2. bölüm / 13
ÜVEY ABİLERİM2. BÖLÜM
Bölümler 13Şu an: 2. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM2.074 kelime
- 2 2. BÖLÜM1.473 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. BÖLÜM1.432 kelime
- 4 4. BÖLÜM849 kelime
- 5 5. BÖLÜM1.225 kelime
- 6 6. BÖLÜM1.153 kelime
- 7 7. BÖLÜM1.338 kelime
- 8 8. BÖLÜM1.270 kelime
- 9 9. BÖLÜM1.426 kelime
- 10 10. BÖLÜM1.709 kelime
- 11 11. BÖLÜM1.476 kelime
- 12 12. BÖLÜM1.551 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.038 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
ASYA
ATİLLA
KAAN
MERT
Bugün benimle yaşıt olmasına rağmen kendisini benim abim gibi gören ve öyle olduğunu iddia eden sevimsiz Kaan ile aynı okuldaki ilk günüm. Aslında orası benim başımdan beridir okuduğum lise ama Kaan oraya yeni kayıt oldu çünkü eve yakın lise orasıydı bir ara çirkefliği tutmuş Asya benimle aynı okula gelsin ben niye onun okuluna gidiyorum demiş ama bu savaştan Galip çıkamam işte.
Onun o surat ifadesini görünce resmen içimin yağları erimişti ama onun benimle aynı okula gelmesi üstelik benimle aynı sınıfta olma fikri kafama dank ettiğinde ne kadar büyük bir savaşın içine düştüğümü onu fark etmiştim çünkü Kaan beni hayatımdan bezdirmek için elinden geleni yapacaktır.
Sabah kahvaltı masasında en son oturan ben olmuştum Mert her zamanki disiplinli haliyle çoktan kahvaltıya oturmuş o ciddi duruşuyla kahvaltısına devam ediyordu babamla Hülya da oturmuş Kaan benden 1-2 dakika önce geldi Atilla da ne zaman geldi bilmiyorum onunla aynı katta kalıyor olmamıza rağmen sanki tek başıma oradaymışım gibi hissediyorum çünkü varlığı yokluğu bir olan bir hayalet gibi.
Sessiz bir şekilde yerime oturduğumda karşımda oturan Kaan hiç sakin duracak gibi görünmüyordu onu biraz tanıyorsam kahvaltı masasından kalkana kadar bir şey yapacağından eminim.
"Peynir tabağına uzatır mısın Asya?"
Uzansa alabileceği uzaklıkta bir tabaktı peynir tabağı ama inadına benden istemişti gözlerim kısa bir süreliğine babama sonra da atilla'ya kaydı neden ona kaydı bilmiyorum. Ama onun aklından geçen şeyler kendini alsana gibisinden bir cevap vermem de sanırım ona bunu yaşatmayacağım. Elime aldığım peynir tabağını ona uzattım.
"Afiyet olsun"
Benden beklenmedik bir şekilde iyi niyet gördükten sonra şaşırmıştı peynir tabağına aldıktan sonra yüzüne yapıştırdığı sahte bir gülümseme ile teşekkür etti.
Kahvaltı bitene kadar başka bir konuşma olmadı. Okul çantamı da alıp vestiyere doğru yöneldiğinde Kaan ayısı bilerek ve isteyerek gelip bana çarpıyor yere düşmemle birlikte dün merdivenlerden düştüğüm için zaten ağrıyan bacağım bir kere daha yere çarpmıştı ve inanılmaz bir acı vermişti. Bu inanılmaz acı çığlığa dönüşmüş yerini bulmuştu.
"Ya öküz müsün sen azıcık sıranda beklesene ayakkabılarımı alıp çıkacağım zaten"
"Ne abarttın sen de alt tarafı düştün"
Tabii o dün malak gibi yere yapıştığını bilmiyor benim neden böyle Çığlık attığımı tek bilen kişi Atilla O da dudaklarını birbirine bastırmış gülmemek için zor tutuyordu kendini gösteririm ben sana. Yerden kalkmak bile bana acı veriyordur resmen bir de bu halimle okula gidecektim.
Kaan beni yerden kaldırmayıp ayakkabılarını aldığı gibi çıktı evden yere düşmüş olmam hiç kimsenin umurunda değildi herkes kendi halinde takılmaya devam ediyordum Mert de aynı şekilde ayakkabılarını alıp çıktı Atilla ise orada durmuş bana bakmaya devam ediyordu.
"Biraz daha böyle zavallı halimi mi seyredeceksin?"
"İkinizi anlamıyorum gerçekten ne alıp veremediğiniz varsa"
"Bence sen kardeşinle abine söyle"
"Beni ilgilendiren bir durum yok ki burada"
Uyuz şeyi ne olacak kulaklığını tekrar kulaklarına taktı ve çıktı evden. Ben ayakkabılarımı giyip çıktım bizim Mert okulda bırakıyordu kendi arabasıyla biliyorum ki 1 dakikada bile geç kalsam beni bırakıp giderlerdi o kadar pis insanlar çünkü.
Koştur koştur çalışmakta olan arabanın içine bindim daha hareket etmemiştik neyse ki geç kalmadım Mert direksiyona Kaan hemen yanındaki koltuğa ben ve Atilla da arkaya geçmiştik. Benim için sıradan bir şey Atilla içinde sıradan bir şey çünkü o genellikle arka koltukta olur.
Yol boyu Mert'in berbat şarkı seçimlerinden birini dinlemek zorunda kalmıştık trafik de her zamanki gibi yoğundu neyse ki kısa sürede açılmıştı son sürat hızla devam ederken birden ani fren yapması ile birlikte önce geriye sonra yana doğru savrulduk ben atilla'nın olduğu tarafa savrulduğum için bir anda kendimi onun kucağında buldum O da sanırım refleksle kollarını bana sarmış başımın herhangi bir yere çarpmaması için de bir elini ön tarafa koymuştu.
Gözlerimi korkudan açamıyordum açtığımda ise atilla'nın koyu kahverengi gözleri ile karşılaştım. Sanırım o benim mavi gözlerimi ilk defa görüyordu ya da ilk defa bu kadar yakından görüyordu.
Bir iki saniye öyle bakıştık çünkü hepimiz yaşanan şeyin şokunu atlatamamıştık. Kendine gelip ilk toparlanan kişi ben oldum tamam kabul ediyorum atilla'nın parfümünün kokusu her ne kadar güzel olsa da daha fazla onun kucağında kalamayacaktım herhalde.
"Ne oldu ya az önce?"
"Kedi çıktı az kalsın eziyordum"
Neyse ki kimseye bir şey olmamıştı ve burada tek düşündüğüm şey kediydi kedi de ezilmemişti.
"Sen iyi misin başını falan çarpmadan öyle değil mi?"
Atilla'nın yöneldiği bu soruyla birlikte nihayet en çok sarsılanın ben olduğumu fark etmişlerdi.
"Evet evet iyiyim"
Dedim herkesin duyabileceği bir şekilde daha sonrasında sadece atilla'nın duyabileceği kadar kısık bir sesle;
"Senin sayende"
Dedim aramızdaki anlamsız bakışma son bulduğunda tekrar yolumuza devam etmiştik bugün yaşadığımız ufak çaplı kazaya benzer şey benim için yeterliydi daha fazla bir şeyleri kaldırabileceğimi zannetmiyorum. Neyse Mert bizi ilk önce okula bıraktı daha sonra atilla'yı bırakacak oradan da işe gidecekti.
Ben ve Kaan arabadan indiğimizde kaan her zamanki gibi önüme geçip hızlı adımlarla ilerlemeye başladı salak şey sanki müdür yardımcısının odasını bulabilecek de. Ben içeriye girdiğimde o da sağ tarafta bulunan Atatürk büstünün yanında durmuş beni bekliyordu.
"Böyle bana mecbur kalırsın işte"
" Boş yapma hadi"
Gösteririm ben sana boşu dolu da dua et benim bacağım ağrıyor. Kaan'ı da alıp üst kattaki müdür yardımcısının odasına gittik. Zaten kayıt falan her şeyi yaptırılmıştı bize sadece gidip görünmek kalmıştı müdür yardımcısı ile kısa bir sohbetin ardından kaan'ı tuttuğum gibi bizim sınıfa götürdüm bundan sonrası beni hiç alakadar etmez kendi başının çaresine bakar artık.
Sınıfa girer girmez sanki koca bir denizde bana atılmış bir Can simidi olarak gördüğüm en yakın arkadaşım asel'e resmen sıkı sıkıya sarılıyorum.
"Hayırdır kız özledin mi hemen beni?"
"O da var tabii ama bazı dingillerden sonra insan yüzü görmek iyi geldi"
Neyden bahsettiğimi bildiği için hafifçe sırıtdı sonra hemen arkamdan gelen kaan'a kısa bir göz gezdirdikten sonra ardı ardına sorular sormaya başladı.
"Ee anlat bakalım yeni hayatın nasıl gidiyor yeni ev yeni aileye yeni abiler"
"Arkamdaki elemanı gördüğün üzere kendisi ile pek fazla anlaşamıyoruz hatta hiç anlaşamıyoruz bunun abisi de var Mert dingilin teki onunla da anlaşamıyoruz"
"Hadi ya zor olmalı Bir de üvey kardeşsiniz"
"Sorma ama ortancaları sakin gibi onunla pek bir sohbetimiz olmadığı için kötü anlaşıyoruz da diyemem"
" Neydi onun adı? "
" Atilla"
Asel tekrar arka sırada oturan kaan'a bir göz gezdirdikten sonra gözlerinde muzip bir parlama oldu.
" Yalnız bir şey diyeyim mi senin bu üvey abin bayağı yakışıklı"
Ben de hafif bir göz kaydırdıktan sonra kendi kendime mırıldanarak söyledim resmen.
" Sadece o değil ki Atilla ve Mert de görsen çok yakışıklılar yani hepsini fiziği taş gibi sanki anneleri özel mankenlik ajansından seçip getirmiş gibi"
" Hadi ya ciddi misin? "
" Bayağı fotoğrafları falan olsaydı gösterirdim"
" Instagram hesapları vardır değil mi? "
Dudağın hiç aklıma gelmemişti çünkü Instagram'da çok fazla insanları stalklamam.
" Vardır herhalde"
" Bakalım hemen"
Asel bu işte gerekli gereksiz bütün konulara merakı vardır şu anda da olduğu gibi üvey abilerim bizim ne kadar ilgilendiriyor tabii ki de hiçbir şekilde ilgilendirmiyor ama o görmeden rahat etmeyecektir muhtemelen.
" Soy isimleri neydi? "
" Karandı sanırım evet evet Karan"
Mert'in adını arattırdığımızda sosyal medya hesabı hemen çıktı tahmin ettiğimden biraz farklıydı hesap gizli çok fazla takipçisi veya takip ettiği kişi de yoktu profilinde kendi fotoğrafı vardı zaten.
" Of ay bu ne yakışıklılık ya ama bir şey diyeyim mi kaan'a da benziyorlar"
"Kardeşler ya hani"
Aysel bana bakıp güldükten sonra bir de atilla'nın ismini arattı ama ne yaparsak yapalım bir türlü ona ait bir hesap bulamadık sanırım sosyal medya kullanmıyor tuhaf kullanmamasına şaşırmadım aslında o genellikle müzik dinleyen beste yapan birisi.
"Of bu ortancayı da merak ettim şimdi"
"Bir ara bize gelirsen görürsün zaten çoğu zaman evde bazen barda falan bir tane grupla sahneye çıkıyor arkada bateri falan çalıyor"
"Vay çok etkileyici"
"Hiç de bile"
Benim yanaklarımı şişire şişire söylediğim sözlere asel güldükten sonra ders zili çalmaya başladı.
Kaan'ın okuldaki ilk günü tahmin ettiğimden biraz daha hızlı geçiyordu. Hemen ilk günden etrafına birkaç tane kız toplamış basketbol takımına katılmış küçük bir arkadaş grubu kurmuş deyim yerindeyse okulun popüler çocuğu olmuştu. Yani şaşırmıyorum eli yüzü düzgün bir çocuk basketbol da çok güzel oynuyor fiziği falan da iyi birçok kişiyi etkileyebilecek kadar özelliğe sahip.
Tabii beni sevmeyen yalaka kızlar Kaan ile üvey kardeş olmamı bile kıskandıkları için ileri geri konuşuyorlardı hiç umurumda bile olmadı istediklerini düşünebilirler istediklerini söyleyebilirler.
Yorucu geçen bir okul gününün ardından nihayet eve varmıştık. Ben alt kattaki odama giderken merdivenlerde Atilla ile karşılaştık kulaklığı bu sefer boynundaydı. Gözleri sadece birkaç saniyeliğine bana kaydı sonrasında direkt bacağıma yöneldi.
"Nasıl oldu bacağın?"
"İyi yani artık üzerine basabiliyorum"
"İyi sevindim bir dahakine merdivenlerden inerken dikkat edersin artık"
Şaka ile karışık söylediği sözlerden sonra yanımdan geçip giderken tekrar yapmamam gereken şeylerden birini yaptım ve düşüncelerimi sesli bir şekilde dile getirdim O da duymuştu.
"Neden diğerlerinden bu kadar farklısın"
Evet bunu ben yüksek sesle söylemiştim ve ona söylediğimi zannetmişti.
"Nasıl anlamadım?"
Düşüncelerimin yüksek sesle çıktığını duyunca utanmıştım ve ne cevap vereceğimi de şaşırmıştım elim ayağıma dolandı resmen.
"Hiç yok bir şey"
Tuhaf bakışların üzerimde hissettikten sonra koşarak odama kaçtım neyse ki çok fazla sorgulayan bir insan değil. Aferin sana Asya neden bu kadar çok kendini küçük düşürecek rezil edecek şeyler yapıyorsun ki?
Bölüm etkileşimi
