15. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Songur Talaz Yakut📈🙌

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: 15. BÖLÜM

Canlarım, iyi okumalarr💗

(Bu arada, bölüm sonuna açıklama bıraktım. Orayı da okuyun bölümü bitirdikten sonra😽)

***

Ama tam düşmedim, biri beni tutmuştu...

Beni o tutmuştu. Arda. Yine ne işi vardı peşimde? Artık yeterdi çünkü sürekli peşimdeydi ve peşimde olması umurumda olmasa bile Berkin ile aramız bozuluyordu, o yüzden de umurumdaydı. Kendimi toparladım ve ondan geriye çekilip bayağı bir uzaklaşarak karşısında durdum. Bana eskisi gibi bakıyordu, gözleri aynı beni kandırdığı zamanki gibi kandırıcıydı. Galiba ona tekrardan aşık olmam için sürekli peşimdeydi, ama şunu bilmesi gerekirdi; ben onu sevmiyordum. Ben galiba başla birisini seviyordum. Bunu çok net anlıyordum ama sesli söyleyecek kadar da cesaretli değildim.

Bütün bunları boşverip bağırdım. "Ne işin var burada?"

"Arkadaşlarım ile yemeğe gelmiştik, lavaboya gidiyordum ve seni görünce yanına gelmek istedim. İşte gelince de bunlar oldu," dedi masum bir şekilde. Ama ben tabii ki de ona kanmayacaktım. Bu sefer o olanlar olmayacaktı.

"Bence sen buraya arkadaşların ile yemek yemeye değil bana sarkıntılık yapmaya geldim," dedim.

"Anlamıyorum dediğini Bade."

"Öncelikle adımı ağzına alma, ve sen benim ne dediğimi çok iyi anlıyorsun. Hemde çok iyi, ama anlamamazlıktam geliyorsun. Buraya gelme sebebin tamamen Berkin ile benim aramı bozmak."

"Benim sizin ilişkinizden haberim bile yoktu, yalan söyleme."

"Hayır haberin vardı, sen yalan söyleme!"

"Tamam, doğru s-" Arda konuşurken tam arkamdan gelen gülme sesiyle arkamı döndüm. Berkin'di. Berkin... Çok başka bir mevzuydu. Neyse, çocuğa şuan bile içten içe yürüyordum. Ona döndüğümde Arda'ya bakıyordu, hemde dik dik bakıyordu. Aşırı sinirli olduğu yine belliydi ve beni kolumdan tutup kendi arkasına çekti. O da önüme geçti. Kolumu bıraktıktan sonra da güldü. Hemde bayağı kahkaha attı.

"Neden salak gibi gülüyor," dedi Arda bana bakıp. Bunu demeyecektin Arda...

"Salak gibi?" dedi Berkin de tekrardan ciddi olup.

"Evet," dedi Arda.

"Sen niye buradasın?"

"Arkadaşlarım ile yemeğe gelmiştik, lavaboya gidiyordum ki onu görünce geldim. O da tam düşerken tuttum bu kadar. Sakin ol," dedi Arda.

"Lan oğlum sürekli benim sevgilimin karşısına çıkıyorsun, ne oluyor amına koyayım!"

"Berkin küfür etme, boşver," dedim bende öne atılıp kolunu tutarak.

"Sen masaya gider misin bebeğim?" dedi Berkin bana bakıp.

"Hayır Berkin, bir şey yaparsın," dedim.

"Hayır güzelim yapmayacağım. Sen güven bana git," dedi ve bana dönüp saçımı öptü.

"Tamam o zaman, ben gidiyorum ama bak eğer bir şey yaparsan. Ölene kadar seninle konuşmam."

"Tamam," dedi ve bende oradan uzaklaşıp masaya gittim. Aşkın ile Emir bar masasının yanında içki içiyorlardı. Çok mutlu gözüküyorlardı ve gerçekten de yakışıyorlardı. Yanlarına gittim ve bu sefer ilk konuşan Emir oldu. "Ne oldu Bade?"

"Benim eski ex yine karşıma çıktı. Berkin geldi ve benim de gitmemi isteyince bende buraya geldim. Bu kadar," dedim.

"Lan bu sünepe niye karşına çıkıyor sürekli, ben sinir oldum amına koyayım. Berkin'i düşünemiyorum bile."

"Harbi ne alaka o yine?" diye sordu Aşkın.

"Ne bileyim gelmiş işte yine gerizekalı," dedim bende.

"Berkin biraz daha karşınıza çıkarsa kriz geçirecek. Aşırı kıskanç biridir o," dedi Emir.

"Şuan bence kriz geçiriyor, bana söz verdi birşey yapmayacak diye."

"Ya kızım ne yapsın zaten adam futbolu mafya değil."

"Ya ne bileyim öyle dedim işte boşver."

"Aha, geliyor," dedi Emir ve benim arka tarafıma baktı. Bende oraya baktığımda Berkin ifrit kesiyordu. Gözleri sinirden alev almış bir şekildeydi ve sadece önüne bakıyordu. Sinirliydi. Hemde çok fazla. Beni. Yok. Edin. En sonunda bar masasının yanına geldi ve içilmemiş olan içki bardağını aldı ve tek dikişte içti. Ondan sonra garsondan yenisini istedi, sonra bir daha, bir daha, bir daha ve bir daha. En sonunda yine ağzına alacaktı ki Emir elini koluna koyup durdurdu.

"Oğlum yeter, sen futbolcusun."

"Sanane," dedi Berkin.

"Lan nasıl sanane, gerizekalı içme daha."

"Mal mısın oğlum sanane," dedi Berkin.

"Oğlum içme içme," dedi ve sonra da bana döndü. "Yenge, söyle şuna içmesin daha," dedi ve bende Berkin'e yanaştım. Elimi çenesine koyup yüzüme çevirdim ve daha fazla yaklaştım. "İçme daha," dedim.

"İçmek istiyorum," dedi.

"Neden?"

"Ya içmek istiyorum Bade," dedi. Söylemek istemiyordu. Kesin Arda yüzündendi bu hâlleri, ayrıca o neredeydi ki? Neyse, Arda gram umurumda olmadığı için Aşkın'a dönüp 'iki dakika gidin' işareti yaptım. Aşkın Emir'in kolunu tuttu ve konuştu. "Hadi biz biraz hava alalım," dedi ve gittiler. Bende Berkin'i biraz geriye itip bar masası ile onun arasına girdim. Ellerimi yüzünün iki yanına koydum ve ona yaklaştım.

"Berkin, neden?"

"Ne neden?"

"Neden içmek istiyorsun?"

"Bak, Bade. O gerizekalının sürekli karşına çıkmasına aşırı sinirleniyorum. Yani neden de o orospu çocuğu sürekli karşına çıkıyor anlamadım. Saçmalık."

"Tamam boşver sen onu, sinirlenme," dedim.

"Lan nasıl sinirlenmeyeyim, adam tam bir göt!" dedi.

"Tamam Berkin, sakin ol," dedim ve kafamı boynuna gömdüm. Orayı öptükten sonra öbür tarafı da öptüm ve geriye çekildim. Bu sakinleşmesi içindi.

"Sakin misin?" diye sordum.

"Değilim Bade," dedi önündeki içki bardağını eline alarak. Bende hemen elimi onun elinin üzerine koyup içkiyi elinden aldım ve masada uzak bir yere koydum. Kafasını bıkkınlıkla masaya koydu, bende böyle olmayacağını anlayarak ayağa kalktım ve elini tutup çektim. Kafasını kaldırıp bana baktı, "Ne oluyor," dedi.

"Gidiyoruz," dedim.

"Niye?"

"Sakin olup daha fazla içki içmemen için Berkin!"

"E diğerleri n'olacak?"

"Bize ne onlardan," dedim. Bu sırada Berkin de ayağa kalkmıştı.

Ceketlerimizi aldıktan sonra dışarı çıktık, kapının yanında konuşan Emir ile Aşkın'ı görünce konuştum. "Biz eve gidiyoruz," dedim.

"Hadi gidelim o zaman," dedi Emir.

"Biz gidiyoruz, siz otele gidin bu gece," dedim.

"Niye?"

"Sanana mal," dedi Berkin konuşmaya dahil olarak.

"Ya boşver öyle işte Emir, siz bu gece başka bir yerde kalın."

"E tamam o zaman."

"Görüşürüz," dedim ve onları dinlemeden arabanın yanına gidip arabaya bindik. Bu sefer sürme koltuğuna ben oturmuştum, çünkü araba Berkin'in olmasına rağmen aşırı sinirli olduğu için arabayı sürmesi olmazdı. Arabayı sürmeye başladım ve yola çıktık.

***

Bir süre sonra evin önündeydik. Arabayı park ettikten sonra eve girmiştik. Eve girdiğimiz gibi salona gittik. Ben üzerimdeki ceketi çıkardım ve koltuğa fırlattım, ben bunu yaparken Berkin de kendi ceketini çıkarıp atmıştı. Açık saçlarımı arkaya doğru ittirdim ve Berkin'e yaklaştım. Hem de çok fazla, aşırı fazla. Nefesini yüzümde hissediyordum, o kadar fazla. Berkin'e ciddi bir ifadeyle bakarken o da bana kızgın bir şekilde bakıyordu. Ona kızıyordum ama haklıydı, büyük ihtimal aynısı bana olsa bende çok kızardım ama bende onun iyiliği için sakin olmasını istiyordum.

"Berkin neler oluyor sana?"

"Sence Bade?"

"Bak, sana bir konuda haklılık veriyorum. Kızmakta aşırı haklısın çünkü aynısı bana olsa ben daha kötü şeyler yapardım. Ama iyiliğin için de sakin olmanı istiyorum. Senin için, sakin olmalısın anla bunu," dedim sakinlikle. Kendimi biraz da olsa sakinlemiştim.

"Ya Bade, güzelim, neden anlamıyorsun beni. O göteleği görmüyor musun yapışıyor sana resmen! Her gittiğimiz yerde karşına çıkıyor, seninle konuşuyor. Senin güzelliğine bakıyor, ben buna dayanamıyorum!"

"Berkin kızma ama sen mağara adamı mısın?"

"Mağaralıksa mağaralık, bakmasın o göt sana!" Kahkaha attım, beni aşırı derecede kıskanıyordu ve bu acayip hoşuma gidiyordu. Kollarımı karnımda birleştirdim. Kafamı omzuma doğru yatırdım ve gülümseyerek ona baktım.

"Koskoca Berkin Çevik mağara adamı olduğunu açıkladı! Şok şok şok!" dedim gözlerimi açarak.

"Dalga geçme Bade, hiç komik değil şuanki durum!"

"Bağırma artık!" Bir anda bende aşırı fazla sinirlenmiştim, ona aniden aşırı yaklaştım.

"Sen bağırma asıl!" O da bana aynı şekilde yaklaşıp bağırdı. Şu birkaç gündür olanlardan dolayı aşırı bıkmış ve yorulmuştum. Fiziksel olarak değil mental olarak yorulmuştum. Ona yorgun bir ifadeyle bakarken hiç konuşmadan iki elini de yüzüme koyup yine beni öptü. Birkaç dakika sonra ayrıldığımızda ellerini yüzümden çekip kollarını belime sardı. Kafasını da boynuma gömüp bana sarıldı. Benim ellerim de ona kızgın olduğum için yanımda dururken ellerini belimden çekip benim ellerimi tuttu ve kendi sırtına koydu, sonra yeniden sarıldı.

Bende inadı bırakıp ona sarıldım, bunu ikimiz de bu olanlardan aşırı fazla yorulduğumuz için yapıyorduk. İyi gelmişti ama, bu iyiydi. Bir süre daha sarıldıktan sonra ayrıldık ve Berkin bir kolunu belimin altına, bir kolunu da bacaklarımın altına koyup beni yukarı taşıdı. Bende kollarımı boynuna dolamıştım. Yukarı çıktığımızda beni tam yatağa yatırıyordu ki, kolunu tutup konuştum; "Üzerimi değiştireceğim, sonra geleceğim ama tamam mı?"

"Tamam," dedi ve giyinme odasının önünde beni yere bıraktı. Odaya girip üzerime siyah bir pijama giyindim, üzerine pandalar da vardı. Sonra da odadan çıkıp lavaboya girdim ve makyajımı temizledim. Lavabodan çıktıktan sonra yatakta uzanan Berkin'i gördüm. Üzerini değiştirmişti, siyah bir eşofman vardı, üstünde ise hiçbir şey. Yanına gidip yatağa sırtüstü yattım, o da kolumdan tutup beni pencere tarafına doğru döndürdü. Sonra da bana yaklaşıp kolunu belime sardı ve beni kendi göğsüne çekti. Bana doğru yan bir şekilde yatırıyordu ve bende onun önünde onun gibi yatırıyordum.

Üstte kalan bacağını benim bacaklarımın üzeinden geçirip bacaklarımı kendi bacaklarının arasına sıkıştırdı. Sonra da öne eğilip ensemi öptü, ondan sonra boynunun yan kısmını. Hâlâ daha boynumu öpmeye meşgulken konuştu.

"Senden," boynuma beni öldürecek bir öpücük bıraktı. "Çok," yine o öpücükten bıraktı. "Özür diliyorum," dedi ve bu sefer de kafasını yastıktan kaldırıp öne doğru eğdi ve yanağımı öptü. Sonra yine yastığa yattı.

"Özrünü kabul ediyorum Berkin," dedim sonra da boynuma teşekkür öpücüğü bıraktı.

"İyi geceler, güzelim," dedi.

"Sana da," dedim ve ikimiz de uykuya daldık.

Bugün uzun zamandır farkında olduğum ama yine de tam olarak söylemediğim o şeyi artık söyleme vaktiydi. Ben Berkin'e...

Ben Berkin'e feci hâlde aşık olmuştum...

***

YAZAR'IN ANLATIMIYLA OTEL (AŞKIN&EMİR)

Aşkın ve Emir, Bade ve Berkin arabaya binip gittikten sonra club'tan ayrılıp güzel bir otele gitmişlerdi. İkisi de çok fazla şaşırmıştı onları eve çağırmadıklarına, resmen evden kovmuşlardı! Otelin işlemlerini yaptıktan sonra üst kata çıktılar ve odalarına girdiler. Otel odası çok güzeldi, tam Aşkın'lık bir yerdi. Emir de sevinmişti aslında yanlız kaldıklarına, ama bunu ona daha dememişti.

Aşkın kolundaki çantayı koltuğun üzerine bıraktı ve ceketini de çantasının yanına koydu. Sonra da aşırı yüksek ve marka olan topuklularını çıkarıp bir kenara koydu. O bütün bunları yaparken Emir de ceketini çıkarmıştı, Aşkın'ın ceketinin yanına koymuştu. Aşkın yatağa gidip oturdu ve Emir de onun yanına gidip oturdu. Emir onu gerçekten çok seviyordu, hatta onunla evlenmeyi bile düşünüyordu ama aralarındaki ilişkinin daha çok yeni olduğu için bunu yaparsa ondan kaçağını düşünüyordu.

Aslında Aşkın kaçmazdı çünkü o da Emir'i çok fazla seviyordu. Hatta Emir'e onunla evlenmek istediğini söylemek için sürekli düşünüyordu, ama aynı Emir gibi sonradan düşünmeyi bırakıyordu. Kaçağını düşünüyordu. Şuanda yine acaba söylesem mi düşüyor, kafasını ne kadar o düşüncelerden çekmek istese de olmuyordu. En sonunda ona odaklanıp konuştu.

"Ee bu gece ne yapıyoruz?" dedi ve saçındaki tokayı açmaya çalıştı. Tokayı açamıyormuş gibi yapıyordu ama aslında sadece Emir onunla uğraşsın diye böyleydi. Yüzüne çok masum bir ifade kondurup Emir'e baktı. "Saçımı açamıyorum, sen açar mısın?"

"Açarım bebeğim, gel," dedi ve hemen önüne gelmesi için iki kez vurdu. Aşkın emekleyip önüne geldi ve sırtını ona dönerek oturdu. Emir öncelik olarak saçlarını fark ettirmeden kokladı, sonra da elini tokaya getirip açmaya çalıştı. O da hemen tokayı açtı. Ve bunu yaptığında fark etti ki Aşkın bu konuda yalan söylüyordu. Emir Aşkın'a yaklaşarak konuştu.

"Bebeğim niye açamadın ben açtım hemen?"

"Nasıl açtın ki, çok düğümlüydü?"

"Değildi, sen bana yalan söyledin."

"Yoo," diye itiraz ediyordu ki Emir arkadan boynunu öptü. Tam öperken de bir kolunu Aşkın'ın karnına sarıp onu tam dibine kadar çekti. Oraya bir sürü öpücük bıraktıktan sonra da öbür tarafı öpmeye başladı. Bunu yaparken saçlarını diğer tarafa aldı ve hafifçe çekti. Saçlarını çekmesiyle Aşkın'ın kafası geriye düşmüştü. Emir yüzüne yaklaştı ve konuştu.

"Eğer seninle ilgilenmemi istiyorsan kendini asla yorma, ben zaten hep sana odaklıyım," dedi ve Aşkın'ı öptü. Bunları yapması Aşkın'ın ona daha fazla kafayı takmasına yardımcı oluyordu. Birkaç dakika sonra ayrıldılar ve yatağa uzanıp uyudular.

İkisi de birbirine kafayı takmıştı ve bunu ikisi de zaten biliyordu.

***

BADE MİREL

Güneşin güzel ışınlarıyla uyandım. Arkamı döndüğümde Berkin beni izliyordu. Bende tam bir şekilde ona döndüm ve yüzüne bakmaya başladım. Mavi gözlerine güneş ışınları vurduğu için her zaman olduğundan daha güzel görünüyorlardı. Bir kere ben mavi göz hayranı biriydim ve şöyle birşey vardı. Eğer o mavi gözler Berkin'deyse işler daha da değişirdi. Saçları yine karışıktı, dudakları şişkin. Her sabah böyle bir manzara ile karşılaşmak felaket iyiydi.

Aynı benim yaptığım gibi yapıp o da benim yüzümü inceledi, en sonunda gözlerime baktığında gülümsedi. "Günaydın," dedim gülümseyip.

"Günaydın, güzelim," dedi ve uzanıp yanağımı öptü. Sonra tekrar yattı ve saçlarını eliyle karıştırdı. Daha da karışık olmuştu ama zaten çok iyi duruyordu. "Bugün antrenman'a gidecek misin?" diye sordum.

"Hayır," dedi.

"O zaman kahvaltı edelim?"

"Edelim. Ben hazırlayacağım," dedi ve yataktan kalkıp eline telefonunu aldı. Sonra da telefonu kaldırıp gözlerini daha fazla açarak ekrana baktı. Ne yapıyordu?

"Ne yapıyorsun?"

"Gözüme birşey girdi gibi, ona bakıyorum."

"Berkin, sana birşey itiraf edeyim mi?"

"Et," dedi.

"Yanlış anla ya da anlama umurumda değil ama gözlerin muhteşem," dedim.

Sırıttı. " Teşekkür ederim," dedi ve sonunda kamerayı kapatıp cebine koydu ve lavaboya gitti.

Bende yataktan kalkıp pencerenin yanına gittim, dışarıya baktım. Bu sırada Berkin'in sesi geldi. "Bade!"

"Efendim?"

"Bir gelir misin?"

Lavaboya gittim ve kapıyı açtım. Tezgahta duran telefon çalıyordu. Hatta arayan kişinin ismine de 'Emir' yazıyordu.

"Ne oldu?"

"Sen konuşur musun, yüzümü yıkayacağım."

"Tamam," dedim ve telefonu elime alıp açtım. Sonra da oradan çıktım.

"Lan gelelim mi eve, kaldık sokakta ama!"

"Benim Emir,' dedim.

"Ananı! Yenge gelelim mi eve ya kaldık vallahi sokaklarda?"

"Gelin," dedim.

"Oh be! Yengem benim be, kralsın!"

"Görüşürüz Emir," gülümsedim.

"Görüşürüz yenge," dedi ve telefonu kapattım. Sonra da lavaboya gidip kapıyı tıklattım. "Berkin telefonunu al!"

"İçeri gir," dedi ve bende kapıyı açıp içeri girdim. Keşke girmeseydim... Saçlarının önü ıslaktı ve su damlaları akıyordu. Yine cezbedici görüntüsü karşımda duruyordu ama mesafemi koruyup hiçbir şey yapmadım. Sadece telefonu aldığım yere koydum ve çıktım.

***

Birkaç saat sonra kahvaltı yapmıştık. Tabii ki Aşkın'lar da gelmişti. Hepimiz salonda oturuyorduk ki kapı çaldı. Bu sırada Emir ayağa kalktı ve kapıyı o açtı. "Oo benim reis gelmiş!" diye bağırdı.

İçeri giren kişi Mert'ti ve Emir de onun peşinden geliyordu. "Hoşgeldin," dedim.

"Hoşbuldum yenge," dedi.

"Yüzüne ne oldu lan?" diye sordu Berkin.

"Sorma ya, annem ile babam boşanıyorlar."

"Ne?!"

"Selma teyzeyle Temel amca mı?"

"Evet," dedi Mert. Çok yorgun görünüyordu.

"Oha!"

"Bu da yetmiyormuş gibi babam başka bir kadınla evleniyor," dedi Mert.

"Asıl buna oha!" dedi Emir.

"İlk defa Emir'e hak veriyorum," dedi Berkin.

"Katılıyorum," dedim bende.

"Ne zaman evleniyorlar?" diye sordu Berkin.

"Haftaya Salı günü deniz kenarında düğün yapacaklarmış, hiç gitmek istemiyorum ama bir yandan da babamı ne olursa olsun desteklemem lazım. Yani mecbur gideceğim, bu arada sizi de bekliyorum babam çağırdı hatta."

"E geliriz made istedin bu kadar, yalvarmana gerek yok," dedi Emir.

"Sana buradan bir çarparım Emir, salak mısın nesin ya defol," dedi Mert Emir'e bakarak.

"Neden herkes bu çocuğu kovuyor?" dedim herkese bakara, sonra da Emir'e baktım. "Ben seni kovmuyorum ya," dedim.

"Yengem be! Kraliçedir benim için," dedi Emir gülerek.

"Senin Gizem de gelecek mi düğüne?" diye sordu Berkin.

"Evet, o da geliyor."

"Yanlız kimlerden bahsettiğinizi gram anlamıyorum, açık konuşun," dedi Aşkın.

"Ya bak bu Gizem Mert'in sevgilisi, bu Mert bizim kardeşimiz sayılır. İşte annesi ve babası boşanıyor o kadar," dedi Emir Aşkın'a bakarak.

"Teşekkür ederim açıkladığın için," dedi Aşkın Emir'e cilveli bir bakışla.

Emir ise buna sadece güldü. Resmen gözümüzün önünde aşk yaşıyorlardı ve çok güzellerdi!

"Siz sevgilisiniz değil mi?" diye sordu Mert.

"Evet," ikisi de aynı anda dedi.

Mert "Oo hayırlı olsun kardeşim, sonunda senin de oldu bak," dedi ve yerinden kalkıp Emir'e sarıldı. Emir de gülerek ona sarıldı. Ayrıldıklarında ise Berkin konuştu; "Sonunda kurtulduk şunun kıskanmalarından, hayırlı olsun," dedi ama bunu şaka anlamında demişti.

"Sağol mal," dedi Emir de şakasını anlayıp.

"Çok sevindim, hayırlı olsun canlarım," dedim ve ayağa kalkıp ikisine de sarıldım. Ayrıldıktan sonra Berkin konuştu.

"Oğlum sanki çocuk doğurdular da herkes tebrik ediyor, sakin."

"Teşekkür ederiz," dedi Aşkın.

"Mert oturur musun bizimle yoksa şimdi gidecek misin?" diye sordum.

"Biraz otururum aslında," dedi Mert.

"O zaman, bir oyun oynayalım."

"Ne oynayacağız?" dedi Emir.

"Çocuk musun Emir, ne işin var oyunla mal," dedi Berkin.

"Sanane lan," diye konuştu.

"Sakin, artık oyn-" ben tam konuşurken kapı çalmıştı.

"Neden hep bu evde biri konuşurken misafir geliyor?" diye bir sordu sordu Berkin. Aslında mantıklı bir soruydu.

"Harbi," dedi Berkin ona katılarak.

"Ben kapıyı açayım, bekleyin beni oynayacağız," dedim ve ayağa kalkıp kapıya gittim.

Kapıyı açtığımda gördüğüm kişiler asla beklediğim kişiler değildi. Birisi Arda'ydı, diğeri de kıvırcık saçlı tanımadığım bir kadındı...

***

Canlarımm merhabaa🎉 Sizlere uzun bir açıklama yapmak istiyorum😻

Evett, uzun bir aranın ardından yeni bölümü sizlerle kavuşturmuş bulunmaktayım. Bunun için çok mutluyum, ki bence sizde mutlusunuz. Sürekli bana yazan oldu yeni bölüm ne zaman diye, şunu bilin bu arada ben bunlardan asla rahatsız olmuyorum. Daha çok bu bana ilham veriyor çünkü siz bunu yazdığınızda ben ne kadar önemli olduğunu hatırlayıp daha fazla yazmak istiyorum, ilham yani dediğim gibi.

Neyse işte, umarim bölümü sevmişsinizdir. Onu bunu boşverin, ben sizi seviyorum.

Yeni bölümü aksatmadan haftaya yollayacağım. Birde, sürekli bana yazanlar arasında sürekli sevgili olsunlar yazanlar da var, şunu diyeyim; çok az kaldı. Ve bir dahaki bölümde kitaba gelecek olan bir karakterler var, o karakterlerden biri de çok önemli bir rol alacak. Neyse, biraz daha yazarsam aklımda olan herşeyi yazacağım.

Canlarım sonradan aklıma geldi bunu size demem lazım. Haftaya gelecek olan bölümü Berkin'in ağzından okuyacaksınız, çünkü Berkin'in duygularını da öğrenmenizi istiyorum. Yani siz bilmiş olursunuzwve değişiklik de olur. Haftaya görüşmek üzereee🤍

Sizleri seviyorum 🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

426okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.