24. bölüm / 26
YABANCIBölüm 19: Şüphe
Bölümler 26Şu an: Bölüm 19: Şüphe
- 1 1. Önsöz5 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz5 kelime
- 4 Dinleyebileceğiniz Müzikler47 kelime
- 5 Karakterler328 kelime
- 6 Bölüm 1: Yeni Kişi616 kelime
- 7 Bölüm 2: Toplantı500 kelime
- 8 Bölüm 3: Teftiş964 kelime
- 9 Bölüm 4: Arkadaş572 kelime
- 10 Bölüm 5: Tesadüf712 kelime
- 11 Bölüm 6: Beklenmedik Mesaj861 kelime
- 12 Bölüm 7: Cevapsız Sorular698 kelime
- 13 Bölüm 8: Küçük Şüpheler1.064 kelime
- 14 Bölüm 9: Yeni Görev828 kelime
- 15 Bölüm 10: İlk Adım400 kelime
- 16 Bölüm 11: Güven709 kelime
- 17 Bölüm 12: Gizli Arşiv709 kelime
- 18 Bölüm 13: Küçük Ayrıntılar380 kelime
- 19 Bölüm 14: Sessiz Adımlar541 kelime
- 20 Bölüm 15: Beklenmedik Karşılaşma447 kelime
- 21 Bölüm 16: Beklenmeyen Soru446 kelime
- 22 Bölüm 17: Hazırlık1.138 kelime
- 23 Bölüm 18: Fuarın Açılışı1.040 kelime
- 24 Bölüm 19: Şüphe1.187 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 Bölüm 20: "Merak ettim."905 kelime
- 26 Bölüm 21: Sadece Arkadaş...804 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Bu bölüm bir önceki bölümün tam devamıdır yani hikaye hala fuar alanında geçiyor.)
Pelin Aksoy
"Bir de çok fazla soru sorma tamam mı Meral?"
"Of tamam ya ne abarttın, valla sesimi çıkarmam hadi yürü."
Meral ile içeriye doğru ilerlerken şu işimizde bize yardımcı olacak kişi olan Alp bey tam önümüzde kapıda belirdi.
"Pelin hanım? Ben şimdi ne yapayım dosyaları Ecrin hanıma verdim şimdi standlara bakmam istendi ama."
"Tamam. Sana ne denmişse onu yap ben içerdeyim bir şey olursa gelirsin, beni görürsün zaten."
"Yanınızdaki kim müşteri mi? Ben yardımcı olayım?"
"Şey aslında..."
Meral konuşmaya başladığı an omzuna sertçe vurdum.
"Yok yok. Ben hallediyorum tanıyorum zaten. Sen şuradaki yerleşime yardım et."
"Tamamdır size kolay gelsin."
Ben önden yürüyüp içeri girdim Meral ise hemen arkamdaydı. Tam masamın yanına ilerlerken beni kolumdan tutup kendine çevirdi.
"Pelo ya... Niye bırakmadın o benimle ilgilenseydi. Hem vakit de geçerdi zaten, sıkılmayayım diye söylüyorum valla bak..."
Öyle bir surat ile bakıyordu ki bana şu söylediği size bile kızamıyordum ama söylediğide fazla abartmaydı!
"Meral hani susup sadece benimle olacaktın? Ne oldu şimdi bir anda Alp bey ile olmak istedim bakıyorum? Ne bu hareketler?"
"Demek ismi Alp... Ama ne yapayım bir fırsatın vardı o da gitti elimden hemde en sevdiğim insan yüzünden!"
"Meral dur şimdi, işim basimdan aşkın zaten. Biraz bekle ben alt kata inince sende burda istediğini yaparsın. Hem senin Caner arkadaşın gelmeyecek miydi? Sen onunla ilgilen bak ayıp olur söyleyeyim..."
"O saat öğlen üç'te yetişirse gelecekti, unutur muyum ben hiç arkadaşımı? Sende beni tanımıyormuş gibi konuşma Pelin ya."
"İyi öyle olsun ben gidiyorum şimdi bak uslu dur tamam mı? Odalara girme geç benim masamda otur biri beni sorarsa birazdan geliyor dersin. Al seni asistanım yaptım daha ne istiyorsun?"
"Sağol ya. Büyük iyilik yaptın... Neyse aslında havalı olur tamam git ama uzun kal tamam mı? Biraz keyfini çıkartacağım ben."
"Tamam bekle burda."
Meral'i son kez uyardıktan sonra arşiv katına doğru ilerledim. Herşey yolunda mı diye bakıp Ferit beye son durumu söylemem gerekiyor.
Ofisin kapısına doğru ilerlerken cebimdeki telefonum titreyince adımlarımı yavaşlattım. Ve telefonuma baktım.
Arşiv Sorumlusu Eren Bey kişisinden yeni bir mesaj...
Hemen mesaj yerine girip mesajı okumaya başladım.
Arşiv Sorumlusu Eren Bey: Sizi önemli bir durum için acil olarak alt kata bekliyoruz Pelin Hanım.
İlk önce Ferit Bey'e haber vermem gerekiyordu ama galiba bu durum şu an son durumu iletmekten daha önemli gözüküyordu.
Hemen acil durum merdiveninden aşağıya doğru indim. Korudoru döndüğümde sağımdaki ikinci kapıya tıkladım.
...
Yazarın Anlatımıyla
Serkan Soysal
Gelen müşteriler ile ilgilenirken bir yandan da etrafa dikkatlice bakıyordu.
Ara sıra telefonunu kontrol ediyor, bir mesaj veya arama var mı diye telefonuna göz atıyordu.
Hiç kimsenin dikkatini çekmemek için elinden geleni yapıyordu. Bazen Alp yanına geliyor bir şeyler sorup, talimat verdikten sonra işinin başına dönüyordu.
Tanıdığı tüm kişileri inceliyor dikkatle onları süzüyordu.
Meral, Pelin'in kuzeni. Simge, çalışanlardan biri. Ferit, buranın müdürü. Ve tabiki Pelin... Ona her baktığında sanki bir şeyler değişiyordu içinde ama herkese baktığı gibi bakıyordu ona da. Yani... En azından o öyle sanıyordu.
Herşey gergin olduğu normal ve sorunsuzdu. Ta ki telefonuna gelen mesajı görene kadar...
Bilinmeyen Numara: Ne yaptın bir gelişme var mı, yeni sürprizi nasıl buldun? Daha doğrusu sürpriz olsa bile fark etmez, ben ne diyorsam o olur değil mi?
Mesajı okur okumaz kimden geldiğini anlamıştı ve bu mesajı neden attığını da biliyordu.
Bilinmeyen Numara: Çok dikkat çekme ve banada haber vermeyi unutma. Alp'e de söyle çok oylanmasın oralarda birde senin yanında çok gezmesin.
Serkan Soysal: Merak etmeyin efendim herşey benim kontrolümde... İşler fazla gizli sürmeyecek emin olabilirsiniz.
*Görüldü*
Başka bir mesaj gelmemişti ve gelemsinede gerek yoktu. Çünkü Serkan anlaması ve bildirmesi gereken herşeyi yazmıştı mesajında.
Telefonunu cebine koyacakken dikkatini bir şey çekti. Pelin... Onu görmüştü ama hızlı ve endişeli bir şekilde.
Belki Ferit Bey'in odasına gidiyordu ya da Ecrin hanım onu çağırmış olabilirdi. Ya da... Daha farklı bir şey vardı işin içerisinde.
Ondan şüphelenmiyordu aslında ama her adımı dikkatlice inceleyip göz önünde bulundurup, ona bildirmesi gerekiyordu.
Pelin tam ofisin kapısına doğru ilerlerke bir anda durup telefonuna baktı. Serkan ona görünmemek için hemen arkasını dönmüştü. Ve tabii ki görünmemişti.
Tekrar onu kontrol ettiğinde ise açık çıkış merdivenlerinden aşağıya ilerlediğini gördü.
Önemli bir şey olduğunu düşündü ve Pelin'le aynı yöne doğru ilerledi. Merdivenden indiği anda biraz bekledi, Pelin biraz uzaklaştıktan sonra o da indi aşağıya sessiz adımlarla.
En sonunda Pelin'in bir kapıdan içeriye girdiğini gördü. Kapıda durup içeriye baktıktan sonra içeriye girdi ve şansa kapıyı yarı açık bırakmıştı. Bu Serkan için bir şans olabilirdi.
Kapıya doğru yaklaştı ve tam önünde durdu. Sırtını kapıya dayadi ve içerdekileri dinlemeye başladı.
"Buyrun Eren Bey beni çağırmışsınız. Merhaba Ferit Bey, bende sizin odanıza doğru gelecektim ama Eren Bey mesaj atınca buraya geldim."
-Ferit Bey'in odasına niye gidecekti ki?
Diye düşündü derken kendi içinde. Heralde olan biteni bildirmek için gidecekti çünkü başka bir şey için gitmesi... Olanaksızdı.
"Seni çağırmasını ben istedim Pelin. Eren ve seninle konuşacaklarım var."
"Dinliyorum efendim."
"Dinliyoruz Ferit Bey"
"Sana ve bu arşivde görevli olan birçok kişiye bunu söylemem gerekiyor ama vaktimiz kısıtlı... Şimdiden harekete geçmiş bile olabilirler..."
-Neyden bahsediyorlar bunlar böyle? Yoksa... Hayır hayır bunu düşünmek bile istemiyorum...
Serkan, aklından geçenin olmamasını umuyordu. Çünkü eğer öyle bir şey olursa bu hem kendisinin hemde onunla iş birliği kuran, onunla aynı yerde çalışan herkesin sonu olurdu.
"İçimizde dolaşan ve buraya ait olduğunu bize hissettiren bir hain var. Burayı gözleyen ve gördüklerini başka yerlere aktaran biri..."
"Nasıl olur Ferit Bey, herkes burada çalışan sıradan insanlar. Bende buraya yeni gelmiştim, herkes benim veya sizler gibi."
"Hayır Pelin Hanım, ben de yıllardır burada Ferit Bey'in yanında çalışıyorum. Ama bu aralar buralarda ki bazı bilgiler bilgisayarlardan ya da telefonlardan sızdırılıyor."
"Eren, Pelin ve diğer görevli olan kişiler. Sizler özel olarak seçilmiş olanlardansınız. Herşeyi dikkatli olarak inceleyin ve bu haini veya varsa hainleri bulun. Çünkü eğer bulmazsak bu, şirketin sonu olur..."
Konuşmanın bittiğini anlamıştı Serkan Soysal ve artık daha dikkatli olması gerektiğini öğrenmişti. Bunu hemen gidip Alp'e söyleyecek sonrada bu işi en kısa zamanda bitirecekti.
Hemen merdivene doğru ilerledi ve yukarı doğru ilerledi.
...
Meral Sarkaç
"Teşekkür ederim Caner ne demek sana eşlik etmek bir zevkti. Arkadaşlar bu zamnalar için vardır. Gel biraz daha gezelim, sana yeni gelen teknoloji araçlarını göstereyim."
"İyi ki seni tanımışım Meral, iyi ki arkadaşımsın. Bu zor anlarımda yanımda oldun, çok teşekkür ederim."
"Ne demek ya bende eğleniyorum işte. Annene eve gidince geçmiş olsun dileklerimi ilet tamam mı? Bozuşuruz ona göre (!)"
"Tamam. Söylerim söz. Ama çok fazla kalamam yani kuzenini göremeyebilirim... Sorun olmaz değil mi?"
"Yok ben söylerim gelip gittiğini ona. Sen eğlen hatta ben ona bakıp geleyim işi uzun sürdü heralde. Gelirim şimdi."
Caner geleli neredeyse bir saat olmuştu. O geldiğinde Pelo buralardaydı... Ama kısa bir süre önce içeriye girdi ve çıkmadı. Heralde işi uzun sürdü.
Şirketin kapısına doğru ilerledim. İçeri girdiğimde masalarla ilgilenen asistanları, Caner'i gördüğüm an onu karşılamak için başından ayrıldığım Pelin'in masasını ve her dakika fuar için gelen müşterileri gördüm.
Peloşum masasında yoktu. Belki başka bir ofis odasındadır diye tüm odalar girip çıkıyordum ama her odaya baksam bile hiçbirinde yoktu.
Belki otoparka inmiştir diye acil çıkış merdivenlerine doğru ilerledim.
Ben daha merdivenin önüne gelmeden Serkan yani Pelin'in iş arkadasini merdivenlerden hızlı adımlarla çıktığını gördüm.
Belki onunda aynı şekilde işi vardır diye düşündüm ve Pelin'i üst katta beklemeye başladım.
(...)
Bölüm etkileşimi
