19. bölüm / 21
Stadyum'da Aşk Başkadır17. BÖLÜM
Bölümler 21Şu an: 17. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM701 kelime
- 2 2. BÖLÜM996 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.084 kelime
- 4 4. BÖLÜM1.393 kelime
- 5 5. BÖLÜM2.174 kelime
- 6 6. BÖLÜM2.749 kelime
- 7 7. BÖLÜM2.002 kelime
- 8 8. BÖLÜM2.100 kelime
- 9 9. BÖLÜM2.072 kelime
- 10 10. BÖLÜM3.203 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.070 kelime
- 12 12. BÖLÜM2.519 kelime
- 13 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN & EMİR)968 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.141 kelime
- 15 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN& EMİR)949 kelime
- 16 14. BÖLÜM2.308 kelime
- 17 15. BÖLÜM2.763 kelime
- 18 16. BÖLÜM2.776 kelime
- 19 17. BÖLÜM2.728 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 18. BÖLÜM3.339 kelime
- 21 19. BÖLÜM2.734 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Canlarımm merhabalarr 😻 Yeni bölümü hele şükür ki atabildim. Bu arada, birşey itiraf edeceğim. Bu bölümün hepsini bugün yazdım. Ksksksk cidden öyle, iki haftadır bir uyuşukluk vardı bende, bende bugün o şeyi bırakıp bölümü yazdım. Bir günde bitirdim bravo bana ksksksks. Neyse, iyi okumalarr🦋
Bölüm şarkılarıı👇👇
Cihan Mürtezaoğlu- Bir Beyaz Orkide
Leyla The Band- Yokluğunda
BADE MİREL
"Anasını sikeceğim o piçin."
Berkinin dediği şey ile ona baktım, şuanki tepkisi ve söylediği şeyler aşırı haklıydı. Artık onu gebertse bile birşey demezdim çünkü Arda, bu sefer gerçekten herşeyi bayağı abartmıştı. Sanıyordu ki Berkin ile ben anlamayacağız onun yaptırdığını, tabii ki de o yaptırmıştı. Birini tutmuştu ve o bizim fotoğraflarımızı çekip internete haber yapmıştı. Buna bende aşırı fazla sinirlenmiştim, nasıl böyle birşey yapardı ki? Tamam, karşıma çıkmalarına bile birşey demezdim ama buna derdim. Gerçekten de tam bir göttü. Berkin göt terimini aşırı doğru bulmuştu.
Bunları boşverip gerçekten konuşmam gereken kişiye baktım. Gözlerinden ateş çıkıyordu resmen, çok sinirliydi. "Berkin sana bu sefer tamam boşver demeyeceğim, çünkü çok sinirlisin biliyorum ama kendin için birazcık da olsa sakin ol," dedim. Bana baktığında hâlâ daha sinirliydi. "Sakin nasıl olayım lan? Piç götü fotoğraflarını çektirmiş birde gitmiş haber yapmış!"
"Haklısın kızmakta," dedim masum bir şekilde.
"Gizem de onu çağırmış!" dedi. Ona kızmamalıydı, ne olursa olsun o onun arkadaşıydı ve nasıl desem, pek bir suçu yoktu. Yani onu çağırmaması gerekiyordu ama sonuçta bizim aramızda olan şeyler onu ilgilendirmezdi.
"Ona kızma Berkin. Tamam ben dedikten sonra onu çağırmaması gerekirdi ama o onun ne olursa olsun arkadaşı ve bizim aramızda olan şeyler onu ilgilendirmez. Ona birşey deme yani," dedim yine masumca.
"Ben gidiyorum," dedi ve ayağa kalkıp giyinme odasına girdi. Bende hemen arkasından ayaklandım ve peşine gittim. "Nereye gidiyorsun?"
"O piçin anasını sikmeye!" diye bağırdı, o sırada siyah deri ceketini giyiniyordu, diğer kıyafetleri eşofman ve siyah tişörttü ama birşey olmazdı. Ceketini giyindi ve hemen odadan çıktı, tabii bende onunla çıkıyordum. Herkesin oturduğu yere yani salona gitti ve konuştu. "Gizem o götün evi nerede?" diye sordu Gizem'e bakarak. Gizem bir anda ona kafasını kaldırmıştı ve şaşkındı. Bu bakışlarından belli oluyordu.
"Kimin Berkin?" diye sordu.
"Arda," dedim kısık sesle.
"Onun adını ağzına alma!" diye bağırdı bir anda bana bakıp. Sonra da kafasını yeniden Gizem'e çevirdi. İlk defa bana kızgınlıkla bağırmıştı. Ne olursa olsun bir anda bağırdığı için şaşırmıştım.
"Niye vereceğim?" diye sordu Gizem.
"Senin bu göt arkadaşın varya, sizin buluşmanızda sadece Bade ile o varmış gibi fotoğraf çektirmiş birde haber yapmış. Bana onun adresini verir misin Gizem?" diye sordu kızgınlıkla.
"Kanka boşver gel otur," dedi Mert.
"Lan ne boşveri! Senin sevgiline yapsa Allah bilir ne yapardın şimdiye kadar!"
"Kanka bak sen futbolcusun, tanınıyorsun, yapma ne yapacaksın adamı mı öldüreceksin?" diye sordu Emir de.
"Evet lan, evet!"
"Oha amına koyayım hayır otur yerine izin vermem gitmene," dedi Mert.
"Lan bak sinirleniyorum uğraşmayın benimle verin bana adresi!" dedi Berkin büyük bir sinirle. Büyük ihtimalle siniri içinde git gide daha fazla büyüyordu. Onu anlıyordum çünkü bende sinirlendiğimde içimdeki sinir git gide daha fazla büyürdü.
"Adresi sakın verme Gizem," dedi Mert.
"Lan verin adresi bana!" diye bir anda bağırdı. Öyle bir bağırdı ki, sallanacaktık resmen. Bu adamdan nasıl böyle bir ses çıkmıştı?
Emir bana baktı, kaşlarını oynatarak fısıldadı. "Yenge," dedi. Büyük ihtimalle Berkin'i sakinleştirmem gerektiğini söylüyordu. Bende haklı olduğu için ve zaten sakin olmasını istediğim için Berkin'in yanına usulca yaklaştım. "Berkin," dedim kısık sesimle. "Berkin," dedim tekrar. Bana bakmıyordu, tam karşısında duran duvara bakıyordu. "Berkin, canım bana bakar mısın?" diye sordum. Ona canım demem ile birlikte usulca başını bana çevirdi, hâlâ çok sinirliydi ki gözlerinden belli oluyordu.
"Hadi gençler biz bir yürüyüş yapalım," dedi Mert ve ayağa kalktı. Onunla beraber diğerleri de ayağa kalktı ve Emir konuştu: "Bence de biz çıkalım," dedi ve çıktılar. Başbaşa kalmıştık, yeniden. Berkin'in tam önüne geçtim bana bakıyordu ve çok sessizdi. "Berkin," diye konuştum.
"Efendim," dedi kısık sesiyle.
"Birşey diyeceğim biz seninle yemeğe gidelim mi, veya alışverişe?"
"Hayır," dedi hemen.
"Neden?"
"Sinirliyim Bade! Çok sinirliyim, bana birşey deme!" diye bağırdı.
"Ama üzülüyorum ben sen böyle yapınca," dedim küçük Emrah bakışlarıyla beraber masum sesim ile.
"Üzül," dedi. Ne?
"Üzüleyim mi?" dedim gözlerimi doldurarak.
"Üzülme, " dedi bu sefer de.
"O zaman sende sinirlenme tamam mı?"
"Bade bak bana şöyle davranma! Ben sinirliyken bana böyle davr-" o sinirle konuşurken bende öne doğru uzanıp yanağından öptüm. Benim öyle yapmam ile susmuştu. Geri çekildiğimde bana dolu dolu bir şekilde baktığını gördüm, gözlerinde normal ifadeler yoktu. Aşkla ilgili şeyler vardı sanki gözlerinde.
"Berkin bak, sen şimdi ünlü birisin ve bir futbolcusun. Birilerini arayıp haberi yok edebilirsin veya onları, o haberi umursamayabilirsin. Ben öyle yapmaya çalışıyorum çünkü ve oluyor. Yani tamam bende sinirleniyorum ama önemseme, bunun gerçeği böyle değil çünkü bunun gerçeğinde biz varız. Bunu sende çok iyi biliyorsun," dedim.
"Biz gerçek miyiz Bade? Söyle bana biz gerçek miyiz? Hayır lan! Biz sahteyiz Bade. Gerçek değiliz. Sen benim güzelim değilsin, ilerideki çocuklarımın güzel kokulu annesi olmayacaksın, her sabah uyandığımda utanmadan sıkılmadan öpeceğim sevgilim değilsin çünkü biz sahteyiz. Ben istemem mi sanıyorsun gerçek olmamızı? Hayır, deliler gibi istiyorum lan! Çok istiyorum, ölüyorum ben bunun için. Ama olmuyor işte, çünkü bir anlaşma yaptık!" dedi.
Son dedikleri kalbimin kopmasına neden olacak şekildeydi ki dedikleri sadece çarpıntı yapmıyor, kalbimi de ağrıtıyordu. Dedikleri çok doğruydu, bzi gerçek değildik. Dediği şeylere içten içe çok kırıldım, bunu belli ediyor muyum etmiyor muyum bilmem ama umurumda değil. Ona kırılmam doğru değildi, o benim hiçbir şeyim değildi. Bunları düşünürken bile demin önce son dediği şeyler hâla daha heyecan yapıyordu, ne olursa olsun. Onu seviyordum, ki bunu belli de ediyordum bence ama dediği gibi sözleşme vardı. Aramızda olan bir sözleşme. Ben nereden bilebilirdim ki böyle olacağını.
"Haklısın," dedim. Gözlerim dolmuştu ve hatta olmasını istemediğim şey olmuş, sol gözümden bir damla yaş yanağımdan boğazıma kaymıştı. Berkin'in gözleri o yaşı takip etmiş ve yutkunmuştu. Birşey demeden yüzünü bana yaklaştırdı ve tam gözümün altından, ıslak olan yeri öptü. Sonra da yanağımı, bunu yaparken fısıldadı. "Üzülme güzelim, değmez." Bana demin önce sen benim güzelim değilsin demişti ama şimdi öyle diyordu. Şuan aşırı fazla ağlamak istiyordum ki kendimi tutamayıp hıçkırdım. Yüzünü benden çekti ve o da bana yorgun gözlerle baktı. Onun gözleri değil, kalbi ağlıyordu. Bu belliydi.
Daha fazla ağlamak isteğim ile geri çekildim ve yukarı çıktım. Giyinme odasından siyah montumu aldım ve aşağı indim. Berkin tam kapının kenarındaydı. Gideceğimi anlamış olmalı ki konuştu. "Bade, benim sahte sevgili olmamızı isteyen aklımı sikeyim! Tamam mı sikeyim! Lan üzülme, benim yüzümden üzülme," dedi. "Sana kırgın olmam bile o kadar saçma ki Berkin," dedim kısık sesimle. Bende kırgınlığım ile dışarı koşarak çıktım. Ona kırgın olmam aynı dediğim gibi saçmaydı, öyle olmamalıydı.
Dışarıda deli gibi yağmur yağıyordu, hemen ıslanmıştım. Bunları umursamayarak evin bahçe kapısından çıktım ve hıçkırarak ağlamaya başladım. Yağmur bize ağlıyordu bu gece. Biraz daha yürümem ile karşımda Emir'leri gördüm. Onları şuan görmemeliydim çünkü ağlıyordum, çok kötüydüm. Neden böyle olduğumuza ağlıyordum. Ve resmen bu gece ayrılık gibi birşey yaşıyorduk. Sanki gerçekten sevgili gibi. Montumun kapşonunu kapattım ve yanlarından hızlıca geçmeye çalıştım, ki Aşkın beni kolumdan çekip durdurdu.
"Seni görmedik mi sanıyorsun minik sincabım?" dedi Aşkın.
"Neden minik sincap?" diye sordu Emir yüzünü buruşturarak.
"Sırası mi şimdi mal!" dedi Mert de.
"Ya azıcık susar mısınız? Kız ağlıyor kör müsünüz!" dedi Gizem. Onun öyle demesiyle bende kendimi tutamadım ve yeniden sesli ağladım. "Lan cidden ağlıyor!" dedi Emir bağırarak.
"Emir bağırma!" dedi Aşkın.
"He yenge ya," dedi Mert de Aşkın'a katılarak.
"Ne oldu?" diye sordu Emir.
"Ne oldu yenge söyle de ağzına sıçalım o malın," dedi Emir tekrardan. Onu benim için karşılarına alacaklardı ben kötü birşey deseydim, canım arkadaşlarım.
"Birşey olmadı, sadece bazı şeyleri konuştuk ve ben farkına varmak istemediğim şeylerin farkına vardım. Üzüldüm, öyle yani," dedim. Onlara tam olarak dememiştim çünkü sahte sevgili olduğumuzu bilmiyorlardı.
"Başka birşey varsa söyle yenge," dedi Mert.
"Yok bu kadar ama beni yanlız bıraksanız, yürümek istiyorum."
"Yenge yağmur yağıyor hadi eve gidelim," dedi Emir.
"Evet hadi Bade eve gidelim," dedi Aşkın.
"Hadi canım gel," dedi Gizem.
"Siz gidin ya, ben geleceğim," dedim sinirlenerek.
"Tamam o zaman gidelim biz ama gel çok yürüme yenge," dedi Emir.
"Olur," dedim ve sonra da hepsi uyarı yapıp gitti. Bende yürümeye başladım. İlk defa Berkin'le böyle birşey yaşıyorduk. Ben ilk defa hayatımda kırılmamam gereken bir kişiye kırılmıştım, hemde haklı olduğu hâlde. Uzun zamandır da bu kadar ağlamamıştım. Ama hayatımda ne çok ağladığım kısımlar babam ve annem öldüğü zamana aitti. İlk babam ölmüştü, 16 Kasım 2016 tarihinde. Çok ağlamıştım, annemle yıkılmıştık ki zaten annemin hastalığı da ondan olmuştu.
16 KASIM 2016 HASTANE
Günlerden hangi gün olduğunu bilmiyordum, istemezdim de bilmeyi. Babam kanser olmuştu ve çok kötüydü, hatta ameliyattaydı. Annem ile yan yana yere çökmüş ağlıyorduk. İkimiz de berbat bir haldeydik çünkü babam, yaklaşık dört aydır kanserdi. 59 yaşındaydı, daha çok gençti. Eğer ona birşey olursa annemle hayatımız biterdi ve biz yok olurduk. Biz ağlamaya devam ederken ameliyat kapısı açıldı ve içeriden doktor çıktı. Doktorun çıkmasıyla ikimiz de ayağa kalkmıştık, annem elimi tutuyordu.
"Aysima Hanım eşiniz yani Ali bey, geçen beş saatin ardından söylemek istemiyorum ama maalesef ki kalbi durarak vefat etti."
Ne diyordu bu doktor? Ne diyordu, benim babama ne olmuştu?
"Efendim?" diye sordu annem.
"Eşinizin ameliyatta kalbi durdu ve..."
"Benim babamın kalbi nasıl durdu? Nasıl durdu benim babamın kalbi? O daha çok gençti, benim canım babamdı o! Ben nasıl dayanacağık. Babam benim canım babam!" diye bağırdım ve ağlayarak yere düştüm. Doktor bize birşey daha fazla birşey demedi ve gitti. Yanımıza hemşireler geldi. Annem düşmüştü ve bayılmıştı ama anneme asla bakamıyor, sürekli ağlıyordum. Annemi aldıktan sonra hemşire yanıma gelip beni kaldırmaya çalıştı.
"Bırak beni! Bırak! Benim babam gitti! Babam daha ben on sekiz yaşındayken gitti! Baba nasıl gittin sen benden, bizden!"
"Sakin oldun hanımefendi," dedi hemşire ama ben nasıl sakin olacaktım ki? İlk defa böyle birşey yaşıyordum.
Ağlamaya devam ederken tek düşündüğüm şey annemin de benden gitmemesiydi...
***
Babamın ölümü bayılmak gibiydi. Ama annemin ölümü benim için ölüm demekti. Çünkü artık hayatımda ikisi de yoktu ki ölmüş gibiydim zaten.
19 NİSAN 2019 HASTANE
Hayatım tam bir bok çuvalı gibiydi. Babam üç sene önce kanser yüzünden annem ve beni ameliyat ile terk etmişti. Ondan aylar sonra kendimize gelmiştik, sonra da eskisi gibi olmasa da yine yaşıyorduk. Şimdi de annem kanser yüzünden ameliyattaydı. Umarım sapasağlam çıkardı oradan, o illet yerden. Bende kötü ihtimalleri yine düşünürken ağlıyordum ki, doktor içeriden çıktı. Doktorun çıkmasıyla yerimden fırladım ve karşısına geçtim.
"Ne olsu, nasıl annem?"
"Hanımefendi anneniz..."
"Ne oldu anneme söyleyin!" diye bağırdım.
"Annenizin kalbi durdu..." Ne?
"Annemin neysi oldu?"
"Kalbi durdu."
"Deme, böyle deme lütfen. Ben ne yapacağım annemsiz, babam da yok. Ölü gibiyim ben! Annem yok babam yok, ıssızım! Ne olacak bana, onlarsız ben nasıl yaşarım! Nasıl ben yaşarım onlar yokken. Olmaz, bende öleyim onlar gibi!"
"Sakin olun, hanımefendiyi sedyeye yatırın ve sakinleştici yapın," dedi ve doktor gitti. Sonra ne olduğunu hiç hatırlamıyordum. Galiba bayılmıştım.
***
Çok kötü zamanlar geçirmiştim, ama sonra kendimi toparlamıştım. Öyle olması gerekiyordu. Onları hatırlayarak yine ağladım.
***
Bir saat sonra eve gelmiştim, şuan kapıdaydı. Kapıya elimi uzattım ve çaldım. Kapının açılması ile Aşkın karşıma çıktı. "Neredesin ya sen saatlerdir! Neredesin! Yanında telefonun bile yok!"
"Abartma bir saattir yokum," dedim ve içeri girdim. Kapıyı kapattı ve bana baktı. "Abartma mı? Götümüş başımıza çıktı sana birşey olur diye, sen burada abartma diyorsun!"
"İyi geceler," dedim ve umursamadan yukarı çıktım. Odaya girdiğimde Berkin'i odanın balkonunda sigara içerken gördüm. Berkin sigara içmezdi ki, ne alaka? Ben ona bakarken beni hissetmiş gibi kafasını çevirdi. Bende onun bana bakmasıyla giyinme odasına girdim. Siyah, saten, şortlu takımımı giyindim ve banyoya gidip yüzümü yıkadım. Sonra odaya geçtim ve yatağa girip Berkin'in tarafına döndüm. Çünkü balkon benim tarafımda kalıyordu ve ona bakmak istemiyordum.
Bir dakika sonra balkon kapısının açılma sesini duydum. Berkin şuan içeri girmişti ve kendi uyuduğu tarafına geçiyordu. Onun yatması ile bende ona arkamı döndüm ve cenin pozisyonuna geçtim. Berkin de bunu yapmam ile beni karnımdan tuttu ve kendine çekti. Şuan sırtım onun göğsüne yapışmış gibiydi, sıcaklığı beni öldürüyordu. Birbirimize ne kadar kırgın olursak olalım bunu yapıyor olmak çok iyi hissettiriyordu.
Birkaç dakika sonra da uykuya yavaş yavaş dalarken Berkin boynumu öptü ve fısıldadı: "Özür dilerim çiçeğim benim," dedi. Çok fazla düşünmedim çünkü kendimi uykuya bıraktım.
***
Sabah olduğunda Berkin yanımda yoktu, büyük ihtimal aşağıdaydı. Bunu umursamadım ve banyoya girip banyo yaptım. Sonra giyinme odasına girdim ve altıma koyu, bol, lacivert bir kot pantolon, üstüne yumuşak bir sarı olan bol, çizgili gömleğimi, onun da üzerine gri bol kazağımı giyindim. Saçlarımı perçemlerimi bırakarak üsten bir at kuyruğu yaptım. Hafif bi makyaj da yaptıktan sonra ayağıma kahverengi çizmelerimi giyindim, çanta olarak da küçük kahverengi bir çanta aldım. Birde trençkot aldıktan sonra tamamdım. Parfümümü ve takılarımı da taktıktan sonra güneş gözlüğümü çantama atıp aşağı indim.
Aşağı indiğimde herkes mutfakta yemek masasının başındaydı. Bende trençkotumu ve çantamı bir yere koyduktan sonra mutfağa gidip Berkin'in yanına değil de Emir'in sağ tarafına oturdum. "Günaydın," dedim. Herkes cevap vermişti, Berkin hariç. Umurmadım ve yemeğimi yemeye başladım. Yemeğimi de yendikten sonra konuştum. "Aşkın ben dışarı çıkıyorum, haberin olsun geç gelirim." Sonra da ayağa kalkıp trençkotumu koyduğum yere gittim ve giyinip çantamı aldım. Evden çıktıktan sonra tavsiye bindim ve Emir'e yazdım. Emir'in numarasını Berlin'den almıştım.
Siz: Emir Gizem'in numarasını bana atar mısın sende varsa?
Birkaç dakika sonra çevrimiçi oldu ve yazdı.
Emir: Var yenge atayım da ne oldu ki?
Siz: Hiç öylesine ya at sen hadi bekliyorum.
Emir: Tamam yenge bekle birazcık.
Birkaç dakika sonra attı.
Siz: Teşekkür ederim kanki.
Emir: Ne demek kanki.
Gizem'in numarasına girdim ve onu kaydettim. Sonra da yazdım.
Siz: Gizem ben Bade, bana Arda'nın numarasını atar mısın?
Kimseye deme ama.
Anında çevrimiçi oldu ve yazdı.
Gizem: Atarım tabii ki.
Attı ve bende yazdım.
Siz: Teşekkür ederim canım 💗
Gizem: Rica ederim🤍
Sonra taksiye söyledim ve Arda'nın kaldığı otele gittim.
***
Şuanda Arda'nın kaldığı odanın kapısındaydım, beklemeden kapıyı çaldım ve bekledim. Açıldıktan sonra gözleri açılan kapı gibi açıldı. Bu şakamı boşverdim ve konuştum. "Konuşmamız lazım, acil!"
"Gel," dedi ve içeri girdim.
"Şu haberi hangi boka yaptırdıysan çabuk siliyorsun."
"Ne haberi Bade?"
"Ne haberi mi? Yalan söyleme bana çabuk ara ve sildirt!"
"Ben yapm-"
"Nah sen yapmadın piç! Çabuk sildiriyorsun! Sevgilim ile senin yüzünden yaşamadığımız kalmadı piç!" Ona yaklaştım ve yakasından tutup ittim.
"Tamam," dedi ve birilerini aradı. Çabuk kabul etmişti. Niye ki acaba?
Konuştuktan sonra telefonu kapattı.
"Senin derdin ne?"
"Nasıl yani?"
"Senin derdin ne dedim! Amaç nedir?"
"Ben seni seviyorum hâlâ daha Bade."
"Ben seni sevmiyorum lan! Sevmiyorum, uzak dur benden de sevgilimden de!"
"Öyle deme Bade."
"Kes sesiniz! Çabuk buradan defol git ve bir daha da benim hayatıma asla girme. Ki bir daha böyle yaparsan, ağzına sıçarım şakasız," dedim ve odasından çıktım. Sonra da yeniden taksiye binip kendi evime gittim. Orada da üzerimi değiştirip uyudum.
***
Telefonumun çalma sesiyle gözlerimi açtım ve telefonu elime aldım. Aşkın arıyordu. Açtım ve konuştum.
"Ne oldu Aşkın? Uyuyordum," dedim.
"Bade çabuk kalk, sana birşey demem lazım."
"Söyle," dedim ayağa kalkıp.
"Berkin, sen gittikten bir saat sonra filan Emir ve Mert'e bara gidelim dedi. Onlar da olmaz filan diyince dedi ki tamam siz gelmeyin ben giderim. O öyle diyince de onlar da gitti ve demin önce biz Gizem ile bir haber gördük. Atıyorum sana gir bak kendin," dedi ve kapattı. Attığı şeye girdim ve habere tıkladım. Keşke yapmasaydım. Gördüğüm şey, Berkin ile sarışın bir kızın barda yakın bir şekilde oturduğuydu.Buna hakkım olmamasına rağmen sinirlendim ve üzerimi tekrar giyinip evden çıktım. Bar benim bildiğim bir yerdeydi ki hemen oraya gittim.
Geldiğimde hemen içeri girdim ve onların olduğu tarafa doğru gittim. Berkin'in yanında Emir, Emir'in yanında Mert oturuyordu ve Berkin'in yanında da o fotoğraftaki sarışın kız. Ama fotoğraftaki gibi değildi. Kız arkadaşlarıyla otuyordu ve Berkin de sadece karşısına bakıp içki içiyordu. Ama o fotoğraf? O fotoğraf demin önce çekilmişti, demek ki o zaman öyleydiler. Bir anda kız Berkin'e döndü ve ona yaklaşmaya çalıştı. Berkin de ona bakıp gülümsedi. Ona gülümsemesi ile ne kadar saçma olsa da olsun kalbime birşeyler battı gibi oldu. Gözlerimden yaşlar gelmeye başladı. Emir de kafasını benim olduğum tarafa çevirip beni gördü. Benim baktığım tarafa baktıktan sonra o da kafasını tekrardan bana çevirdi.
Sesini duymamıştım ama ağzını okuyabilmiştim.
"Hassiktir!"
***
Canlarımm evett hello melloo skksksksks. Bölümü umarım sevmişsinizdir. Bu arada, bölüm beğenileri düştü, bunu fark ediyorum ama olsun. Sırf öyle oldu diye bölüm atmayacak da değilim. Haftaya da yeni bölüm gelecek haberiniz olsun. Erteleme olmaz birşey olmazsa.
Canlarım bu arada, bir açıklama yapmam gerekiyor, bunu sonradan ekliyorum ama olsun. Bazılarınız sıkıldığını söylüyor, kavuşsunlar diyor ama şöyle düşünün. Kitabın akışı o yönde değildi, yani kitabı sevgili olmak konusuna bir anda çeviremezdim, şimdi çevirdim. Yani spoiler çok sevmemeye çalışıyorum ama dediğim gibi sevgili olacaklarsa da ona bir alt zemin hazırlamam gerekiyordu. Bu kadar diyeyim ilerisi spoiye gidecek.
Sizleri seviyorum kendinize dikkat edin🖤
Bölüm etkileşimi
