6. bölüm / 21
Stadyum'da Aşk Başkadır6. BÖLÜM
Bölümler 21Şu an: 6. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM701 kelime
- 2 2. BÖLÜM996 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.084 kelime
- 4 4. BÖLÜM1.393 kelime
- 5 5. BÖLÜM2.174 kelime
- 6 6. BÖLÜM2.749 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7. BÖLÜM2.002 kelime
- 8 8. BÖLÜM2.100 kelime
- 9 9. BÖLÜM2.072 kelime
- 10 10. BÖLÜM3.203 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.070 kelime
- 12 12. BÖLÜM2.519 kelime
- 13 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN & EMİR)968 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.141 kelime
- 15 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN& EMİR)949 kelime
- 16 14. BÖLÜM2.308 kelime
- 17 15. BÖLÜM2.763 kelime
- 18 16. BÖLÜM2.776 kelime
- 19 17. BÖLÜM2.728 kelime
- 20 18. BÖLÜM3.339 kelime
- 21 19. BÖLÜM2.734 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhabalarr😻
Canlarım benimm, sizin sayenizde kitabımın okuma sayısı 136'yı geçti ve beğenmeleri de 20'den fazla oldu🎉🎉Hepimize çok çok çokkkkk teşekkür ederim iyi ki varsınızz iyi ki siz canlarımmm benimmm💓💞💗💕💌
İYİ OKUMALARRRR TEKRARDAN🌌🪐⭐
....
Güneş ışınları gözlerime vuruyordu. Gözlerimi açtım ama bir anda açtığım için gözlerim yaşardı. Gözlerimi kapatıp ellerimle ovuşturdum ve yatakta oturur bir pozisyona gelip gözlerimi açtım. Dünkü kıyafetlerim yine üzerimdeydi sadece ayakkabılarım yoktu.
Dün gece ne olmuştu? En son Berkin ile eve dönüyorduk.Bu arada ben bir uyurgezerdim ve uyuyunca çok derin uyuyordum. Daha doğrusu ben uyuduğum sırada normalmiş gibi konuşuyordum ve maalesef uyurken yataktan kalkıp başka yerlerde uyanıyordum sabahları. Acaba beni buraya Berkin mi yatırmıştı?
Yataktan kalktım ve odamdaki banyoya gittim. Banyo yapıp giyinme odama girdim. Giyinme odam benim kendi odamın içindeydi yani oradan girilebiliyordu. Bayağı büyük bir evim vardı. Dolaptan lacivert bir eşofman ve beyaz bir tişört alıp giyindim. Hafif koyu sarı saçlarımı kurutup at kuyruğu topladım.
Odamdan çıktıktan sonra merdivenlerden aşağı inmeye başladım. Bu sırada aklıma birşey gelmişti. Berkin benim evimi nasıl bulmuştu? Neyse, sonra sorarım ona. İki üç basamak kalmışken mutfaktan sesler geldi. Ne olduğunu anlamadığım için korktum. Merdivenlerden indikten sorna mutfağa parmak ucuyla gitmeye başladım. Tam mutfağın kapısına gelmiş içeri giriyorken birden biriyle çarpıştım. Acaba bu biri kimdi?
Tabi ki de Berkin'di. Ve şöyle birşey de vardı onun burada ne işi vardı. Burunlarımız birbirine çarptı derken sol kolunu belime sardı. Kafasını biraz geriye çekti ve bana baktı.
"Bende tam sana bakmaya geliyordum."
"Bende tam şuan senin neden burada olduğunu sorguluyorum," geriye çekildim ve ellerimi iki yana açtım.
O da belimdeki kolunu bırakmıştı tabi.
"Gece seni yatağına bıraktıktan sonra içim seni tek bırakmaya izin vermedi."
"Ya ben hep tek başıma yaşıyorum ki git evine sanane be oğlum!"
"Ya bende mal gibi burada kalmayı isteyen biri değilim. Neden bilmiyorum ama içimdeki birşeyler bunu yapmama izin vermedi."
"Birşey daha soracağım. Sen benim evimi nereden buldun peki?"
"Aşkın diye birisi seni arabada sen uyurken çok aradı. Bende dayanamayıp açtım. Benim kim olduğumu sorunca da kim olduğumu bildiğini söyledi. Evinin adresini sorunca da bana dedi ve seni evine getirdim. Aslında sana bunları anlatmıştım ama sen uyuyordun. Aslında bende birşey soracağım Bade. Sen uyurken nasıl konuştun ki?"
"Ben bir uyurgezerim Berkin. Uyurken normalmiş gibi konuşabiliyorum ve sabahları uyandığımda kendimi farklı yerlerde bulduğum çok oluyor."
"Hımm, şimdi anladım. Neyse bize sandviç hazırladım ve kahve yaptım," diyerek mutfağa gidip masaya oturdu.
"Birşey diyeceğim ben kahve de severim ama en sevdiğim içecek vişne suyudur. Bunu bilmelisin annenin yanında bana verirsin," dedim sevgili konusundan bahsederek. Bu sırada dolaptan vişne suyu aldım ve masaya oturdum.
"Bende çay çok severim mesela."
"Hımm peki en sevdiğin yemek?"
"Dolma çok severim. Peki,sen?"
"Pizza, hamburger, makarna ve bir sürü yemekler. Bunları dedikten sonra herkes benim asla o yemekleri yiyen bir kilolu kadın gibi göründüğümü demiyorlar. Sence nasıl fiziğim?" dedim ve sandelyemi geriye doğru ittim. Geriye çıktığım için daha iyi görebilirdi beni.Gözleri vücudumu süzdü ve en son gözlerime baktı.
"Vücudun gayet güzel. Galiba sende çok fazla şey yiyip sonrasında kilo almayan kadınlardansın."
Yine güldü. Bu çocuk gülmemeliydi. O güldüğünde kendimi kaybediyordum ve bu hep oluyordu. Çok güzel gülüyordu.
Hep gülmeliydi.
"Teşekkür ederim canım da," masada ona doğru yaklaştım. O da yüzüme yaklaştı ve hafifçe yana döndürdü başını. Yani kulağı dudaklarıma çok yakındı.
"İtiraf etmem gerekirse yakışıklı çocuksun," dedim. Güldü çünkü kafasını sallamasından anladım.
"Demek yakışıklıyım ha?"
"Yani," dedim.
"Yani ne?"
"Evet."
"Sen ne işi yapıyorsun,yani mesleğin ne?"
"Ben aslında doktorum ama çalışmıyorum. Yani tamam doktor olmak mükemmel birşey ama ben hiç hastanelerde insanların dırdırını çekemem."
"Neden doktor oldun o zaman?"
"Çünkü seviyorum o mesleği. "
"Anladım güzelmiş. Artık sakatlanırsam sen iyileştirirsin beni," dedi. Bende vişne suyumu içmek için geriye çekildim ve arkama yaslandım.
"İyileştiririm tabi ki sahte sevgilim."
Ben gülüyordum, aksine Berkin gülmüyordu. Sinirli gibiydi.
"Ne oldu Berkin?" Vişne suyumdan içip tekrar masaya koydum.
"Neden geri çekildin?" dedi ama sinirliydi.
"Nasıl yani?"
"Yanağın çok pürüzsüzdü."
"Ee?"
"Bunu yapmak çok güzeldi."
"Teşekkür ederim canım kremlerim sayesinde, tabi biraz da genler."
"Maşallah."
"Sağol canım."
"Yarın annemi alacağız hava limanından."
"Kaçta alacağız?"
"Saat 08:00'da gitsek iyi olur."
"Tamam."
"Bu süreçte sen benim evimde kalacaksın bu arada. Bilgin olsun bu konuda."
"Sana nasıl katlanacağım hiç bilmiyorum. "
"Sana meraklı değilim bende."
Sandalyesinde geriye yaslandı ve bana sırıtarak baktı.
"Ben sana çok meraklıyım ama, napacağız bunu?" dedim ve masaya tekrardan yaklaşıp kollarımı masaya koydum. O da yine öne doğru gelip bana yaklaştı. "Öyle mi?" Bunu derken hâlâ daha sırıtıyordu.
"Değil."
Kahkaha attı. Sonra ben yeniden geriye yaslandım. O da yaslandı arkasına.
"Şimdi şöyle yapalım. Sen bence şuan valizini hazırla ve benimle eve gel. Ben eve gideceğim ve sende bu süreçte benimle yaşayarak evi daha iyi tanı. Zaten annem yarın sabah gelecek. "
"Tamam." Sonra yukarı çıktım.
Odama gidip giyinme odama girdim. Kareli kahverengi bir pileli etek alıp giyindim. Üzerinde hem kahverengi hemde siyah renkler vardı ve deseni kareliydi. Altına köyü kahve tonlarında bir külotlu çorap giyindim. Üstüme ise beyaz balıkçı yaka triko kazak giyindim. Onun da üzerine koyu kahve, belde biten yani kısa bir süveter giyindim. Makyaj masama oturup kahve tonlarında bir makyaj yaptım. Takılarımı taktım. Saçlarımı açık bırakıp önden küçük iki tutam alıp arkada bağladım. Önden perçemlerimi de çıkardım ve ayağa kalktım.
Çanta yerinden minik koyu kahve bir çanta aldım ve aşağı indim. Aşağı indiğimde merdivenlerin son basamağında Berkin ayakta durup beni bekliyordu. Benim sesimi duyunca bana baktı. Kıyafetlerimi süzdükten sonra gözlerime baktı. Yanına varıp tam karşısında durdum.
"Nasıl oldum?" dedim ve etrafımda döndüm.
"Açık olacağım. Muhteşemsin güzelim."
"Teşekkür ederim de ben valizi indirmedim. Çıkıp alsana sen."
"Olur başımın belası olur." Yukarı doğru çıkmaya başladı.
"Aa hiç kusura bakma sen benim başımın belasısın. Sen istedin sevgilim olmayı."
"Evet."
Çok açık sözlüydü. Neyse, parfümümü sıkmayı unutmuştum ve çantamdan parfümü çıkarıp üzerime sıktım. Ceket dolabından siyah bir kaban çıkarıp giyindim. Ayağıma ise deri kahverengi çizmelerimi giyindim ve Berkin'i beklemeye başladım.
Bir dakika sonra yukarıdan indiğini gördüm. Elinde iki valiz vardı. En sonunda yanıma ulaştı ve bana baktı.
"Kızım sen ne koydun bunların içine?"
"Kıyafet,makyaj malzemeleri, saçlarım ile ilgili şeyler. Ayakkabılarım ve şarj aletim filan."
"Oha, şu mutfak malzemelerini filan da getir istersen."
"Çık, sende vardır onlardan."
Güldü.
"Neyse hadi gidelim."
Kapıya açtı ve çıktı. Ondan sonra ben çıktım. Asansörden indikten sonra arabaya valizleri yerleştirdik ve bindik. Sürmeye başladı ve arkadan şarkı açtı. Dışarıda yağmur yağıyordu.
"Başka bir evrende,
En güzel halinle ,
Sen hayata karış ben daha da biteceğim.
Kırgınım kendime..."
Arkadan bu şarkı çalıyordu ve biz İspanya yani Madrid'deyken arabada bu şarkı çalıyor olması da ayrı bir tuhaflıktı.
"İspanya'dayken Türk şarkısı dinlemek gurur verici. Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa!..." dedim ve bağırmaya başladım. O da beni böyle görünce çok güzel bir şekilde gülümsedi.
...
Şuanda Berkin'in evindeydik ve koltukta oturuyordum. Oda üste çıkıp telefonunu şarja sokacağını söyledi. Sanki buraya taksa olmazdı. Deli işte! Daha geleli beş dakika olmuştu. Berkin geldi ve pencerenin yanında duran valizlerimi aldı. Tabi ki de biz yine dün akşam girdiğimiz yerden girmiştik eve. Bu evin kapısı yok muydu be!
"Gel sana hem evi gezdireyim hemde kıyafetlerini çıkartalım."
"Tamam," dedim ve ayağa kalktım. Berkin tabi ki de valizlerimi aldı ve salondan çıktık. Salonun tam karşındaki yer mutfaktı çünkü bayağı büyük bir girişi vardı. Evi çok güzeldi. Mutfağa girdik.
Amerikan mutfak modelindeydi. Tezgah mermerdi ve yerler de öyle. Hemen karşısında kocaman pencere önünde de büyük bir masa.
Buranın tam ortasında merdiven vardı. Üst katta ise lavabo, misafir banyosu vardı. Lavabonun tam karşısında Berkin'in yatak odası vardı. Berkin içeri girdi ve beni de çağırdı. İçeri girdim.
Yatak odası çok büyüktü. Gri ve beyaz renklerinde bir odaydı. Yatağı beyazdı. Yatağın sağ tarafında ise bir teras vardı. Tabi ki yine kocaman bir camdı. Tam karşısında ise dört tane kapı vardı.
Berkin ne baştaki kapıyı açtı ve girdi. Bende girdim. Kocaman bir giyinme odasıydı. Ama buna rağmen sadece birkaç dolap doluydu. "Kıyafetlerinin buraya yerleşmesi gerek, annem geldiğinde burada kalacaksın ama seninle yatmayacağız."
"Tamam."
Valizleri bir kenara bıraktı ve buradan çıkıp diğer odaya girdik. Burası bir banyoydu. Gri renklerinden oluşuyordu burası da. Tezgahta erkek parfümü vb. şeyler vardı.
"Sende eşyalarını buraya koyarsın çünkü burada makyaj masası yok güzelim."
"Peki buna da."
Buradan da çıktık ve öbür kapıya girdik. Burası diğer odalar gibi büyük bir oda değildi. Bilgisayar masası. Bilgisayar ve seti vardı. Duvarlarda da imzalı formalar vardı.
Buradan da çıkıp öbür odaya girdik. Burası Berkin bir futbolcu olduğu için spor odasıydı. Küçük bir balkonu vardı buranın.
"Burayı da istersen kullanabilirsin.
Buradan çıktık ve giyinme odasına gittik. Kabanımı çıkarıp dolaba astım ve ayağımdaki çizmelerimi çıkardım. Ayakkabı yerine koydum ve valizi alıp tam ortadaki pufun üzerine koydum.
Berkin bu sırada önüme geldi ve bende ona baktım. Birde ne göreyim? Berkin'in üzerinde sadece beyaz bir şort, üzerinde ise hiçbir şey yok. Saçları da dağınıktı. İtiraf etmem gerekirse, muhteşem bir çocuktu. Dış görünüş olarak.
"Öncelikle şunu belirtmek isterim ki ben evde böyle dururum. Şaşırma yani."
"Ay bana ne be senden!"
Bu sırada bende kıyafetlerimi yerleştiriyordum. Berkin pufun yanında olan küçük yere oturup cebinden telefonunu çıkardı.
"Bade, sana bir haberim var."
"Ne oldu?"
"Türkiye'de olan uygulamalardan bende de var ve bizim röportajımızı herkes konuşuyor şu anda."
"E sende bunu istemiyor muydun?"
"Senin ailen kızmasın ama."
"Annem yıllar önce hastalıktan dolayı öldü. Babam da aynı şekilde. Kardeşim filan da yok sadece kardeşten de öte Aşkın var yani. Kızmaz kimse."
"İyi."
"Senin ailen nerede?"
"Annemi biliyorsun zaten, babam öldü yıllar önce. Birde ablam var 29 yaşında bir kız çocuğu var birde eşi. Ama o Londra'da yaşıyor."
"İyiymiş."
Bu sırada kıyafetleri yerleştirmiştim ve ayakkabıları yerleştiriyordum. En son işim bittiğinde hepsine baktım. Berkin'in sadece spor ayakkabıları varken benim her türlü ayakkabım vardı. Bu görüntü hoşuma gitti nedensizce.
...
Kıyafetlerimi dizdikten sonra üzerime gri eşofman takımı giyinmiştim. Berkin ile salonda oturuyorduk. İkimiz de telefonlara bakınıyorduk. Ben Türkiye'de olan bu sosyal medya hesabına girdim. Uygulamaya ilk girdiğim sırada Berkin ile benim röportajımız çıktı. Röportajı zaten biz yaptığımız için yorumlara baktım. Yorumlar küfür edenler, nefret itirafları edenler, bize beddua edenler ile kaynıyordu. Hatta kavga edenler bile vardı!
'Berkin benimdi, benimkini nasıl alırsın pislik!' bir kız söylüyordu bunu.
'Ya sen kimsin de milli yengemize böyle diyorsun!' başka bir kızda bizi savunuyordu.
'Ben Berkin'inimin aşkıyım, sen kimsin?' diyordu. Abi sen Berkin'inin aşkı nasıl olabiliyorsun. Sen kimsin!'
'Ya ne Berkin'im, sen bizim yengemize de böyle diyemezsin ayrıca,' yorumlar böyle devam ediyordu ve ben Berkin'e baktım.
"Berkin..." ona yazdıkları bütün herşeyi okudum
"Saçmalık işte boşver."
"Ayrıca, milli yenge dedikleri ben miyim? "
"Yok ben. Tabi ki de sensin, şimdi sen benim sevgilim olduğun için bütün Türk gençleri editlerimizi yapacak."
"Demek ben milli yengeyim he," dedim ve telefonumda kamerayı açıp Berkin'e uzattım.
"Bana fotoğraf çeker misin?"
"Neden?"
"Ya sen çek görürsün zaten sonra," dedim ve telefonumumu aldı. Bende elimi kalp yaptım ve kameraya gülümsedim. Berkin çektikten sonra telefonu bana verdi ve bende fotoğrafımı koyup 'Beni savunanlara teşekkür ederim. Yengeniz sizi seviyor,' yazdım. Ve paylaştım.
"Ben acıktım ya,"
"Yemek söyler misin canım pizza çekti."
"Tamam."
"Teşekkür ederim," dedim M harfini uzatarak.
"Paylaştığını gördüm bu arada. Yenge demek he?"
"Evet."
"Neyse söylüyorum."
...
Sabah olmuştu ve Berkin banyoya girmişti. Bende hazırlanıyordum çünkü annesini almaya gidecektik. Dün akşam yedikten sonra uyumuştuk. O odasında bende misafir odasında uyumuştum. Altıma deri bir pantolon giyip üzerime beyaz bir sweatshirt giydim. Sweatshirt'ün üzerine siyah bol blazer ceket giyindim. Ayaklarıma Nike Dunk siyah beyaz spor ayakkabılarımı giyindim.
Saçlarımı at kuyruğu topladım ve sade bir makyaj yaptım. Güneş gözlüklerimi de taktım ve elime küçük bir siyah çanta aldım. Sonra aşağı indim. Berkin'i beklemeye başladım. Beş dakika sonra Berkin aşağı indiğinde üstünde siyah bir eşofman takımı ve üzerinde deri bol ceket vardı. Gözlerinde güneşlik, başında siyah bir şapka vardı. Ayağında benim ayakkabılarıma çok benzer bir ayakkabı vardı. Ve yeniden kokusu geldi. Muhteşem. Sonra bana baktı.
"Nasılım?"
"Muhteşem," dedi ve kapıyı açıp geri çekildi. Ben geçtim ve sonra o da çıkıp kapıyı kapattı. Arabaların park edildiği yere gittik ve mor BMW' ye doğru ilerledik. Çalıştırıp bindi ve sürmeye başladı. Tabi ki bende binmiştim.
***
Havalimanına gelip arabayı park etmiştik ve şuan bekliyorduk.
"Annenin ismi ne?"
"Gül."
"Tamam."
İleriden bize doğru sarışın, hem kilolu hem zayıf, orta boylu bir kadın geliyordu. Kadın bize kocaman gülümseyerek geliyordu ve elinde bir valiz vardı. Üzerinde beyaz bir kazak ve beyaz bir pantolon vardı. Birde mavi kolej ceketi vardı. Saçları açıktı. Yanakları hafif pembeydi ve gamzeleri vardı. En sonunda bize geldi ve Berkin'e sarıldı. Sonra ondan ayrıldı ve gelip bana sarıldı. Ben ilk önce şaşırdım ama sonradan sarıldım. Sonra benden ayrıldı ve ellerimden tuttu.
"Nasılsın canım?"
"İyiyim siz?"
"Seni gördüm daha iyi oldum canım benim güzel gelinim. Ben Gül, Berkin'in annesi oluyorum."
"Bende Bade, tanıştığıma memnun oldum Gül hanım."
"Bak kızım bana hanım deme ve bana sizli hitap etme. Bana teyze,anne diyebilirsin sana kalmış."
"Teşekkür ederim."
"Ya sen ne güzelsin böyle canım. Sarı saçlı, yeşil gözlü, uzun boylusun ve çok güzelsin. Oğlum ne güzel kız bulmuş böyle."
"Teşekkür ederim sizde çok güzelsin. "
"Ay çok teşekkür ederim."
"Canlarım benim hadi evde konuşun gidelim."
"Tamam oğlum bir dur," dedi ve arabaya gittik.
***
Salonda oturuyorduk. Berkin bizim çaprazımızda annesi yanımda oturuyordu.
"Kaç yaşındasın canım?"
"26 yaşındayım."
"Bende 48 yaşındayım canım. Peki mesleğin nedir?"
"Öncelikle asla 48 göstermiyorsun. Ben doktorum."
"Ay ne güzel işte oğluma Allah korusun birşey olursa sen bakarsın yarasına."
Güldüm. Çok sevmiştim bu kadını.
"Siz nerede tanıştınız?"
Asıl bomba soru buydu.
"Anne bir maç vardı. Bende maçta yanlışlıkla topu Bade'nin suratına attım. Sonra konuşmaya başladık bir şekilde. Oldu işte böyle birşeyler." Benim ne diyeceğimi düşündüğümü anlamış olacak ki o cevap vermişti.
"Ay ne güzel."
"Evet çok güzel," dedi Berkin.
"Ay maşallah çocuk-" o sırada Berkin'in telefonu çaldı.
( Berkin bu telefon konuşmasında aslında İspanyolca konuşuyor ama Türkçe halini yazdım.)
"Alo?"
"...."
"Ne zaman peki?"
"...."
"Ama biz bu kadar zamanda nasıl hazırlanıp geleceğiz?"
"...."
"Tamam iyi günler," dedi ve kapattı. Birden ayağa kalktı.
"Hanımlar hazırlanın partiye gidiyoruz."
"Ne partisi?"
"Ya bizim takımdaki bir tane arkadaşımın doğum günü var. Oraya çağırıyor. Birde şöyle bir sorun var bu akşam."
"Oğlum ben gelmem siz gençsiniz gidin eğlenin ben uyuyacağım."
"E tamam anne, o zaman Bade hadi hazırlan."
"Tamam."
O sırada bende kalkıp üste çıktım ve Berkin de arkamdan geldi. Giyinme odasına girdim ve elbise seçmeye başladım. Uzun bir arayıştan sonra siyah mini bir elbise buldum. Sadece sırt kısmı komple açık bir şeklide kolları tamamen uzundu. O sırada Berkin de kıyafet bulmuş olacak ki elinde siyah bir kumaş pantolon ve siyah bir gömlek vardı. Odadan çıktı ve banyoya gitti. Bende o sırada giyindim. Altına sadece siyah deri ve dizde biten topuklu çizmelerimi giyindim.
Saçlarımı dağınık bir topuz yaptım. Perçemlerimi çıkardım ve yüzüme koyu tonlarda bir makyaj yapıp kırmızı ruj sürdüm. Üzerime neredeyse banyo yapmış kadar olacak parfüm sıktım. Takı taktıktan sonra üzerime siyah kısa bir kürk aldım. Elime ise şık ama sade olan minik bir siyah çanta aldım. Sonra tam kapıdan çıktım ki Berkin geldi. Yeniden çarpıştık.
Çok güzel kokuyordu. Muhteşem görünüyordu.
"Çok güzel olmuşsun güzelim."
"Teşekkür ederim sende çok yakışıklısın."
"Bunları senden duyacak mıydık ya?"
"Yani, neyse ben hazırım gidelim."
"Tamam hadi," dedi ve yan dönüp kolunu uzattı. Koluna geldim ve aşağı indik. Berkin'in annesi kapıda bekliyordu. Bizi görünce gözleri parladı ve güldü.
"Maşallah benim çocuklarıma. Yakıyorsunuz gençler."
"Teşekkür ederiz."
Sonra vedalaştık ve çıktık. Kırmızı Ferrari arabaya bindik. Gitmeye başladık.
***
Mekâna gelmiştik ve içeri giriyorduk. Berkin ile el ele tutuşuyorduk. Magazinciler bizi çekmeye başladı ve fotoğraf çekilme yerine girdik.
(Arkadaşlar burada normalde İspanyolca konuşuyorlar ama ben Türkçe yazdım. Ayrıca bölüm sonuna da çok yaklaştık.)
"Berkin Bey sevgiliniz ile çok konuşuluyorsunuz. Ama bazı insanlar çok fazla hakaret ediyor ve siz bu duruma ne diyorsunuz?"
Berkin tam cevap verecekken arkadan biri konuştu.
"Sırf parası var diye onunla sevgili oldu. Gurur yok ki kızda, zaten öyle birşey olmaz çünkü akılı yok. Malın teki işte. Ayrıl bundan."
Ben normalde asla birşeye üzülen bir insan değildim ama ben bana karşı gururu yok ve akılı yok denince benim için akan sular dururdu. Ben böyle şeylere kırılıyordum işte. Dünyanın ne kötü şeyine bile asla kırılmazdım ve umursamazdım. Ama ben boktan şeylere bile kırılıyordum. İşte şuan bana bunu demeleri beni üzüyordu.
Küçükken babam bana çok kötü davranıyordu ve bana hep akılsız gurursuz diyordu. Travma gibi işte benim de. Berkin bana bakarken üzüldüğümü anlamış olacak ki ne oldu dermişçesine baktı. Bende gözlerimi kapattım çünkü yavaş yavaş dolmaya başlıyordu. Berkin bunu fark etti ve tam ben bana onu söyleyen kadına birşey söyleyecekken birşey oldu.
Berkin beni... Berkin bir anda elleriyle yüzümü avuçladı ve beni kendine çekti. Sonra da...
Berkin'in dudakları benim dudaklarımın üzerine kapandı...
***
Merhaba arkadaşlarrrr yeni bölümü hemen paylaşmak için sürekli yazdım. Ve ortaya bayağı uzun bir bölüm çıktı.
Bu arada hepimize mutlu, sağlıklı bir sene diliyorum. Yeni sene bize güzel gelsin.
Umarım yeni bölümü beğenmişsinizdir. Bölümü saat 02:43'te yayınlıyorum. Djjdkd. Bu arada kitabım hiç düşünmediğim kadar çok okunup beğenildi. Canım okurlarım sizleri çok seviyorum iyi ki varsınız 💗
Bölüm etkileşimi
