14. bölüm / 21
Stadyum'da Aşk Başkadır13. BÖLÜM
Bölümler 21Şu an: 13. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM701 kelime
- 2 2. BÖLÜM996 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.084 kelime
- 4 4. BÖLÜM1.393 kelime
- 5 5. BÖLÜM2.174 kelime
- 6 6. BÖLÜM2.749 kelime
- 7 7. BÖLÜM2.002 kelime
- 8 8. BÖLÜM2.100 kelime
- 9 9. BÖLÜM2.072 kelime
- 10 10. BÖLÜM3.203 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.070 kelime
- 12 12. BÖLÜM2.519 kelime
- 13 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN & EMİR)968 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.141 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 ÖZEL BÖLÜM (AŞKIN& EMİR)949 kelime
- 16 14. BÖLÜM2.308 kelime
- 17 15. BÖLÜM2.763 kelime
- 18 16. BÖLÜM2.776 kelime
- 19 17. BÖLÜM2.728 kelime
- 20 18. BÖLÜM3.339 kelime
- 21 19. BÖLÜM2.734 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Canlarımm iyi okumalarr🌌✨
O zamann bölüm şarkıları;
Mavi, Kum-Senden Uzak
Simge-Öpücem
Yani şarkılar eğer alakasız oluyor derseniz benim hoşuma gidiyorlar o yüzden yazdım. Sizde dinleyebilirsiniz sizin kararınız canlarım🤍
***
Kapıyı açtığımda karşımda o vardı...
Kapıyı açtığımda onu gördüm. Yani en yakın arkadaşım olan Aşkın'ı. Burada ne işi vardı ve burayı nasıl bulmuştu? Ayrıca bir anda gelmesinin nedeni eski kocasının ona birşey yapması mıydı? Şaşkınlık ile elimle ağzımı kapattım. Gözlerim eminim ki faltaşı gibi açılmıştı. Aşkın ise tam aksine, bana gülümsüyordu. Elinde kocaman bir valiz vardı. Üzerinde ise siyah kumaş pantolon, siyah tişört ve siyah bir kaban vardı. Kolunda ise marka siyah çanta, ayağında da beyaz spor ayakkabıları vardı. Saçları ise açıktı.
"Kim geldi Bade?" diye bağırdı Berkin.
"Kuzum beni içeri almayacak mısın? Gidiyorum ben," dedi ve geriye doğru adım attı. Bende ileri doğru gittim ve kolundan tutup içeri doğru çektim. "Tabiki de alacağım, gel hoşgeldin ama şaşırdım yani. Birşey mi oldu da geldin?"
"Hoşbuldum, ayrıca içeri geçelim anlatacağım," dedi ve içeri geçti. Bende kapıyı kapattım ve ona sımsıkı sarıldım, onu çok özlemiştim. O da bana sımsıkı sarıldığında salonun girişine gelip bana baktı. "Yoksa Aşkın mı geldi?" diye sordu. Nasıl tahmin etmişti ki?
Aşkın'dan ayrıldım ve Berkin'e güldüm. "Evet, gel artık da tam olarak tanışın. Ama birşey soracağım, sen nasıl tahmin ettin olduğunu?" Berkin bana baktı ve konuştu. "Tanışalım anlatacağız."
Yanıma geldi ve bana baktı. Bende elimi Aşkın'a uzatıp, Berkin'e bakarak konuştum. "Bu Aşkın, benim en yakın arkadaşım ki zaten biliyorsun." Sonra da elimi Berkin'e doğru uzatıp Aşkın'a baktım. "Bu da Berkin, sevgilim ki sende zaten biliyorsun," dedim. Berkin elini Aşkın'a uzattı ve tokalaştılar. Bende Aşkın'a baktım ve ellerimi birbirine vurup konuştum. "Hadi artık içeri geçelim," dedim.
İçeri geçtikten sonra Berkin ile ben yan yana oturduk. Aşkın da tam karşımıza tek oturdu. Ona bakıp gülümsedim. "Neden geldin canım?" dedim.
"Öncelikle kötü birşey olmadı, yani kötü bir sebeple gelmedim. Geliş sebebim ise seni özlemem, yani açıkçası Berrin iyileşti sayılır. Bende zaten seni özlediğim için geleyim dedim," dedi Aşkın. Sonra da Berkin'e baktı. "Hem enişte ile de tanışırım dedim."
"İyi ettin bende seni özlemiştim," dedim.
"Öncelikle hoşgeldin, benim yakın bir arkadaşım var Emir diye. Siz onunla Türkiye'de tanışmışsınız nasıl o?" diye sordu Berkin.
"Ya kusura bakma bölüyorum ama bana senin onun geldiğini nasıl tahmin ettiğini söyler misin?" diye sordum.
"Yavrum biz sana sürpriz yaptık. Yani benim Aşkın'ın geleceğinden haberim vardı, onunla anlaşmıştık ki zaten evin adresini de ben verdim ona. "
"Sizi çakallar, bana sürpriz yaptınız demek," dedim ve Berkin'e dönüp güldüm.
"Bence sevindin," dedi Aşkın.
"Nasıl sevinmeyeyim aşkım gelmiş," dedim ve Aşkın'a döndüm.
Bana cevap olarak da öpücük attı.
"Neyse eniştenin sorusunu da cevaplayayım. Şimdi ben Edirne'de sokakta yürüyordum. Bir anda bana biri çarptı ve kafamı kaldırdım ki o, yani Emir. İşte sonra da özür dilerim konuşmaları oldu, ondan sonra da tatlı yedik. Ama orada ne konuştuğumuz bizde kalsın, o kadar da demeyeyim yani," dedi Aşkın gülerek.
"Filmlerdeki gibi tanıştınız yani?" diye sordum.
"Evet, yani biraz öyle oldu da sanki siz abartıyorsunuz. Aramızda hiçbir şey olmadı, sanki aşık bir çift olarak evliyiz, sizde çocuğumuz olarak bize tanışma hikayemizi soruyor gibisiniz şuan."
"Konu çocuklu filan olmaya başladı, bence kapansın burada," diye çok mantıklı konuştu Berkin.
Berkin'e döndüm ve gülümsedim. "Çok mantıklı konuştun," dedim ve o da bana güldü. Yanaklarındaki güzel gamzeleri ortaya çıktı, dolgun dudakları da iki yana doğru açıldı. Bence ona gülmek yasaklanmalıydı. Çünkü ağır bir şekilde kalp çarpıntısı yapıyordu, bende etkisi buydu. Her güldüğünde sanki bir lunaparktaki gondol'un içinde bir aşağı bir yukarı gidiyormuş gibi heyecanlı hissediyordum. Onu her gördüğümde sanki ilk görmüş gibi kalbim çarpıntı yapıyordu. Galiba bu asla olmasını istemediğim şeydi... Ve maalesef de bu oluyordu...
Düşüncelerimi durduran Aşkın'ın yumuşak sesi oldu. "Arkadaşlar bende buradayım, ayrıca bana bir oda verin ki uyuyayım. Aşırı uykum var."
Bende ona döndüm ve konuştum. "Aç mısın?"
"Hayır havalimanında yemiştim, ama şuan aşırı uyumaya ihtiyacım var."
"Tamam sen gel, ben seni misafir odasına getireyim," dedim ve ayağa kalktım. Beni gördükten sonra Aşkın da ayağa kalktı ve salondan çıktık. Kapının yanında duran valizini de aldı ve merdivenlerden çıkmaya başladık. "Seni çok özledim kızım ya, niye bu kadar ayrı kaldık ki," dedi Aşkın.
"E sen gittin, ayrıca onu bunu boş verde, Berrin gerçekten iyi mi onu söyle."
"Niye yalan söyleyeyim, iyi diyorum ya işte. İyileşti ve keyfi gayet de yerinde. Bir tane arkadaşı var onunla kalıyor."
"Sevindim iyi olmasına."
"Ya asıl sen Berrin'i bırak, siz nasılsınız?" diye sordu merakla. Bu sırada en üst kata çıkmıştık ve misafir odasına doğru yürümeye başlamıştık.
"Kiminle?"
"Kızım salak mısın Berkin'e tabi ki de. Başka kiminle olacak," dedi ve bende bu sırada misafir odasının kapısını açtım. Odaya girdikten sonra Aşkın da girdi ve bende kapıyı kapattım. Valizini kenara koydu ve beni yatağa doğru çekti. Anlamıştım, konuşmak istiyordu çünkü biz hayatımızda belli bir sürece konuşmasak bile ilk buluştuğumuz anda herşeyi anlatıyorduk. Yatağın kenarına oturduktan sonra yatağa yattı ve elini yanağına koyup dirseğini yatağa koydu. Bende aynı şeyi yaptıktan sonra konuştum.
"E iyiyiz işte."
"Kızım onu demiyorum. Aranız nasıl diyorum yani kavga ediyor musunuz filan."
"Çok meraklısın Aşkın," dedim. Ona bu zamana kadar hayatımda olan herşeyi anlatmıştım ama Berkin ile benim aramdaki şeyleri nedensizce ona anlatmak istemiyordum. Ama anlatmazsam beni bırakmazdı bunu da çok iyi biliyordum. "Kızım ben hep böyleyim, anlat hadi ya çatlayacağım."
"Aramız da iyi ama demin önce beni çok nedensizce bir sebepten dolayı kıskandı."
"Oo en sevdiğim, kimden kıskandı?" dedi gülüp.
"Çok alakasız ve arkadaşım gibi gördüğüm biriden. Emir'den yani, ondan kıskandı. İnanabiliyor musun? Çok saçma."
"Şu benim çarpıştığım Emir mi?"
"Evet, kim olacak başka?"
"Kızım oha, ondan mı kıskandı cidden?"
"Evet, ki ben onu arkadaşım gibi görüyorum yani niye böyle yaptı anlamadım. Hatta bana birşey diyecekti ama zil çaldı."
"Keşke gelmeseydim."
"Salak mısın? İyi ki geldin, ben sonra sorarım ona."
"Kuzum şimdi şöyle diyeyim, erkekler çok kıskançtır, ki ben kıskanç olmayan erkeklere de erkek demiyorum. Ama yani Berkin de galiba aşırı kıskanç. Şimdi ben Emir'i çok fazla tanımıyorum ama sana da bence o konuda yaklaşmaz. Çünkü senin zaten bir sevgilin var. "
"E öyle zaten, çocuk sürekli yenge diyor bana."
"Tam da tahmin ettiğim gibi işte, yani Berkin çok kıskanç bunu anlıyoruz bundan."
"Galiba, basım belada."
"Kızım ne belası, abartmadığı sürece birşey yok. Hatta seni kıskanması iyiye işaret. Erkekler eğer bir kadını kıskanıyorsa ona değer veriyorlardır."
"Hiç bilmiyordum öyle mi gerçekten?"
"Neyse hadi git uyuyacağım."
"Tabi herşeyi anlattım, şimdi kovarsın."
"Yok yok, ben yorgunum sadece hadi iyi geceler."
"Aynen," dedim ve ayağa kalkıp kapıyı açtım.
"Bu arada," dedim. "Akşam yemeğine uyandırırım seni."
"Tamam," dedi ve kapıyı kapattım. Aşağı inmeye başladım. İndikten sonra da salona gittim, Berkin burada yoktu. Salondan çıkıp mutfağa gittim, orada da yoktu. En son yatak odasına gittim. Orada da bulamayınca bende belki bilgisayar masası olan odasındadır diye oraya gittim. En nihayetinde buldum. Oyun sandelyesinde oturuyordu ve kulağında kulaklık ile bilgisayar oyunu oynuyordu. Tabi ki de bütün herşey markaydı. Ayrıca da üzerini değişmişti.
Altında siyah bir eşofman vardı, üzerinde ise beyaz bir salaş bir kapşonlu vardı. Şuan her zaman olduğu gibi dehşet görünüyordu. Açık kumral saçları dağılmıştı ve benim ellerim de o saçları daha da çok dağıtmak için ölüyordu. Birde sürekli banyo aldığı için her yer onun güzel duş jeli'den kokuyordu. Kapşonlusunun başı kapalıydı ama saçları önden görünüyordu. Dolgun ve can alıcı dudaklarına düştü gözlerim. Şuan nefesi kesilene kadar öpebilseydim keşke...
Bu saçma düşünceler neden aklıma geliyordu? Yoksa... Umarım o düşündüğüm şey değildi çünkü eğer o olsaydı, herşey bambaşka birşey'e dönüşürdü. Ama ya o da aynı şeyleri düşünüyorsa? O zaman ne olurdu? Ben bunları düşünürken beni fark etmiş olacak ki dudakları yana doğru kıvrıldı, gamzeleri yine oradaydı işte...
"İyi miyim?" diye sordu muhteşem sesiyle.
"Efendim?" Sesim çok heyecanlı çıkmıştı. Lanet olsundu!
"Beni öyle bir izliyorsun ki, sesin bile bunu belli ediyor. Sakin ol." Bunu bana bakarak söylemişti ve ne kadar heyecanlandığımı anlamıştı, o yüzden böyle gülüyordu zaten.
"Ben zaten sakinim. Hem ben heyecanlanmadım."
"Aynen, bende futbolcu değilim zaten."
"Ya neyse, ne yapıyorsun?" dedim ve sandaylesinin yanına gittim. Tekrardan kafasını oyuna döndürdü.
"Oyun oynuyorum ama sinirim aşırı bozuldu. Sürekli saçma saçma şeyler yapıyorlar," dedi ve oyunu kapatıp ayağa kalktı. O bir anda ayağa kalktığı için bende yerimden sendeledim. O da beni belimden kavradı ve bize çokta uzak olmayan duvara doğru yasladı beni. Sonunda dengemi kurabildim ve ona baktım. Gözlerinde çok farklı birşey vardı. Ona kesin on sekiz yaşındaki liseli aşık ve aptal kız gibi bakıyordum.
"Nefesini kontrol etmelisin," dedi ve bana daha çok yaklaştı. Bir elini arkamda duran duvara yasladı.
"Zaten kontrolde," dedim ama bunu derken bile sesim titrek çıkmıştı. Kesin aniden yerimden sendelediğim için böyle heyecanlanmıştım. O yaklaştığı için değildi bence yani. Ama kalbim ve onun bakışları ise böyle değildi.
"Nefes alış verişin, sesin bile bunu belli ediyor Bade. Neden peki?"
"Ya aniden düşer gibi oldum ya, ondandır."
"Bade yalan söyleme bana, hiç sevmem. Sen, sadece ben sana yaklaştığında böyle oluyorsun. "
"Ya sorgulama, neden böyle oluyor bilmiyorum ama Allah kahretsin ki sadece sana yaklaştığım zaman böyle oluyor kalbim!"
Elini boğazıma koydu ve tıpkı bir yılan gibi eli boğazımı sardı. Boğazımı kendine çekip dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı. Beni öpmesine aslında hiç şaşırmamıştım. Her yaklaştığımızda beni öpüyordu. Aslında gündem olan şey şu ki, ona itiraf etmiştim. Kalbimin sadece ona yaklaştığımda böyle çarpıntı olduğunu ona da demiştim. Allah cidden bu sefer kahretsin.
Kafamın içinde ölüp ölüp dirildiğimi anlamış olacak ki bana sanki imkanı varmış gibi daha çok yaklaştı. Hatta vücudunu bana yasladı. Bende bu sefer ona karşılık verdim. Dudaklarımı oynatmaya başladım, adeta savaş halindeydi dudaklarımız. Bu iş çığrından çıkmıştı. Biz ne anlaşmalı olan bir sevgililikteydik, ne de arkadaş olabilecek kapasitede. Biz çok farklı bir şeydik.
Sonra da dişi dudağımı kendine doğru çekti ve soluklanarak geri çıktı. Dudaklarının tadı çikolata gibiydi. Sadece şuan beni öpmüyordu, onun dışında hâla yada bana çok yakındı. Nefeslerimiz karışıyordu. Elini yanağıma koydu ve bir yukarı bir aşağı okşadı. Alnım öne doğru düşünce alnını benimkine yasladı. Bir dakika sonra da başını kulağımın yanına getirdi. Nefesini boynumda hissediyordum.
Kulağıma doğru fısıldadı. "Allah gerçekten de kahretsin bebeğim. Aynı şeyleri bende hissediyorum. Sana yaklaşınca oluyor," dedi ve başını bu sefer boynuma getirip öptü. Bu sırada zil çaldı ve Berkin de geriye çıktı. "Ben kapıyı açıyorum," dedi ve tam çıkacakken kolundan tutup onu durdurdum. "Rujum bulaşmış," dedim.
Elini ağzına atıp sildi ve eline baktı. Sonra da güldü. "Kendine de bir bakmalısın bence," dedi ve bende elimi aynı onun gibi yapıp baktım. Gözlerimi fal taşı gibi açtım ve sonra da Berkin'e baktım.
"Oha Berkin! Yemişsin gerçekten yani," dedim.
"Susmayı tercih ediyorum," dedi ve göz kırptı. Sonra da kapıdan çıkıp aşağı indi. Kendimi duvara yasladım ve düşünmeye başladım. Bir anda neden böyle birşey olmuştu? Niye sanki gerçekten de sevgiliymişiz gibi? Umarım aklımdaki şey ikimize de olmuyordur. Yoksa gerçekten herşey değişirdi. Ama bunun olması için çok fazla sebep vardı. Hatta bana demin önce onun da aynı şeyleri hissettiğini söylemişti.
Ben bunları düşünürken aşağıdan ses geldi. "Yenge, neredesin?!" Bu ses Emir'e aitti.
Duvardan kendimi çektim ve aşağı indim. Salona gittikten sonra oturan Berkin ve Emir'i gördüm. Emir bal görmüş ayı gibi gülüyordu. "Emir niye böyle gülüyorsun?" diye sordum.
"Mal çünkü," dedi Berkin.
"Çok komiksin," dedi Emir Berkin'e bakarak.
"Kes lan," dedi Berkin.
"Azıcık sakin olun ya, bıktım sizden gerçekten de," dedim.
Berkin bana çok tuhaf ama aşırı derecede kalp hızlandırıcı bir şeklide baktı. "Benden de mi?" diye sordu.
"Kusura bakma," dedim bende. Büyük ihtimal bunu dememi beklemiyordu. Biz bakışırken Emir araya girdi. "Ay yeter sıkıldım sizin aşkınızdan, sürekli bakışıyorsunuz amına koyayım."
"Ne yapalım gerizekalı?" diye sordu Berkin. "Seninle ilgilenmiyorum şuan," dedi Emir sonra da bana baktı.
"Yenge, haftaya maçım var. Pazartesi, seni bekliyorum."
"Olur, gelirim niye gelmeyeyim."
"Aferin sana," dedi Berkin fısıldayarak ve yere bakarak. Beni gerçekten çok fena kıskanıyordu!
"Yengem be! Kraliçesin sen yengelerin en güzeli!" diyerek bana doğru koştu ve bana sarıldı Emir. Tabi bunu derken çok bağırmıştı. Bende kollarımı hafifçe beline sardım. Kesin Berkin sinir olmuştu sarılmasına. "Tamam sakin ol," dedim ve ayrıldık.
"Ya kim bu mal gibi bağıran azıcık sessiz olun be!"
Bu ses Aşkın'ın sesiydi. Hepimiz ona döndük. Üzerini değişmişti. Üstünde lacivert bir salaş sweatshirt vardı. Altında ise kısa ama yine aynı renkte bir şort vardı. Saçları dağınık topuz şeklindeydi. Aşkın yanımda olan Emir'e bakıyordu. Bende kafamı Emir'e çevirdim. Emir de aynı şekilde Aşkın'a bakıyordu. Berkin'e baktım. O da onlara bakıyordu ama benim ona baktığımı fark ettiğinde bana baktı. Sonra da güldü, bende aynı şekilde güldüm.
"Aşkın," dedi Emir heyecanlı bir sesle.
"Emir," dedi Aşkın ama o da heyecanlıydı ki bu sesine yansıyordu.
"Yeter. Arkadaşlar neden isim ezberi yapıyormuş gibisiniz. Aşkın gel yanımıza da oturalım," dedim. Aşkın da bana baktı ve sonra yanımıza gelip koltuğa oturdu. Biz de oturduktan sonra Emir Aşkın'a baktı ve gülümsedi. "Nasılsın Aşkın?"
"İyiyim Emir, senden?"
"Bende iyiyim. Sen gördüm daha da iyi oldum doğrusu."
"Burada da mı devam edeceğiz?"
"Hayır ama sonra bence devam edilebilir," dedi Emir göz kırpıp.
"Oha lan yavaş Emir," dedi Berkin.
"Enişte boşver biz böyle anlaşıyoruz," dedi Aşkın.
"Neyse arkadaşlar ben acıktım, yemek söyler misin Berkin?"
"Olur," dedi ve telefonunu açtı.
"Ee, neden geldin?" diye sordu Emir Aşkın'a.
"Seni özledim, ondan yani," dedi Aşkın.
"İyi ettin, bende seni özledim."
"Öyle mi?"
"Öyle."
"Oha, Berkin'e hak veriyorum. Sizin aranızda birşey mi var yoksa?" diye sordum.
"Aşkım siz sakin bir şekilde aşk yaşıyorsanız sizin sorununuz. Bizde de böyle aşk yaşıyoruz işte," dedi Aşkın.
"Biz sakin mi yaşıyoruz aşkımızı," kahkaha attı Berkin. Kesin aklına oda da olan şey gelmişti. Allah'ım nolur şuan onu demesin yoksa iki sene Emir'i dinlerdik! Berkin'e döndüm ve uyarıcı gözlerle ona baktım. Sustu ve kahkahasını bastırmak için dudaklarını dişledi. Bu hareketi dudaklarına bakmam için gibiydi. Maalesef buna kandım ve bende ona baktım. Allah beni yok etsin şuan ya! Rezil oldum ya!
Önüme döndüm. "Aşkımız dedin yoksa siz?" diye sordum Berkin'e bakıp.
"No yenge, şuan öyle birşey yok."
"Nasıl ilerde olur mu yani?" dedi Aşkın gülerek Emir'e bakarak.
"Bilmem, olsun mu?"
"Bilmem ki," dedi Aşkın da dudağını dişleyip.
Öksürdüm ve gözlerimi açtım. "Oha! Yavaş!" dedim.
"İyi misin?"
Öksürüğüm dindi ve Berkin'e baktım. "İyiyim," dedim.
En sonunda kapı zili çaldı ve Berkin kalkıp kapıyı açtı. Bize döndüğünde elinde pizza kutuları vardı. "Mutfağa gelin," dedi ve mutfağa girdi. Bizde kalkıp oraya gittik. Masaya oturduk ve yemeye başladık.
***
Yemek yedikten hemen sonra salonda oturuyorduk. Herkesin elinde telefon vardı. Emir kafasını telefondan kaldırdı ve konuştu. "Ya ben uyuyacağım bana odamı gösterin," dedi.
"Oğlum hangi odayı verelim Aşkın var misafir odasında," dedi Berkin.
"Seninle mi yatayım lan!" dedi Emir.
"Benimle kalabilir sorun yok," dedi Aşkın. Oha ama gerçekten de!
"Lan bir durun da sen niye burada kalıyorsun?"
"Evimde temizlik var."
"E git otele, otel mi lan burası defol."
"Ya enişte burada kalsın."
"Evet ya burada kalacağım sanane!"
"Benim evim çünkü malak."
"Senin inadını sileyim," dedi Emir. Yine sansür yapmıştı. Hepimiz gülmeye başladık. Fakat Emir gülmüyordu.
"Tamam lan git yat," dedi Berkin Emir'e.
"Lan o kadar şey de ağzıma et, sonra da git yat de! Başka varmı paşam!"
"Yok, git yat hadi," dedi Emir gülerek.
"Neyse ya ben yatmaya gidiyorum," dedi Aşkın ve ayağa kalkıp merdivenlerden çıktı.
"Neyse, bende uyuyayım. Malûm uykum var bayağı," dedi ve Emir de kalkıp merdivenlerden çıktı.
"Aralarında birşey var," dedi Berkin.
"Beni ilgilendirmez, hatta sevinirim yani."
"Ama bu ilgilenmek olur," dedi Berkin.
"Neyse ya, ben uyumaya gidiyorum benim de uykum geldi."
Ayağa kalktım ve odaya gittim. Berkin de peşimden geliyordu. Tam çıkıyorken kahkaha sesi geldi, bu Aşkın'ın sesiydi. Berkin'e baktım, o da o odanın kapısına bakıyordu. "Aklıma çok kötü şeyler geliyor, çabuk odaya çıkalım."
Dediği şey ile güldüm. Sonra da odaya çıktık. İkimiz de üzerimize birşeyler giyindikten sonra uyuduk.
***
Gözlerimi açtım ve telefonumda saatime baktım. Saat öğlenin ikisiydi! Bu saate kadar nasıl uyumuştum? Berkin yanımda yoktu. Yataktan kalkıp banyoya girdim. Banyo yaptım, ve sonra da giyinme odasına gittim. Üzerime beyaz bir body, altına da beyaz bir mini etek giyindim. Külotlu çorap olarak da şu moda olan şekilli ve danteltti beyazlardan giyindim. Ayağıma da beyaz bilekten bağlanan topuklu giyindim. Hepsi markaydı giyindiğim şeylerin. Gözlerimde çok güzel bir makyaj yaptıktan sonra kırmızı rujumu sürdüm ve saçlarımı da at kuyruğu toplayıp ördüm. Sonra da beyaz bir kürk aldım. Beyaz marka bir çanta da var tabi ki.
Aşağı indim ve Berkin'in yanına gittim. Telefonuna bakıyordu, kafasını kaldırdı ve beni süzdü. En son gözlerime baktı ve gülümsedi. "Nasılım?" diye sordum.
"Çok güzelsin," dedi.
"Teşekkür ederim ama bunu ben zaten biliyorum."
"Nereye gidiyorsun?"
"Arkadaşlarım ile buluşacağım. Akşam gelirim ben," dedim ve kapıyı açtım.
"Tamam ararsın beni," dedi ve bende kapıyı kapattım.
***
Saat akşam 20:43'tü. Akşam yemeği yemiştik evdekilerle. Şuan yine herkes telefona bakıyordu. Bende sıkıldım ve ayağa kalktım. "Hadi eğlenmeye gidelim!" dedim gülerek. Herkes bana baktı.
"Ne alaka bu saatte?" dedi Aşkın.
"Ya gidelim ben çok sıkıldım." Berkin'e döndüm. "Berkin ya hadi," dedim ve tekrar yanına oturup ona sarıldım. Ona küçük emrah bakışları attım. "Tamam," dedi ve gülümsedi.
"Gördünüz mü o benim istediğim herşeyi yapıyor. Kıskanın," dedim ve onlara dil çıkardım. Güldüler. Sonra hepimiz odalara çıktık ve giyinmeye başladık. Berkin yine dışarıda bekliyordu beni. Üzerime siyah, saten, ayak bileğime kadar uzanan, askılı elbise giyindim. Göğüs kıvrımıma kadar açıktı üstü. Altına da marka, siyah, bilekten bağlamalı bir topuklu giyindim. Gözlerime köyü bir göz makyajı yapıp bordo ruj sürdüm. Saçlarımı topuz yaptım, tabi ki de perçemlerimi çıkarmıştım. Parfümümü sıktım ve sonra da takılarımı taktım. Siyah mini marka bir çanta aldım, birde siyah bir mini kürk.
Berkin bana baktı giyinme odasından çıktığımda. Beni süzdükten sonra yüzüme baktı ve konuştu. "Muhteşem ve baştan aşırı çıkarıcı," dedi.
Ona öpücük attım, güldü ve giyinme odasına girdi. Odadan çıktığında üzerinde siyah bir bol kot pantolon, üzerinde ise siyah bir bol sweatshirt vardı. Onun da üzerinde siyah deri ceket, ayağında beyaz spor ayakkabıları vardı. Saçlarını düzeltmişti ama yine bir tutamı düşmüştü. "Beğendim," dedim. Sonra da aşağı indik ve Emir ile Aşkın'ı gördük.
Aşkın üzerine kırmızı bir mini elbise giyinmişti, onun da üzerine siyah kürk. Saçları açıktı ve çok güzeldi. Tabi makyajı da vardı. Emir de mavi ama koyu bir bol pantolon, üzerine de beyaz tişört, onun da üzerine koyu yeşil ve siyahların olduğu kalın gömlek. Gömleğin önü açıktı. Onun da üzerinde siyah deri ceket vardı. Ayağında beyaz spor ayakkabıları da vardı.
Evden çıktık ve arabaya bindik.
***
Yuvarlak bar, masasının etrafındaydık. Herkes birşeyler içiyordu. Aşkın ile Emir çok yakın davranıyorlardı, sanki bir... Sanki bir sevgili gibi, çok yakındılar. Berkin'e baktım. O da beni izliyordu. Ona yaklaştım ve gülümsedim, tabi ki o da gülümsedi bana. Gamzeleri yine oradaydı işte
"Gamzlerin neden böyle?"
"Nasıl yani?"
"Çok muhteşemler," dedim ve elimi gamzesine getirdim. Çok derindi gamzesi. Ayrıca gamzesine dokunmak çok güzeldi. "Senin gibi," dedi.
"Ya, susar mısın?" dedim utanıp.
"Neden utandın?"
"Bilmem ki."
Güldü.
"Bu arada, çok güzel bir iltifattı."
"Sen iste, her zaman derim."
Ona yaklaştım ve gamzesini öptüm. Ben gamzesini öpünce gülüşü daha çok derinleşti. Geriye çekildim ve ona baktım. Bu sırada arkadan bir ses gelmişti.
"Aşk sarhoşu musunuz siz şimdi?"
Sesin sahibi...
***
Canlarımm nasılsınızz😻 Size bunu yazmayı özledim. Sizi bayağı beklettim, çok çok özür dilerim. Ama sonunda bölümü attım, bu arada ben gayet güzel bir bölüm olduğunu düşünüyorum. Umarım sizde öyle düşünüyorsunuzdur. Ayrıca sesin sahibini bir dahaki bölümde öğreneceksiniz. Bu aradaa asıl şimdi başlıyor herşey!
Arkadaşlarr bu aradaa, hafta sonu özel bölüm gelecek!
Sizleri çok seviyorum iyi akşamlar dilerim. Umarım sevmişsinizdir bölümü 😘
Bölüm etkileşimi
