16. bölüm / 17
ÜVEY ABİLERİM16. BÖLÜM
Bölümler 17Şu an: 16. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM2.074 kelime
- 2 2. BÖLÜM1.473 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.432 kelime
- 4 4. BÖLÜM849 kelime
- 5 5. BÖLÜM1.225 kelime
- 6 6. BÖLÜM1.153 kelime
- 7 7. BÖLÜM1.338 kelime
- 8 8. BÖLÜM1.270 kelime
- 9 9. BÖLÜM1.426 kelime
- 10 10. BÖLÜM1.709 kelime
- 11 11. BÖLÜM1.476 kelime
- 12 12. BÖLÜM1.551 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.038 kelime
- 14 14. BÖLÜM1.311 kelime
- 15 15. BÖLÜM2.480 kelime
- 16 16. BÖLÜM1.695 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17. BÖLÜM951 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözümü ne zaman kapatsam ya atilla'nın beni yanağından öptüğü sahne ya da dün gece ellerimi kendi nefesi ile ısıttığı an geliyor. Kendi kendime sersemlemiş bir şekilde gülüyorum ve bunun doğru olmadığını da biliyorum ama neden bu kadar hoşuma gidiyor neden bu kadar iyi hissediyorum bilmiyorum.
Neyse diyerek yatağımın içinde birkaç tur döndükten sonra nihayet uykuya dalabiliyorum. Son günlerde aklımı meşgul eden çok fazla şey var mesela spor salonunda aselin düştüğü an kayra'nın ve kaan'ın aynı anda asel'e doğru koşması ikisinin de onun için endişelenmesi Sonra aradan 2 dakika farkla ikisinin de aseli kontrol etmek için soyunma odasına doğru gittikleri bunu bilmek için medyum olmaya gerek yok ya da kahin olmaya gerek yok çok bariz ortadaydı.
Asel 9 .sınıftan beridir kayra'dan hoşlanıyor kayra'nın ona olan ilgisini görünce mutlu oluyorum ama aklıma Kaan geldikçe nedense üzülüyorum normalde Kaan için üzülecek en son insan benim. Ama ne yapayım ne olursa olsun ben ona kötü davranamıyorum geçen gün söylediklerim için de özür dilemek istiyorum ama yaptıklarını görünce dileme Fikri aklımdan çıkıyor.
Tabii bütün bunların ortasında sadece arkadaşıma düşünüyorum onun üzülmesini istemiyorum kafam bir onunla bir de bizim okula nakil olan görkemle meşgul. O ne alaka Bizim okulda onu bile anlamadım hem de bizim sınıfta neyse göreceğiz bakalım.
Ve son birkaç gündür yapmamam gereken bir şeyi yapıp atilla'nın bateri çaldığı kafede bize o kaba davranan kızın yani banu'nun sosyal medya hesaplarını stokluyordum. Ne bulmayı bekliyorsan ben de klasik saçını sarıya boyatmış kaynak yaptırmış erkek meraklısı bir kızın profili çıktı.
Çoğu bikinili çekilmiş fotoğraflar özellikle dekolte verdiğine yemin edebilirim zaten paylaştığı bütün fotoğraflar ya tatilden ya da lüks yerlerden. Tamam anladık hayatı güzel yaşayanlardansın benim de babam zengin sayılabilecek bir konumda evimizde gayet güzel tatile de ne zaman istesek gidebiliyoruz ama ben bunları paylaşıyor muyum Yok sosyal medya bile kullanmıyorum tamam kullanıyorum ama fake bir hesap.
Zaten bu fake hesabı da babam görmesin diye açmıştım sınav senesinde sosyal medya ile ilgili bütün bağımı kesmemi istemişti ama ben tabii ki de güncel haberleri takip etmek için daha doğrusu meraktan çatlamamak için bu hesabı açmıştım.
Sabaha kadar düşüncelerimle geçirdiğim yarı uykudan sonra sabah güneşi yüzünü gösteriyor. Yatağımdan kalkıp okul için hazırlanmak istiyorum ama bir türlü kalkmak gelmiyor içimden.
Hazırlanıp kahvaltıya gittiğimde benden çok önce gelmiş olduklarını görüyorum sanırım en geç gelen benim oysa herkesten önce uyanıyorum nasıl geç kalmayı beceriyorum ben de bilmiyorum. Kahvaltıda herkes yine kendi dünyasında Kaan biraz sessiz görünüyor bugün elindeki telefonla asel'in sosyal medya hesabını aramıyorsa ben de hiçbir şey bilmiyorum. Aslında bu arayışları son bulsun diye asel'in sınav senesi olduğu için sosyal medya kullanmadığını söylerdim de inkar edeceği için söyleme gereği duymadım.
Kahvaltıdan sonra okula gittim. Asel benden önce gelmiş hem de yüzünde kocaman bir gülümseme vardı elindeki yeni telefonu görünce dün Kayra ile iyi geçtiğini anladım.
"Hayırdır dişlerini bütün herkese sergilemeyi mi düşünüyorsun"
"Ne ?"
"Diyorum ki ne bu Neşe niye böyle sırıtıyorsun?"
"He o mu hiç"
"Aynen hiç dün nasıl geçti bakalım"
"Harika geçti önce telefon almaya gittik oradan kahve içelim mi dedi ben de tabii ki de hayır demedim sonra konuştuk böyle birkaç ortak noktamız çıktı"
"Vay vay işler iyi gidiyor demek ki"
"Çok bence o da bana ısınmaya başladı"
"Hadi bakalım"
Asel büyük bir neşe ve heyecanla dünkü olanları anlatırken Kaan sınıftan içeri girince birden susu verdi. Onu görünce ikimizin de suratı düştü ben onun için üzüldüm Asel ise onu görmezden gelmeye devam etti. Asel adına seviniyorum ama daha hiçbir şey yok ki ortada ya Kayra sadece onu arkadaş olarak görüyorsa ya üzülür kalbi kırılırsa. Tabii ki de bu düşüncelerim ona söylemedim asel'i tek başına bırakıp kantine gideceğimi söyledim koridora çıktığında Görkem ile karşılaştım karşılaştığım için de mecburen selam verdim.
" Günaydın"
" Günaydın nasılsın? "
" İyi sen? "
" İyi ben de sanırım beni bir daha görmeyi beklemiyordun"
"Yok canım sadece bizim okula gelince biraz şaşırdım"
"Aslında bu okulu hep beğeniyordum ama başka sebepler var tabii buraya gelmemde"
"Ne gibi sebepler?"
"İlgimi çeken insanlar var diyelim burada"
İlgimi çeken insanlar var derken kimden bahsediyordu acaba. Bu çocukta ilk günden beridir bir tuhaflık var anlamadım gitti zaten biz konuşurken birden tanıdık bir ses adımı söyledi.
"Asya"
Kafamı çevirip görkem'in arka tarafına baktığımda atilla'yı gördüm onun burada ne işi var ki bu saatte derste olması gerekiyordu.
"Atilla burada ne işin var"
Atilla yanımıza kadar geldiğinde Görkem ile olan mesafesini korudu ve ayrıca tuhaf bakıyordu görkem'e.
"Atilla beni duyuyor musun neden buradasın"
Nihayet gözlerine görkemden ayırıp bana döndü.
"Kitabın kitabını unutmuşsun önemli olabileceğini düşündüm sana getirmek istedim"
Elinde benim fizik kitabım vardı aslında çok da önemli değildi genellikle kitaptan ders işlemiyorduk. Buraya kadar kibarlık edip getirdiği için elbette ki işim yok bununla diyemezdim.
"Teşekkür ederim getirmen çok iyi oldu"
"Rica ederim sen de benim kitabımı getirmiştin ödeşmiş olduk"
"Hı hı evet eee bu sınıf arkadaşım görkem. Bu da benim üvey abim Atilla"
Görkem ve Atilla yüz yüze geldiklerinde ikisi de gerildi.
"Öyle mi o zaman kaan'ın abisi"
"Evet evet kardeşler Bir de Mert var o en büyükleri"
"Memnun oldum Atilla"
"Ben de memnun oldum"
Şurada durup havanın gerginliğini fark etmeyen yoktur herhalde. İkisi daha yeni tanışmış olmalarına rağmen aralarında adını koyamadığım bir gerginlik var daha doğrusu atilla'nın bakışları bir tuhaf.
"E siz niye burada duruyorsunuz ki birazdan dersiniz başlamayacak mı?"
"Evet evet hatta ben de sınıfa gidiyordum tekrar teşekkür ederim kitap için"
"Rica ederim görüşürüz ben de zaten gidiyorum"
Ben sınıfa doğru ilerlerken Atilla da koridordan yürümeye devam etti neyse en azından beni görkemle konuşma derdinden kurtardı çünkü görkemle konuşmayı pek sevmiyorum tanımadığım için normaldir önyargılı da davranmak istemiyorum.
Bu gün ersler bitmek bilmedi sanki. Zaman her zamankinden yavaş akıyordu ama neyse ki bir okul günü daha bitti ama okuldan sonra bile beni yoğun bir takvim bekliyor.
Eve gel üzerimdekilerden kurtul duş al bakım yap akşam yemeği ders çalış Sonra yine ders çalış ve daha çok ders çalış. Yoğun bir şekilde ders çalışmaya devam ederken kapım hafifçe tıklandı gel dedikten sonra gelen kişiye aslında şaşırmamıştım çünkü arada sırada beni ders çalışırken ziyaret etmeye gelen kişi atilla'dan başkası olamaz.
"Çalışıyor musun böldüm özür dilerim"
"Hiç sorun değil ben de ara vermeye bahane arıyordum gelsene"
"Uzun zamandır çatıya gitmiyoruz da özledim resimlerini puanlamayı"
"Ben de bestelerini ama görüyorsun ki ders çalışmak zorundayım babamın sıkı takvimine uymak zorundayım"
Biraz daha yanıma yaklaşıp diğer sandalyeye oturdu bana o kadar yakındı ki parfümünün kokusu burnuma kadar geliyordu hatta kullandığı deodorant bile çok net hissedilebiliyordu.
"Bak burada yanlış yoldan gidiyorsun aslında doğru ama gittiğin yol uzun"
"Şey ben zaten matematikten pek fazla anlamıyorum anlatacak biri de yok doğru düzgün hoca anlatınca hiçbir şey anlamıyorum ancak bu kadar oluyor Kendi çabamla"
"Ben sana yardım ederim nerede takılıyorsun tam olarak"
Gözlerimin içine bakarak söylediği bu sözler sanki yardımdan çok başka bir şey ifade ediyordu gibi bana bu kadar iyi davranması tuhafıma gidiyor ama saçmalıyorum o zaten iyi biri onun hakkında düşüncelerim hep iyi oldu çünkü o genellikle etrafındakilere yardım etmeyi seven biri.
Birkaç saat ders çalıştık sağ olsun takıldığım bütün konularda yardımcı oldu.
" Artık matematik eskisi kadar zor değil"
" Doğru çalışma yöntemi ile hiçbir şey zor değil aslında"
" Sen diğer iki kardeşine göre çok zekisin"
" Evet onların ıq'suna göre benimki biraz daha yüksek"
" Öyle mi kaç seninki?"
" 135"
135 mi yuh O nasıl bir aq arkadaş.
" Yüksekmiş benimki O kadar değil"
" Şahsen ben IQ testlerine inanmıyorum yani ne kadar zeki olduğunu birkaç sorudan mı öğreniyorsun ayrıca herkesin bakış açısı farklı bence"
" Buradan belli oluyor zaten ıq'nun ne kadar yüksek olduğunu sen çok farklı düşünüyorsun"
" Evet düşüncelerim çoğu zaman insanlara aykırı gelmiş olsa da kendi düşüncelerimin doğru olduğunu düşünüyorum"
" Bütün düşüncelerini bilmiyorum ama şu an söylediklerin bence doğru"
" Sen her konuda böyle beni destekler misin?"
Peki şimdi bu sorunun anlamı neydi gerçekten düşüncemi mi merak ediyor?
" Yani haklı olduğun konuda neden desteklemeyeyim ki?"
" Bilmem belki de bir gün bir şey yapacağım ve herkes karşı çıkacak ama sana göre doğru olduğu için beni savunacaksın"
" Yani o o günkü ilişkimize bakar o gün aramız kötüyse sırf sana gıcıklığından bile senin tarafından olmayabilirim"
Kafasını geriye doğru yaslayıp kendi kendine biraz güldü.
" Anlaşıldı seninle aramı iyi tutarsam demek ki benim tarafımda olacaksın"
" Aynen öyle"
" Peki madem şimdi benim de ders çalışmam gerekiyor takıldığım konular olursa hemen karşı odadayım"
" Uğrarım teşekkür ederim"
" Rica ederim iyi çalışmalar"
Atilla odadan çıktıktan sonra ders çalışmaya devam ettim muhtemelen evdeki herkes uyumuştur aslında takıldığın bazı noktalar oldu ama dersi bölünmesin diye gidip sormadım yarın sabah sorarım.
Mutfağa gidip bir bardak su aldıktan sonra yatağıma geçtim saat geç olmuştu uyumak için hazırlandığımda neden annem geldi aklıma. Ve içimde kocaman bir özlem oluştu ve pişmanlık çünkü kaç gündür annemi bir türlü aklıma getirememiş düşüncelerime davet edememiştim belki de bu yüzden bana sinirlenmiş şimdi kendini hatırlatıyordur.
Onun o son çığlığı aklıma geldiğinde gözlerimden farketmeden yaşlar süzülmüştü bunları görünce sessiz bir şekilde bir süre ağladıktan sonra yatağıma geçtim ağladıktan sonra uyumak sanırım daha kolay oluyor ama keşke bütün gece böyle uyuyabilseydim.
Gecenin ilerleyen saatlerinde basan sıcak ile birlikte gördüğüm kabus ile çığlık atarak yatağımdan uyandıktan sonra bilincimin çok da yerinde olmadığını hatırlıyorum ama tek söylediğim şey yalvar yakar yardım istediğimdi. Sonunda bu yardım çığlıklarım karşılıksız kalmadı odamın kapısı birden açıldı ve karşımda endişeli gözlerle bana bakan ve beni sakinleştirmeye çalışan Atilla vardı.
"Asya tamam sakin ol bak sadece rüya gördün"
"Yanıyor yanıyor çok fazla yanıyor"
Kendi kendime sayıklıyordum ve ne dediğimi genellikle pek fazla hatırlamıyordum zaten ne zaman böyle olsa çoğu zaman hatırlamazdım.
"Asya bak sessiz olmalısın diğerleri uyanırsa baban çok endişelenir tamam mı bu gece birlikte halledeceğiz"
"Yanıyor çok fazla yanıyor annemi çıkarın"
"Asya derin nefes al sakin ol"
Son çare olarak yüzümü ellerinin arasına alıp onunla birlikte nefes alıp vermemi söylüyor bu biraz sakinleşmemi sağlıyor ama ağlamak hala beni rahat bırakmıyor.
"Tamam geçti sakin ol"
Başımın göğsüne yaslayıp bir süre saçlarımı okuyarak bana sarılıyor neden bilmiyorum ama onun kalp atış seslerini duymak gerçekten çok sakinleştiriyor beni o anın büyüsü ile mi yoksa gerçekten birine ihtiyaç olduğun için mi elinden sıkı sıkı tutup gitmemesi için yalvarıyordum.
"Lütfen gitme tek başıma kalamam burada"
" Tamam bak gitmeyeceğim söz veriyorum ki buradayım sabaha kadar başında olacağım"
Kendi kendine sayıklayarak gitmemesi için yalvarırken ne kadar sakinleştiğimi fark etmedim hatta o kadar sakinleşmiştim ki onun kollarının arasında sessizce uykuya dalmıştım.
Bölüm etkileşimi
