8. bölüm / 21
Stadyum'da Aşk Başkadır8. BÖLÜM
Bölümler 21Şu an: 8. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM701 kelime
- 2 2. BÖLÜM996 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.084 kelime
- 4 4. BÖLÜM1.393 kelime
- 5 5. BÖLÜM2.174 kelime
- 6 6. BÖLÜM2.749 kelime
- 7 7. BÖLÜM2.002 kelime
- 8 8. BÖLÜM2.100 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. BÖLÜM2.072 kelime
- 10 10. BÖLÜM3.203 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.070 kelime
- 12 12. BÖLÜM2.519 kelime
- 13 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN & EMİR)968 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.141 kelime
- 15 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN& EMİR)949 kelime
- 16 14. BÖLÜM2.308 kelime
- 17 15. BÖLÜM2.763 kelime
- 18 16. BÖLÜM2.776 kelime
- 19 17. BÖLÜM2.728 kelime
- 20 18. BÖLÜM3.339 kelime
- 21 19. BÖLÜM2.734 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Canlarımm hoş geldiniz iyi okumalar 🌌✨
***
Gözümü açtığımda Berkin'in yanımda, hatta yarı bir şekilde üzerimde yattığı fark ettim. Benim sağ tarafım ona yan doğru yan bir şekildeydi. O ise yüzüstü bir şekilde yatıyordu. Hatta sol kolunu belime sarmıştı. Sağ kolu yanında öylece duruyordu. Hatta o da yetmezmiş gibi kafasını boynuma gömmüştü. O nefes aldıkça boynuma vuran soluğu beni gıdıklıyordu. Aniden gözlerimi açtım. Herşeyi geçtim. Bunu neden yapmıştı. Resmen yanımda yatmıştı. Sanki biz sahte değil de gerçekten sevgiliymişiz gibi davranıyordu. Onu sert bir şekilde üzerimden atmaya çalıştım. Gövdesinin yarısı benim üzerimdeydi.
"Berkin kalk!" dedim bağırarak. Bu sırada onu itmeye çalışıyordum. O da beni duymuş olacak ki uyanmaya başladı. Gözlerini açmaya çalışıyordu ama uyuduğu için birbirine giren uzun göz kirpiklerini açamıyordu. En sonunda belimde olan kolunu çekti ve gerileyerek eliyle yüzünü ovuşturdu. Bende o geri çekildiği gibi geri çekilecektim ki, ona tam olarak bakana kadar.
Koyu kumral saçları dağılmıştı. Saçları ne çok kısaydı ne de biraz uzundu. Kirpikleri çok güzeldi, hayatımda gördüğüm en uzun ve güzel göz kirpiğiydi. Ve gözleri... Gözlerine herkes hayran olurdu bence. Göz rengi çok güzeldi. Gözleri maviydi. Ama hayatımda gördüğüm en güzel mavi gözlere sahipti. Gözlerimi biraz daha aşağı indirdim.
Küçük ve düz burnu çok kusursuzdu. Yüz hatlarına çok yakışıyordu burnu. Dudakları ise uyumanın verdiği etki ile şişkindi. Dudakları zaten şişkindi ama şuan daha güzel ve çekici duruyordu. Gözlerimi biraz daha aşağı indirdim. Oha!
Üzerine hiçbir şey giymemişti. Sadece altında siyah bir kısa şort vardı. Kasları mükemmel duruyordu. Futbolcu olduğu için büyük ihtimal bu kadar güzel kasları vardı. Ama yani insanın görünce bir maşallah diyesi geliyordu. Kollarında çok göz yorucu olmasa da dövmeleri vardı, hatta el parmaklarında küçük harfler yazıyordu. Birde onun da aynı benim gibi sol kolunda birşey yazıyordu. Ama bu yazıyı hiç okuyamadım, çünkü çok fazla küçüktü.
Benimde dövmem vardı. Sol kolumda küçük, Almanca bir şekilde "Wenn sie eines tages jemandem begegnen, möchten sie ihn geheim halten. Du solltest diese person immer verstecken," yani "Eğer birgün karşına sır gibi saklamak istediğin birisi çıkarsa o kişiyi daima saklamalısın," yazıyordu.Daha 20 yaşındayken yaptırdığım bir dövmeydi ve o yazıyı hangi anlamla yaptırdığımı hiç bilmiyordum. Neden kolumda böyle birşey yazıyordu ki? Saçmalıktı işte. Ama güzel duruyordu tenimde.
"Beni izlemeye devam etmek istersen bütün vücudumu sana gösterebilirim," dedi. Ne! Uyumuyor muydu? Ve ima ettiği şeyi anlamadığımı mı sanıyordu? Hayır, anlamıştım. Tam bir pislikti ve ben bu pislikle sahte sevgili olmuştum. Salağım ben işte! Gözlerimi yüzüne çıkardım ve gözlerine baktım. Mal gibi sırıtıyordu ve sağ dirseğin kırıp başının altına koymuştu. Gözlerimi fal taşı gibi açtım.
"Sen ne diyorsun? Bir daha böyle bir ima yaparsan seni gebertirim Berkin. Hiç şakam yok benim haberin olsun!" dedim ve geriye doğru kaydım.
"Hiç," dedi Ç harfini uzatarak. Hâlâ daha mal gibi gülmeye devam ediyordu.
"Biz neden seninle aynı yataktayız Berkinciğim?"
"Sen geldin dimi yanıma? Ben masum masum uyuyordum."
"Aynen Berkin aynen. Ya sen beni çıldırtmak mı istiyorsun?! Ne derdin var senin benimle?! Dün gece öptün, birde o kadar kişinin gözü önünde. Ve benim haberim olmadan. Hadi diyelim onu geçtim. Ya senin yatağında benim ne işim var Berkin?! Ne alaka ya şuan! Ben neden uyandığımda sen bana sarılıyordun?!"
"Tamam ciddi olacağım. Dün gece sen yine sarhoş oldun. Ve ben seni eve getirdim. Sonra odaya çıktık ve ben sana sordum. Sana sordum yani güzelim. Annem buraya geldiği için ve benim de evimde başka her yer varken başka yatak odası da olmadığı için sana benimle yatar mısın diye sordum. Sende olur dedin ve evimde yatak odası olarak sadece benim yatağım ve şuanda annemin yatmış olduğu misafir odası varken başka bir odada yok evde. Ayrıca başka bir odada yatsaydım annem şüphelenirdi. "
"Bu kadar mı?"
"Evet. Sen olur dediğin için yattım bende."
"Seninle hiç uğraşamam. Ben acıktım," dedim ve yataktan kalktım.
"Sana birşey demem lazım. Annem buradayken biz bu odada yatacağız. Başka bir yatak odası yok ve olsa bile ben o odada yatamazdım çünkü annem şüphe ederdi."
"Tamam," dedim ve giyinme odasına girdim. Üzerime kısa kollu, vücuda tamamen olmasa da biraz yapışan, dizimin biraz üzerinde biten siyah bir elbise giyindim. Çok sade bir elbiseydi o yüzden koluma biraz da olsa şık olması için her zaman taktığım marka saatimi taktım ve yanına bileklikler. Kulağıma orta boyutta bir halka küpe takıp sade bir kolye taktım. Yüzüme çok sade bir makyaj yaptım. Saçlarımı dalgalı bir şekilde yapıp açık bıraktım ve ayağıma evde olacak olsam bile siyah topuklu çizmelerimi giyindim. Dizimin bir karış altında bitiriyordu. Parfümümü de sıkıp giyinme odasından çıktım.
Berkin yoktu. Büyük ihtimal altta annesinin yanındaydı. Odadan çıktım ve aşağı indim. Aşağıdan güzel yemek kokuları geliyordu. Hatta Berkin'in annesi Gül teyzenin de sesleri vardı. Gülüyorlardı. Merdivenlerden inerken çizmelerimin topuklarından çıkan sesler yankı yapıyordu.
"Güzelim, oturma odasındayız buraya gelebilirsin," dedi Berkin bağırarak. Topuklularımın sesinden anlamıştı geldiğimi.
"Geliyorum aşkım," diye bağırdım. Ona aşkım asla demezdim hatta gerçekten bir ilişkim olsa bile o kişiye aşkım demezdim. Çünkü ben canım cicimli şeyleri sevmezdim. O sırada aşağı inmiştim. Oturma odasına gittim. Berkin ve Gül teyze yan yana oturuyorlardı. İkisi de baktı ve Berkin beni süzdü. Bende gülümsedim Gül teyzeye.
"Günaydın canım," dedi Gül teyze.
"Günaydın," dedim gülümseyerek.
"Ne güzel olmuşsun. Vallahi iyi ki sen benim gelinimsin güzel canım gelinim."
"Teşekkür ederim sende çok ama çok güzelsin."
"Rica ederim ederim canım benim. Neyse hadi kahvaltı edelim size Türk kahvaltısı hazırladım," dedi ve ayağa kalktı. Çok neşeli bir kadındı. Sonra bizde kalktık ve mutfağa gittik. Masada zeytin, peynir,domates vb. şeyler daha doğrusu Türk kahvaltısında neler varsa onlardan vardı. Hatta masanın tam ortasında kuymak vardı. Bayılırım kuymağa.
"Ayy kuymak çok severim iyi ki gelmişsin," dedim ve yanına gidip yanağından öptüm. Çay yapmıştı ve çağı tezgahın üzerinde bardaklara doldurmaya çalışıyordu. Çayı bırakıp bana sarıldı ve beni yanağımdan öptü. "Canım güzel gelinim sen iste ben hep yaparım."
"Dışlandığımı hissediyorum hanımlar," dedi Berkin. O da gülerek bizi izliyordu.
"Canım oğlum sende gel o zaman."
"Hayır demem işte buna," dedi ve yanımıza gelip bize sarıldı. Bizde ona sarıldık ve Berkin sarılırken annesinin yanağından öptü. Sonra benim tarafıma eğilip boynumu öptü. Sonra kafasını çekti. Boynumu öpmesi nabzımı hızlandırıyordu ve bu neden oluyor hiç bilmiyordum. Sonra ayrılıp masaya oturduk ve yemek yemeye başladık.
Birkaç dakika sonra Gül teyzenin telefonu çaldı. Telefonu eline alıp arayan kişiye baktı. "Berkin bak ablan arıyor," dedi ve telefonu bize doğru uzattı. Biz Berkin ile yan yana annesi ise karşımıza oturmuştu. Telefonu çevirip gösterdi. Arayan kişinin yazdığı yerde 'Biricik Kızım❤️' yazıyordu. Galiba Berkin'in ablası arıyordu. Görüntülü arıyordu. Telefonu kendine çevirip açtı.
"Anne, nasılsın?"
"İyiyim Ece,sen nasılsın kızım?" ablasının ismi Ece'ydi.
"İyi anne. Gittin mi İspanya'ya. Hani Berkin nerede?"
"Burada kızım,"dedi ve telefonu bize çevirdi. Ablası gülerek bakıyordu ekrana. Siyah gözlü,siyah saçlıydı. Galiba esmer bir kadındı. Ayrıca çok güzeldi, kirpikleri uzun ve kıvrıktı. Saçları dalgalıydı. Balık etli bir kadın gibi görünüyordu. Üzerinde pembe bir kazak vardı. Altı da gözükmüyordu. Berkin başını yemekten kaldırıp telefonu aldı.
"Naber salak?"
"İyi, senden naber gerizekalı?" dedi ablası.
"Ben çok iyiyim. Dünyada cenneti yaşıyorum çünkü yanımda dünya güzeli kadınlar var. Biri sevgilim biri annem," dedi Berkin gülerek.
"Aa doğru ya sevgilini tanıştırır mısın?"
Telefonu masada duran bardağa ikimizi de alacağı şekilde sabitledi. "İşte benim güzelim," dedi. Bende o sırada gülümsedim ve ablasına baktım. "Merhaba canım," dedi ablası.
"Merhaba," dedim.
"Abla bu güzel kadın Bade, benim sevgilim. Şöyle tanıtayım 26 yaşında. Uzun boylu ve çok güzel. Kalbi için de aynı şeyler geçerli. Bu kadar yeterli siz konuşursunuz."
"Ha birde ablam var. Ece ismi. Ablam 30 yaşında, boyu orta. Ablam da çok güzel ve onun kalbi de öyledir. Size göre ama beni için tam bir mal," dedi bana anlatarak.
"Sensin o, neyse. Canım tanıştığıma memnun oldum. Bu salak seni üzerse onu boğarım. Umarım bir an önce yüz yüze tanışırız. Keşke Londra'ya gelseniz. Hem Sofia Ela da seni tanır. Ayrıca Berkin çocuğu tutamıyorum dayım da dayım diyor neymiş seni özlemiş."
"Bende tanıştığıma memnun oldum. Umarım en kısa zamanda oraya gelebiliriz."
"Yerim ha onu. Söyle ona çok özledim onu. " Bana döndü bu sefer. "Güzelim Sofia Ela ablamın kızı. Ayrıca babası Londra'lı olduğu için ilk ismi Sofia. İkinici ismini de ablam koydu Türk diye."
"Anladım," dedim.
"Anneee kiminle konuşuyorşun?" dedi bir çocuk sesi. O sırada ekrana zayıf kısa boylu,esmer, siyah saçlı ve adeta Ece ablanın aynısı olan bir çocuk geldi. Saçları dalgalıydı ve uzundu. Çok tatlıydı. Gözleri simsiyahtı ve yanağında aynı Berkin'in kopyası olan gamzeleri vardı. Berkin gibiydi gamzeleri. Çok tatlı bir çocuktu.
"Güzelim işte bu Ela."
"Çok tatlıymış," dedim.
"Dayıı çanım dayım menim."
"Bebeğim, nasılsın?"
"İyiyim dayıcım," çocuk olduğu için bazı kelimeleri diyemiyordu.
"Çok özledim bebeğim benim," dedi Berkin. Çok güzel bir gülümseme vardı suratında. Yanaklarındaki gamzeleri çok güzeldi ve belirgindi.
"Dayicım bende şini çokk amaa çokkk ösledim."
"En erken zamanda Londra'ya gitmeliyiz anne," dedi Berkin annesine bakarak.
"Evet ya gitsek ama senin maçın ne zaman var ona göre ayarla," dedi.
"Onu sonra konuşuruz."
"Dayicım benim kapatmam lasım. Seni çok ama çok seviyorum. Görüşürüs."
"Ben kapatıyorum Berkin hadi görüşürüz,"dedi ablası.
"Tamam abla görüşmek üzere," dedi ve kapattı. Telefonu Gül teyzeye verdi. Sonra ayağa kalkıp mutfaktan çıktı.
***
Birkaç saat sonra koltukta oturuyorduk. Herkes telefona bakıyordu. Telefonumda sosyal medyadan çok ünlü bir markanın kıyafetini gördüğüm için bugün illaha o mağazaya gidip almam lazımdı elbiseyi. Ayağa kalktım ve mutfağa gidip su içtim. Yeniden koltuğa geldiğimde Berkin'in hemen yanına oturdum. Hatta buna yanına değil, dibine oturmak denirdi. Çünkü adeta dibindeydim. Aferin Bade, sen çocuğa kız seninle yattı diye. Pislik de, sonra git sen dibine gir çocuğun. Aferin kızım aferin!
Berkin'e baktım.
"Berkin,bana bir bakar mısın?"
"İşim var."
"Ne işin olabilir?"
"Arkadaşlarımla yazışıyorum."
"Birşey isteyeceğim."
"Ne oldu?"
"Berkin, alışverişe gitmem lazım."
"E git."
"Ya hayır. Ya sende gel işte," dedim. Bana baktı en sonunda. Güldü.
"Benimle mi gitmek istiyorsun?"
"Hayır, bizim evin oradaki komşuyla gitmek istiyorum da oan dedim. Ya sen delirdin mi! Tabi ki seninle gitmek istiyorum Berkin!"
"Tamam hadi gidelim," dedi ve ayağa kalktı.
"Gerçekten mi?" bende ayağa kalktım.
"Evet. Sana açık olacağım evde sıkıldım."
"Tamam ben çantamı ceketimi alayım geliyorum."
"Benim de giyinmem lazım ya hani, hadi çıkalım."
"Tamam," dedim ve yürümeye başladım.
"Anne, biz dışarıya çıkıyoruz sen gelmek ister misin?"
"Canım ben biraz yorgunum gelemiyorum siz gidin," dedi Gül teyze.
"Tamam," dedi Berkin ve peşimden gelmeye başladı.
Yukarı çıktığımızda giyinme odasına girip siyah deri ve mini çanta aldım. Ceket olarak da, siyah bol bir deri ceket alıp giyindim. Gözüme ise siyah güneş gözlüğümü takıp kafama siyah deri bir şapka aldım. Şu moda olan şapkalardan. Çok güzellerdi. Berkin odaya girdi ve bende çıktım. Yatağın kenarına oturup bekledim.
Dışarı çıktığında üzerinde beyaz eşofman takımı ve üzerine benim gibi bir deri ceket. Gözlerinde güneş gözlüğü vardı. Ayaklarında ise beyaz spor ayakkabıları vardı. Saçına ise siyah bir şapka takmıştı. Ayağa kalkıp çıktım ve sonra o da çıktı. Aşağı inip dışarı çıktık. Siyah BMW arabaya bindik ve gittik.
***
Bir saat sonra AVM'ye gelmiştik. AVM'ye girdik ve el ele tutuştuk. Berkin'i alacağım elbisenin olduğu mağazaya getirdim. Mağazaya girdiğimde direk görmüştüm. Bordo bir elbiseydi. Uzundu, sırtı tamamen açıktı. Ön tarafı ise boğaza kadar kapalıydı. Sırt tarafı arkadan üçgen gibiydi. Kol yerinde dirseğe kadar gelen eldiven vardı. Sol bacağında ise derin bir yırtmaç vardı. Elime aldım ve kabine gittim. Berkin'e hiçbir şey dememiştim.
Giyindim ama yandan bel kısmında olan fermuarı kapatamadım. "Berkin!" diye seslendim.
"Efendim güzelim?"
"Buraya gelir misin bir?"
O sırada kabin açıldı ve içeri girip kapıyı kapattı. Sırtım ona dönüktü ve aynadan beni izliyordu. Beni bayağı bir süzdü. Gözlerinde çok güzel birşey vardı. Gözlerimiz birleşti aynadan. Yeniden ciddi oldu.
"Çok açık bu," dedi.
"Hayır çok güzel."
"Senin yerinde birine yakışmazdı. Ama çok açık, olmaz bu."
"Ya sen koskoca Berkin Çevik'sin. Ayrıca sanane ya benden. Senin sevgilin değilim ben!"
Bana arkadan yaklaştı. "Sevgilimsin, ve ben sevgilimin ultra mega açık bir elbise giyinmesine izin veremem."
"Verirsin Berkin alıyoruz."
"Bak alırım ama olması gereken bir yerde giyineceksin."
"Ben alacağım Berkin!"
"Hayır benim sana ilk hediyem olsun."
"Ama sen bana zaten birşey alacaktın ki," dedim
"O ayrı. Bu ayrı."
"Tamam, geliyorum sen çık. Ya da dur. Fotoğraf çeksene bize."
"Hayır Bade. Bu asla olmaz."
"Olur."
"Olmaz."
"Olur," dedim ve çantamdan telefonumu alıp aynadan bize doğru tuttum. Berkin daha fazla diretemeyeceğini anlayınca saç koluyla belimi tutup kendine çekti beni. Kafasını boynuma doğru eğdi ve öptü. O sırada bende anı yakalayıp çektim. "Bitti mi?"
"Bitti," dedim. Ve bende uzaklaştı. Ben o sırada fotoğrafa bakıyordum. Telefon tam Berkin'in kafasına geliyordu. Beni öptüğü görünmüyordu ama kafasını eğdigi belliydi ve öpüyor gibiydi. Sadece dudakları gözükmüyordu. Açıkçası mükemmel çıkmıştık. Berkin çıktı ve bende üzerimi değiştirdim. Dışarı çıktığımda aldık ve arabaya binip eve gittik.
***
Saatler geçmişti eve geldiğimizin üzerinden. Akşam yemeği yiyip herkes oturma odasında oturuyordu. Telefona bakıyorduk. Berkin'in annesi kafasını kaldırdı ve bize baktı.
"Berkin, Londra'ya gidelim mi oğlum?"
****
Arkadaşlarrr çok hızlı yazıyorum ve inanın ki bölüm yine istediğim gib olmadı kısa oldu ve çok fazla konu olmadı. Ama bir dahaki bölümde düzeltmeye başlayacağım. Bu haftanın bölümünü yayınladım.
Umarım beğenirsiniz🤍 İyi geceler dilerimm💋💗
Bölüm etkileşimi
