12. bölüm / 21
Stadyum'da Aşk Başkadır12. BÖLÜM
Bölümler 21Şu an: 12. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM701 kelime
- 2 2. BÖLÜM996 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.084 kelime
- 4 4. BÖLÜM1.393 kelime
- 5 5. BÖLÜM2.174 kelime
- 6 6. BÖLÜM2.749 kelime
- 7 7. BÖLÜM2.002 kelime
- 8 8. BÖLÜM2.100 kelime
- 9 9. BÖLÜM2.072 kelime
- 10 10. BÖLÜM3.203 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.070 kelime
- 12 12. BÖLÜM2.519 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN & EMİR)968 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.141 kelime
- 15 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN& EMİR)949 kelime
- 16 14. BÖLÜM2.308 kelime
- 17 15. BÖLÜM2.763 kelime
- 18 16. BÖLÜM2.776 kelime
- 19 17. BÖLÜM2.728 kelime
- 20 18. BÖLÜM3.339 kelime
- 21 19. BÖLÜM2.734 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Canlarımm iyi okumalar dilerimm🌌✨
Ay birde şarkı dinlemek isterseniz alta yazdıklarımı dinleyebilirsinizz😻
Yalın- Benimki
Bikinisinde astronomi (Kimin söylediğini tam hatırlamıyorum ama yazarsanız şarkı çıkar zaten.)
Bu kadar daha fazla aklıma gelen yok şuanlık😍
***
Yüzü acıya bürünmüştü...
Berkin yere düşmüştü ve şuan yerde acılı bir şekilde kıvranıyordu. Diğer takım dahil herkes başına toplanmıştı ve sağlık ekipleri bile etrafındaydı. Bende bir anlık şok ile donmuştum. Bütün taraftarlar bir ağızdan bağırıyordu. Herkes diğer takımın futbolcusuna yani onu düşüren futbolcuya küfürler yağdırıyordu. Sonunda hareket edebildim ve ayağa kalktım. Önümdeki taraftarlar maçta önemli bir olay olduğu yüzünden ayağa kalkmışlardı.
Sonra da bir anda sahaya inilen yere indim ve güvenliğe bağırdım.
"¡Abrir la puerta! ( Kapıyı açın!)" dedim. Kapı dediğim şey de tam kapı değildi. Sadece bir engel vardı ve onu da açmazsalar geçemezdim.
"Señora, ¿quién es usted? No podemos abrir la puerta. (Hanımefendi kimsiniz? Kapıyı açamayız.)," dedi güvenlik.
"¡Te dije que abrieras la puerta! (Size kapıyı açın dedim!)"
"Señora, mire, no puedo abrirlo ( Hanımefendi bakın açamam)."
"¡Soy su amante! ¡Abierto ahora! ( Sevgilisiyim! Aç şimdi! )"
Bunu demem ile orayı açtı ve bende direk çıktım. Sahaya adım attığım anda direk kapattı orayı. Bende direkten Berkin'in olduğu yere doğru koştum. Stadyum o kadar büyüktü ki, bayağı mesafe vardı onun olduğu yere. Benim sahaya girmem ile taraftarlar bağırmaya başladı. Tabi ki benim kim olduğumu biliyorlardı ve beni seviyorlardı. Sürekli edit görüyordum.
Sonunda oraya gittim. Önümde çok fazla kişi olduğu için onu göremedim. Önündeki insanları itmeye başladım. Bana bakıyorlardı, en sonunda Berkin'in yanına ulaştım. Suratı acı çektiğini gösteren bir şekildeydi. Kesik kesik nefesler alıyordu ve çok terliydi. Saçları ise terli olduğu için çok ıslaktı ve alnına dökülüyordu. Gözleri de kapalıydı.
Sağlık ekibi bacağına birşeyler yapıyordu. Evet, ben doktordum ama futbolcu doktoru değildim. Yani ne kadar anlasam bile bir yerden sonrasını anlayamazdım. Yoksa ona ben bakardım. Aniden kafasını sağ tarafa doğru yatırdı. Bende o tarafa gidip bir dizimin üstünde yanına çöktüm. Ellerimi yanağına koyduğum an benim olduğumu anlamış bir şekilde gözlerini açtı. Gözlerini açtığında ne kadar acı çekse de, gözleri bir anlığına parlamıştı. Ellerimi yanağına koydum ve yüzüne yüzümü daha çok yaklaştırdım.
Aldığı kısık nefesler benim de yüzüme vuruyordu. Eğilip yanağını öptüm, bu sırada dudaklarıma tuzlu bir ıslaklık değdi. İşte ben o zaman anladım, ağlıyordum. Neden bilmem ama ona birşey oldu diye çok korkmuştum. Belki de olmuştu, daha hiçbir şey belli değildi. Ama şuan tek istediğim şu, ona birşey olmasın. "İyi misin?" diye fısıldadım.
"Bacağım biraz acıyor ama iyiyim. Ağlama ayrıca," dedi.
"Sen iyi ol yeter," dedim ve dudaklarına küçük bir öpücük bıraktım. Sonra da geri çekildim. Bu anda bunu ona yapmak istemiştim çünkü nedensizce içimden gelmişti. Sağlık ekibine ne olduğunu sorduğumda bana maçta bir futbolcu sakatlandığında veya bir durum olduğunda onları getirdikleri yere götürüleceğini söyledi.
Sahanın ortasından buraya sedye getiriliyordu. Sedyeyi en son buraya getirdiler ve Berkin'i de sedyeye koyup içeriye taşıdılar. Bu sırada bende peşlerinden gidiyordum. Tabi ki de maç devam ediyordu. Biz tam sahadan çıkacakken taraftarlar alkışlamaya başladı. Onlara baktım ve ağzımdan "teşekkürler" diye fısıldadım.
***
Şuanda sağlık görevlisinin dediği yerdeydik. Görevliye sorduğumda bana çok kötü birşey olmadığını söylemişti. Sadece dinlense geçeceğini ve son kontrolleri yapıp eve göndereceğini dedi. Bu sırada Berkin de gözlerini kapatmıştı. Yüzündeki acılı ifade biraz da olsa azalmıştı ve ne yalan söyleyeyim, onun yüzü öyle olduğunda benim de içim acımıştı. Neden böyle oluyor bilmiyordum, bugün mesela onun canı yandığında sanki benim canım yanmış gibi hissettim.
Ben düşüncelere dalmış bir şekildeyken tam da şuanda düşündüğüm kişi gözlerini açtı. Bana baktı ve hafifçe gülümsedi, sonra da konuştu. "Yanıma gelir misin?" dedi kısık ve yorgun bir sesle. Bende hemen oturduğum yerden kalkıp başucuna gittim. Yüzüne doğru yanaştım ve kısık sesle birşeyler dedi. Galiba "Seni şurada görmek kadar güzel birşey yok," demişti. Neden böyle şeyler söylüyordu? Biz sadece sahte sevgiliydik.
Şuan bunu düşünmeyeceğim için ona eğildim ve sonunda en çok yapmak istediğim şeyi yapıp, ona sarıldım. Hemen kollarını belime sardı ve başını boynuma gömdü. Bende kafamı omzu ve boynu arasında bir yere koyup öptüm. Maçta o kadar terlemesine rağmen muhteşem kokuyordu.
Ondan ayrıldım ve sağ elimi yanağına koyup okşadım. "Gerçekten iyi misin?" diye sordum. Gülümsedi ve konuştu.
"İyiyim güzelim. Sen ağlama yeter ki," dedi uzanıp yanağımı öptüğü sırada. "O pislik neden seni itti?"
"Güzelim klasik futbol şeyleri işte, topu ondan almaya çalışırken itti beni. Bende aniden düştüm çünkü zaten koşuyordum ve çok yorulmuştum. "
"Anladım hem, çok acıdı mı?"
"Açık olacağım ilk olduğunda çok acıdı, ama şuan gayet iyiyim. Hem kesin çıkışta paparazi vardır. Dikkatli çıkmamız lazım."
"Neyse bu da nazar diyelim."
"Yani."
"Evet."
Bende bu sırada esnedim ve o sırada elimi ağzıma koydum. "Uykun mu geldi?" diye sordu.
"Evet," dedim ve o sırada yeniden esnedim.
"Yanıma yat," dedi sanki normal birşeyden bahsediyormuş gibi.
"Evde uyumayı daha çok tercih ederim."
"Orada da benimle yatıyorsun," dedi sırıtarak.
"Ama orası ev Berkin."
"Neyse," dedi. Sonra da takım doktoruna döndü. "Hermano, ¿se acabó? ( Abi bitti mi?)," dedi.
"Berkin, déjame decir esto. Tu pierna no hace mucho, será mejor que descanses. Además, si te lo explicara con detalles médicos, de todos modos no eres médico. (Berkin şöyle diyeyim. Bacağının pek birşeyi yok, biraz dinlensen iyi olursun. Hem sana tıbbi olarak da ayrıntılı anlatsam zaten doktor değilsin. )" dedi takım doktoru.
"Lo entiendo, gracias. (Anladım abi, teşekkürler.)"
"¿Qué quieres decir con que este es mi trabajo? Además, no vayas a entrenar durante unos días. Te duele mucho la pierna si juegas a la pelota. Sólo acuéstate. (Ne demek işim bu. Hem, birkaç gün antrenmana da gitme. Bacağın çok ağrır top oynarsan. Sadece uzan.)"
Sonra da doktor çıktı ve Berkin ile yanlız kaldık. Berkin kalkmak için hareketlenmeye başladığı anda uzandığı yerden kalktı. Bende hemen koluna girdim. Bana baktı ve gülümsedi. Sonra da üzerimdeki formaya baktı. "Sana çok yakışmış," dedi. Formayı kastediyordu. Kalbim kopuyor beni tutmayın!
***
Birkaç dakika sonra Berkin soyunma odasından çıktı ve yanıma geldi. Bu sefer forma değil de normal kıyafet giyindi. Ben yeniden koluna girdim ve koridorda yürümeye başladık. Bu sırada koridorda duran muhabirlere denk geldik. "Burada ufak bir röportaj vereceğim," dedi Berkin bana eğilip. Sonra da kameranın önünde durduk.
"Primero que nada, hola Sr. Berkin. ¿Cómo interpretaría el incidente del partido? Además, ¿hay alguna lesión? (Öncelikle merhaba Berkin Bey. Maçtaki olayı nasıl yorumlarsınız? Ayrıca, bir sakatlanma varmı?)"
"Antes que nada, saludos a ti también. El incidente del partido realmente no fue bueno para mí. Eso es todo, porque estoy muy cansado y, como sabéis, lamentablemente tuve que abandonar el partido antes de tiempo. No existe tal cosa como una lesión. Buenas noches, tenemos que irnos. (Öncelikle sana da merhaba. Maçtaki olay benim için gerçekten de güzel olmadı. Bu konu bu kadar olsun çünkü çok yorgunum ve bildiğiniz gibi maalesef maçtan erken çıkmak zorunda da kaldım. Birde sakatlanma gibi birşey söz konusu değil. İyi akşamlar, gitmemiz lazım.)"
Berkin elimi tuttu ve koridordan çıktık. En sonunda dışarı çıkmıştık ve hiç muhabir yoktu. "Neden hiç muhabir yok?"
"Çünkü maç var ve hepsi ön tarafta yani taraftarların çıktığı yerde, hem birazdan koridora kurulacaktırlar."
"Taraftar bayağı alkışladı seni."
"Taraftarları çok severim ben. Hepsi beni kardeşleri gibi görüyor."
"Güzelmiş," dedim. Bu sırada bizde Berkin'in arabasının önüne geldik ve bindik.
***
En sonunda eve gelmiştik. İlk içeri ben girdim ve ışıkları açtım. Sonra da Berkin girdi. "Ben banyo yapıp uyuyacağım," dedi Berkin. "Tamam, bende sana bir çorba hazırlayayım çabukça," dedim.
"Hani senin yemek ile bir aran yoktu?" dedi gülerek.
"Yani yemeklerle çok aram yok ama çorba yapmayı severim. Yani sadece mercimek filan güzel yapabiliyorum."
"E tamam, neyse ben çıkıyorum gelirim hemen," dedi ve merdivenlerden çıkmaya başladı.
Aradan on dakika geçtikten sonra bende yukarı çıktım ve giyinme odasına girdim. Üstüme bol bir kırmızı sweatshirt giyindim, altına da siyah bir tayt. Saçlarımı dağınık bir topuz yaptıktan sonra aşağı indim. Mutfağa girdikten sonra mercimek çorbasını yapmaya başladım. Mercimek çorbası benim en iyi yapabildiğim, ayrıca en çok sevdiğim çorbaydı. Bir zamanlar annem çok güzel yapardı ama uzun zamandır annemin yaptığı mercimeği yiyemiyordum.
Gittiği için.
***
Bir saat olmuştu ve mercimek çorbası hazırdı. Hatta masayı hazırlayıp tabaklara bile koymuştum. Ama Berkin hâlâ daha yoktu. Hemen geliyorum demişti ama bir saat olmuştu. Hatta bir buçuk. Önümdeki tabağın yanında olan kaşıkla hafifçe masaya vururken içeri Berkin girdi. Kafamı yavaşça kaldırdım ve ona baktım. "Hiç gelmeseydin ya," dedim.
"Özür dilerim beklettim seni," dedi.
"Neyse, özrünü kabul ettim ama bir an önce oturmalısın."
"Tamam," dedi ve oturdu. Çorbadan bir kaşık aldı ve bana baktı. "Güzel olmuş," dedi ve içmeye devam etti. "Teşekkür ederim," dedim.
Yemeğimizi bitirdikten sonra ben mutfağı toplamıştım, Berkin ise yukarı çıkmıştı. Şuan giyinme odasına doğru yol alıyordu. İçeri girdiğimde bana sırtı dönük olan Berkin'i gördüm. Üzerinde sadece gri bir eşofman vardı, üzerine tabiki yine birşey yoktu. Onu süzmeye devam ediyordum ki konuştu.
"Beni izlemek istiyorsan söylemen yeterli," dedi ve bana döndü.
"Seni izlediğim filan yok."
"Aynen."
"Ya tamam, izledim. Ama bu benim suçum değil yani senin suçun. Sen böyle bir vücuda sahip olmasaydın ben seni izlemezdim."
"Nasıl bir vücuda sahipim?"
"Öyle işte," dedim.
"Nasıl ama?"
"Tamam ya, muhteşem bir vücudun var."
"Eyvallah da, beni böyle izleyemeye devam edersen kötü şeyler olacak."
"Nasıl şeyler?"
"Kötü şeyler işte," dedi bana yaklaşarak.
"Kötü şeyden kastın nedir?"
"Boşver," dedi ve odadan çıktı. Dediği şey şuan düşündüğüm şey miydi?
Aklımda olanları bir kenara atıp mavi saten bir askılı pijama giyindim. Sonra da saçlarımı açıp odaya tekrar girdim. Berkin yatağa uzanmış telefona bakıyordu. Bende yatağın diğer tarafına gidip yatağa girdim. Bende elime telefonumu alıp baktım. Aradan on dakika geçtikten sonra telefonumu kenara koyup yattım. Berkin de aynısını yaptı. Yatak bence soğuktu, çok üşüyordum.
"Berkin, sende üşüyor musun?"
"Hayır, sen üşüyor musun?"
"Evet, çok soğuk."
"Kesin grip olacaksın, maçta üşüdün mü?"
"Hayır," dedim.
"Orada öyle hissetmesen bile üşürsün kesin orada üşüdün diye oldu."
"Bilmiyorum ama şuan çok üşüyorum."
"Bana yaklaşır mısın?"
"Neden?"
"Yaklaş bir ya," dedi ve bende ona doğru kaydım. Kollarını açtı ve bana kafasıyla 'gel' işareti yaptı. Bende ne istediğini anladım ki kollarının arasına girip yattım. "İyi mi şimdi?"
"Sıcak," dedim çünkü gerçekten sıcacıktı. Bende bu sıcaklığa daha fazla dayanamayıp kollarımı beline sardım. Kafamı göğsüne koydum ve uyudum.
***
Saat on iki'de uyanmıştık. Hatta şuan oturuyorduk çünkü kahvaltı bile yapmıştık. Ben gerçekten grip olmuştum ve Berkin'in bacağı da dünden daha iyiydi. Kapı bir anda çaldı ve bende gidip kapıyı açtım. Kapıyı açtığımda Emir'i gördüm. Emir çok iyi biriydi ve çok şakacı biriydi. Ben böyle insanları çok severdim.
"Yenge nasılsın?" dedi ve içeri girip bana sarıldı. "İyiyim," dedim. Bende ona sarıldıktan sonra içeri geçtik.
"Oo siz yanlız mısınız? Kim bilir neler oldu," dedi Emir alay dolu bir sesle. Sonra da koltuğa oturdu. Bende oturduktan sonra konuşmaya başladı Berkin.
"Saçmalama Emir. Hani senin şu diğer yapışkanın nerede?" Galiba yapışkan dediği Mert'ti.
"O gelemedi sevgilisiyle buluşacakmış. Sattı beni ayı," dedi.
"Lan ayı filan deme ona sende öylesin," dedi Berkin.
"Neyse," dedi ve bana döndü Emir. "Yenge ben birini gördüm ya,senin arkadaşın mı neymiş Aşkın hatta ismi," dedi.
"Nerede gördün onu?"
"Türkiye'ye gittim, kafama esti bir anda. Neyse işte dolanıyordum sokakta çarpıştık. Bende tabi ona birşeyler ısmarladım özür maksadıyla. O sırada konuşurken işte dedi ve bende dedim ki sen benim yengemin arkadaşısın. Öyle tanıştık hatta numarası filan da var bende."
"Lan kıza yapışma sakın," dedi Berkin.
"Aa ne güzelmiş, sizde tanışmış oldunuz işte," dedim.
"Öyle öyle, ayrıca yenge kusura bakma ama. Çok güzel ya, harbiden böyle sarışın filan çok güzel."
Güldüm. Tatlıydı ve galiba onu beğenmişti. Eğer sevgili olsalardı mutlu olurdum.
Sonra Berkin'e döndü. "Berkin sen iyi misin maçta düşmüşsün?"
"Diğer takımın oyuncusu ben ondan top almaya çalışırken beni itti ve yere bacağımın üzerine düştüm. İlk olduğunda çok acımıştı ama şimdi acımıyor."
"İyi ya, dedim ki sakatlandı mı acaba."
"Lan gerizekalı sakatlansam burada mı olurdum, mal."
"Ya deme ona öyle," dedim. Emir bana bakıp yanıma geldi ve yanıma oturup bir kolunu boynumun etrafına sardı.
"Böyle yengeye can kurban. Kıskan," dedi Emir Berkin'e dil çıkarıp.
"Kes lan. Ayrıca görüyorum da sattın beni Bade Hanım."
"Seni satmadım ki," dedim.
"Öyle olsun," dedi ve televizyona baktı.
"Ay vallahi çok negatifsiniz ya! Ben böyle şey görmedim vallahi," dedi Emir.
"Ya oğlum yürü git evine yorgunum zaten," dedi Berkin de.
"Senin benimle derdin ne amına koyayım sürekli beni kovuyorsun sen," dedi Emir.
"Derdim olsun, tüm kadehler dolsun," dedi Berkin de Renymen'in şarkısına atıf yaparak. Hepimiz kahkahalara boğulduk. En sonunda yine Emir konuşmaya başladı.
"Oğlum bu Türkiye'yi de özlemişim ha, vallahi bayrağıdır gitmiyordum sonunda gidebildim."
"Bende özledim oraları ya," dedi Berkin. Bir anda gitmişti gerginlikleri.
"E git o zaman," dedi ve güldü Emir.
"Ya oğlum futbol oynuyorum zamanım yok ki."
"Doğru ya, hem bende zorla ara buldum da gittim. Bu arada benim hafta sonu maçım var beklerim sizi."
"Geliriz," dedi Berkin
"Oo beni desteklersiniz o zaman," dedi Emir.
"Uyumaya gelecektim ben," dedi Berkin.
"Neyse, şarkı söyleyesim geldi kumandayı ver bana," dedi ve yanımdan kalkıp Berkin'in yanındaki kumandayı aldı. Berkin de bana bakıp "dünyanın en boktan sesini duyacaksın hazır ol," dedi.
"Olsun canım bende söylerim ayrıca."
Emir'e baktım. Yalın- Benimki şarkısını açmıştı. Ben tam bir Yalın fanıydım ve çok seviyordum. Emir şarkıya tıkladı ve çalmaya başladı. Berkin de olayları bezmiş bir şekilde izliyordu. Emir elimi tuttu ve beni koltuktan kaldırdı. Sonra da oynamaya başladık. Berkin'e dönmüştük birde.
"Bi' yanar bi' coşar bu gönül, avucumda aşk," dedik Emirle.
Biz şarkıya devam ediyorduk ve işte o yer. Nakarat kısmı gelmişti.
"Benimki geliyor, o da biliyor
Kalbimi yerden, yere vuruyor
Ah, bi' geliyor of, bi' bakıyor
Aklımı başımdan hemen alıyor."
Şarkı bittiğinde ikimiz de koltuğa yıkıldık. "Çok terledim be!" dedi Emir.
"Neden acaba ya," dedi Berkin de.
"Ay tamam be, daha yargılama bizi biz eğleniyoruz."
"Öf kes Emir."
"Neyse ben gidiyorum. Uykum geldi. Hadi görüşürüz," dedi ve biz birşey demeye kalmadan gitti.
O gittikten sonra Berkin'e baktım. Bana hiç bakmıyordu telefonuna bakıyordu. Neden böyleydi? Yanına gittim ve oturdum, sonra da elindeki telefonu elime alıp arkama sakladım.
"Neden onu aldın?" diye sordu.
"Neden yüzüme bakmıyorsun?"
"Telefonumu verir misin?"
"Ya bırak telefonu neden bana şuan bakılmıyor mesela?"
"Git Emir'e sor," dedi ve karşısına baktı. Neden böyle demişti? Bir saniye, o kıskanmış mıydı? Nasıl yani Emir'e sarıldım onunla şarkı söyledim ve onu savundum diye beni kıskanmış mıydı? Umarım öyle değildir çünkü ben onu arkadaşça sevmiştim. Ayrıca sevsem bile ne yapabilir ki benim gerçek sevgilim değil.
"Sen beni kıskandın mı Berkin?"
Karşısına bakmaya devam etti. Kıskanmıştı.
"Berkin kıskanmana gerek yok ki, onu ben arkadaş olarak sevdim. Ayrıca biz gerçek sevgili değiliz yani sevsem bile sanane ki," dedim.
"Sorun da bu ya zaten," dedi fısıldayarak.
"Nasıl yani nasıl sorun bu zaten?"
"Boşver Bade. Ne yapacaksın demek istediğim şeyi anlayınca? Saçmalık işte!"
"Sana ne oluyor ya, bir sakin ol ve lütfen kıskanma."
"Bade bak ben çok kıskanç bir insanım ve sana yalan söylemeyeceğim. Ben seni-" tam o konuşurken kapı çaldı.
"Ben bir kapıya bakayım sen unutma lafını," dedim ve ayağa kalkıp kapıya gittim. Kapıyı açtığımda karşımda o vardı...
***
Canlarım merhabaaaaaa💗💗
Herkese selamlar dostiler. Size tam dediğim saatte bölüm atmak için bayağı uğraştım ve sonunda yetişti. Ki yetişmeseydi bayağı azar yerdim bu gece😃 Neyse işte, arkadaşlar yarın herhangi bir saatte özel bölüm yazıp paylaşacağım. Ve size asıl haberi vereyim.
Özel bölümde Aşkın ile Emir'in tanışmasını okuyacaksınız🎉🎉🎉🤭
Bu bölümde zaten Emir bahsetti ya, bende dedim yani bari böyle bir sahne oldu. Tanışmalarını yazayım dedim çünkü büyük ihtimal merak edenler olurdu. Birde size şöyle bir bilgi gibi birşey vereyim. Berkin'in Bade'yi kıskanması önemli bir detay, bunu unutmayın.
Neyse, sizleri çok seviyorum iyi geceler diliyorumm❤️💋
Bölüm etkileşimi
