5. bölüm / 12
ÜVEY ABİLERİM5. BÖLÜM
Bölümler 12Şu an: 5. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM2.074 kelime
- 2 2. BÖLÜM1.473 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.432 kelime
- 4 4. BÖLÜM849 kelime
- 5 5. BÖLÜM1.225 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. BÖLÜM1.153 kelime
- 7 7. BÖLÜM1.338 kelime
- 8 8. BÖLÜM1.270 kelime
- 9 9. BÖLÜM1.426 kelime
- 10 10. BÖLÜM1.709 kelime
- 11 11. BÖLÜM1.476 kelime
- 12 12. BÖLÜM1.551 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bütün gün odamdan çıkmadığım gibi kahvaltıya da gitmemiştim Zaten babamla göz göze gelmek istemiyorum tamam yaptığım şey biraz abartıya kaçmıştı ama çok sinirlenmiştim çünkü hem kaan'ın söylediği şeyi duymamazlıktan gelmiş hem de onu savunmuştu.
Sorunun kaan'ı beni shiplemesi değil sorunun kaan'ın beni ateşle şiplemesiydi.
Ateşi okulda tanımayan yoktur okulun serserisi ve belalı bir tiptir. Azıcık eli yüzü düzgün diye hayvan gibi spor yapar biciepsleriyle kaslarıyla kızları etkilemeye çalışır. Okula okumak dışında her türlü iş için gelen zorba'nın önünde gideni. Elbette ki bana olan ilgisini fark etmiştim fark etmemek mümkün değildi ama diğer kızların aklına onun bana ilgi duymasından oldukça rahatsızdım benim yerimde başka bir kız olsa hiç düşünmeden kendini ateş in kollarına atar.
Ateşin bana olan bakışlarını ilk gördüğüm anda asel'in kesin bir dille ondan uzak durmam gerektiği konusunda uyarmaları kulağımda çınlarken kaan'ın yaptığı da iş mi şimdi.
Öfkem bir türlü dinleyeceğim ders çalışmak sanırım pek de iyi bir fikir değildi. Önümde duran paragraf soruları bile bana senin burada ne işin var der gibi bakıyor ama biliyorum ki ders çalışmayı bir kere bırakırsan bir daha asla başlamayacağım. Başıma ellerimin arasına alıp saçlarımı bir kere karıştırdım bunun ne işe yarayacağını bilmiyorum ama bana psikolojik olarak moral veriyormuş gibi hissediyorum.
Daha fazla kendimi kandırmamaya gayret ederken odamın kapısı hafifçe tıklandı. Gel demey kalmadan zaten kapı açıldı. Babamdan başka birini beklemediğim için beynim otomatik olarak onun yüzünü görmeye ayarlanmıştı ama gelen kişi babam değildi.
"Daha ne kadar burada durup isyan edeceksin babana?"
Önce atilla'nın suratına sonra elindeki tabağa baktım gerçekten beni düşündüğü için mi sandviç getirmişti yoksa annesi mi göndermişti?
"Haklı olduğumu kabul edene kadar"
"O zaman sana kötü bir haberim var baban hala senin şımarık davrandığını düşünüyor"
"Benim suçum değil ama ateşi tanımıyorsun kaan'ın beni onunla yakıştırması Fikri beni deliye döndürdü"
Söylediklerimi ilgisini çekmiş olacak ki biraz daha yaklaşıp elindeki tabağı çalışma masasına indirdi ve kendisi için boş bir yer bulup oturdu. Meraklı gözlerle suratıma bakarken devam etmemi istediğini anladım.
"Kim bu ateş olayı ne?"
"Her lisede olan serseri bi tip işte"
"Neden o kadar sinir oluyorsun o zaman?"
"Çünkü kaan bunu bilerek yapıyor ateşten ne kadar nefret ettiğimi biliyor"
" Bence bir sorun olmaz sonuç olarak çocuğun bu durum ile alakası yok burada en masum görünen Ateş"
Yine kendi gibi egosu tavan sözlerini söyledikten sonra odamdan ayrılmak için kapıya doğru yönelmişti.
"Ateşin bana ilgisi olmasaydı belki de burada en masum kişi o olabilirdi"
Atilla'nın olduğu tarafa bakmadan söylediğim sözlerin ardından kafamı tekrar test kitabına indirdiğimde kulaklarıma doluşmasını bekledim kapı çarpma sesini duyamayınca tekrar kafama onun olduğu tarafa döndürdüm evet hala gitmemişti ve bu sefer bana dönmüş garip biri yüz ifadesiyle bön bön bakıyordu suratıma.
" Ateşin sana olan ilgisi derken? "
Sorduğu sorunun onun için ne denli önemli olduğunu merak ettiğim için direkt suratına baktım. Tek kaşı havada ve oldukça meraklı bir şekilde sormuştu soruyu yüzündeki ifadeye bakılacak olursa cevap almadan da gitmeyecekti.
Geçiştirerek cevap vermek istedim ama benden tam bir cevap bekliyordu.
"İşte hoşlanıyor sanırım ya da seviyor bilmiyorum ama bir ilgisi var yani"
Gitmesini beklerken O tekrar kapıyı kapatıp yanıma geldi ve oldukça ciddi bir şekilde.
"O çocuk seni rahatsız ediyorsa bana söylemen yeterli"
Dedi şaşırmıştım çünkü ilk defa benim arkamda duymuştu ben ateş konusunu belki 100 kere belki 1000 kere anlatmışımdır onlara Kaan Mert ne kadar anlatsam da hiçbir şekilde beni dinlememişlerdi ama atilla'ya hiçbir şekilde anlatmamıştım çünkü benim bu konuları isyan halinde dile getirdiğim zamanlar o genellikle evde olmuyordu.
"Mert ve Kaan biliyor zaten Kaan bildiği için damarıma basarak özellikle onunla yakıştırıyor beni"
"Benim neden haberim yok?"
"Bilmem denk gelmedik galiba ayrıca sana söylemek aklıma gelmedi"
"Asya sen ne dediğinin farkında mısın çocuklar ki de sana takıntılı ama sen gelip bunu söylemiyorsun"
"Diğer ikisi biliyordu tamam mı ayrıca sana ne oluyor ağabeylik mi taslıyorsun?"
"Evet taslıyorum"
Bu evde yaşamaya başladığımızdan beridir sessizliği ve sakinliği ile tanıdığım Atilla ilk defa sesini yükseltmişti.
"Ne oluyor be size bugün herkes üstüme üstüme geliyor"
"Kimsenin üstüne geldi falan yok tamam mı adam akıllı anlatsan bir şeyleri belki bir çözüm bulabiliriz"
"Bulmayın tamam mı hiçbir şey bulmayın odamdan çık artık"
Benim isyan dolu öfke ile çıkan sesimi duyunca çaresizce odadan çıkmak zorunda kaldı. Bir sen eksiktin zaten bir sen kalmıştın bana sesini yükseltmeyip hesap soran evdeki herkese sinir oluyorum neredeyse herkesten nefret edecek duruma gelmiştim.
Derin bir nefes alıp babamın bu yeni evliliği hakkında iyi bir karar verip vermediğini düşündüm ama ne kadar düşünsem de benim elimden gelen bir şey yoktu elimden gelen tek şey doğru düzgün ders çalışmak ve İstanbul dışında bir üniversite kazanıp buradan kurtulmak.
Ama bu çok zor çünkü babam bütün tercihlerimin İstanbul'dan yani olmasını çok ister. Ve ben yani babamı biraz tanıyorsam bütün tercihlerimi İstanbul'a verirken başımda dikilir hepsine tek tek bakar. O yanımdan ayrıldıktan sonra gizli gizli tercihleri değiştirmek de elbette ki aklıma gelmedi değil ama bu sefer tercihler açıklandığında başka bir ile nakil olursam sen tercihlerinin hepsini İstanbul'dan yana vermedin mi diye soracaktır o zaman daha büyük bir çıkmazın içine girerim.
Ne yapacağım konusunda gram fikir sahibi olmadığım için odamdan ayrılmak gibi büyük bir hata yaptım. Çıkarken de atilla'nın sözde bana yemem için getirdiği ama yememe müsaade etmediği sandviçi alıp kendimle götürdüm.
Üst kata çıktığında babam ve Hülya karşılıklı oturmuş kitap okuyorlardı Kaan her zamanki uyuz haliyle kulaklığını takmış telefonda oyun oynuyordu muhtemelen yine o herkesin son dönemde oynadığı bir tane maç oyunudur.
Mert'i etraflarda göremedim ama yemek masasının üzerine indirdiği dosya evraklarını laptopunu ve birkaç eşyasını daha görünce muhtemelen bir eksiği olduğu için odasına gidip almak için yukarı çıktığını anladım.
Atilla etrafta yoktu çünkü odamdan çıkarken çok sinirli görünüyordu zaten adamdan çıktıktan birkaç saniye sonra kendi odasının kapısının çarpma sesini duyunca anladım odasında olduğunu. Babam kitabından başını kaldırmadan göz ucuyla baştan aşağı bana baktı hiçbir şey söylemedi ben de hiçbir şey söylemedim ama mutfağa geçip sandviçi masaya koyduğumda içimi korkunç bir vicdan azabı kapladı çünkü Atilla bu evde beni en çok düşünen kişiydi ve ben onun kalbini kırmıştım.
Bütün herkes bana karşı dururken bile o bugün kahvaltı masasında hiç sesini çıkarmamış daha sonrasında aç olduğumu bildiği için bana sandviç yapıp getirmişti. Ve en önemlisi ateşin beni rahatsız ettiğini duyunca oldukça sinirlenmiş beni korumaya çalışmıştı.
Bir de bu eksikti şimdi bunun için üzüleceğim kahrolası iyi niyetim hiç kimseye karşı art niyetli olamıyorum maalesef her ne kadar sevmesem de kaan'a karşı bile çoğu zaman iyi niyetli olmaya çalışıyorum.
Ne yapmalıyım bir şekilde kendimi affettirmem gerekiyor ama nasıl en azından bir özürü hak ediyor çünkü bu evde en konuşulabilecek insan o kendisi.
Kafam bomboş içinde bir şeyler düşünmeye çalışırken dolabın kapağını açtığında gördüm son karışık meyveli gazoz aklıma harika bir fikir getirmişti. Atilla bu gazozu çok sever çoğu zaman da eve alan oydu Zaten ondan başka pek fazla kimse içmezdi bunu. Sanırım ucuz bir markanın gazozu olduğu için pek fazla kimse tercih etmiyordu.
Son kalan gazozu da alıp Atilla nın odasının önüne geldim kapıyı tıklattım ama ses gelmedi yavaşça açtım meğerse uyuyormuş. Yüzünün bir taraftan yastık izi vardı saçları da dağılmıştı bu hâli bile çok yakışıklı görünüyordu. Biraz kapıda durup izledim sonra yanına gittim üzerini örterken uyandırmamaya gayret ettim ama hâlâ özür dileyemedim.
Tam odadan çıkarken aklıma çok güzel bir fikir geldi tekrar yanına dönüp gazozu komidinin üzerine bıraktım ve yanına bir not yazdım.
"Özür dilerim"
En azından şimdi içim rahat olucak. Kapıyı hafifçe çekip çıktım odama giderken onun bende bıraktığı tuhaf sıcaklığı hissediyordum.
(Merhabalar arkadaşlar lafı uzatmicam babam trafik kazası geçirdiği için bölüm atamadım durumu şu an iyi dualarınız esirgemeyin iyi okumalar)
Bölüm etkileşimi
