olduğunuzda arşiv katına uğramanızı rica etti."

Şaşırmıştım.

Daha dün gerekli belgeleri teslim etmiştim.

"Tamam, uğrarım."

Masama geçip bilgisayarımı açtım.

Henüz birkaç dakika geçmişti ki şirket içi telefondan arandım.

"Evet?"

Karşı taraftan tanıdık bir ses geldi.

"Günaydın Pelin Hanım."

"Serkan Bey?"

"Evet."

"Buyurun."

"Dün teslim ettiğim dosyalardan biri yanlışlıkla sizin klasörlerinizin arasına karışmış."

Önümde duran evraklara baktım.

Gerçekten de bana ait olmayan gri renkli ince bir dosya vardı.

"Sanırım haklısınız."

"Müsait olduğunuzda uğrayabilir miyim?"

"Tabii."

"Teşekkür ederim."

Telefon kapandı.

Dosyayı elime aldım.

Kapağında yalnızca şirket logosu ve küçük bir evrak numarası yazıyordu.

Muhtemelen sıradan bir dosyaydı.

Ama yine de neden benim klasörlerimin arasına karıştığını merak etmiştim.

Kapı hafifçe tıklandı.

"Gelebilir miyim?"

Serkan kapıda duruyordu.

"Buyurun."

Elimde tuttuğum dosyayı ona uzattım.

"Sanırım aradığınız buydu."

Dosyayı aldıktan sonra kısa bir an kapağı kontrol etti.

"Evet, bu."

"Nasıl karıştı acaba?"

Omuz silkti.

"Yoğunlukta fark etmemiş olmalıyım."

"Olabilir."

Tam odadan çıkacakken bir an durdu.

"Pelin Hanım."

"Evet?"

"Hafta sonu için bir planınız var mı?"

Beklemediğim bu soru karşısında birkaç saniye ne diyeceğimi bilemedim...

(...)