11. bölüm / 12
ÜVEY ABİLERİM11. BÖLÜM
Bölümler 12Şu an: 11. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM2.074 kelime
- 2 2. BÖLÜM1.473 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.432 kelime
- 4 4. BÖLÜM849 kelime
- 5 5. BÖLÜM1.225 kelime
- 6 6. BÖLÜM1.153 kelime
- 7 7. BÖLÜM1.338 kelime
- 8 8. BÖLÜM1.270 kelime
- 9 9. BÖLÜM1.426 kelime
- 10 10. BÖLÜM1.709 kelime
- 11 11. BÖLÜM1.476 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12. BÖLÜM1.551 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece saat kaç bilmiyorum ama ben bir türlü uyuyamıyorum nedeni ne düşündükçe de delirecek gibi oluyorum çünkü bunu düşünmemem gerekiyor.
Ne zaman gözlerimi kapatsam atilla'nın beni öptüğü O sahne gözlerimin önüne geliyor ve kendimi mal gibi sırıtırken buluyorum bu olmamalı ama oluyor benim elimden gelen bir şey değil.
Bu sahneyi ancak;
Sustum çünkü cümlenin devamını getiremiyordum çünkü söyleyecek şeyi kabul edecek kadar cesur değildim öyle bir şey yoktu Kendi kendime saçmalıyordum.
Çünkü bu sahneyi ancak karşısındaki kişiden hoşlanan bir kız kafasında canlandırıp durur.
Ondan hoşlanıyor musun Asya?
Ona karşı bir şey hissediyor musun?
Ama o senin üvey abin!
Bu işin oluru olur mu?
Ona karşı içinde ne var aşık mısın yoksa hoşlanıyor musun?
Peki ya o sana karşı bir şey hissediyor mu neden dün akşam seni öptü?
Ya sen kendi kafanda kuruyorsan ya öyle bir şey yoksa ya sadece sana yakın davranıyorsa sadece kardeşi olarak görüyorsa?
Yeter!
Oldukça yüksek sesli attığım Çığlık evde yankılanır mı diye hiç düşünmeden yapmıştım zaten yaptığım şeyden 2 saniye sonra pişman olduğum için iki elimle de ağzımı kapattım kafamı yastığa gömüp bir süre kendimi cezalandırdım.
Gecenin bir vakti bütün ev halkını ayağa kaldırmak gibi bir niyetim yok hele ki nedenini soracak olurlarsa anlatacak bir şeyim de yok çünkü anlatamayacak kadar utanıyorum ve bunu kendime itiraf edemeyecek kadar da kararsızım.
Ama hayır kafamdaki hiçbir sorunun cevabı evet değil kesinlikle ondan hoşlanmıyorum sadece farklı duygular içerisindeyim ne hissedeceğimi ne düşüneceğimi bilmiyorum.
Kafamdaki sesleri susturmak için kulaklığımı takıp şarkıyı açtım ama nedense her şeyi bana onu hatırlatıyordu onun sadece birkaç adım öteki odada olması mı? Yoksa onunla ilgili her şeyin çok özel olmasımı?
Cevabını bilmediğim sorular beni bütün gece uyutmadı ve yine okula uykusuz yorgun ve huysuz gitmek zorunda kalacağım. Böyle günlerde genellikle çok çekilmez oluyorum özellikle de Asel benden çok çekiyor bugünlerde ama kimseyi üzmek istemiyorum. O yüzden gün boyu herkesten uzak dursam iyi olacak.
Sabah kahvaltıda yorgun olduğum için kimseyle konuşacak halim yoktu gözlerim istemeden de olsa tam karşımda oturmuş olan atilla'ya kayıp duruyordu ama bazen onun da bana bakışlarını yakalıyordum onun yüzü parıl parıl parlıyordu eminim benim yüzüm bitki solgun ve göz altlarım koyu halkalar içerisindedir çok kötü göründüğümün farkındayım ama bunun için yapabileceğim bir şey yok.
Sabahları okula yüzümde bir kilo makyaj ile gidip bazı aklı bir karış havada beyinsizlerin erkekler için bu kadar süsleniyor sözlerine katlanmak istemediğimden dolayı yüzümü sadece yıkamakla yetiniyorum.
Mert bizi okulun kapısına kadar bıraktığında hala yorgun hissediyordum kendimi ve hala dün akşamki sahne gözümde canlanıp duruyordu aklıma geldiğinde ister istemez güldüğüm için insanlar beni muhtemelen deli zannediyor.
Sınıfa geçip oturduğumda henüz Asel gelmemişti telefonumda elbette ki atilla'nın fotoğrafı yok sadece babam ve hülya'nın evlendiği gün nikah kıyılırken çekilen bir fotoğraf vardı ve o fotoğraf karesinde hepimiz vardık. Ama o fotoğraf karesinde bile dikkatimi çeken tek kişi atilla'ydı onun olduğu tarafa doğru fotoğrafı büyütüp yüzüne dikkatlice bakıyorum ve sanki onu ilk defa görmüşüm gibi inceliyorum.
Saçları normal kısa saçlı erkekler gibi değildi biraz daha uzun sayılabilecek kadar bir uzunluktaydıı. O gün oldukça rahat ve şık giyinmiştim Kaan ve Mert'in aksine gömlekli takım elbise tercih etmemiş ceketin altına giydiği kazak onu bambaşka bir insana dönüştürmüştü hem şık hem rahat görünüyordu.
Gözleri de resmen parlıyordu ayrıca o gün orada mutlu olan tek kişi oydu diğer ikisi anneleri tekrardan evleniyor diye mutlu değillerdi hatta bir dönem hatırlıyorum evlilik kararı aldıklarında birçok kez bu karardan döndürmeye çalıştılar annelerini ama bildiğim kadarıyla Atilla hep destek olmuş.
Yaşta en büyükleri Mert ama bana göre en büyükleri sanki Atilla çünkü çok olgun çok sakin her zaman ortalığı yatıştırmaya çalışan biri. İlk zamanlarda Mert ve kaan'ın benimle uğraşmasına bile engel oluyordu çoğu zaman benim tarafımda duruyor Kaan ve mert'e artık çocuk değilsiniz Asya'yı rahat bırakın gibisinden sözler söylüyordu.
Ta o zamandan gelen bir bağ var aramızda ben o zamanlar ona minnet ediyordum resmen çünkü bu evde beni anlayabilecek tek kişinin ne olduğunu düşünüyordum onunla olan mesafemiz zamanla daha az almış daha samimi bir sohbetimiz olmuştu ama ilk başlarda bana yakınlığı ve uzaklığı tamamen aynıydı muhtemelen yanlış anlamam için bana mesafesini koruyordu peki şimdi ne değişti de bana bu kadar yakın.
Telefonu elimden bırakıp daha fazla bu tür şeyleri düşünmemeye çalıştım çünkü biliyorum düşünürsem kafamı başka hiçbir şeye veremem.
Bugün basketbol takımının ilk defa seyirci karşısında bir antrenmanla çalacaktı seyirci dediğimde bizim okulun öğrencileriydi hatta bir ara veliler de gelsin dediler ama sonra turnuva günü gelmelerini daha mantıklı buldular.
Ben normalde kaanı stresli bekliyordum. Ama Kaan hiçbir şekilde stresli değildi bunun nedenini elbette ki biliyorum çok iyi bir oyun ortaya koyacağını ve kızları kendine aşık edeceğini düşünüyor ya aslında haksız da sayılmaz gerçekten okulda ondan hoşlanan birçok kız var hatta birkaç tanesi gelip bana üvey abini ayarlar mısın diye teklifte bile bulunmuştu tabii ben kabul etmemiştim işim gücüm yok kaan'a kızı ayarlayayım bir de.
Asel de kaan'ı hiç sevmemesine rağmen beni yalnız bırakmamak için izlemeye geldi aslında benim izlemek gibi bir niyetim yoktu ama en azından kafa dağıtmak için iyi bir alternatif olabilir.
Basketbol sahası yavaş yavaş dolmaya başlarken tribünlerin orada yerimize almak için önden gittik. Ayakta kalıp da destekleyen taraftar olarak görünmek istemiyorum zaten sadece kafa dağıtmak için geldim.
Bizim okulun yakınlarında bir lise daha var onların da basketbol takımı bugün bizim okula gelmişlerdi dostluk adı altında güzel bir rekabet olacağını düşünmüşler tabii bu sadece deneme maçı asıl büyük maç başka okullarla oynanacak maç elbette ki bizim okulla bu yeni gelen okulun takımı da basketbol maçı oynayacak ama şimdi değil.
Biz tribünlerde yerimizi aldık biz oturduktan sonra yavaş yavaş salon dolmaya başladı karşı okulun öğrencileri de izlemeye gelmiş bu sadece bir deneme maçı bu kadarına gerek var mıydı bilmiyorum.
Bizim takımın teknik direktörü çıktıktan sonra hakem birkaç görevli su taşıyan ve top taşıyan iki çocuk da sahaya geldi.
Karşı lisenin basketbol takımı da geldi vay be harbiden yakışıklı çocuklarmış hepsinin de boyu posu maşallah hele ki takım kaptanı da çok karizma bir çocuk. Etkilenmemek elde değil sonuç olarak sanırım sadece benim ilgimi değil birçok kızım da ilgisini çekmiş Asel bile kayra'ya ne kadar aşık takım kaptanına bile böyle alıcı gözle bir bakmadı değil.
Ama şimdi çocuk da bakılmayacak gibi değil uzun boylu kumral oldukça fit bir vücuda sahip başarılı bir takım kaptanı.
Onlar yavaş yavaş sahaya gelmiş ısınma hareketlerine başlamışken bizim takımda nihayet çıktı. Başta Kaan hemen arkasında da Ateş geri zekalısı vardı. Gördükçe sinirlerimi zıplatmaya yetiyordu zaten.
Maç başladığında kızların yarısının gözü kaan ın üzerinde yarısının gözü de karşı takımın kaptanının üzerinde. Ben ise hiç kimseye bakmıyor sadece maçı takip etmeye çalışıyordum.
Ben farkında olmadan maç bitmişti ve berabere kalmışlardı muhtemelen sadece ne kadar dayanıklılar test etmek için oynadıkları maçta galip çıksın veya kimse kimsenin üzerine gitmesin diye skoru böyle tutmuşlardı. Bu yaptıkları hareket bence çok centilmenciydi.
Maç bittikten sonra karşı takım ve Bizim takım tokalaşarak birbirlerini tebrik ettiler takımlar yavaş yavaş sahadan ayrılırken ben de herkesten önce basketbol sahasından çıkmak için kalabalığın içinden geçip gitmeye çalışıyordum ama insanlar müsaade etmiyor ki bir saniye dursam yere düşerim ve ezerler beni.
Nihayet kalabalığın arasından sıyrılıp çıkış kapısına yönelebildim tam köşeye dönüp sınıfın olduğu tarafa gidecektim ki aniden biriyle çarpıştım çarpışmanın etkisi o kadar yüksekti ki ben yere düştüm karşımdaki kişi de dengesini kaybedip yere düşecek gibi oldu.
Birkaç saniye boyunca öylece yerde kaldım Sonra duyduğum ses ve bana uzatılan el tekrar hayata dönmeme neden oldu.
"Pardon ya önüme bakmıyordum sen iyi misin?"
Elini uzatmış bir şekilde bana doğru eğilmiş beni yerden kaldırmak istiyordu kafamı kaldırıp ona doğru baktığımda ilk karşılaştığım şey kestane rengi olan gözleriydi ve oldukça hoş bir renkti.
Birkaç saniye ne yapacağımı bilemediğim için öylece kalakaldım sonra kendime gelip çocuğun uzattığı elini tutup yerden kalktım.
"Daha iyisindir umarım buraya geldiğimden beridir pek iyi şeyler olmuyor da"
"Önemli değil senin suçun yok ben de önüme bakmıyordum çünkü"
"İyi olmana sevindim benim yüzümden zarar görmeni istemezdim"
"İyiyim iyiyim bu arada çok iyi oynadın tebrik ederim"
" Rica ederim senin tribünlerdeyken görmemiştim oysa çok dikkat ettim kim var kim yok diye"
" Ben de oradaydım da. Ama çok fazla dikkatimi maça veremedim öyle ara ara denk geldim top çoğu zaman senin elindeydi "
" Evet biraz öyle şu an şımardım bu iltifata karşı"
Bir eliyle saçını kaşırken oldukça mahçup ve utangaç bir tavırdaydı tanıdığın takım kaptanları genellikle böyle insanlara tepeden bakanlar olur bu hiç öyle değildi.
" Ben sınıfa gideyim artık sen de soyunma odasına falan gideceksin sanırım iyi günler"
Ben tam yanından ayrılıyordum ki tekrar seslendi.
" Görkem bu arada ben tanışmadık ama "
Tabii ki de kabalık olmasın diye tekrar arkamı dönüp gülümseyerek:
" Asya ben de çok memnun oldum"
" Ben de çok memnun oldum Asya bu arada soyunma odası ne tarafta"
" Hemen koridorun sonunda sağ tarafta"
" Teşekkür ederim bu arada gerçekten kusura bakma çarpmak istememiştim"
" Hiç problem değil lütfen kendini de suç arama iyi günler dilerim sana"
" İyi günler"
Tuhaf bir tanışmaydı ve neden böyle tuhaf hissettiğimi de anlamadım neyse tatlı çocuktu. Ama bunu düşünemeyecek kadar kafam doluydu. Şu an Görkem değil benim düşüncelerimin merkezinde Atilla var.
Bölüm etkileşimi
