25. bölüm / 26
YABANCIBölüm 20: "Merak ettim."
Bölümler 26Şu an: Bölüm 20: "Merak ettim."
- 1 1. Önsöz5 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz5 kelime
- 4 Dinleyebileceğiniz Müzikler47 kelime
- 5 Karakterler328 kelime
- 6 Bölüm 1: Yeni Kişi616 kelime
- 7 Bölüm 2: Toplantı500 kelime
- 8 Bölüm 3: Teftiş964 kelime
- 9 Bölüm 4: Arkadaş572 kelime
- 10 Bölüm 5: Tesadüf712 kelime
- 11 Bölüm 6: Beklenmedik Mesaj861 kelime
- 12 Bölüm 7: Cevapsız Sorular698 kelime
- 13 Bölüm 8: Küçük Şüpheler1.064 kelime
- 14 Bölüm 9: Yeni Görev828 kelime
- 15 Bölüm 10: İlk Adım400 kelime
- 16 Bölüm 11: Güven709 kelime
- 17 Bölüm 12: Gizli Arşiv709 kelime
- 18 Bölüm 13: Küçük Ayrıntılar380 kelime
- 19 Bölüm 14: Sessiz Adımlar541 kelime
- 20 Bölüm 15: Beklenmedik Karşılaşma447 kelime
- 21 Bölüm 16: Beklenmeyen Soru446 kelime
- 22 Bölüm 17: Hazırlık1.138 kelime
- 23 Bölüm 18: Fuarın Açılışı1.040 kelime
- 24 Bölüm 19: Şüphe1.187 kelime
- 25 Bölüm 20: "Merak ettim."905 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 Bölüm 21: Sadece Arkadaş...804 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi Sabah...
Pelin Aksoy
Dün yorulduğum gibi yorulduğum başka bir gün hatırlamıyorum. Bir içeriye bir dışarıya göz atıp çıkıyordum.
Meral ile çok ilgilenemedim ama eve gelirken söylediğine göre Caner gelmişti fuarın sonuna doğru. Ben onu görmemiştim ama Meral neredeyse benim yerime bile ilgilenmişti onunla, yani iyi ağırlamayı başarmıştı.
Dün fuar masalarına bakarken çoğu çalışanı görmemiştim. Simge, yeni gelen Alp hatta Ecrin hanımı bile çok az görmüştüm, tabii Serkan'ı da görmemiştim. Yani... O da iş arkadaşım sonuçta herkes gibi. Her neyse zaten sona ermişti.
Bugün izinliydim. Benimle beraber birlikte bazı çalışanlarda izin almıştı. Galiba bu sefer herkes zorlamıştı, sadece ben değildim.
Yataktan kalkmak istemiyordum bugün sadece dinlenmek istiyordum.
Ama kalkıp kahvaltı yapmam gerekiyordu. Ve evle ilgilenmemiz lazımdı. Dün ikimizde evde değildik uzun bir süre.
İstemeyerek yataktan kalktım. Kendimi banyoya attım, yüzüme iki su çarpıp çıktım.
Meral galiba erken kalkmıştı yine. Uykuculuğu bir kenara bırakmaya karar vermiş sanırım (?).
Daha fazla oyalanmadan aşağıya indim.
"Meral! Ne yapıyorsun ve nerdesin?"
"Mutfaktayım Pelo! Gel gel. Çabuk ol!"
"Ne oldu?! Sadece nerde olduğunu sordum, yine ne yaptın?"
"Sana da bir şey söylemeye gelmiyor Pelo ya. Neyse gel sana söyleyeceğim çok önemli şeyler var."
"Ne oldu Meral... Söyle meraklandırma insanı?"
"Şey... Bu sefer gerçekten önemli. Hem de dün ile ilgili."
"Sana hiçbir şeye karışma demiştim, umarım kötü bir şey değildir."
"Yok ben yapmadım ama bu şirketin için önemli olabilir. Bak şimdi anlatıyorum, ben sana anlatırken hem yemeği hazırlayalım hem de sen beni dinle tamam mı? Başlıyorum."
Biraz daha bekleseydi hem endişelenecek hemde meraktan ölecektim.
"Şimdi sen içeriye gitmiştin ya geleceğim diye. Ben sen gelene kadar gezdim ve Caner ile sohbet ettim. Sonra seni merak ettim. Ve içeriye seni sormaya geldim."
"Ee ne var bunda? Sana dışarıda kal demiştim ama benim için gelmende sıkıntı yok. Sonra?"
"Sorun bundan sonra. İçeriye sana bakmaya geldiğimde seni sordum içeridekilere, bana senin aşağıda olduğu söylediler. Yanına gelecektim ama benim gelmemi istemezsin diye aşağıya gelmedim. Tam geri bahçeye çıkacakken senin şu Serkan 'bey'ini gördüm."
"Meral? Benimki ne ya... Neyse. Onu görmen normal çünkü onun da işi vardı yani kendi görevi. Her neyse devam et."
"Aşağıya inen merdivenlerden yukarıya doğru çıktı ve Alp beyin yanına gitti biraz telaşlı biraz da endişeli görünüyordu."
"Emin misin? Ben onu... Aşağıda görmedim? Acaba geldi ama bizim yanımıza gelmeden geri mi gitti?"
"Bizim derken? Kim vardı ki yanımda Pelo?"
"Ben, Eren Bey ve Ferit Bey... Bir dakika ya bizim konuştuklarımızı duyup... Hayır bunun olmasını istemiyorum..."
"Ne oluyor Pelo? Şimdi de beni meraklandırdın. Söylesene?"
Eğer düşündüğüm gibi ise bunu hemen Ferit Bey'e söylemem gerekiyordu.
"İlk önce emin olmam gerekiyor kuzen. Sonra açıklarım sana. Gel kahvaltı yapalım sonra benim işim var."
"Nereye Pelo ya... Bir gün evde kalacaksın onda bile işin var."
"Evde işim var zaten. Telefondan, hem bugün dışarı çıkmaya hiç niyetim yok. Merak etme."
"Tamam bir şey olursa söyle tamam mı?"
"Tamam Meral. Hadi Şunları masaya yerleştir ve otur."
Belki de sadece bir düşünceydi... Yanlış bir düşünce. Yani umarım öyledir yoksa bu bizim için tehlikeli olur. Çünkü eğer şirketi izleyen ve verileri kaçıran biri varsa ve bu aramızdan biri ise... İşimiz zor olacak.
...
"Meral burası sende, sen mutfağı topla ben içerdeyim."
"Yine kitledin bana. Neyse hadi sana iyiliğim olsun. Karşılığını isterim ona göre!"
"Tamam sen merak etme!"
Mutfaktan çıktığım gibi oturma odasına girdim ve kendimi koltuğa attım yanımdaki telefonu elime aldım ve Ferit Bey'e yazmaya başladım.
Siz: Ferit Bey musaitseniz size bir şey söylemem gerekiyor. Biz dün konuşmuştuk ya. Eğer birileri bizi duyarsa ya da bahsettiğimiz, şirkete ajan olarak girenler duyarsa ne olur?
Mesaji yolladiktan hemen sonra biraz rahatlamıştım, neden bilmiyorum ama bunu Ferit Bey'e söylemek beni biraz rahatlattı açıkçası.
Telefonu tam yanıma bıraktığım an telefona mesaj bildirimi geldi. Heralde mesaj Ferit Bey'den gelmişti.
Telefonu alıp açtığımda mesajın müdür beyden değil, Serkan'dan geldiğini gördüm.
Mesaj uygulamasına girdim.
Serkan Bey: Selam. Rahatsız etmedim umarım?
Şu an neden yazmıştı bilmiyorum ama önemli bir şey vardır belki de. Hemen cevap yazdım.
Siz: Yok, ne rahatsızlığı. Bir şey mi oldu?
Serkan Bey: Bir şey olmadı. Sadece... Merak ettim. Dün seni fazla göremedim ya o yüzden.
Beni merak etmesi hoşuma gitmiyor değildi ama neyse, bunun hoşuma gitmesi de zaten garipti.
Siz: Teşekkür ederim, beni merak ettiğin için. Bende seni çok fazla göremedim dün sen neredeydin?
İşte tam zamanında doğru bir soru sormuştum. Eğer bizim yanımıza geldiyse ve şu an bana yalan söylerse... Aklımdaki tahminler maalesef doğru çıkar ve ben açıkçası bunun olmasını istemiyorum.
Ben onu bir şüpheli olarak görmek istemiyordum. Ben onu... Bir ajan olarak görmek istemiyordum.
Serkan Bey: Bende bana verilen işleri yaptım. Alp ile beraberdik ve bir ara sizlere ve Ferit Bey'e bakmak için aşağıya inecektim ama vazgeçtim çünkü o sıra içeriye yeni gelen müşteriler ile ilgilenmem gerekiyordu.
Derin bir nefes verdim. Rahatlamıştım... Doğruydu, Meral'in bana anlattığı herşeye uyuyordu. Ferit beye iyi ki emin olmadan çok fazla bir mesaj atmamıştım. Sadece ajan bizi ve söylediklerimizi öğrenirse ne olur diye sormuştum ve hala mesaj gelmemişti. Ama ben hala Serkan ile mesajlaşıyordum. Yani... Serkan bey ile...
Siz: Bana dürüst olduğun için teşekkür ederim.
Serkan Bey: Rica ederim... Her neyse, seni meşgul etmeyeyim. Sonra belki görüşürüz. Yani... Şirkette. Görüşürüz.
Siz: Tamam, görüşürüz.
Yüzümde saf ve masum bir gülümseme oluşmuştu ve ben bunu daha yeni fark ediyordum.
Her neyse, Ferit Bey'den mesaj gelene kadar ben de odama gidip yine her zamanki gibi bilgisayarın başına oturmam gerekiyor. İş hayatı bu, ne vazgeçebiliyorsun ne de nefret edebiliyorsun.
Eğer sana iyi geliyorsa bir şey, değerli ise ona ve içeresindekilere iyi bakmam gerek, hayatın değişirse eğer... elindekilerine geriye dönüp bakma şansın olmayabilir...
(...)
Bölüm etkileşimi
