10. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Songur Talaz Yakut📈🙌

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: 10. BÖLÜM

Herkese iyi okumalarrr🌌✨

***

"Eski kocamı!"

Aşkın'ın dediği şey ile vücudum kaskatı olmuştu. Asla böyle birşey demesini beklemiyordum. Yıllar önce onu boktan bile daha beter bir hale getiren kişiyi görmek büyük ihtimal onun için berbat bir şeydi. Gerçi o varlığa kişi demek büyük bir hataydı! Gözlerim dediği şey ile faltaşı gibi açılmış, ağzım da yemek yermişçesine açılmıştı. Sağ elimle ağzımı kapatmıştım.

Ayağa kalktım ve daha rahat konuşmak için mutfağa gittim. Gerçi salondaki herkes bana meraklı gözlerle bakıyordu ama onları aldırmadan gitmeyi başardım. Mutfağa geldiğimde sonunda konuşabildim. Ağzımın üstünde duran elimi aşağı indirdim ve tezgaha kalçamı yasladım.

"Aşkın sen ne diyorsun? İyi misin ne oldu?"

"Onu gördüm. Balkona sigara içmeye çıkmıştım. Kafamı aşağı çevirmem ile karşı binanın girişinde onu gördüm. Resmen bana bakıyordu. Eskisi gibiydi bakışları. İğrenç. Ama kötü değilim Allah'a şükür olsun. Sırf bir gerizekalı için üzülemem. O kimde beni üzecek."

"Gerizekalı madem korkmuyorsun niye öyle bir anda savaş olmuş gibi konuştun?"

"Bir anda panikle oldu o. Zaten olay olalı daha on dakika oluyor. İyiyim merak etme."

"Ya sana birşey yaparsa? İspanya'ya gelmelisin bence çünkü her an karşına çıkabilir."

"Bana hiçbir şey yapamaz çünkü dışarıya çıkmıyorum. Ayrıca oraya gelmeyi hiç düşünmüyorum burada kardeşim ile mutluyum."

"Birşey soracağım. O seni nereden buldu da yeniden karşına çıkmaya cüret etti?"

"Hiç bilmiyorum. Tam bir gereksiz olduğu için beni bulabilir diye düşünüyorum Bade."

"Ya kızım bende sandım kaçırıldın! Kendine dikkat et birşey olduğunda hemen beni ara ve benim gitmem gerek çünkü içeride beni bekleyen ultra yakışıklı zengin kocam ve sevimli zengin ailesi var."

"Aman aman! Eskiden o yoktu! Bir saniye, ne dedin sen? Kocam mı? Eğer ben yokken evlendiysen seni oraya gelip gebertirim!"

"On tane de çocuğum var, ama sana demedim."

"Aynen Bade. Görüşürüz kendine dikkat et öpüyorum seni," dedi öpücük sesi yaparak.

"Sende dikkat et bende öpüyorum seni," dedim ve bende öpücük sesi yapıp telefonu kapattım. Kalçamı tezgahtan çektim ve salona gittim. Salona geldiğimde herkesi bana meraklı gözlerle bakarak buldum. Tekrardan Berkin'in yanına oturdum. "Kızım ne oldu kötü birşey değildir umarım," dedi Gül teyze.

"Bir sorun yok Gül teyze. En yakın arkadaşım aramızda olan bir şakayı dedi de bir anlık şaşırdım. Ama kötü birşey değil yani aramızdaki birşey" dedim.

"Tamam kızım."

Herkes yine konuşmaya dönünce Berkin de sol elini sağ bacağıma koyup okşar gibi yaptı. Kulağıma eğilip "Kötü birşey sandım," dedi. Bende ona yaklaştım. Nefesi kulağıma vuruyordu. Ben ise onun sağ yanağına doğru yanaşmıştım.

"Sen merak mı ettim beni sevgilim? Bence bana aşıksın," dedim alayla.

"Öyle olmasını mı isterdin?" dedi ve bunu derken bacağımı okşamayı bırakıp bacağımı sıktı. Suratında muhteşem derecede aşık olunası bir gülüş vardı. Bu çocuk gülmemeliydi. Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Bu hayatımda ilk defa oluyordu. Ayrıca bacağımda olan eli de olmamalıydı.

"Asıl sen sana aşık olmamı mı isterdin bebeğim?" dedim yine alaylı bir sesle. Bacağımı sıkmayı bırakıp elini bacağımdan çekti. Benden uzaklaştı ve cıkladı. Bende geri çekildim ve Ece ablaya yani Berkin'in ablasına baktım. O da bana baktı.

"Canım siz büyük ihtimal Berkin ile beraber uyuyorsunuz. O yüzden yatağınızı beraber hazırladım sorun yok dimi?"

"Hayır tabiki de biz beraber uyuyoruz zaten," dedim gülerek. O gülüyordu.

"Tamam canım," dedi ve bu sırada kocası Alvin ayağa kalkıp yerde oyun oynarken uyuya kalan kızını kucağına aldı. Bzie baktı ve konuştu.

"So, if there is no problem, I am going to put my daughter to bed. Good night my sweet family. (Demek bir sorun yoksa bende kızımı yatmaya gidiyorum. İyi geceler tatlı ailem.)" dedi Alvin.

"Good night Alvin. (İyi geceler Alvin.)" dedi Berkin. Alvin gülümsedi ve salondan çıktı.

Gül teyze de ayağa kalktı. "Çocuklar ben yorgunum, malum uçak yolculuğu yaptık. Uyumaya gidiyorum size iyi geceler," dedi ve salondan çıkıp o da gitti. Ece abla da bize baktı.

"Gençler! Bende yatmaya gideceğim, isterseniz size odanızı göstereyim sonra isterseniz siz yine oturursunuz burada," dedi Ece abla.

"Yok ya bizde oturmayız zaten yorgunuz. Sen odayı göster bize uyuyalım," dedi Berkin ve ayağa kalktı.

"Tamam gelin siz," dedi Ece abla ve o da ayağa kalktıktan sonra bende kalktım. Salondan çıkıp merdivenlerden üst kata çıktık. Üst katta çok güzeldi. Ev çok güzel dekore edilmişti. Merdivenin sağ tarafında küçük bir koridor vardı ve koridorda üç tane oda vardı. En sondaki odaya gitti Ece abla. Odaya girip ışığı açtı ve sonra bizde girdik.

"Bu oda sizin, ben yatmaya gidiyorum. İyi geceler canlarım," dedi ve odadan çıkıp kapıyı kapattı. Oda gri ve beyaz renklerindeydi. Yatak bembeyazdı. Dolap açık gri. Oda genişti ama çokta küçük değildi. Pencere vardı ama dışarısı gözükmüyordu çünkü beyaz bir perde vardı. Yatağın karşısında dolabın renginde makyajı masası vardı. Önünde ise beyaz bir puf.

"Ben valizleri getiriyorum tamam mı bekle beni," dedi Berkin ve kapıyı açtı.

"Tamam," dedim ve o da çıktı.

***

Bir dakika sonra üç tane valiz ile odaya gelmişti. İkisi benim biri onundu. Gittiğim her yere fazla kıyafet ile giden bir insandım. Kapıyı kapatıp valizleri dolabın önüne koydu.

"Nasıl giyineceğiz?" dedim.

"Arkamızı dönerek," dedi ve üstündeki tişörtü çıkardı. Üstünü değiştireceğini anladım ve arkamı döndüm. Yatakta oturuyordum. Bir dakika geçmeden 'tamam' dedi ve ayağa kalkıp ona döndüm. Siyah bir eşofman giyinmişti. Üzerinde yine birşey yoktu. O da arkasını dönüp yatağın içine girdi. Yani yattı. Bende üzerime siyah bir eşofman ve beyaz mini bir crop giyindim. Evde değildik o yüzden burada gecelik giyemezdim. Daha doğrusu burada rahat edemezdim. Saçlarımı düzeltip ve ışığı kapatıp yatağa girdim. Bugün iyi ki yolculuk var diye makyaj yapmamıştım. Eğer yapsaydım büyük ihtimal şuan onu silecek halim olmazdı çünkü uykum vardı. Yorgundum.

Benim yatmam ile Berkin de bana döndü. Sağ kolunu yastığın altına koymuştu ve yan yatıyordu. Bende sol kolumu yastığın altına koymuştum ve yan yatıyordum. "İyi geceler," dedi.

"İyi geceler Berkin," dedim ve ona arkamı dönüp yan yattım. Bunu ben yatarken sürekli döndüğüm için yapmıştım.

***

Yarım saat sonra uyuyamamıştım ama Berkin büyük ihtimal uyuyordu çünkü nefes alış verişi düzenliydi. Bir anda bana yaklaştığı hissettim. Sol kolunu belime sardı ve sırtımı göğsüne yasladı. Burnunu saçlarımın arasına soktu ve fısıldadı.

"Uyu artık yavrum," dedi. BİR SANİYE. BANA YAVRUM DEDİ, EVET DEDİ!

Neyse, uykum vardı ve bu durumu daha fazla abartamazdım çünkü yorgundum. Neden bilmiyorum ama o bunu yaptığında gözlerim kapanmaya başlamıştı.

***

Alnımın üstüne vuran bir nefes ile gözlerimi açtım. Bu sefer de ben Berkin'e dönmüştüm. Burnum onun çenesine geliyordu ve onun burnu da alnımın üstüne geliyordu. Sol kolu dün geceki gibi hâlâ daha belimdeydi ve vücutlarımız adeta yapışıktı. Ona şaka olsun diye kafamı çektim ve boynuna yaklaşarak boynuna üfledim. Birkaç kere daha bunu yaptığımda gözlerini açtı ve güldü. Şuan felaket bir şekildeydi.

Mavi gözlerini çevreleyen uzun, kıvrık kirpikleri yine birbirine karışmıştı. Dudakları uyumanın verdiği etki ile şişkindi. Küçük ve düz olan burnu tam yüzüne uygundu. Çok güzeldi, burnu bile! Koyu kumral saçları yine dağılmıştı. Çok yakışıklı bir kişiydi.

Gül teyze'nin oğlu aşık olunacak cinstendi.

"Niye öyle bakıyorsun? Yoksa aşık mı oldun?" dedi alaylı bir sesle.

"Hayır ama çok yakışıklısın. "

"Sağol," dedi ve yataktan kalktı. Hâlâ daha gülüyordu. "Sende kalk hadi ilk sen giyin," dedi. Başımı 'tamam' anlamında salladım. Ayağa kalktım ve valizden açık mavi, kalçadan sonrası bollaşan bir pantolon aldım. Üzerine ise beyaz gömlek ve onun da üstüne gri renkte kısa kürk aldım. Kıyafetleri acilen yerleştirmem lazımdı. Üzerimi giyindim ama kürkü hâlâ daha giyinmemiştim. Onu dışarı çıkarsak giyecektim ki çıkacaktık bence. "Giyindim dönebilirsin," dedim.

Berkin bana döndü ve beni süzdü. Sonra bende valizden makyaj çantamı çıkarıp makyaj masasına koyup önündeki pufa oturdum. Yüzüme fondöten ve birkaç tane daha makyaj malzemesi sürdüm. Yeşil gözlerimi çevreleyen uzun ve kıvrık kirpiklerime maskara sürdüm. Dudaklarıma kırmızı bir ruj sürdüm. Uzun, koyu sarı saçlarımı ise tepeden bir at kuyruğu yaptım. Saçlarımdan çıkan perçemlerimi düzelttim ve ayağa kalktım.

Berkin de giyinmiş yatağın üzerinde beni izliyordu. Üzerinde siyah bir kumaş pantolon, onun da üzerine siyah bir tişört vardı. Ayağında ise beyaz marka spor ayakkabıları vardı. Bende valizin yanına gittim ve içinden siyah kısa çizmemi çıkardım. Daha doğrusu pantolon uzun olduğu ve ne çok bol ne çok dar olduğu için kısa almıştım yanıma. Onları giyindim ve Berkin'e baktım.

"Nasılım," dedim etrafımda dönerek.

"Muhteşem," dedi gülerek. "Berkin dışarı çıkacak mıyız?" diye sordum çünkü çıkacaksak çanta alacaktım yanıma.

"Evet güzelim," dedi. Bende diğer valizden siyah, yandan takılan çantamı alıp yatağın üzerine koydum. Deriydi ve minikti. Parfümümü sıktım ve çanta ile kürkümü elime aldım. Berkin'e baktım. O da ayağa kalkmıştı ve kapıyı açıyordu. Her zamanki gib iilk ben çıktım ve sonra o çıktı.

Aşağı indiğimizde çantam ile kürkümü vestiyere koydum. Berkin bu sırada mutfağa girmişti çünkü mutfaktan sesler geliyordu. Bende mutfağa doğru yürüdüm. Ayrıca topuklu çizmemden de bütün kadınların aşık olduğu o ses çıkıyordu. Bu sese bende aşıktım. Bu sırada bende mutfağa girmiştim. Gül teyze ile Ece abla mutfak tezgahının önünde birşeyler yapıyorlardı. Galiba kahvaltı ile ilgili şeylerdi. Berkin de mutfak masasının sandalyesine oturmuş telefona bakıyordu.

"Günaydınn," dedim yüksek ve enerjik bir sesle. Bunu demem ile Gül teyze ve Ece abla bana döndüler. Çok tatlı bir şekilde güldüler.

"Günaydın canım, rahat uyuyabildin mi gece?" dedi Ece abla. Bu sırada önündeki yaptığı şeye bakmıştı ama hâlâ gülüyordu. Gül teyze de döndü önüne.

"Uyudum uyudum, çok teşekkür ederim çok rahattı," dedim ve yanına gidip ona yandan kollarımı sardım. Yanağından da öptüm.

"Canım benim rica ederim, " dedi ve o da bana dönüp yanağımdan öptü. Sonra bende kollarımı çekip Berkin'in yanına gittim. Ablası da işine dönmüştü. "Kızım günaydın," dedi Gül teyze. Gülümsedim. "Sana da günaydın Gül teyze," dedim. Berkin'in yanına gittiğimde telefondan kafasını kaldırıp bana baktı. "Aşkım sana da günaydın," dedim ve yanağına eğilip yanağını öptüm. "Kız oda da demedin mi günaydın diye?" diye sordu Ece abla.

"Demeyi unuttum giyineyim makyaj yapayım derken öyle gitmiş aklımdan," dedim ve Berkin ben bunu derken gülmüştü bana. "Eğil," dedi bana Berkin. Dediğini yapıp ona eğildim. Yanağıma çok güzel bir öpücük kondurdu. "Sana da günaydın güzelim," dedi. Bende tatlılığına dayanamayıp öbür taraftaki yanağını öptüm. Gülümsemesi genişledi, yanağındaki gamzeleri muhteşem görünüyordu.

Gül teyze ve Ece abla masaya geldiler ve masaya ellerindeki patates kızartmasını koydular. Bende eğildiğim yerden kalkıp masaya baktım. Türk kahvaltısına ait şeyler vardı. Gül teyze ve Ece abla oturdular. "Abla Ela nerede?" diye sordu Berkin.

"Odamda telefona bakıyordu en son, Bade sen gidip getirir misin onu?" dedi Ece abla.

"Ben getiririm yorulmasın o," dedi Berkin. Tam sandalyeden kalkacağı sırada omuzlarından tuttum ve yeniden oturdu.

"Ben alırım yorulmam da merak etme," dedim ve ellerimi çekip mutfaktan çıktım. En üst kata geldim ve ev üç katlıydı. Biz ikinci katta kalıyorduk. Çocuk çizgi filmi sesi gelen odaya girdim ve Ela'yı gördüm. Yatakta yüzüstü yatırdıyordu ama bacaklarını kırıp havaya kaldırmıştı. Bir ileri bir geri sallıyordu. Telefonu de iki elinin arasına tutuyordu. Yanına gittim ve ona eğilip saçlarına öpücük bıraktım. "Güzelim, hadi gel kahvaltı edeceğiz," dedim.

Bana döndü.

"Yenge, yemek mi yiyceş," dedi bana tatlı sesiyle.

"Evet bebeğim yemek yiyceş," dedim yanağını öpüp.

"Damam yengecim, telefonu kalatabilir mişin şen," dedi bana telefonu uzatarak. Telefonu elime aldım ve kapattım. Sonra da Ela'ya doğru eğildim ve onu kucağıma aldım. Kollarını bana sarmaya çalıştı ve kafasını göğsüme yatırdı. Bende beline kollarımı sardım. Minicik birşeydi ve çok güzel kokuyordu. Çocuk kokuyordu, çok tatlıydı zaten. Kafasına yine bir öpücük kondurdum ve aşağı inmeye başladım. Aşağı inince mutfağa girdim. Herkes bana baktı. Berkin güldü ve konuştu.

"Ne çok yakıştı sana," dedi Gül teyze.

"Kendisi çok güzel çünkü."

"Sen çirkin misin güzelim?" dedi Berkin.

"Hayır ama onda çocuk güzelliği var."

"Canım sen ver Ela'yı da ye yemeğini," dedi Ece abla.

"Hayiy anne ben yengemin kucağında duyucam," dedi Ela bana daha çok sarılarak.

"Aşkım sen kucağımda mı durmak istiyorsun?" diye sordum Ela'ya bakıp. Güldüm ona.

"Eyet yengecim, ben seni çok seyvim."

"Aşkım bende seni çok sevdim. Ayrıca istediğin kadar kucağımda durabilirsin sen benim prensesimsin," dedim ve ona daha sıkı sarıldım. Sonra da Berkin'in yanındaki sandalyeyi çekip oturdum. Kucağımda çocuk varken rahat yiyebiliyordum çünkü Türkiye'deyken bir tane arkadaşımın çocuğu vardı ve ona bazen yardım ediyordum. Onun yüzünden alışmıştım çocuğa. Çocuk bakmak ne kadar güzel bir şey olarak gözükse de çok yorucu birşeydi.

***

Kahvaltımızı yaptıktan sonra çay içiyorduk. Kucağımda oturan minik prensese yaklaştım ve ona baktım. Saçlarını arkadan elimle okşuyordum. Çok yumuşaktı saçları. Ona doğru yaklaştım.

"Yengesinin prensesi doğmuş mu?" dedim gülerek. Sesimi çok yumuşak bir tona getirmiştim. Bana baktı ve güldü.

"Çok doydum yengecim," dedi ve kollarını havaya kaldırdı.

"Yenge yesin seni," dedim ve yatağın öpüp sarıldım. O da bana sarıldı. Çok tatlıydı.

"Dayıcığım görüyorum da sattın beni yengene," dedi Berkin. O da gülüyordu.

"Şeni şatmadim dayişim, şeni de çok şeviyorum ama yengem şonuşta iyk defa geldi buraya. O yüsden," dedi tatlı ve yumuşak sesiyle.

"Birşey soracağım Alvin abi nerede?" diye sordum.

"Alvin işe gitti, o akşam geliyor eve normalde ama bu gece eve gelmeyecek. Arkadaşlarıyla kalacakmış," dedi Ece abla.

"İyiymiş."

Sonra Ela kucağımdan inmeye çalıştı ve bende daha çok yorulmasın diye indirdim. Minik minik adımlarla içeriye gitti. Sonra masaya baktım.

"Bugün bir yere gidecek miyiz?" diye sordum.

"Sen nereye istersen oraya gideceğiz," dedi Ece abla.

"Ece abla şöyle birşey söylemek isterim ben daha önce Londra'ya çok geldim ve buradaki her yeri gezdim sayılır. O yüzden özel olarak bir yere gitmeyi istemem. Size de uyarsa tabi," dedim.

"Aslında bize bu daha çok uyuyor. Annem ve Berkin buraya daha önce çok geldikleri için onlar da her yeri gezdi. E ben zaten burada yaşıyorum. O yüzden benim sadece seni getirmek istediğim bir yer var. Anladığım kadarıyla alışveriş yapmayı seviyorsun. Burada çok iyi giyim markaları olan bir sokak var. Oraya gidip gezelim diyorum," dedi Ece abla da.

"Alışveriş çok severim bana uyar," dedim.

"O zamann hazırlanın gidiyoruz hadi bakalım!"

***

Ece abla mutfak masasını tek başına kaldırmıştı. Galiba misafiriz diyeydi. Neyse, Ece abla ve Ela birde Gül teyze giyinmeye gitmişlerdi. Bazı zaten Berkin ile giyinmiştik. Ben vestiyerde olan kürkümü alıp giyinmiştim, çapraz siyah ve deri mini çantamı da kürkün üzerinden takmıştım. Elimde telefon ile oturuyordum. Berkin de yanımda oturuyordu. Üzerinde siyah kumaş pantolonu ve siyah tişörtü vardı. Siyah tişörtün üzerine bol sweatshirt giyinmişti ve onun da üzerine siyah deri mont giyinmişti. Ayağında marka beyaz spor ayakkabıları vardı. Saçları dağınıktı ki şunu diyeyim, ona dağınık saç yakışıyordu.

Birkaç dakika sonra Ela geldi. Üzerine siyah uzun kollu elbise giyinmişti., altına ise siyah külotlu çorap. Ama güzel bir kız olduğu için ona yakışmıştı. Saçları açıktı. Ayağında siyah uzun bot vardı ve üzerinde de siyah bir şişme mont. Çok tatlıydı şuan. Berkin'e döndüm. Elimdeki telefonu Berkin'e uzattım ve konuştum. "Bize fotoğraf çeker misin?"

Bunu derken Ela'nın yanına gitmiştim. Onun boyuna eğildim ve sağ kolumu beline sardım. Bana baktı gülümsedi. "Aşkım fotoğraf çekileceğiz tamam mı? Poz ver," dedim yanağından öperek. Kafasını 'tamam' anlamında salladı. Onu kendime çekerek dizimin üzerine oturtturdum. Kollarını boynuma sardı bende kollarımı belinin iki tarafına sardım. Berkin bu sırada çekti. Bende yanağını öptüm. Tabi bu sırada da çekti.

Ayağa kalktım ve telefonumu alıp çektiklerine baktım. Çok güzeldik. Sosyal medyaya girdim ve fotoğrafları paylaştım. Altına ise 'Prensesim 🤍' yazıp paylaştım. Telefonumu çantama attığımda Gül teyze ve Ece abla gelmişti. Ece abla da kızı gibi giyinmişti, üzerinde sadece siyah kaban vardı. Gül teyze de altına siyah deri pantolon, üstüne siyah kazak giyinmişti. Onun da üzerinde siyah deri ceketi ve siyah çantası vardı. Yandan takmalı çanta. Sarı saçları açıktı.

"Hepiniz çok güzel oldunuz," dedi Berkin.

Hepimiz teşekkür ettikten sonra kapıdan çıkıyorduk. Kapıdan çıkarken Berkin ile ben en önlerinde gidiyorduk. Arabaya gidiyorduk bu arada. Berkin bir anda kolunu boynuma sardı ve beni kendine çekti. Alnıma öpücük kondurdu. Tabi bu sırada yürüyorduk. "Maşallah size," dedi Ece abla.

Ona kafamı çevirip gülümsedim. "Teşekkür ederizz," dedim ve önüme döndüm. Bu sırada arabaya gelmiştik. Arabaya oturduktan sonra arabayı sürmeye başladı Berkin.

***

Dört saat süren bir alışverişten sonra eve dönmüştük. Cidden en güzel markaların olduğu bir caddeye gitmiştik ve ben çok şey almıştım. Neyse, şuan evdeydik ve Ela uyuyordu. Yorulmuştu hatta biz orada gezerken o dayısının kucağına çıkıp göğsüne kafasını yaslamıştı. Çok güzel görünüyorlardı orada. Bir baba ve kızı gibi. Gül teyze de uyumaya gitmişti.

Ben eve gelince üzerime pastel sarı eşofman takımı giyinmiştim. Berkin de yorulmuş olmalı ki o da uyumuştu. Ece abla, birde ben mutfaktaydık. O yemek yapıyordu ve bende pek birşey anlamadığım için sadece duruyordum.

"Ece abla birşey soracağım, Berkin'in benden önce hiç sevgilisi oldu mu?" diye sordum.

"Sana açık olacağım. Berkin on sekiz yaşındayken bir sevgilisi vardı. Aman sevgili dediğime de bakma, kız ile on gün sevgili olmuşlardı sadece. Neden ayrıldıklarını bile hatırlıyorum. Kız Berkin'i başka bir çocukla aldatmıştı," dedi ve güldü.

"Çapkın mıydı?"

"Yani Berkin yakışıklı bir çocuk ve çapkın da ama hiç buna darlanma. Berkin seni çok seviyor. Gözlerinden belli sana bakarken gözleri parlıyor. Senin de öyle. Bugün sabah birbirinize bakarken gözlerinizin içi parlıyordu. Çok da yakışıyorsunuz, o ayrı."

"Sonsuz destekçimizsin," dedim. İkimiz de güldük. Önündeki yaptığı şeye bakarken konuştu. "Hadi Berkin'i uyandır da gel bende annemle Ela'yı uyandırayım. Yemek hazır yiyelim yemeğimizi," dedi ve masayı hazırlamaya başladı. "Tamam," dedim ve mutfaktan çıktım.

Üst kata çıktığımda Berkin yatakta yoktu. Banyodan su sesi geliyordu, büyük ihtimal banyodaydı. Banyo kapısına yaklaştım ve kapıyı tıklattım.

"Berkin içeride misin?"

"Evet, ne oldu?"

"Yemek hazır," dedim ve bu sırada kapı açıldı. Bende zaten kapının dibinde olduğum için Berkin'in göğsüne çarptım. Muhteşem kokuyordu. Sonra geriledim ve ona baktım.

"Kapıyı açacaksan niye bana demiyorsun?!"

"Birşey olmaz zaten eninde sonunda açacaktım."

"Birşey olur Berkin, birşey olur. Bana deseydin geriye çekiliridim ve sana çarpmazdım!"

"Sakin ol güzelim. Birşey olmaz."

"Hiç bana güzelim filan deme, zaten biz gerçek sevgili filan da değiliz!"

"Bade sus güzelim," dedi ama sesi deminden daha sert çıkmıştı.

"Ne var? Yalan mı dediklerim? Biz gerçekten sevgili filan değiliz Berkin. Sen beni istediğin zaman öpemezsin, istediğin zaman gerçek sevgilinmiş gibi davranamazsın. Yeter! Ben senin sevgilin değ-"

Ben tam konuşurken beni kendine çekti ve öptü. Refleks olarak bende kollarımı boynuna dolamıştım. O da belimi tutuyordu. Bir anda kapı tıklandı. Dudaklarından ayrılmaya çalıştım ama izin vermedi. Kapıyı açmayınca bu sefer kapı açıldı. Kahretsin! Rezil olduk!

"Gençler, sakin olun bizde buradayız. Rahatsız etmek istemem ama yemek hazır," dedi Ece abla. Ve kapıyı kapatıp çıktı.

Sonunda ondan ayrıldım. Ona ne yaptın der gibi baktığımı biliyordum.

"Ablamın geldiğini duydum ve sana söylememe fırsat olmadı. Eğer sen sevgilin değilim deseydin büyük ihtimal yakalanmıştık. Belli olmasın diye yaptım sakin ol," dedi yumuşak bir ses ile.

"Tamam, bu sefer haklı bir sebepten dolayı oldu. Kızmayacağım," dedim ve odadan çıktım. Kalbim şuan öyle bir çarpıyordu ki, bunu anlatamazdım. Aşağı indim ve masaya oturdum. Sonra da Berkin indi ve o da yemeğe oturdu. Hepimiz sakin ve sessiz bir yemek yedikten sonra salona gittik.

Sakin bir oturmadan sonra herkes odasına gitti ve uyuduk.

***

Sabah olmuştu. Herkes uyanmıştı ve kahvaltının hazır olmasını bekliyorduk Berkin ile. Berkin bir sandalyede oturuyordu ve bende ayakta dikiliyordum. "Kızım tuz bitmiş," dedi Gül teyze.

"Evet anne farkındayım bende. Alvin gelmeyince de ben alamadım dün," dedi Ece abla da.

"Kızım sizin şu ileride market vardı. Ben bir gidip de geleyim," dedi Gül teyze.

"Anne ben giderim ya gerek yok senin gitmene," dedi Berkin.

"Yok oğlum bne bir gideyim gelirim," dedi ve mutfaktan çıktı. Kapının kapanma sesini duydum.

On dakika geçmesine rağmen hâlâ daha Gül teyze gelmemişti. İçim daraldığı için pencerenin önüne gittim. Kafamı sol tarafa çevirdim ve...

***

Canlarımmm benimmm merhabalarr. Uzun zaman sonra bu saatte bölüm atıyorum. Bu arada bülten olarak paylaşmıştım ama buraya da yazayım. Geçen hafta bölüm göndermemiştim ve 9. bölümü bu hafta paylaşmıştım. Sizden isteğim şu, 9. bölümü geçen haftanın bölümü. 10. bölümü de yani bu bölümü de, bu haftanın bölümü olarak görün. Yani bir hafta da iki bölüm paylaştım bu da güzel birşey. Açıkçası günlerdir bu bölümü yazıyorum.

Bakalım neler olacak bir daha ki bölüm? Bu arada bunu sadece özür için paylaştım önümüzdeki haftalar yine eskisi gibi her hafta bir bölüm olarak paylaşacağım. Umarım beğenirsiniz sizleri çok seviyorum 🤍

AŞKIMSINIZ❤️💋

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

448okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.