21. bölüm / 21
Stadyum'da Aşk Başkadır19. BÖLÜM
Bölümler 21Şu an: 19. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM701 kelime
- 2 2. BÖLÜM996 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.084 kelime
- 4 4. BÖLÜM1.393 kelime
- 5 5. BÖLÜM2.174 kelime
- 6 6. BÖLÜM2.749 kelime
- 7 7. BÖLÜM2.002 kelime
- 8 8. BÖLÜM2.100 kelime
- 9 9. BÖLÜM2.072 kelime
- 10 10. BÖLÜM3.203 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.070 kelime
- 12 12. BÖLÜM2.519 kelime
- 13 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN & EMİR)968 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.141 kelime
- 15 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN& EMİR)949 kelime
- 16 14. BÖLÜM2.308 kelime
- 17 15. BÖLÜM2.763 kelime
- 18 16. BÖLÜM2.776 kelime
- 19 17. BÖLÜM2.728 kelime
- 20 18. BÖLÜM3.339 kelime
- 21 19. BÖLÜM2.734 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba aşklarımm😻 Bölümü hele şükür attım artık huzurluyum, bayramda rahat olacağım sksksks. Bu arada bundan sonra bölüm aralarını bu kadar fazla uzatmayı hiç düşünmüyorum. Umarım düşündüğüm gibi de olur, yani çok fazla uzamaz. Neyse sizi sıkmayacağım bölüm sonuna zaten yazdım.
İyi okumalar🏖️☀️
***
Güneşin güzel ışıkları gözüme vururken yeşil gözlerimi aralarım, gözlerimin önüne ilk perde düştü, sonra da düzenlice alınan nefesler. Bu nefeslerin sahibi gönlümü çalan, artık sevgilim olan kişiydi. Yani Berkin. Berkin kolunu belime sarmıştı ve eli karnımın üzerinde duruyordu, sırtım ise onun kaslı göğsüne yaslıydı. Nefes alması ile birlikte göğüs kafesinin havalanmasıyla bende aşırı yavaş olacak şekilde hareket ediyordum. İkimiz de yan bir şekilde yatıyorduk ve onun burnu benim ensemdeydi, galiba yüzünü de uzun saçlarım kapatıyordu.
Onu uyandırmamak için yavaşça kafamı arkama çevirdim ve aynı dediğim gibi saçlarım yüzünü kapatmış bir şekilde yatıyordu. Saçlarımı biraz kendime doğru çektiğimde yüzünü gördüm. O kadar huzurlu görünüyordu ki, hayatındaki en güzel uykuyu uyuyormuş gibiydi. Bu beni çok mutlu ediyordu çünkü bu huzurun sebebi büyük ihtimal bendim. Çok saçma bile olsa kalbim bununla beraber hızlandı. Ayrıca karnımda da çok keskin bir ağrı vardı. Bunu umursamadan bu sefer de vücudumu ona döndürmeye çalışmam ile onun da uykusu açılmış olacak ki huzursuzca yüzünü hareket ettirdi.
Ancak bunun hemen ardından saçlarımın kokusunu almış olacak ki içine derin bir nefes çekerek saçlarımı öptü. Bunu yaparken içine de derin nefesler alıyordu ki bu beni delik deşik ediyordu. Saçlarımı öptükten sonra da kafasını aşağı doğru eğip boynumu öptü. Kaç defa öptüğünü bile sayamamışken boynumu şişkin dudaklarıyla emdi. Sabah sabah bir anda beni öpmesi bence çok tatlı bir şeydi çünkü ben çocukluğumda da babamın veya annemin beni öperek uyandırmasını çok severdim. Tabii Berkin öptüğünde farklı bir etki oluyordu üzerimde de o ayrı. Beni şuan gömseniz gıkım çıkmazı mesela. "Berkin," dedim inleyerek.
"Efendim bebeğim," dedi. Bu sırada da boynumdaki tatlı işkencesini devam ettirip boynumu öptü. "Berkin dur," dedim yine aynı şekilde. Bu basit şeyde bile vücudum ona hemen tepki veriyordu. "Bebeğim çok güzel kokuyorsun ve inan bana dayanmak aşırı zor," dedi ve sonra da boynumu öpmeye devam etti. En sonunda da kafasını geri geçti ve bana doğru yaklaşıp yanağımın her iki tarafını da öptü. "Beni her sabah böyle öpecek misin?" diye sordum. Beni öpmeyi bırakarak yüzüme baktı ve kafasını yastığa koydu. Gülüyordu tabii bu süreçte.
"Evet bebeğim neden olmasın?" dedi geri çekilip kafasını yastığa koyarken.
"Alışırım ama bak sonra?"
"Alış güzelim, her sabah büyük bir istek ve şerefle seni öpebilirim," dedi sırıtarak. Gülerek alt dudağını da dişlerinin arasına alıp sıktı. Sonra geri bıraktı, ben neden ona dikkat ettim ki şimdi dalga geçecekti.
"Beni öpmek istiyorsan hiç bakmana gerek yok direk öpebilirsin bebeğim," dedi gülmeye devam ederken.
"Bunu zaten biliyorum bebeğim," dedim.
"Bana bebeğim demen çok seksiydi yalnız haberin vardır umarım?"
"Sen bir sapıklaştın mı yoksa bana mı öyle geldi?"
"Sana sapığım bebeğim sorgulayan mı var?!" dedi gülerken hafifçe sesini yükselterek.
"Tamam öyle olabilirsin ama başka türlü olmaz. Ne benden ilerisi ne gerisi olacak, sadece ben."
"Bebeğime bak sen benim neler diyorsun sen?" dedi anlamıyor gibi yaparak.
"Sen sadece benimsin diyorum."
"Oy yerim bebeğim benim, gerçekten bak yerim ben seni ha."
"Yeme ben yemek değilim."
"Ama çok tatlısın."
"Ha ona birşey diyemem ama ben yemek değilim."
"Evet sen benim bebeğimsin," dedi gülerek. Ne olmuştu buna? Beni mükemmel hissettiriyordu.
"Neyse ben üzerimi giyinmeye gidiyorum," dedim ve tam yataktan kalkarken özel bölgemde bir ıslaklık hissettim. Yine o zaman geldi, yani regl olmuştum. Belalı günler... Benim regl günlerim çok sancılı ve ruh gibi geçiyordu. Regl olduğumda sadece yatıyor ve bağırıyordum. Bağırmamın sebebi de özel günlerimde benim çok sancılı olmamdı. Bazen o kadar çok ağrıyordu ki karnım nefes alamıyordum, hatta bir keresinde bayılır gibi olmuştum. Bayağı fenaydı yani.
"Ne oldu güzelim neden kalkamadın?" diye sordu Berkin arkadan eliyle belimi desteklerken. "Lavaboya gitmem lazım karnım ağrıyor," dedim. Bu sırada beni yavaşça iterek ayağa kaldırdı ve yetmezmiş gibi kendisi de ayağa kalkıp önüme geldi. "Neden ağrıyor karnın?"
"Boşver," dedim. Çünkü utanmıştım. Aslında buna utanmak saçmaydı çünkü bu gayet normal bir şeydi ama utanıyordum işte.
"Regl mi?" diye sordu kafasını bana eğip gülümserken. Gamzeleri bile ortaya çıkmıştı. Birşey demedim ama 'Evet' dermiş gibi kafamı çok yavaşça salladım. Karnım şuan o kadar çok ağrıyordu ki gözlerim dolacak gibi oluyordu.
"Oy kıyamam bebeğime, gözlerin dolmuş. Ağrıdan mı? Hadi git ben buradayım. Ha birde bir şeye ihtiyacın olursa da bana söyle tamam mı güzelim?"
"Söylerim."
"Tamam güzelim hadi sen lavaboya git."
"Tamam.""
Odamdaki kendi kullandığım lavaboya gittim. İçeri girdiğimde regl olduğumu gördüm ki bu zaten çok belliydi. Her şeyimi hallettikten sonra Berkin'e kıyafet vermesi için seslendim.
"Berkin!"
"Bebeğim?"
"Bana giyinme odamdan kıyafet getirir misin?"
"Tabii bebeğim ama ne giyineceksin? Rahat bir şey mi olsun?"
"Evet!" diye bağırdım.
"Tamam bekle güzelim getiriyorum," dedi ve ayak seslerinden giyinme odasına gittiğini anladım. Bir dakika sonra ayak sesleri tekrardan geldiğinde kapıyı yavaşça çaldı ve bende kapıya yanaşıp azıcık açtım. "Teşekkür ederim," dedim gülümseyerek.
"Ne demek bebeğim görevim bu," dedi gülerek. Sonra kıyafetleri aldım ve kapıyı kapattım. Bana pembe rahat bir eşofman takımı getirmişti, bunlar oldukça rahattı. Giyindikten sonra saçlarımı ellerimle düzelterek topladım, en sonunda da banyodan çıktım. Odama adım attığımda Berkin'i odada göremedim. Büyük ihtimalle aşağıda olmuş olacak ki bende vakit geçirmeden aşağı indim. Mutfaktan sesler geldiği için de direk olarak oraya gittim. En sonunda mutfağa girdiğimde Berkin'i tezgahın önünde birşeyler yaparken buldum.
"Ne yapıyorsun?" diye sordum gülümserken.
"Bize kahvaltı hazırlıyorum bebeğim," dedi. Bende 'bebeğim' demesiyle daha çok gülümsedim ve kısık bir sesle kıkırdadım.
"Ne oldu?" diye sordu neye güldüğümü merak ederek.
"Bebeğim..." dedim kısık bir sesle.
"Ha anladım, sana bebeğim demem hoşuna gidiyor. Yerim seni ya ben, cidden yerim bak, çok tatlısın," dedi ve bana doğru dönüp belimden beni kendisine çekti, sonra da boynumdan öpüp geri çekildi. Deli gibi gülümsüyorduk ikimiz de, bu çok güzel bir şeydi.
"Ben sana hep Berkin mi diyeceğim?"
"Bilmem? Ne demek istersin?"
"Aşkım?"
"Aşkım," dedi güzel ses tonuyla. Hatta ses tonu o kadar seksi çıkmıştı ki onu burada aniden öpesim gelmişti. "Bu çok klişe ama sen bana ne dersen de hoşuma gider."
"Bilmem, aklıma hiç birşey gelmiyor bu geldi sadece."
"Olsun sen istediğini söyle bana, rahatsız olmam."
"Birşey diyeceğim konudan bağımsız olacak ama aklıma geldi. Şimdi bazıları yüzüne dokunulmasını pek sevmiyor yani bazı erkekler bende kitaplarda filmlerde filan görüyorum, rahatsız oluyorlar. Sen olur musun? Hatta benim Türkiye'de bir arkadaşım vardı, arkadaşım sevgilisinin yüzüne ona sarıldığında veya başka bir şeyde izin vermiyordu, sevmiyormuş. Sende öyle mi?"
"Şimdi şöyle, evet bende yüzüme hangi şekilde olursa olsun dokunulmasını sevmem. Ama konu sensen, istediğin kadar bana dokunabilirsin ki bu da benim hoşuma gider. Şunu unutma, sen benim için herkes değilsin bebeğim."
"Anladım," dedim.
"Peki ben birşey soracağım, tikin var mı?"
"Var."
"Öğrendiğim iyi oldu," dedi sırıtarak.
"Ya hayır sakın beni gıdıklama."
"Yok ya, ben hiç öyle yapar mıyım?"
"Bilmem ki?"
"Neyse birazdan hazır olur sen otur."
"Ne yapıyorsun ki?"
"Pankek, hamurunu yaptım şimdi pişireceğim de sende otur bak zaten karnın ağrıyor."
"Pankek çok severim ve oturmak istemiyorum."
"Tamam o zaman," dedi ve aniden aban dönüp kollarımın altından kaldırdı ve beni tezgahta önüne oturttu. "Ya bunu niye yaptın ki?"
"O kadar inatçısın ki bir şey diyince yapmıyorsun ama bu seni daha da çok tatlı yapıyor," dedi ve sonra da iki parmağıyla burnumu sıktı. ""Berkin birşey soracağım sizin şu Barcelona ile olan maçınız ne zaman?"
"Haftaya Cuma günü, umarım alırız maçı."
"Sen çok iyi oynuyorsun."
"Teşekkür ederim güzelim."
"Rica ederim. Peki sen şimdi Real Madrid'de oynuyorsun ya hani, Real Madrid'i mi tutuyorsun yoksa başka takım tutuyor musun?"
"Tutuyorum."
"Hangisi?"
"Trabzonspor."
"Ha doğru sen Trabzon'luydun. Duyduğuma göre Trabzon'lular arasında Trabzonspor hariç bir takım tutan yüzde bir ihtimalmiş. Gerçekten öyle mi?"
"Evet, çok zor bulursun orada memleket takımı hariç takım tutanı. Seninle oraya gitmek isterim, maça da."
"Bilmem ki, umarım bir gün gideriz ama. Çok güzeldir orası, deniz, yeşillik, bordo mavi, şive, kuymak, oraya ait yemekler horon filan çok güzeldir. Sen horon biliyor musun?"
"Tabii ki de, horon bilmeyen Trabzon'luyu sınır dışı edeler."
"O kadar mı?"
"Ya tabii ki hayır bilmeyenler de olabilir ama herkes bilir yani bu olması gerekendir çünkü Trabzon horonuyla bile ünlü bir yerdir."
"Güzelmiş."
"Öyledir, bir görsen."
"Umarım."
"Hadi pankek hazır yiyelim."
"Tamam," dedim ve tezgahtan inip yemek masasına oturdum. O da oturduktan sonra güzelce yemeye başladık.
"Ellerine sağlık mükemmel olmuş."
"Sağol bebeğim hep yaparım."
Gülümsedim. Sonra da yemeye devam ettik.
***
Yemeğin üzerinden bir saat geçiyordu, Berkin ile birlikte koltukta oturuyorduk. Ki bu sırada telefonum çaldı. Arayan Emir'di. Telefonu açıp kulağıma koydum.
"Alo."
"Yenge!"
"Ne oldu sakin ol," dedim gülerek. Berkin de telefondan kafasını kaldırıp bana bakıyordu.
"Yenge nasılsınız?"
"İyiyiz siz napıyorsunuz?"
"Hiç öyle Aşkın, ben, Gizem, Mert size geldik de kapıyı açsanıza."
Güldüm, gerçekten onlardan beklenirdi. "Tamam açıyorum." Dedikten sonra telefonu kapattım ve kenara koyup ayağa kalktım.
"Ne oldu?" diye sordu Berkin.
"Emir'ler filan gelmiş hepsi."
"Oha amına koyayım ne ara geldiler."
"Bilmem ki gidip açayım," dedim ve sonra da kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığımda karşımda Emir'lerin hepsini gördüm. Gerçekten de gelmişlerdi, iyi olurdu ki zaten gelmeleri. Hepsini çok seviyordum ama en çok Emir'i, hepsinden daha çok iyi davranıyordu ve arkadaşım ile sevgili olan da oydu. Emir'i sevmeyen mi vardı ki acaba?
"Hoşgeldiniz," dedim gülümseyerek. Kapıyı ve kendimi de geri çekerek girmeleri için onlara yer açtım. "Hoşbulduk yenge," dedi Emir içeriye girerken. Ardından diğerleri de içeri girdi ve hepimiz içeri geçtik. "Napıyon lan boynuzlu Berkoş?" dedi Emir bağırarak, tabii bu sırada gülüyordu. Hepimiz oturduğunda Berkin konuştu.
"Hayatımda daha önce hiç Berkoş kadar sikko bir kelime duymamıştım ama keşke öyle kalsaydı amına koyayım iğrendim lan ismimden."
"Olsun Berkoş birşey olmaz, sende bana Emoş de."
"Lan kes!"
"E nasılsınız?" dedi Gizem.
"Aynısından soracaktım," dedi Aşkın da ona katılarak.
"Çok iyiyiz, siz?"
"Sizi duyduk daha iyi olduk canlar," dedi Gizem.
"Neyi?" dedim.
"Bebeğim bizi işte," dedi Berkin bana bakarak.
"Ha, tamam da kimden ki biz dememdik."
"Sence?" dedi Berkin.
"Ha, şimdi anladım. Emir, " dedim onu işaret ederek. Onlar bizim sahte sevgili olduğumuzu bilmiyorlardı, yani sadece barıştık sanıyorlardı ama aslında sadece o da değildi. Acaba onlara anlatsak mıydı sahte başladığını ama sonradan gerçek olduğunu. Nasıl bir tepki verirlerdi acaba? Berkin'e sorsa mıydım?
Bunları daha fazla düşürmeyerek Berkin'e döndüm. "Bir içeriye gelebilir misin?"
"Tamam güzelim," dedi ve ayağa kalktık. Bende Aşkın'a dönüp konuştum. "Siz oturun biz geliyoruz."
"Tamam aşkım siz gidin," dedi Aşkın öpücük atarak, bende ona attım ve Berkin ile mutfağa gittik. Mutfağa girdiğimizde önüne geçtim ve konuşmaya başladım. "Berkin şimdi biz ilk sahte sevgili olmuştuk ya, diyorum ki bunu onlara söylesek mi? Onlar bizim yakınımız yani uzaktan biri değiller açıkçası, sence?"
"Benim bebeğim ne güzel düşünmüş, söyleyelim," dedi ve yanağıma şişkin dudaklarını bastırdı. Başım ani öpüşüyle dönmüştü, üzerimdeki etkisi buydu çünkü en anlamsız anda bile en ufak öpücüğünde hemen başım dönüyordu onun varlığı ile.
"İlk kim söyleyecek?" "Orada bakarız, sen nasıl rahat edersen."
"Tamam hadi içeri gidelim," dedim ve içeriye tekrar oturduğumuz yere gittik. İlk konuşan ben oldum. "Size Berkin ile birşey anlatacağız, yani bunu size anlatmamız gerek. Siz bizim en yakınlarımızsınız, sizden saklamak salaklık olur. Şimdi konuya ilk ben giriyorum, daha doğrusu hemen söyleyeceğim. Biz Berkin ile sahte sevgiliydik," bir anda böyle bir şeyi demek herkesi bozguna uğratmıştı. Berkin ile ben donan arkadaşlarımıza bakıyorduk, hepsi donmuştu.
"What?" dedi Gizem.
"Efendim?" dedi Aşkın.
"Ne diyorsunuz amına koyayım ne sahtesi?" dedi Emir.
"Hepsine katılıyorum," dedi Mert de son olarak.
"Şimdi şöyle, size tanışmamızı anlatmıyorum siz zaten biliyorsunuz. Neyse, ondan sonra biz başka bir maç çıkışında gazetecilere yakalandık ki bu açıklamayı siz biliyorsunuz sevgili olduğumuzu demişti Berkin. İşte orada sahte sevgili oyununu oynamaya başladık. Daha doğrusu böyle bir plan dahi yoktu Berkin orada söyledi bir anda bende böyle donmuştum. Sonra eve geldik açıklama yaptı filan, ama şimdi de geçen zamanla birlikte birbirimizi gerçekten sevmeye başladık. Şuan gerçekten sevgiliyiz ve bu kararı da dün gece aldık." O kadar uzun soluklu anlatmıştım ki sonunda derin bir nefes aldım.
"Nasıl yani siz gerçekten sevgili değil miydiniz?" diye sordu Aşkın.
"Evet, ama şimdi öyle değil," dedim.
"Sevindim ve ben size karışmam, söylediniz sonuçta. Arkanızdayım," dedi.
"Teşekkürler," dedim.
"Sağol baldız," dedi Berkin de.
"Rica ederim."
"Yani bende birşey diyemem sizi destekliyorum," dedi Gizem.
"Teşekkürler canım," dedim gülümseyip.
"Sağol sana da Gizem," dedi Berkin gülümseyerek.
"Yani şaşırdım gençler, beklenmez oldu da ne diyeyim. Birşey olmaz zaten mutlusunuz şuan," dedi Emir. Mert de aynı tepkiyi verdikten sonra bizde aynı şeyleri dedik ve sonra da normal konuşmaya başladık.
***
Aradan saatler geçtiğinde Emir'ler ile birlikte eve dönme kararı almıştık. Aslında çok gitmeyi istemiyorduk ama onlar evde sıkılıyoruz diyerek bizi zorlandıkları için bizde gitmek zorunda kalmıştık. Şuanda evdeydik hatta oturuyorduk ki Berkin'in telefonu çaldı. Telefonu çaldığında hemen hiç beklemeden koltuktan kalktı ve mutfağa gitti. Bende salonda Emir, Aşkın ve Gizem ile kalmıştım. Mert neredeydi onu da hiç kimse bilmiyordu, eve geldiğimizde ortadan kaybolmuştu ama Gizem biliyor muydu biz bunu bilmiyorduk.
Bu sırada bende Aşkın ve Emir'e baktım. Yan yana, Aşkın kafasını Emir'in göğsüne koymuş bir şekilde oturuyorlardı. Çok güzellerdi ve benim de bunu onlara demem lazımdı. "Çok güzelsiniz," dedim gülümseyerek.
"Teşekkür ederiz aşkım," dedi Aşkın gülerek.
"Ne demek bebeğim siz öylesiniz de dedim."
"Ya sağol aşkım," dedi Emir sesini incelterek. Hepimiz kahkaha atmaya başladık. En sonunda durduğumuzda Gizem konuştu.
"Emir salak mısın çocuğum?"
"Bebeğim bak bana ne diyor!" dedi Emir Aşkın'a Gizem'i şikayet ederek, birde ona parmak uzatmıştı küçük bir çocuk gibi.
"Emir mal mısın amına koyayım?" dedi Berkin. Tekrardan buraya gelmiş olacak ki kafamı sesinin geldiği yöne çevirdim. Yanıma doğru geliyordu, en sonunda yanıma ulaştığında aniden boynumdan öptü ve geri çekilip yanıma oturdu. Sonra da bana baktı. "Güzelim odaya çıkınca birşey konuşacağız tamam mı?" dedi.
"Tamam," dedim bende. Sonra da Emir ve Aşkın bize iyi geceler diyip odalarına çıktılar. Bizde ondan sonra biraz daha oturduktan sonra Berkin ile odamıza çıktık. Gizem hâlâ daha altta oturuyordu. Ona yarın niye böyle olduğunu soracaktım ama şuan olmazdı çünkü yanlız değildik.
***
Aşkın ve Emir günün ardından odalarına çıkmış uzanıyorlardı, daha doğrusu ikisi de uyuyacaktı ama uyku tutmuyordu. Emir bir anda Aşkın'a döndü. "Güzelim," dedi.
"Efendim?" dedi Aşkın güzel sesiyle.
"Bade'yle Berkin Trabzon'a gidecekler," dedi Emir heyecanla sanki o gidecekmiş gibi. İkisini de çok sevdiği için onlara olan şeyler aynı ona da olmuş gibi hissediyordu, onlara her zaman destek olmaya hazırdı.
"Ne?"
"Evet. Bu akşam Berkin'i birisi aradı da Berkin içeri gitti ya, yanımızdan kalktı hani, o arayan kişi Gül teyzeydi. Yani Berkin'in annesi, Berkin Bade'yle konuşurken konusu mu ne açılmış işte Bade gitmek istediğini mi demiş öyle birşey. Berkin de aramış annesini sabah demiş ki anne biz gelmek istiyoruz yani anlatmış daha doğrusu ona. Hem bayram da bu hafta Cuma günü, bayramda orada olurlar. Annesi de olur demiş şuan galiba yazdı çünkü. Dedi ki sizin haberiniz olsun gideceğiz diye, biletleri filan hepsini ayarlamış. Yarın gece gidiyorlar."
"Ne güzel ya, bende mutlu oldum. Bu arada düşünürsek ikisi ilk defa başbaşa bir yere gidiyorlar."
"He," dedi Emir.
"He," dedi Aşkın da onu taklit ederek. Sonra ikisi de kahkahayı patlattılar. En sonunda ise Emir konuştu.
"Bizde bir yere mi gitsek?"
"Nereye?"
"Bilmem, tatile gidelim İtalya'ya filan."
"Olabilir," dedi Aşkın da.
"He valla."
"Ama bayram bu hafta dediğin gibi annenlere gitmeyecek misin?"
"Annemler Bursa'da, Türkiye'ye şuan gitmeyi istemiyorum. Ama bayramdan sonra gideceğim. Sende gelirsin, tanışırsınız."
"Güzel olur."
"Tamam o zaman."
"Uykum geldi Emir."
"Uyu güzelim, iyi geceler," dedi ve Aşkın'ın yanağını öptü Emir. İkisinin de birbirine delicesine hissettiği bir aşkı vardı.
"İyi geceler, Emir."
***
Giyinme odasından çıktığımda yatağa girmeye giderken Berkin bir anda elindeki telefonu bir kenara atıp beni yataktan kalkıp durdurdu. "Bebeğim sana birşey diyeceğim," dedi en sonunda karşıma geldiğinde. "Ne oldu?"
"Bebeğim şimdi biz konuşuyorduk ya hani, sen Trabzon'a umarım gideriz filan dedin ya, bende annemi filan aradım. Bayağı biletleri filan da ayarladım, bayramda var hem bu Cuma günü, Trabzon'a gidiyoruz."
"Gerçekten mi?"
"Evet bebeğim. İster misin gerçekten?"
"İsterim de niye yaptın ki?"
"Sen istiyorsun diye."
Birşey demedim ve onun da demesine izin vermeyerek birden kollarımı boynuna sardım, hemde sıkıca. O da benim belimi sıkıca sarınca bacaklarımı kaldırdım ve beline sardım. Boynumu öptükten sonra da beni yatağa koydu, sonra da yanıma girdi. Yanağımı öpüp konuştu.
"İyi geceler, bebeğim."
"İyi geceler, Berkin."
***
Canlarım selaammm nasılsınız? Umarım iyisinizdir😻 Neyse buraları atlıyorum, sonunda bölümü atabildim gerçekten bunun için çok mutluyum. Bu arada bu süreçte kendimi biraz Maral Atmaca gibi hissettim ama olsun. Yani bölüm üç bin kelime olmadı, çokta bir olay olduğu yok ama zaten dediğim gibi bu bölüm böyle sakin, huzurlu mutlu olacak bir bölümdü. Heyecanlı kısımları şu Trabzon olayından sonra başlatmayı düşünüyorum. Bu arada bu sakinlikten sıkılan olursa da diyeceğim tek şey bu kitap zaten enerjik, sakin bir kitap. Yaz dizileri gibi, pek bir olayı yok kötü olan. Neyse çok konuştum işte, sizleri seviyorum, bayram değil ama şimdiden sizlere iyi bayramlar diliyorum🤍
Bayramınız mübarek olsun diyorum, sizleri seviyorum, kendinize dikkat edin❤️
Bölüm etkileşimi
