9. bölüm / 11
ÜVEY ABİLERİM9. BÖLÜM
Bölümler 11Şu an: 9. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM2.074 kelime
- 2 2. BÖLÜM1.473 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.432 kelime
- 4 4. BÖLÜM849 kelime
- 5 5. BÖLÜM1.225 kelime
- 6 6. BÖLÜM1.153 kelime
- 7 7. BÖLÜM1.338 kelime
- 8 8. BÖLÜM1.270 kelime
- 9 9. BÖLÜM1.426 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10. BÖLÜM1.709 kelime
- 11 11. BÖLÜM1.476 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve geldiğimde hiç olmadığım kadar sinirliydim içinde büyüyen öfke beni terk etmek yerine her saniye katlanarak arttığı için bir türlü kendime gelip işlerime odaklanamıyordum ya da en azından ders çalışamıyordum.
Gözümü ne zaman kapatsam o kızın alaycı bir ses tonuyla kendini bizden üstten tutup aşağılayarak kafeden kovması geliyor.
Derin bir sabır ve iç çekerek tekrar test kitabının kapağını açıyorum ama nafile okuduğum sorulardan hiçbir şey anlamıyor denklemleri çözemiyor ya da paragraflardaki en basit konuları bile açıklığa kavuşturamadan sorunun cevabını bulamıyorum çünkü aklım o kafede kalmış bedenim sadece bu masada bulunuyordu.
Birkaç kere derin derin ofladıktan sonra elimdeki kalemi test kitabının üzerine indirip masamdan kalkıp yatağıma uzanıyorum tavanı seyrediyorum ama bu bir işe yaramıyor çünkü aklım hala o kafede yaşanan çirkin olaydaydı. Tavanı seyretmek bir işe yaramadığı için elime telefonumu alıp sosyal medyada geziniyorum ama o da bir işe yaramıyor şimdi babam gelip benim telefonla oynadığımı görüp ders çalışmadığını görürse muhtemelen bana birçok şey söyler bunların yarısı da azar adı altında fırça çekmek olurdu ama onun evlenmesi bana olan diktatörlüğünü biraz olsun geriye çekmişti.
Önceden sürekli beni kontrol eder evde ders çalışırken resmen başımda dururdu bana sıkı bir ders çalışma programı yapmış evde olmadığı zamanlarda da telefonla arayıp kontrol ederdi O da yetmezmiş gibi kronometre almış zaman tutuyor.
Bazen onun istediği kadar ders çalışmadığında kronometreyi bilerek açık tutar sürenin tamamlanmasını sağlardım ama çoğu zaman inanmazdı tabii ki de gerçekten ders çalıştığında yüzümün daha farklı göründüğünü söylüyor bilmiyorum belki de öyledir kendi yüzüme aynada farklı bir gözle hiç bakmamıştım.
Saçlarımı bir tur karıştırdıktan sonra yatağımdan kalkıyor telefonu da rastgele bir tarafa fırlatıyorum bu telefon bir gün kırılıp paramparça olacak ama ne zaman bilmiyorum.
Odadan çıkıp tam banyoya doğru ilerliyordum ki merdivenlerden İnan atilla'yı gördüm göz göze geldiğimizde bir şey söylemek istemedim ama onun söylemek istedikleri vardı sanırım resmen koşar adımlarla yanıma geldi ben banyoya girmeden önce.
"Neden gittiniz ya elimden geldiğince hızlı gelmeye çalıştım yanınıza ama yoktunuz?"
Yaşanan şeyi bilmediği için yanlış anlaması normaldi onu böyle suçlu hissettirdiğim için kendime kızdım ama sorun bende değildi ya da asel'de değildi.
"Ben kalmayı ve seni dinlemeyi çok istemiştim ama kafede bulunan başka bir görevli bizi resmen kovdu"
Bunu duyunca oldukça şaşırdı çünkü duymayı beklemiyordu.
"Nasıl ya kim niye kovsun sizi?"
"Bilmiyorum ki sarışın böyle ince vücutlu oldukça makyajlı bir kız geldi buraya çıkamazsınız dedi bilmem cafe kurallarına falan uyumuyorsunuz resmen kovdu işte bizi bizde daha fazla durmak istemedik"
Duyunca yüzündeki meraklı ifade öfkeye dönüştü.
"Yapma ya inanamıyorum sana Banu"
Sanırım bizi kovan kişinin adı banu'ydu ve Atilla da onu çok iyi tanıyordu.
"Neyse başka sefere artık gel çok kafeye bir daha gelmeyi düşünmüyorum ama"
" Nasıl gelmeyi düşünmüyorum ya banu'nun kusuruna bakma o biraz ters bir insandır zaten böyle bir şey yaptığına inanamıyorum yarın gidip bunun hesabını elbette ki soracağım"
" İnan böyle bir şeye hiç gerek yok gelip sana şikayet ettiğimi düşünecek ben daha fazla rezil olmak veya küçük düşünmek istemiyorum hayatımda ilk defa bu kadar rencide oldum"
" Gerçekten özür dilerim böyle olmasını istemezdim"
" Özür dilemene gerek yok sen özür dileyecek bir şey yapmadın sen de bilemezdin böyle olacağını"
" Biliyorum ama yanınızdan ayrılmasaydın belki bunlar olmazdı ya da en azından gelip banu'ya erken müdahale edebilirdim"
" Olan oldu boş versene ama bir gün senin baterinden çıkan sesleri duymayı gerçekten çok istiyorum"
" İnan bana o gün gelecek ama ne zaman bilmiyorum"
Altı kapalı birbirimize mesaj verdiğimize göre artık kendi işlerimize odaklanabiliriz. Ben daha fazla atilla'yı tutmadım O da beni tutmadı ben banyoya Atilla da kendi odasına gitti.
Banyoya da boşu boşuna geldim hiçbir işim yok aslında sadece vakit öldürmek için buraya geldim üst kata çıktığımda babam veya Hülya ortalıklarda yoktu sadece Mert ve Kaan vardı ikisi de kanepelere yayılmış telefonla uğraşıyorlardı hayret Mert'in her zamanki uyuz iş adamı tavırları bugün yoktu.
" Diğerleri nerede? "
Mert mırıldanarak Bir iki kelime söyledi.
" Dışarı çıktılar bu gece bir arkadaşlarnda kalacaklarmış"
"Babam normalde bana haber verirdi bu sefer yine söylemedi ki acaba?"
"Aklımda tutamayacak kadar balık hafızalı olduğun aklına gelmiştir belki"
"Haha çok komiksin Kaan"
Kaan'ın ayaklarından ittirip kanepede biraz kendime yere açmaya çalıştım ama inadı inat ya beni sinir etmek için bir türlü ayaklarını çekmedi en son üzerine oturdum.
"Aaağ kızım ne yapıyorsun ya"
"Çek sen de görmüyor musun oturmak için yer arıyorum"
"Başka yer yok sanki inadına yapıyorsun"
"Sen de inadına ayaklarını çekmiyorsan ben de hiçbir şey bilmiyorum"
"Tamam kalk üstümden çekeceğim"
" Ha şöyle yola gel biraz"
" O yol göstereceğim ben sana az daha sabret"
Kazandığımı düşündüğüm küçük zaferle mutluluk içerisinde yerime oturuyorum televizyon açmak gibi bir derdim yok zaten bu ikisi burada telefona gömülmüş bir şekilde dalıp gitmişken onların huzurunu şaşırmak gibi bir niyetim yok çünkü sonrasında bana saldırıp yastık fırlatacaklarını gayet iyi biliyorum.
Ben de telefona gömülmüş şuursuzca kısa video kaydırırken alt kattan Atilla geldi sanırım duş almış saçları ıslaktı biraz.
" Ekran sürenizi yükseltme çabalarında size başarılar dilerim"
Dalga geçerek söylediği sözleri hepimiz gülmüştük çünkü gerçekten komikti.
Mert elindeki telefonu bırakıp gözlerini oluşturdu sonra aklıma bir şey gelmiş gibi gözleri parladı.
" Herkes bıraksın şimdi o telefonları"
" Niye ki? "
" Bırakın dedim ya işte"
Daha biz bırakmadan ikimizin elindeki telefonları da alıp kendi cebine koyduk ben ne yapıyorsun demeye kalmadan da televizyonu açıp bize bir filmin adını söyledi. Mert gibi birinden kaliteli bir film beklemiyorum tabii ki de çünkü onun nasıl biri olduğu az çok belli yine de bir şans vermek istedim.
Kaan filmi daha iyi izleyebilmek için yere yastık koyup uzandı ben de kafamı diğer yastığa koyup yarım uzandım Atilla da gelip benim oturduğum koltuğun aşağı kısmına geçip oturdu hepimiz filmi izlemeye başladığımızda şaşırtıcı bir şekilde film çok sarmaya başladı.
O kadar heyecanlıydı ki bırakıp gitmek istemedim sadece birkaç dakikalığına durdurmalarını istedim çünkü mutfağa gidip atıştırmalık bir şeyler almak istedim.
Hemen gidip en alt dolaptan birkaç tane büyük kase çıkardım evde birkaç çeşit cips vardı hemen doldurdum mısır patlattım birkaç tane de bardak alıp kola doldurdum tabii bunların hepsini taşıyamazdım hayret kaanın içinden iyilik yapmak gelmiş herhalde gelip yardım etti eşyaları taşımama.
Bir yandan zıkkımlanıyor bir yandan da filmi izliyorum ama nasıl izliyoruz sanki filmin içindeyiz tabii filmi izlerken kendi aramızda yorum yapıp şakalaşmayı da unutmuyoruz tuhaf ama resmen birbirimizi parçalayacak olan insanlarla oturmuş film izliyor üstelik Büyük bir keyifle izliyoruz.
Ama film biraz uzundu uzun olmasına rağmen çok kaliteliydi çok sarıyordu ve çok eğlenceliydi. Dakikalar saatlere dönmüş birbirini kovalarken yavaştan gözlerime uyku giriyordu ama uyumamak için direniyordum göz kapaklarım hafiften kapanırken Mert'in çoktan uyuya kaldığını kaanın uyuyakalmak üzere olduğunu fark ettim. Gözlerimi açık tutmak için verdiğim savaştan maalesef Galip çıkamadım ve gözlerim kapanmıştı.
Gözlerim tekrar açıldığında ilk birkaç saniye bilinç kaybı yaşıyordum resmen nerede olduğumu veya ne yaşadığımı fark edemiyordum. Sonra aklıma dank etti film izlerken uyuya kaldığımız. Yere saçılmış cips parçaları halının üzerindeki öbek öbek çekirdek kabukları yarısı dökülmüş kola hatta bir tanesi kırılmış kola bardağı bu dağınıklığı yarın sabah Hülya ve babam eve dönmeden toplamam gerektiğini farkındaydım çünkü ikiside dağınıklıktan ve pislikten hiç hoşlanmazlar. Biraz daha etrafıma bakıldığında televizyondaki filmin çoktan bittiğini ve hatta 2 defa tekrardan başladığını fark ettim çünkü hiç kimse durdurmadığı için film tekrardan başlamıştı.
Önce yerde uyuya kalana sonra kanepede sızmış olan mert'e hemen ayaklarımın ucundaki atilla'ya baktım herkes uyumuştu.
Yerimden kalkıp salonun ışığını açtım televizyonu kapatıp kaan'ı uyandırmaya çalıştım zar zoruna uyandırdım ve kendine getirttirdim ondan sonra mert'i uyandırmaya çalıştım ikisini uyandırmak zor olmadı ama Atilla bir türlü uyanmak bilmiyordu Mert ve kaan üst kattaki odalarına çıkmak için merdivenlere yürüdüklerinde;
"Boşuna uğraşma bence atilla'nın uykusu o kadar ağır ki onu uyandırıp odasına götürmek mucize gibi bir şey"
Diyerek bana uyarıda bulundular. Atilla'yı burada bırakamazdım herhalde böyle bu pozisyonda veya kanepede uyumaya devam ederse sabah böyle tutulmuş bir şekilde uyanır. Zar zor ayağa kaldırabildim ama hala uykuluydu kolunu kaldırıp omzumun üstüne verdim düşmemesi için bir kolumu da beline attım zar zor ayakta duran sarhoşlar gibiydi.
Neyse düşe kalka salondan ayrılıp alt kata inebildik odasının kapısını yavaşça aralayıp yatağının üzerine bıraktım tamam biraz sert bıraktım olabilir ama benim suçum değil ki o da uyansın bir zahmet.
Yatağının üzerinde düzeltmeye çalışırken dağılan saçlarının gözünün önüne gelmesi ile birlikte ne kadar yakışıklı olduğunu fark ettim bu halde bile çok çekici görünüyordu.
Nedense kendi kendime onu kıskanmaya başlamıştım. Aklıma Banu geldikçe daha da sinirli oluyordum çünkü Atilla onunla hemen hemen her gün göz göze geliyordu hatta belki konuşuyoruz sohbet ediyor belki de aralarında bir şey vardır bunun niye düşünüyorum bilmiyorum düşündüğüm için kendime neden kızıyorum onu da bilmiyorum ama tek bildiğim şey bir an önce bu odadan çıkmak.
Çıkmadan önce birkaç dakikalığına gözlerim tekrar atilla'ya kaydı ona böyle baktığına inanamıyorum resmen karşısındaki çocuğa aşık bir kız gibi bakıyordum ona bu düşünceleri aklımdan çıkarıp odama gittim.
Bölüm etkileşimi
