8. bölüm / 11
ÜVEY ABİLERİM8. BÖLÜM
Bölümler 11Şu an: 8. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM2.074 kelime
- 2 2. BÖLÜM1.473 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.432 kelime
- 4 4. BÖLÜM849 kelime
- 5 5. BÖLÜM1.225 kelime
- 6 6. BÖLÜM1.153 kelime
- 7 7. BÖLÜM1.338 kelime
- 8 8. BÖLÜM1.270 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. BÖLÜM1.426 kelime
- 10 10. BÖLÜM1.709 kelime
- 11 11. BÖLÜM1.476 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Asel'i de aldığım gibi okul çıkışı yeni okul eteği almak için çarşıya gidiyoruz. Şu an dönemi yaraladığımız için bana uygun okul kıyafeti veya okul eteği bulabilir miyiz bilmiyorum keşke daha önceden kısa geldiğinde kendimden geçiştirmeyip yenisini alsaydım şu an o kadar rahatsız oluyorum ki bu eteğim bu kadar kısa olmasından neyse ki üzerimde beden eğitimi dersi için giydiğim kıyafetler vardı böylelikle çarşıdan rahat rahat dolaşabileceğim.
Yok Arkadaş yok hiçbir yerde benim okul eteğime uygun bir etek yok yani insanları da suçlamıyorum benim suçum dönem ortası kim şimdi okul kıyafeti satar ki. İnternetten de baktım ama benim okul üniforma uygun bir etek bulamadım özel diktirsem desem en az bir hafta o da terzi benim için acele ederse.
Ben ümidim kalmamış bir şekilde gözüme kestirdiğim mağazaları incelemeye devam ederken Asel de benim için internette etek var mı yok mu onu kontrol ediyordu. En son şansımızı tamamen okul üniforması satan bir mağazaya girerek denemek istedik buraya daha önce hiç gelmemiştim belki bulabiliriz.
Tamamen ümitsiz Bir şekilde sorduğumda tabii ki de var mevcut dedi tezgahtar kız o kadar sevindim ki resmen kıza sarılacaktım. Hemen kendi bedenime uygun bir eteği kabinde deneyip aldım denemeden asla almam ne olur ne olmaz diye de bir büyük bedenini ve daha uzun olanını yedek olarak aldım bu kirlenirse diğerini giymek için.
Öteki işini de hallettiğimize göre artık bir yerlerde oturup kafa dağıtabiliriz aslında eve de gidebiliriz ama asel'i üvey abilerimin ve üvey annemin olduğu eve sokmak istemiyorum Hülya için sorun olmaz elbette ki o çok anlayışlı bir kadın ama aselin Kaan ile yüz göz olmasını istemiyorum Zaten kaan'ı hiç sevmiyor bir de okul dışında onu görmek zorunda kalmasın.
Daha önce hiç gitmediğimiz bir kafeye gittik burada bazen canlı müzik falan da oluyormuş hatta küçük bir grup dahi varmış ilginç hoşuma giderse daha çok gelirim buraya. Neyse arka taraflarda bir yere oturduk konuşmaya başladık ama gözlerim nedense durduk yere etrafa kayıyordu sanki birini arar gibi.
Ben telefonda nedense nereden geldiğini bilmediğim bir istekle ateşin sosyal medya hesabına bakıyordum tahmin ettiğim gibi açıktı Ergen erkekler gibi doldurmuş fotoğrafları tiksiniyorum bu çocuktan resmen geçen gün bana istek attığında engellemiştim tekrar engelleini kaldırdım. Burnuma tanıdık bir parfüm kokusu gelirken herhalde aynı parfümü başka biri kullanıyor diye kafamı çevirip bakma gereği bile duymamıştım ta ki Asel kolumu dürtüp bana karşıdaki yüksek platformun üzerinde duran bateri setinin yanında oturan kişiyi gösterene kadar.
Kafamı çevirip asel'in gösterdiği tarafa baktığımda atilla'yı gördüm ne alaka diye düşünürken onun küçük bir müzik grubu olduğu aklıma gelmiştir o da bateri çalıyordu Zaten. Kafama dan geçmişti o an ve kendi kendime saçma sapan düşüncelere kapılmıştım çünkü bunca zamandır gözlerim etrafta sürekli atilla'yı arıyordu nedense onunla ilgili bir şey görmeyi duymayı ya da bir şey hissetmeyi bekliyormuşum gibi. Bu saçmaydı çok saçmaydı olmaması gereken bir şeydi ama olmuştu.
"Hadi gidip selam verelim"
"Yok artık Asel ya niye selam veriyoruz ki o kendi işiyle meşgul"
"Neden olmasın ki biz onu fark ettik onun da bizi fark etmesi uzun sürmez hem ayıp olmaz mı?"
"Olmaz"
"İyi sen burada kal ben de müstakbel üvey abinle kendim tanışmış olurum"
"Asel dur gitme ya ne yapıyorsun"
Asel durdurmaya çalıştım ama o hiç vakit kaybetmeden doğru platformun üstüne oradan da bateri setinin yanına atilla'nın olduğu tarafa gitti. Samimi bir gülümseme ile asel'i karşıladıktan sonra tanıştılar sanırım. Asel biraz daha onunla konuştuktan sonra eliyle benim olduğum tarafı işaret ettiğinde benim de burada olduğumu açık açık söylediğini fark ettim istemeden de olsa gözlerim o tarafa kaydığı için mecburen yarimden kalkıp yanlarına gitmek zorunda kaldım.
"Geldiğinizi görmemiştim sık sık gelir misiniz buraya?"
Atilla'nın meraklı gözlerle bize yönelttiği soruya ben mi cevap versem yoksa Asel mi cevap verir diye düşünürken aselin ağzından tek bir kelime çıkmadığını görünce oldukça sinirlendim ölümcül bakışlar atarken bir yandan da cevap veriyordum.
"Yok İlk defa geldik Güzel yermiş"
"Evet çok güzeldi çok da popüler bir yerdi bu taraflarda daha önce keşfetmemiş olmanıza şaşırdım aslında."
"Bahsettiğim müzik grubu burada sanırım sahne alıyor"
"Ben genellikle buradayız ama çoğu zaman sahneye çıkmayız arada bir gelir öyle kendi kendimize şarkı falan söyleriz bazen geceleri burada parti verenler olur ya da doğum günü partilerinde falan bize özel olarak tutarlar"
Bizim konuşmamız oldukça iyi ilerlerken asel ortaya çok saçma bir soru attı.
"Peki sen konservatuar falan mı okuyorsun?"
Asel'in sorduğu soruyla gözleri benden asel'in üzerine kayan Atilla tatlı bir tebessümle;
"Hayır ben psikiyatri okuyorum"
Diyerek asel'i cevapladı konservatuar ve psikiyatri ne alaka diye soracaksınız şimdi ben de aynı soruyu ilk duyduğumda sormuştum çünkü o bir psikiyatri öğrencisi yani biterse psikiyatrist olacak ama onun asıl tutkusu müzik.
"Öyle mi bu biraz tuhaf bir eşleşme olmuş sanırım neden sevdiğin şeye yönelmedin ki?"
"Yani ülkemizde müzik pek de açık olan bir meslek değil sanırım ki ben müzisyenlik de değilim alt tarafı basit bir bateristim"
"Eminim çok iyisindir "
Tamamen arkadaş gibi yaklaşan asel'e aynı samimiyetle cevap veriyordu Atilla nedense onu bateri çalarken görmek istiyordum. Gözlerim onun hemen yanına indirdiği beste defterine kayarken sanırım o aklıma okumuştu.
" Bateri çaldığımı görmek ister misiniz belki hoşunuza gider"
Bu sefer aceleci davranan bendim.
"Evet çok isterim"
Asel de beni başı ile onayladıktan sonra Atilla biraz etrafına baktı ama beceri çalmak için çubuklarından olmadığını fark etti.
"Beni biraz bekleyebilir misiniz arkadaki odada çubuklarım kalmış hem onları alayım geleyim hem de bu üzerimdeki kapüşondan bir an önce kurtulayım."
Kapüşon demişken benim aklıma atilla'nın sabah bana verdiği hırkası geldi. O hala yanımdaydı O arkadaki odaya giderken ben de oturduğumuz yere gidip onun hırkasını alıp geldim tekrar atilla'nın gelmesini beklerken bir anda sarışın ince belli güzel yüzlü bir kız çıka geldi.
"Merhaba Hanımlar burada yaptığımızı sorabilir miyim buraya gelmeniz yasak"
Oldukça egoist ve küstah tavırlarıyla bize söylediği sözler karşısında sinir olmamak mümkün değildi.
"Kafeye gelmek yasak falan değil herhalde"
" Kafeye gelmek yasak değil elbette ki bu platforma çıkmak yasak buraya sadece görevliler ve grubun içindeki üyeler gelebilir"
Ben daha cevap vermeden hemen Asel beni savunmak ister gibi cevap verdi kıza.
" Evet ama bu grubun baterisi bizim çok yakın bir arkadaşımız zaten o biz davet etti"
Yüzünde hiç inanmamış bir tavırla baştan aşağıya süzdükten sonra resmen bizi kovmaktan beter etti.
" Hadi tatlı kızlar sizin gibi liseli öğrenciler için burası uygun bir yer değil siz bence eve gidin derslerinize falan çalışın Bir daha da bu platforma çıkmayın"
" Ama gerçekten arkadaşımız"
" Boş ver Asel hadi biz gidelim"
"Ama Asya biz atilla'yı dinleyecektik"
"Hadi hemen gidelim buradan"
Oldukça kararlı bir sesle söylediğim sözleri duyduktan sonra hiç itiraz etmeden elimden tutup oturduğumuz masaya kadar geliyor içtiğimiz kahvelerin oldukça üstünde bir para bırakıp çıkıyoruz. Hayatımda ilk defa bu kadar sinir olduğumu İlk defa bu kadar küçük düştüğümü İlk defa bu kadar renginde olduğumu hissediyorum. Resmen ağlayacaktım pis narsist şey nefret ettim ya resmen o kızdan.
Ben hızlı adımlarla bir an önce nereye varacağımı bilmeden yürümeye devam ediyordum Asel de resmen arkamdan koşturuyordu.
" Ya kızım ne diyor hemen çıktın iki laf söyleyip şu kızın ağzının payını verseydin ya"
" Boş ver ya gerçekten boş ver bizi insan yerine koymadılar bile"
" Bekleseydik zaten Atilla gelirdi hemen"
" Sana en başından da dedim gitmeyelim yanına"
" Yapma Asya bu senin yapacağın hareketler değil benim bildiğim Asya kızın ağzının payını verir hatta saç baş girişirdi kıza"
" Ya görmedin mi resmen yerin dibine girdim dinlemedi bile"
" Aman boş ver ya zaten çirkin bir şeyin tekiydi yüzünde 2 kilo makyaj o boya saçları ve kaynaklarıyla cadıya benziyor da aynı"
O kadar sinir olmuştum ki tek kelime söyleyememiştim zaten otobüs durağına kadar hiç konuşmadım otobüste de hiç konuşmadım eve gelene kadar da tek kelime konuşmadım.
Eve gelip kapıyı açtığımda Kaan yine her zamanki gibi beni sinir etmek için ortaya atlamış onunla bile uğraşacak halim olmadığı için direkt odama çekilmiştim.
Neden bu kadar üzüldüğümü
anlamıyorum gerçekten anlam veremiyorum.
Bölüm etkileşimi
