20. bölüm / 21
Stadyum'da Aşk Başkadır18. BÖLÜM
Bölümler 21Şu an: 18. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM701 kelime
- 2 2. BÖLÜM996 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.084 kelime
- 4 4. BÖLÜM1.393 kelime
- 5 5. BÖLÜM2.174 kelime
- 6 6. BÖLÜM2.749 kelime
- 7 7. BÖLÜM2.002 kelime
- 8 8. BÖLÜM2.100 kelime
- 9 9. BÖLÜM2.072 kelime
- 10 10. BÖLÜM3.203 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.070 kelime
- 12 12. BÖLÜM2.519 kelime
- 13 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN & EMİR)968 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.141 kelime
- 15 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN& EMİR)949 kelime
- 16 14. BÖLÜM2.308 kelime
- 17 15. BÖLÜM2.763 kelime
- 18 16. BÖLÜM2.776 kelime
- 19 17. BÖLÜM2.728 kelime
- 20 18. BÖLÜM3.339 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 19. BÖLÜM2.734 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Canlarımm hellooo herkes hoşgeldi😽 İki haftadır yeni bölüm atmıyorum ve artık eskisi gibi bölümler düzenli gelmiyor bunun farkındayım. Fakat hayatımda binlerce şey oluyor ve bende bunların içinde bölüm yazamıyorum yani buradan bülten filan paylaşıyorum ama genelde evede olmadığım için yazamıyorum. Neyse, sonunda yazdım. Bu bölüm de bitti.
Bu bölüm sizin uzun zamandır istediğiniz bölüm, okuyunca anlayacaksınız zaten. 3334 kelime oldu bu bölüm. Uzun yani bayağı. Birde, geçen bölüm yorumlara biri yeter daha okumayacağım kavuşsunlar demişti, o kişinin sevineceği bir bölüm oldu. Ha birde, onu yazan okurum eğer bunu okuyorsan senin yorumunun altına hiçbir şekilde yorum yazamadım çünkü hesabının ismi olmadığı için sana cevap veremiyorum galiba. Kusura bakma cevap veremedim.
Sizleri seviyorum, iyi okumalarr😻💗
Bölüm şarkıları👇👇
Yüzyüzeyken Konuşuruz- Dinle Beni Bi'
Yalın- Deva Bize Sevişler
***
"Hassiktir!"
Emir'in bunu demesini ta buradan anlamıştım. Berkin ne yapıyordu öyle? Beni aldatıyor muydu? Ama benim bunu düşünmem bile saçmaydı ki beni aldatmış olmazdı, çünkü o benim gerçeğim değil, yalanımdı. Ayrıca aldatmak sadece biriyle ilişkiye girmek değildi, o kişiyle gülmek bile aldatmak demekti benim için. Allah benim belamı versin ki keşke buraya gelmeseydim, neden geldim? Benim hiçbir şeyim olmayan kişinin haberini görünce yüzsüz gibi neden gelmiştim? Çünkü seviyorum onu! Lanet olsun ki ben Berkin'i seviyordum, bu yüzden bu kadar çok üzülmüştüm. Üzülmem çok yüzsüzceydi, benim onu sevdiğimi bile bilmiyordu ki belki de o da beni sevmiyordu.
Bunların hepsini biliyordum ama üzülüyordum işte. İnsan böyle durumlarda kalbinin acısını durduramazdı, eğer o kişiyi gerçekten seviyorsa. Ve benim de kalbim şuan sanki bıçak saplanmış gibi acıyordu, olmaması gerektiği hâlde. Kalbimi ise sadece bir kişi onarabilirdi. Berkin. Ama olmazdı, çünkü biz hiçbir şeydik. Ben bütün bunlarla içimde çekilişirken, kız Berkin'e tekrardan gülümsedi ve kız ona sarıldı. Berkin de gülümseyip ona sarıldı, sen ne yapıyorsun Berkin? Sarılmak ne demek?
Bunları görmem ile kalbime saplanan bıçak daha da derine battı, kalbim çatlamıştı. Kız da Berkin'den ayrılmıştı bu sırada. Asla birisi için bu kadar üzülmem demiştim kendime, ama üzülmüyordum işte. Yüzsüzdüm ama Berkin'in yaptığı da neydi, nasıl olabilirdi? Benim ona birşeyler hissettiğimi hiç mi anlamamıştı? Şuan kendimi 'Biliyorsun ' şarkısının içindeymiş gibi hissediyordum. Yıkılmıştım, gördüğüm şey birileri için belki de çok saçma gelebilirdi, hatta eskiden olsam bana da saçma gelirdi. Ama bunu gerçekten yaşayınca öğreniyordu insan birşeyleri.
Hâlâ daha onları izliyordum ki, Emir Mert'in kulağına eğildi ve birşeyler söyledi. Emir geri geri çekildiğinde bu sefer ikisi de bana baktı. Mert de aynı Emir gibi tepki vermişti. Bu sefer de Mert Emir'in kulağına eğildi ve birşeyler söyledikten sonra Emir yanında oturan Berkin'e döndü ve kulağına yaklaşıp birşeyler dedi. Büyük ihtimalle benim burada olduğumu söylemişti. Emir geriye çekildiğinde Berkin birden arkasına dönüp bana baktı. Şuan dudağımı ısırarak ağlıyordum, büyük ihtimal gözlerimdeki makyajım da akmıştı. Bunu umursamadım. Berkin ağzının içinde birşeyler dedi, büyük ihtimal o da küfür etmişti.
Yüzünde sarhoş gibi bir imajı yoktu, büyük ihtimal çok fazla içmemişti. Futbolcu olduğunda ya da içse bile sarhoş olmayan kişilerdendi. Berkin ben bunları düşünmeye hâlâ daha devam ederken birden ayağa kalktı ve benim olduğum yöne doğru yürüdü. Bende onun bana yaklaşmaya başlamasıyla kapı tarafına dönüp yürümeye başladım hatta koşuyor gibiydim. Kapıdan çıktıktan sonra bağırmasıyla olduğum yerde kaldım. "Bade! Dur güzelim dur!"
Hâlâ daha bana güzelim diyordu, bunu bana demesiyle bu sefer de hıçkırarak ağladım. Kendimi durduramıyordum ki, kalbim acıyordu. Ben yürümeye devam ederken Berkin de peşimden yürüyordu. Gelip kolumdan tuttu ve beni durdurdu. "Güzelim dinle beni. Gitme öyle kırgın üzgün. Gitme lan!" dedi bağırarak. Bu sefer de tam karşıma geçip durdu. "Güzelim ağlama, kıyamam gözlerine, değmez lan değmez." O koşuyordu ama ben ona değil de yere bakıyordum.
"Güzelim yapma böyle, bak o kız benim hiçbir şeyim değil. Anlatayım sana güzelim, anlatayım hadi gidelim evimize, odamıza, anlatayım sana," bunları derken elleriyle yanaklarımı tuttu ve okşadı. "Güzelim hadi bak bana, olma bana böyle kırgın, üzgün. Ağlama, kıyamam lan senin göz bebeklerine, gözbebeğim benim," dedi ve yüzüme eğilip gözlerimden öptü. Geri çekildi ve bana bakmaya başladı. En sonunda ona baktım, gözleri çok bitkindi. Onun gözleri ağlamıyordu ama ölmüş gibiydi. Ne olmuştu bize böyle bir anda?
"Gözbebeğim, anlatayım sana herşeyi. Anlatayım mı?"
En sonunda çatallı ve bitkin sesimle konuştum. "Anlatma Berkin, bana birşey anlatma. Bırak beni, bitsin bu herşey. Bırak, özür dileme, gözbebeğim deme, güzelim deme bana. Hatırlıyor musun sen bana dün demiştin sen benim güzelim değilsin diye. Deme işte, kalbim acıyor deme."
"Kalbine kurban olurum gözbebeğim benim, acımasın o güzel kalbin. Hele de saçma bir sebepten dolayı asla acımasın. Yerim o minik güzel kalbini." Ben daha da fazla ağlamaya başlamışken kalbim git gide daha fazla ağrıyordu.
"Öp kalbimi, öp ki daha fazla acımasın Berkin."
"Öperim bebeğim, acımasın kalbin öperim," dedi ve sol göğsüme yaklaşıp kıyafetin, yani tam kalbimin üzerinden öptü. Bunu yapmasıyla daha fazla ağlamaya başladım. Berkin geri çekilmedi ve bana sarılıp kafasını boynuma gömdü. Elleri sırtımı okşuyordu. Bende ellerimi kaldırmadım, yanımda duruyordu ellerim. Gücüm yetmiyordu ellerimi kaldırmaya. Boynumdan binlerce defa öptükten sonra geri çekildi. Yine konuşmaya başlayacaktı ki, ben konuşup onu susturdum.
"Beni şuan cidden bırak Berkin. Bak görüyorsun, ölmüş gibiyim. Bırak."
"Bebeğim nasıl bırakayım ben seni, nasıl? Ağlıyorsun, hava da soğuk, hasta olursun bırakamam."
"Bırak Berkin eve gideceğim."
"Güzelim tamam benimle gel," dedi.
"Hayır."
"Tamam o zaman Emir seninle gelsin, olur mu?"
"Olur," dedim. Sonra da telefonunu çıkarıp Emir'i aradı ve birkaç dakika sonra Emir geldi. "Güzelim bak ben zaten eve gidiyorum, sende gelince konuşalım."
"Ben senin evine gelmiyorum."
"Nerede gideceksin?"
"Eve Berkin. Sanane," dedim kısık sesimle.
"E güzelim bende oraya gidiyorum. Gidelim işte beraber."
"Berkin ben seninle gelmek istemiyorum ya anla, üzgünüm bırak. Emir'le gideceğim hem birşey olmaz. "
"Tamam o zaman, çok istiyorsan git Emir'le," Emir'le gitmek isteyip onunla gitmek istememem onu üzmüştü.
"Gidiyorum zaten."
"Ararsın beni konuşuruz. Eve gidince yani ara."
"Konuşmayalım Berkin. Bırak beni," dedim ve ona arkamı dönüp yürümeye başladım. Bu sırada yanıma Emir geldi ve yürüyüşüme o eşlik etti. En sonunda arabanın önüne geldik ve bende onun arabayı açmasıyla ön sağ koltuğa oturdum. Emir de aynı şekilde sürücü koltuğuna oturduğunda arabanın motorunu çalıştırdı. O arabayı sürmeye devam ederken benim de aklıma sürekli olanlar geliyordu, en sonunda tutamadım ve kısık bir sesle ağlamadım. Benden gelen ağlama sesi ile Emir bana döndü ve konuştu.
"Yenge neden ağlıyorsun? Ağlama. Yani belki şuan bana diyebilirsin ki saçmalama tabii ki ağlayacağım ama cidden ağlama yenge. O kadar saçma bir sebep ki öğrenince kendin dersin çok saçma diye. Üzülme boşuna, gereksiz."
"Neysi gereksiz Emir, neysi! Resmen benim gözümün önünde başka bir kıza yakınlaştı, gülümsedi. Belki bu dediklerim saçma gelecek olabilir ama bir insan beni gerçekten seviyorsa başka bir kıza gülüp yaklaşmayacak. Sadece bana, bu belki de bencilce olabilir ama umurumda değil. Ve o saçma sebep nedir ki bana da saçma gelecek?"
"Yenge bu konuyu ben sana anlatmak isterdim ama en iyisi Berkin'in anlatması çünkü ben çok alakasızım konuyla. Yani sana o anlatsa daha güzel olur. Barışırsınız."
"Barışmayacağım onunla daha, ve beni onun evine değil kendi evime bırakır mısın?" dedim küskünce ve kısık sesimle.
"Bırakırım, ve küsme konusuna gelirsek de, eminim öyled-" tam Emir konuşurken telefonun sesi duyuldu. Emir telefonunu bir şekilde cebinden çıkarıp eline aldı ve arayan kişiye baktı. Sonra da bana baktı. "Yenge, Berkin arıyor açayım mı?"
"Aç," dedim. Açsındı çünkü onun sesini duymalıydım. Belki de şuan ona kırgın ve üzgün olabilirdim ama onun sesini duymak, benim ağrı kesicim oluyordu. Benim üzüntüm onun sesi ile gidiyordu, yerine mutluluk, neşe ve aşk geliyordu. Emir kafasını yeniden telefonuna çevirdi ve telefonu açtı.
"Emir, neredesiniz?"
Berkin'in sesi bütün arabada duyulmuştu, büyük ihtimal telefon arabaya bağlıydı.
"Arabadayız," dedi Emir.
"Nereye gidiyorsunuz?"
Emir bana baktı ve söyleyeyim mi diye işaret yaptı. Bende söyle dedim, daha doğrusu işaret yaptım. Büyük ihtimalle evime gelecekti ama onu içeri almayacaktım. "Yengemi evine getireceğim."
"Kendi evine mi?" diye sordu Berkin kısık sesiyle. O da benim gibi kötüydü, üzgündü.
"Evet," dedi Emir.
"Şuan telefonun arabaya mı bağlı?"
"Evet, ikimiz de sesini duyuyoruz şuan."
"Bade, bebeğim," dedi kısık ve şefkatli sesiyle.
Cevap vermedim ve gözümden yaş aktı. Normalde çok fazla ağlamaz, böyle sürekli ağlayan kızları da çok saçma bulurdum. Haberim yoktu ki benim de bir akşam öyle olacağımdan.
"Ağlıyor Berkin," dedi Emir.
"Güzelim, ağlama, kıyamam o güzel gözlerine."
"Nasıl ağlamayayım Berkin? Nasıl bunu düşünmeyi bırakayım?" diye konuştum en sonunda.
"Anlatacağım, her şeyi anlatacağım yeter ki sen ağlama."
"Aynen Berkin," dedim.
"Güzelim kapatıyorum, sakın ağlama yerim gözlerini."
Birşey demedim.
"Görüşürüz," dedi ve Emir de aynısını dedikten sonra telefonu kapattı.
Yarım saatin sonunda benim evime gelmiştik. Emir'e görüşürüz dedikten sonra arabanın kapısını kapattım ve evime doğru yürümeye başladım. En sonunda kapıdan içeri girdim, sonra da kapıyı kapattım. Üst katta olan giyinme odama gittim ve direkten üzerimdekileri çıkarıp saten, şortlu, kırmızı bir gecelik giyindim. Sonra da makyajımı sildim ve saçlarımı da açarak rahatladım. Üst kattaki işlerim bittiğinde alt kata indim. Bütün bu olaylar olurken çok susamıştım.
Yani sonuç olarak mutfağa gidip su almam gerekiyordu. Mutfağa girdiğimde aklıma Berkin'in bana ilk tanıştığımız zamanlar hazırladığı kahvaltı geldi. Onun aklıma tekrardan gelmesiyle yine ağlamaya başladım ama bu sefer sakin bir şekilde. Hıçkırarak değil. Elime bardak alıp su içtim. Su ile olan işim bittiğinde dış kapı çaldı. Kesin o gelmişti. Bunun bilincinde olarak kapının olduğu yere gittim ve kapıyı açtım. Karşımda kıyafet olarak aynı ama daha bitik görünen bir Berkin vardı.
"Ne işin var burada?" diye sordum.
"Asıl senin burada ne işin var? Senin evin benim yanımken sen niye kendi evine geliyorsun?"
"Benim evim asla senin yanın olamaz! Ve benim kendi evime gelmiş olmam da seni asla ilgilendirmez!"
"Asla dediklerimiz hep olur bebeğim," dedi sırıtarak.
"Neden gülüyorsun, defol!"
"Konuşalım, acil."
"Git, acil," dedim bende onu taklit ederek.
"Asla gitmem."
"Asla dediklerimiz hep olur canım," dedim onu taklit ederek.
"Bade bak, sana anlatmak istiyorum çünkü güzelim amacımda senin beni suçsuz görmen değil, senin bu olayı yanlış anlayarak daha fazla üzülmemen var. O yüzden sana anlatmak istiyorum."
"Anlatma, sana anlat diyen olmadı!"
"Uzayacak bu iş, daha fazla uzatmaya gerek yok," dedi ve bir anda geriye iterek içeri girdi. Sonra da kapıyı kapattı, en sonunda karşıma geçti.
"Sana evime girebilirsin diyen olmadı!"
"Olsun ben girdim sonuçta."
"Salaksın," dedim ve salonuma doğru gittim.
En sonunda salona geldiğimizde ona döndüm ve yüzüne baktım.
"Berkin bana hiçbir şey anlatmanı istemiyorum. Sus!"
"Anlatacağım."
"Hayır anlatmayacaksın."
"Anlatacağım, bilmen lazım."
"Hayır bilmem lazım değil, beni alakadar dahi etmez."
"Eder Bade, eder!"
"Hayır etmez, beni alakadar etmez senin hayatın ve sevgililerin!"
"Eder dedim lan eder! Ayrıca ne sevgilileri bir tek sen varsın benim hayatımda!"
"Aynen Berkin aynen."
"Lan ne ayneni!"
"Tamam dedim ya yeter!"
"Sakin olacağım," derin bir nefes aldı ve kendini sakin olmaya zorladı. En sonunda daha da sakinleşerek konuştu. "Bak şimdi anlatacağım, dinle beni tamam mı?" Siniri bir anda gitmişti.
Ona birşey demedim, ama o bunu umursamadı ve konuşmaya başladı. "Bade güzelim sana önce o kızın kim olduğunu anlatacağım, o kız benim annemin teyzesinin kızı. Yani benim kuzenim gibi birşey oluyor. Hatta ismi de Sare. Nasıl buluştuk onu da anlatmamı istersen annemin teyzesi annemi arayıp demiş ki Sare İspanya'ya gidiyor Berkin'le buluşsunlar. Annem beni arayıp bunları anlattı ve bende Sare'yi ne yalan söyleyeyim hiç sevmem. Ama buluştum işte akrabam diye, annemin zoruyla. Kız on dokuz yaşında birde, yani asla benle hiçbir alakası yok. Bu kadar."
Berkin'in bütün anlattıklarıyla yerimde kaldım, nefes dahi alamadım. O kadar şaşırmıştım ki, hayatımda belki de ilk defa bir şeye bu kadar şaşırdım o derece. Kız akrabası oluyordu ve Berkin'den yaşça küçüktü. Ve Berkin Gül teyzenin yüzünden onunla buluşmuştu. Bunların Berkin ile hiçbir alakası yoktu, belki de bazıları derdi ki şuan Berkin yalan söylüyor olabilir ama ben Berkin'e güveniyordum. O öyle dediyse öyledir. Berkin'e boş yere kızmıştım ve kendimi boş yere o kadar üzmüştüm.
"İnandın mı şimdi bana?"
"Şaşırdım," dedim.
"Ben sana demiştim değmez diye, saçma bir sebep diye."
"Berkin ben, ben gerçek sandım. Hayatımda ilk defa birine karşı bu kadar çok kırıldım."
"E onu anladım artık da, sence sen bana neden bu kadar kırıldın. Neden bu kadar üzüldün?"
"Asıl sen neden ben üzüldüğümde benden de fazla üzüldün. Niye bu kadar bitik hâldesin?! Neden?!" Bir anda yine bağırmaya başlamıştık. Çok tuhaf bir ikiliydik.
"SEVİYORUM LAN, SEVİYORUM SENİ! VAR MI? AŞIĞIM SANA ANLA ARTIK!"
Ne?
"Ben ölüyorum lan iki gündür. Sen üzülüyorsun, sen kırılıp ağlıyorsun diye iki gündür benim içim gidiyor. Çok boktan birşey lan sevdiğini bilip de diyememek. Çok kötü. Aşığım sana, bunun farkındayım ve senin gibi birine, sana aşık olduğum için çok iyi hissediyorum kendimi. Sen belki senin için öldüğümün farkında değilsin ama öyle, ölüyorum. Ben ailemi bu kadar sevmedim amına koyayım! Sevmedim, sen başkasın. Sen herşeysin. Haftalardır ölüp diriliyorum ben seni öpemiyorum diye, tamam belki dışarıdan sevgilim olarak görünüyorsun ama aslında olaylar farklı. Seni öpersem rahatsız olursun da gidersin diye de öldüm ben amına koyayım! Her zerremle bunu hissediyorum, sana da diyorum, aşığım sana! Bunun için de kendimle gurur duyuyorum. O orospu çocuğu Arda götünün eskiden seninle sevgili olduğunu öğrenince bile kıskanmıştım amına koyayım! Kıskanıyorum seni çünkü seviyorum."
Berkin bunları dedikten hemen sonra bana yaklaştı ve ensemden beni çekmesiyle birlikte dudaklarıma yapıştı. Dudaklarımın dudaklarıyla birleşmesi sonucunda dudaklarımı resmen sömürdü. Az bir süre sonra da alt dudağımı dişledi, bunu yapmasıyla inledim ve benim de inlemem ile dili ağzımdan içeri girdi. Dilim dilini o kadar çabuk kavramıştı ki sanki bu anı bekliyordu o da.
Biz bunları yaparken de geri geri gidiyorduk. En sonunda sırtım duvara değdi, ve sonra da duvara yaslandım. Daha doğrusu yaslandık, bir bütün halindeydi bedenlerimiz, ki bundan oldukça zevk duyuyordum. Öpüşmeye devam ederken ben artık nefes alamaz bir hâle geldim. Dilini dişledim ve onu omuzlarından tutarak ittirdim. Tabii o yine geri çekilmedi, bende elimi aşağı indirdim ve Berkin'in tişörtünün altına elimi soktum. Elime ilk olarak karın kasları geldi, mükemmel bir şeydi. Ama ben bunu umursamadan bu kez de uzun tırnaklarımı oraya geçirdim. Bunu yapmam ile kasları acımış olacak ki gerçekten de geriye çekildi.
İkimiz de nefes nefese kalmış bir hâldeydik, ve onun karşımda nefes nefese kalmış olması beni ölümlere dahi sürüklerdi. "Sen," dedi ve dudağımın kenarından öptü. "Bana," yanağımı öptü. "Ne," elmacık kemiğimden öptü. "Yapmaya çalışıyorsun?" bu sefer de dudağımı öptü. Sonra geriye çekildi. "Hiçbir şey," dedim soluk soluğa.
"Berkin, sana birşeyin cevabını vereyim mi?"
"Ver yavrum," dedi ve yanağımdan öptü.
"Berkin ben, Berkin ben çok üzüldüm."
"Niye sence güzelim?" sanki benim birşey dememi bekliyordu.
"Seviyorum seni, bunun da farkındayım. İyi ki de öyle, memnunum."
"Kurban olurum beni seven kalbine," dedi ve kafasını boynuma gömdü, öptü. Bir kez daha öptü, bir kez daha, bir kez daha ve bir kez daha.
"Berkin ben sanmıştım ki bu akşam sen beni aldatıyorsun," dedim.
"Ben sence seni aldatır mıyım bebeğim? Ben senin gibi bir güzelliği nasıl üzerim, kırarım. Seni yerim ben," dedi ve boynumu öpmeye devam etti.
"Berkin biz şimdi itiraf ettik ya şeyi," dedim masum ve mutlu sesimle.
"Neyi bebeğim?" Gülerek söylüyordu bunu, birde biliyordu ama ben diyeyim diye soruyordu.
"Hani şeyi, aşık olduğumuzu. Biz şimdi gerçekten sevgili mi olduk ama gerçekten yani yalandan değil."
"Evet güzelim sen benim sevgilimsin."
Bir süre öylece durduk. Sonra yine konuştum. "Berkin biliyor musun ben sana dün akşam çok kırılmıştım. Sen demiştin ya hani biz gerçek değiliz filan diye. Ben çok kırılmıştım."
"Farkındayım bebeğim, özür dilerim. Bütün bunlar için özür dilerim."
"Özrünü kabul ediyorum çünkü seni çok seviyorum, bunun için de sana daha fazla kızamıyorum. Ama unutma eğer bir ara yine kavga edersek bu konu için de kavga ederiz. Yani senin beni kırmış olmanı."
Güldüğünü hissettim. Sonra da boynumdan geri çekildi ve bana baktı. "Çok güzelsin Bade, aşırı güzelsin."
"Teşekkür ederim, ama yani sende boş değilsin şimdi ne yalan söyleyeyim."
O kadar içten güldü ki, gözlerinin içindeki ışığın kıvılcımını kalbimde hissettim. Gamzeleri de gülmesiyle birlikte en güzel şekliyle karşımdaydı. Parmak uçlarımın üzerine uzandım ve tam gamzelerinin üzerinden öptüm. Sonra da geri çekildi. Ve benim böyle yapmam ile bir anlığına duraksadı, sonra da daha fazla gülmeye başladı. O kadar fazla ve güzel gülüyordu ki gözlerinin kenarındaki çizikler bile yerindeydi.
"Çok güzel gülüyorsun," dedim bende gülümseyerek.
"Haksızlık, sen daha güzel gülüyorsun."
"Gülmemizi mi yarıştıracağız?"
"Yarıştıralım, n'olacak? Sen artık benimsin oğlum benim! İstediğimi yaparım sana!"
"Yap."
Güldüm. Yine bir süre böyle kaldıktan sonra ona daha fazla yaklaştım ve kollarımı boynuna dolayıp vücudumu ona yasladım. O da ellerini belime koyup sonradan kollarıyla sarıldı. Ben de aklıma gelen şeyi yapmak için işe koyuldum. Yapışık vücutlarımızı dans eder gibi bir öbür tarafa bir öbür tarafa salladım. Ve çok sevdiğim bir şarkıyı söyledim.
"Hayatın içinde herşey varsa benim de içimde sen varsın,
Saparsam kaçarsam tut bırakma
Yüküm de derdim de aşktır."
Şarkının devamını da söyleyerek dans etmeye devam ettik.
***
Şuanda koltukta Berkin ile yan yana yine yapışık bir şekilde oturuyorduk. Resmen yapışık ikizler gibiydik, ama bu ikimizin de hoşuna gidiyordu. Arada kırıklık yoktu, üzgünlük yoktu, küskünlük ise hiç yoktu. İkimiz de mutluyduk çünkü artık ikimizin de isteği olmuştu. Bütün bunları düşünürken gülümsedim. Sonra da Berkin'e baktım. Telefonun bakıyordu, bende ona uzandım ve dudaklarımı uzattım yanağını öpmek için, o da bunu anlamış olacak ki yanağını bana uzatmak yerine kafasını döndürdü ve dudağımı öpüp telefonuna geri döndü.
Bende donup kaldım ve gülümsedim, sonra da eski pozisyonuma geri döndüm. "Berkin?" dedim. Hemen telefonunu kapattı ve bana baktı.
"Efendim?"
"Ben hep futbolcu sevgilim olsun isterdim biliyor musun? Yani kimseye demezdim ama aslında hep içten içe sevgilim eğer olursa futbolcu olsun derdim. Şey de değildim aslında, ben okumak değil de sevgilim olsun diyen bir kız da değildim. Çalışıyordum, ama işte sevgili konuları geçince arkadaşlarımla konuşurken hep içimden geçirirdim bunu."
"İsteğin olmuş valla. Buldun benim gibi futbolcuyu, hem Real Madrid'de oynuyor, hem yakışıklı, boylu poslu, Allah özene bezene yaratmış, hem Trabzon'lu. Şans sende valla."
"Beni de Allah özene bezene yaratmış, yeşil gözlü, uzun boylu, güzel fizikli, akıllı, doktor, Allah'ım vermiş bana herşeyi."
"Her açıdan çok güzelsin bunu kabul ediyorum."
"Sağol canım."
Bir süre yine konuşmadık. Sürekli susuyorduk biribirimize karşı. Sessizliği bozan ben oldum. "Futbolcu olmak nasıl Berkin?"
"Şöyle güzelim, bazen seni yorsa da, yenilince üzse de, çok güzel bir şey. Her erkeğin hayalidir futbolcu olmak, bende öyleydim ve oldum. Çok çalışmak gerekiyor ama sonuca varınca çok güzel oluyor. Mesela hangi takımdaysan o takımın taraftarları da seni gerçekten içten severse bal dök yala, seviliyorsun. Ama maçta yenilirsen de bu aşırı üzüyor. Güzel yani, iyi ki futbolcuyum. İstediğim meslek de hep buydu benim küçüklükten beridir."
"Güzelmiş."
"Sen neden doktor oldun peki?"
"Ben de senin gibi küçüklükten beri doktor olmak istiyordum ama annem ve babam da ölünce onlar benim istememde daha çok şey sağladı. Yani zaten istiyordum oldum."
"Annenler neden öldü?"
"İkisi de kanser yüzünden öldü." Bunları derken içimdeki şeyler yine burkuluyordu. Annem ve babamın konusu her açıldığında böyle oluyordu. Çok seviyordum onları, çokta üzülmüştüm onları kaybettiğimde. Canım annem ve babam, siz her zaman kalbimde olacaksınız.
"Üzüldüm, kötü birşey bu. Yaşadım."
"Bence de."
O sırada Berkin'in telefonu çaldı. Kimin aradığına baktıktan sonra telefonunu açtı ve kulağına yasladı.
"Alo?"
"..."
"Bade'nin evindeyiz."
"..."
"Barıştık."
"..."
"Yanımda yengen."
"..."
"Tamam bekle." Berkin telefonunu bana uzattı ve ben kulağıma yasladım.
"Alo Emir," dedim.
"Yenge, barışmışsınız?" dedi heyecanlı sesiyle birlikte.
"Evet."
"Ben demiştim! Çok sevindim be!"
"Sakin ol, ve evet sen demiştin. Saçma bulacaksın da demiştin. Cidden saçmaymış, boş yere kızdım arkadaşına."
"Boşver onu ya."
"Ne diyor o ne diyor?" dedi Berkin. Emir heyecandan bağırdığı için duyuluyordu herşey.
"Boşver," dedim gülerek.
"Neyse yengeciğim ben kapatıyorum, size sağlıklı ve huzurlu bir akşam diliyorum, gerçi gece ama olsun. Ha bu arada biz Berkin'in evdeyiz Aşkın yanımda haberiniz olsun."
"Sağol Emir. İyi geceler."
"İyi geceler yenge," dedi ve telefonu kapattı. Bende telefonu Berkin'e geri verdim. "Ne diyor salak?"
"Evdelermiş birde sağlıklı ve huzurlu bir akşam diliyormuş bize."
"Salak ya bu çocuk."
"Siz onunla nerede tanıştınız?"
"Bizim Emir'le annelerimiz arkadaştır. Emir de Trabzon'lu. Hatta bizim yan komşumuz oluyorlardı, anlayacağın biz bebekken bile beraberdik. Mert daha sonradan aramıza katıldı. Biz işte Emir ile ön dört yaşındayken tatile gitmiştik Muğla'ya annelerimizle. Mert de orada tatile gitmişti oradan arkadaşız işte."
"İyiymiş," dedim.
"Öyle valla, ikisini de kardeşim gibi seviyorum."
"Birşey soracağım sizin maçınız ne zaman?"
"Haftaya değil sonraki hafta Barcelona ile maç var."
"Geleceğim."
"Gel."
"Berkin benim uykum geldi, yoruldum bu aralar."
"Uyuyalım mı beraber?"
"Zaten hep öyle değil mi?"
Berkin cevap vermedi ama ayağa kalkıp durunca evet dediğini anladım. Ben onun önüne geçtim ve önünden yürüdüm. En sonunda odaya geldiğimizde ikimiz de yatağa girdik. O hep olduğu gibi kafasını boynuma gömüp koluyla belimi sararken bende yan bir şekilde yatıyordum.
Bugün bin türlü şey olmuştu ve sonlara doğru da herşey açığa varmış, daha güzel olmuştu. Artık gerçekten biz diye bir şey vardı. İkimiz vardık ve gerçektik...
***
Umarım bölümü sevmişsinizdir, ki bence sevdiniz dldkdkkskk. Bir dahaki bölümde görüşmek üzeree🤍
Bölüm etkileşimi
