35. bölüm · Spotlight

32. Bölüm

Attaog

Miraç

"Seni çok seviyorum."

Siktir, siktir, siktir.

Ağzımdan istemsizce çıkan sözleri Lina'nın şaşkın yüzünü gördüğümde idrak edebildim.

Bir süredir dile getirmek istediğim bir şey olsa da özel bir anda söylemek istiyordum. Tüm ailemin olduğu pazar kahvaltısında değil. "Lina dediğimi duyamamış gibi yap. Hiç söylemedim tamam mı?"

Bu halime anlam vermeye çalışırken hafif yüzünün asıldığını gördüm. "Zaten söyleyecektim de uygun bir ortam arıyordum." Panikle eklediğim sözlerle gülümserken bir an onda takılıp kaldım.

O gülümseyince bana bir şeyler oluyordu. Aklım başımdan gidiyordu sanki.

"Tamam" Dalgınlıkla ne dediğini anlamadım. "Hmm?" Gülüşünün o güzel tınısı kulaklarıma çarptığında bir süre daha gülüşünü dinledim. "Tamam işte duymamış gibi yaparım. Sen uygun bir ortam olunca söylersin."

Benimle alay etmeye başlasa da hızlı hızlı inip kalkan göğsü heyecanını ele veriyordu. Onun bu tatlı haline bayılıyordum.

Uzun zamandır farkettiğim şeyi Lina Paris'ten döndüğünden beri söylemek için fırsat kolluyordum. O kadar çok söylemek istiyordum ki son anda kendimi durdurduğum zamanların listesi olurdu.

Mesela uyandığındaki güzelliği yüzünden geçen sabah az kalsın ağzımdan kaçacaktı. Günaydın, Seni seviyorum.

Sonra Chloe'yi severken ki neşesi o kadar gerçekti ki benden Chloe'nin kıyafetini istediğinde az kalsın söylüyordum. Pembe olanı mi veriyim? Bu arada seni seviyorum.

Çekimde beni sakinleştirmeye çalıştığı zaman da çok güzeldi. Kafasını senaryoya gömmüş okurken onu izlemekten kendimi alamamıştım. Benim okumam bitti. Seni seviyorum.

Mutfakta menemen yaparken gördüğümde, ailemle arasının iyi olduğunu farkettiğimde, beni kıskandığında, yüzündeki gülümseme ile fotoğrafımıza bakarken, üzerinde benim kıyafetlerimle dolaşırken...

Kısacası bugün gerçekten zor bir gündü benim için ya da öyle bir raddeye gelmiştim ki nefes alsa karşılığında onu sevdiğimi söylemek istiyordum.

En sonunda da dayanamayıp ağzımdan kaçırmıştım. Ben böyle bir adam değildim önceden. Kontrolü elimden asla bırakmazdım. Bazı anlar gözüm dönüyordu ama neyse. Onun bana hissettirdikleri o kadar yoğundu ki içime sığmıyordu.

Pazar kahvaltılarımızın olmazsa olmazı olan toplu fotoğrafı da çektirdiğimizde artık vedalaşma zamanı gelmişti. Herkesle tek tek sarılırken arkamdan onunda aynı şekilde yaptığını görmek bile ona olan aşkımı katlıyordu.

Kalabalık aile sevdiğini farketmiştim. Onu yalnızlığa alışmak zorunda bırakan herkesten nefret ediyordum.

Sıra misafirlere geldiğinde arkadaşı ile tokalaşsak da Ece uzattığım elimi es geçerek sarılmaya yeltendi. Ondan başka bir kadınla temas etme düşüncesi bile beni rahatsız ederken geri çekilip elini bile sıkmadan yanından geçip kardeşime sarıldım. Kimsenin duyamayacağı şekilde fısıldarken "Bir daha bu kızları ailemize özel bir şeyde görmek istemiyorum. Hatta bizden uzak tut, hiçbir yerde görmek istemiyorum." dediğimde ses tonumdan dolayı gerildiğini görmemek imkansızdı.

Bir şey demeden kafasını sallayarak onayladığında gülümsedim ve Giray'a sarıldım. Onunla vedalaşırken Lina'nın Ece'yi esgeçip direkt Kıvanç'a sarıldığını ve kulağına ne söylediyse kardeşimin ten renginin bir ton açıldığını gördüm. "Tamam mı ablacım?" Tatlı bir sesle konuşsa da dişlerini sıktığı belli oluyordu.

"T-tamam abla" Çenesi düşük kardeşimin ilk defa kekelediğini duyunca ne söylediğini gerçekten merak etmiştim. Omuzuna iki kere vurup yanından ayrıldığında kardeşine sarıldı. Yakınlarında olduğum için ne dediğini bu sefer duymuştum. Bana bir bakış attığında onları dinlediğimi görerek gülümsedi.

"Kıvanç'a dediklerim senin için de geçerli kendisine sorarsın öğrenirsin." Giray'ın onaylaması üzerine kardeşinin yanaklarından öpüp vedalaşarak benim yanımda durdu.

Onu izlerken Chloe'nin sesini duydum, hemen ardından da gideceğimizi anlamış gibi yanımıza gelmişti. Lina eğilip onu kucağına alırken ananemlerin yardımcısı Fatma abla elinde tuttuğu çantasını bana uzattı. Ona teşekkür ettikten sonra çantayı alıp arabaya doğru yürüyen kadını takip ettim.

Yola çıktığımızda sessizce oturan kadına baktım. "Kıvanç'a ne dedin de yüzü attı?"

Rahat bir şekilde omuz silktiğinde gülümsedi. "Sadece kendisine gelmesi için uyardım. Umay Teyze'yi de üzüyordu bazı şeyler."

Kıvanç'ın halini hatırlayınca sadece uyarı olduğuna inanmak zordu. Ama yine de üzerine gitmedim.

Telefonum çaldığında arayanın Berkay olduğunu gördüm. Telefon arabaya bağlı olduğu için açtığımda içeride yankılandı. "Abi naber ya?"

"İyi senden?"

"İyi benden de. Abi şey için aradım. Kanala bir sürü paket gelmiş. Onları getirelim dedik hem de bir paket açma videosu çekeriz. Müsait misiniz?" Lina'ya baktığımda onay vermesi ile Berkay'ı yanıtladım.

"Biz şimdi alışverişe gidiyoruz iki üç saate gelebilirsiniz." Vedalaşıp kapattığımda hapşırdığını duydum. Havuz çekiminden beri ara ara hapşırıyordu. İyi olduğunu söylese de ben hastalanmak üzere olduğunu düşünüyordum.

Markette işimiz bitince eve doğru yola çıktık. Her zaman yolda denemek istediklerimizi ayrı bir poşete koyup onu bagaja değil de yanımıza alıyorduk. Şimdi ise Lina poşeti karıştırarak seçmeye çalışıyordu.

"Hangisini deneyelim?" Çıkardığı iki tane paketi yan yana tuttuğunu gördüm. İkisi de sürekli sosyal medyada gördüğümüz ve aşırı övdükleri için canımızın çektiği şeylerdi.

"İkisi de değil. Bir tane ballı bir şey vardı. Baharat falan karıştırmışlar ondan ye önce bir tane. Sonra deneriz." Rafta görünce direkt sepete attığım için aldığımı bilmiyordu.

"Ne ki bu?" Poşetten çıkardığı küçük kutuyu incelerken içindekileri okuyunca yüzünü buruşturdu. "Küçükken bizimkiler hasta olmamamız için bir karışım yapıyordu. Ona benziyor. Kaç gündür hapşırıyorsun. Ye de önlem alalım." Haklı olduğumu bildiği için istemeye istemeye kutuyu açıp içinden bir tüp aldı.

Önce bana uzatması ile gülmemi durduramadım. "Gülme. Sen de havuzdaydın. Gerçi nasıl bünyen varsa hiç etkilenmedin." Elinden aldığımda göz kırptım.

"Ee güzelim biz sporcu adamız. Bize böyle şeyler işlemez." Tüpü patlattığımda ağzıma yayılan tat ile yüzümü buruşturmamak için zor tuttum. Göz ucuyla ona baktığımda ise kusmamak için mücadele verdiğini gördüm.

Su şişesini alıp bir kaç yudum aldıktan sonra ondan alıp ben de içtim. "Tadı çok kötü. İnsan sevdiğine böyle mi yapar Miraç? Hem seviyorum diyorsun hem de bana işkence yapıyorsun."

Lina

Aldıklarımızı yerleştirirken ona ters bakışlar atmaya devam ediyordum. O şeyi yerken az kalsın kusuyordum. Ağzımın tadı kaçmıştı. Arabada deneriz diye aldığım ne varsa hepsi kalmıştı.

Bir de içinde daha çok olan bal kutusunu atmama izin vermemiş çöpün önünde yakalamıştı.

"Tamam özür dilerim. Tadının bu kadar kötü olduğunu düşünmedim." Elindeki kutuya düşmanca bakışlar atarken gülüp buzdolabına koydu.

Trip atarak arkamı döndüğümde eşyaları yerleştirmeye devam ettik. Bittiğinde ise Berkay'ların geldiğini görmüştüm.

Getirdikleri paketleri salonda sehpanın ertafina dizerlerken ben de hazırlanmak için odama çıktım.

Miraç'ın kazağını üzerimde bıraksam da hafif üşüdüğüm için boxerı çıkarıp kalın bir taytı bacaklarımdan geçirdim. Çorapları taytın üzerine çektiğimde ev botlarımı da giyip makyajımı tazeledikten sonra hazırdım. Tam kapıdan çıkacakken içeri giren adamla hafifçe çarpıştık.

"Çok güzelsin." Ona olan kızgınlığım geçmek için fırsat kollarken onun bir çaba harcamasına gerek yoktu. Hafif geri çekildiğimde arkasından kapıyı kapattı.

Bedenlerimiz birbirine iyice yaklaştığında kafamı yana doğru çevirdim. Olayı büyütmeye hiç gerek duymuyordum ama naz kadınlığın şanından olduğu için içimden onu öpmek gelse de yerimde durdum.

Bugün ağzından kaçırdığı sözler ve ondan sonrasında o kadar tatlıydı ki onu sırıtarak izlemekten kendimi alamamıştım tüm gün.

"Seninle küs kalmak istemiyorum." İyice dibime girip sessizce konuştu. "Neden küs olalım ki" Omuz silkerek konuştuğumda ne yapacağını bilemeyen yüz ifadesi o kadar komikti ki. "Küs değil miyiz şimdi?" Dayanamayıp ağzımdan çıkan kıkırtı ile kaşlarını çattı.

"Benimle dalga mı geçiyorsun sen?" İki parmağımı az bir boşluk bırakacak şekilde kaldırıp gülmeye devam ettim. Kafasını ' öyle olsun' dercesine salladıktan sonra bir anda havalanmam ile çığlığıma engel olamamıştım.

Belimden tutup hiç zorlanmadan beni yanımızda bulundan yatağa attığında gülmeye devam ediyordum. Gülmem anca durulduğunda kendimi yatakta uzanmış onu da üzerimde beni izlerken buldum.

"Aklım çıktı kızım ya" Homurdandığında gülümseyerek ellerimi boynuna atıp onu kendime doğru çektim. "Seninle aramızda küçücük bir olumsuzluk bile olsa içim rahat etmiyor." Haklıydı. Benim de onunla arama girecek en ufak bir şeye dahi tahammülüm yoktu.

"Benim de" Biraz daha eğilip dudaklarımızı birleştirdiğinde ağırlığını az da olsa üzerimde hissetmek hoşuma gidiyordu. Bugün beni sevdiğini söylediğinde onu öpemediğim için içimde kalmıştı.

Birbirimizde kendimizi ne kadar kaybetmiştik bilmiyorum ancak kapının önünde Chloe'nin havlamasını duyduğumuzda ayrıldık. "Siktir, onu unuttum ben."

Anlamsızca üzerimden kalkan adama baktığımda kayan kıyafetlerini düzeltirken konuştu. "Chloe üzerini değiştirmek istiyor sanırım. İki dakika seninle konuşup gidecektim yanına. Odasında beni bekliyordu." Kapıyı açtığında Chloe ikimize de bakıp hırladıktan sonra odasına doğru ilerledi.

Miraç hemen peşinden giderken kapıyı kapattığında oturduğum yerde kalıp gülmeden edemedim. Sonunda üzerimi düzeltip dağılan saçlarımı eski haline getirdiğimde odadan çıkıp aşağı indim.

Salona girdiğimde herkes orada bizi bekliyordu. Koltuğun üzeri ve yerler tamamen paketlerle doluydu. Şaşkınlıkla bunları nasıl açacağımızı düşünürken ekibin hepsi tepkime kahkaha atmaya başlamıştı. "Hepsini açmanız gerekiyormuş. Bu gece bitmezse yarın devam ederiz."

Onu istemeye istemeye onaylarken ağzımdan çıkan tek cümle "Kahve içer miydiniz?" olmuştu.

***

Yaklaşık olarak iki saattir paket açıyorduk ve hala çok vardı. Sadece büyük markaların pr paketleri değil küçük markaların ve insanların gönderdikleri hediyeler de olduğu için asla bitmeyen kutular arasında debeleniyorduk.

Chloe'ye bile bir sürü şey gelmişti. Yastığında yatarak bizi izliyor eğer ona uygun bir şey varsa kalkıp bakıyordu.

Çıkan yiyecekler bile o kadar çoktu ki aldığımız tüm atıştırmalıkları boşuna almışız gibi hissetmiştim.

Ekiptekiler açılan kutuların çöplerini dışarı çıkarıp hediyeleri de salondaki büyük masanın üzerine diziyorlardı. Pr'lardan çıkanlar hepimizin bildiği ürünler olsa da insanlardan gelen hediyelere bayılmıştık.

Bu programdan sonra bizi temsil eden renkler olan pudra pembe ve bebek mavisi gelen çoğu hediyede bir şekilde kendini gösteriyordu.

İlk başlarda ikimiz bir kutuyu açarken sonradan ayrı ayrı açıp birbirimize göstererek işleri hızlandırmaya başlamıştık.

Elimdeki büyük kutuyu açtığımda içinden çıkan pijamalar ile Miraç'ı bakması için dürttüm. İçerisinde iki tane biri bordo diğeri lacivert pijama vardı. Gömlek yaka kısa kollu pijamalardan bordo ilanı daha küçük ve altı şort takımken lacivert olanın altı uzundu.

Sol göğüs kısımlarına işlenen harfleri ilk başta yanlışlıkla yaptılar zannetsek de çıkan nottaki karekoda girince hazırlık videosunu gördüğümüzde bilerek yaptıklarını anlamıştık.

Benimkine kocaman M onunkinde ise L harfi işlenmişti. Çok beğenmiştim. Şaşkınlıkla birbirimize bakarken ne tepki vermemiz gerektiğini bilememiştik. Miraç sonunda teşekkür edip geçtiğinde ben de sonraki kutuya geçmek için hazırlandım. Pijamaları kutudan çıkardığımızda alttaki beyaz pijama ortaya çıkmıştı.

"Bir şey daha var" Kaldırıp herkese gösterdiğimde Chloe de ayaklanıp havlamıştı. Son çıkan pijama Chloe içindi ve çok güzeldi. Beyaz pijamanın sırtında pembe renkte adı yazıyordu. "Çok güzel, çok teşekkür ederiz."

Chloe giymek istediğinde üzerindeki elbisesini çıkarıp pijamayı giydirmiştim.

Yemek molası verip bir şeyler yedikten sonra geri döndük. Tam yerimize geri yerleşecekken ekipten Eda'nın elinde bize gönderilen pijamalar ile gelmesi ile durduk. "Bunları yıkadık, kuruttuk. Giymeniz güzel bir jest olur diye düşündük. Tabii siz de isterseniz." Seçimi bize bırakmış gibi konuşmasına rağmen hepsinin yüzünde itiraz kabul etmeyen ifadeleri hakimdi.

Mecburen kabul ettiğimizde salondan çıkarken Berkay'ın bize sırıtarak baktığını görmüştüm. Ekip ekip değil çöpçatanlık servisiydi sanki.

Benim hafiften gergin olmamın aksine Miraç aşırı rahattı. Geriye dönüp baktığımda 'hayırdır' dercesine kafasını salladı. "Neden bu kadar rahatsın?" Tamam biz kendi içimizde sevgili olabilirdik ancak bunu herkesin bilmesine şu anlık gerek yoktu bence.

"Güzelim ben sana söylemişim en zor kısmını geçmişim kim öğrenirse öğrensin bundan sonra. Hem sen niye bu kadar rahatsızsın?"

"Odanda buluşalım." Garipseyerek baksa da kafasını sallayarak beni onayladı. Hızlıca kendi odama girip terastan dolanıp onun camına geldiğimde içeriden kapıyı açmıştı.

"Pijamaları mı beğenmedin? O yüzden mi giymek istemiyorsun?" Yatağa yürürken peşimden geldi. Bağdaş kurup ona döndüğümde aynısını yaptı.

"Hayır, çok beğendim. Hatta bayıldım. Ama aşağıda giymek istemiyorum." Derin bir nefes alıp içimdeki her şeyi ona döktüm. "Hani ilk başta bizi birlikte çok yakıştırdıkları için birlikte bu işe başladık ya. Daha sonra pr ilişkisi söylentisi çıktı ki hala arada bunu savunanlar var. Onları geçiyorum ama bizim ilişkimizi destekleyenler bile bizi kontrol etmeye çalışıyor gibi hissediyorum. Mesela kanal ve ekip hep çiftmişiz gibi görünmemizi istiyorlar, izleyici ve fanlar da aynı şekilde. Sanki bize gerçek iki kişi değilmişiz de senaryosunu izleyicilerin yazdığı bir diziymişiz gibi hissediyorum. Bu ilişkiyi elbet göz önünde yaşamak zorunda kalacağız. Çünkü yaptığımız işler belli. Sadece bunu erteleyebildiğim kadar ertelemek istiyorum. Seni onlar istiyor diye değil canım istiyor diye öpmek istiyorum. Bu pijamaları da onlar görsün diye değil seninle uyurken giymek istiyorum. O yüzden senden rica ediyorum ilişkimizi saklayabildiğimiz kadar saklayalım."

Bitirdiğimde bir süre sessiz kaldı. Kafasında dediklerimi tarttığını görebiliyordum.

Bir süredir kendimi piyon gibi hissediyordum. Bunu onun yüzünden değil diğer herkes yüzünden hissediyordum. İlişkimiz hakkında herkes bir şey dayatıyordu. İlişkimiz bizim için bile yeniyken şimdiden yapılan evlilik muhabbeti beni korkutuyordu.

"Tamam güzelim. Sen nasıl istersen öyle olsun. Senin bu kadar baskı hissettiğini farketmedim. Herkesi elimden geldiğince ben hallederim tamam mı? Sen sıkma canını." Ona yaklaşıp sarıldığımda kendimi dünyanın en şanslı kadını gibi hissediyordum. Bana verdiği değeri her hücremde hissetmek çok özeldi.

"Teşekkür ederim." Ayrıldığımızda birbirimize gülümsedik. Ben kendi odama geçerken o da kendi odasından çıkıp benim yanıma geldi.

Dışarıdan bakıldığında sanki sonradan konuşup karar vermişiz gibi duracaktı. Pijamaları odada bırakıp kapıdan çıkarken sesini duydum. "Belli bir yerden sonra saklamaya son vereceğiz değil mi? Valla talibim çok kaparlar diye korkuyorum." Aklıma Ece ve Bigem gelince yüzümü buruşturdum.

"Onlar ben olsam da seni kaparlar hayatım. Bazılarının gözünde görünmezim. Hem senin işin de hiç kolay değil. Biliyorsun değil mi?" Ona bakış atıp saçımı savurarak önüme döndüğümde merdivenler bitmek üzereydi. "Maalesef biliyorum."

Salona girdiğimizde üzerimizin aynı olduğunu gören herkesin yüzü asılmıştı. Berkay ile göz göze geldiğimizde anlayışla gülümsedi. Her ne kadar bizimle uğraşmayı sevse de bizimde birer birey olduğumuzu unutmuyordu. Onun hareketleri dostça sataşmadan ötesi değildi.

Kalan kutuları hızlı hızlı açıp bitirdiğimizde ikimizin de üzerinden yorgunluk akıyordu. Her şeyi koydukları masaya baktığımda daha önceden söylediğimiz gibi pr'lardan çıkanları bir tarafa hediyeleri öbür tarafa koymuşlardı. Konuşup kararlaştırdığımız gibi ekibe dönüp pr'lardan istediklerini alabileceklerini söyledik.

Onlar toplanırken koltuğa oturdum. Telefonumu elime alırken Miraç'ın da yanıma oturduğunu hissetmiştim. Sosyal medyaya girdiğimde çok takipçili magazin hesabının bugünkü kahvaltıdan görseller paylaştığını gördüm. En sonda çekindiğimiz toplu fotoğraf da yayılmıştı.

Umay teyzenin bahsettiği şey başımıza gelmişti resmen. Ece'nin hikayelerinden ekran görüntüsü alınan fotoğraflar büyük ilgi toplamış gibi duruyordu. Yorumların çoğu Miraç'la ikimiz hakkındaydı.

-Demiralplerin gen havuzu derim başka bir şey bilmem.

-Lina'nın yeni gelin gibi duruşu hashshs.

-Miraç menemenden kat çıkmış tabağa gittiğinden güçlü geri dönecek kral

-Ay bu kızın ne işi var burada. Nerede ünlü var yapışıyor.

-Oha Oha Umay Demiralp Miraç'ın annesi miymiş? Miraç stilim konuşuyora konuk gelsin @umaydemiralp
-Abartmayın Miraç ne alaka Lina gelsin.

-Masaya bak be şampiyonlar ligi gibi

-Giray'ın her fotoğrafta bir şeyler yemesi
-O tüm set fotoğraflarında da bir şeyler yiyor düzgün fotoğrafı yok sjdbdhfh

-Ece hangisine yürüyor acaba? İnş Miraç değildir.

-Lina üzerini neden değiştirdi acaba? Aa yeni farkettim Ece'nin de kıyafeti farklı.
-> Neden değiştirdi bilmiyorum ama Lina'nın üzerindeki sweatin Miraç'ın olduğuna yemin edebilirim ama kanıtlayamam.

-Asıl Giray'la Lina'ın benzerliğine bakın kardeş olduklarını yeni öğrendim.

-Kıvanç kahvaltı vlogu gelsin. @kivancdemiralp

-Ece kahve yaparken de hikaye atmıştı. Kahvaltıda her şeyi kendileri hazırlıyor sanırım. Çok tatlı.

Yorumları okumaktan sıkılınca kapatıp yanımda telefonu ile uğraşan adama ekranımı gösterdim. "Bunu gördün mü?" Ekranımı gördüğünde hafifçe kaşlarını çattı. "Annem Kıvanç'ı mahfedecek. O kadar uyardı."

"Fotoğrafların yayılması kötü olmuş." Başını sallarken beni onayladı. "Evet ananemle dedem hiç sevmiyor. O yüzden ananem hesabı gizli olduğu için paylaşıyor." Ülkü babanne her hafta çekindiğimiz fotoğrafı kendi hesabına atsa da tanımadığı kimseyi eklemediği için yayılmıyordu. Göz önünde olan bir aile oldukları için sadece pazar günü kahvaltıda kimse görmeden ailecek bir şeyler yapmak istiyorlardı.

"Gençler biz toplandık gidiyoruz. İyi geceler." Berkay'ın sesi ile ayaklandığımızda kapıya çıkıp herkesi uğurladık.

Yorgunlukla esnediğimde saatin geç olduğunu gördüm. Miraç ile salondakileri yarın almaya karar verip yukarı çıktık. Chloe ne ara gittiğini farketmediğim bir şekilde odasına gitmişti.

Odama girdiğimde kendimi direkt duşa attım. Tüm kaslarım sıcak suyun etkisiyle yumuşamış ve rahatlamış bir şekilde çıktığımda Miraç'ın yatakta oturduğunu gördüm. Üzerinde bugün bize hediye gelen pijamalardan vardı. Saçlarının ıslaklığından onun da duş aldığını anladım.

Geldiğimi fark edince ilgilendiği telefonunu bırakıp bana döndü. "Pijamalar yakışmış." Beni baştan aşağı süzerken ıslık öttürdüğünde kıkırdayarak bornozumla değilde sanki podyumdaymışcasına yürüyüp poz vererek hiç bozuntuya vermeden giyinme odasına girdim. Arkamdan erkeksi kahkahasını duymuştum.

Beyaz iç çamaşırı takımımı çıkarsam da altını giyip sütyenini kenara bıraktım. Gece yatarken giymeye hiç niyetim yoktu. Pijamalara bakınsam da göremediğimde yatağın üzerinde bıraktığımı hatırladım. Onu yerinden kaldırmak istemediğim için bornozumu üzerime geri giyip kuşağını bağlamadan çıktım.

Yatağa eğilip pijamaları aldığımda hızlıca şortu giydim. Üstünü giyerken arkamı dönüp bornozumu çıkardığımda çapkın sesini duydum. "İyiydi böyle ya" Arkam dönük olduğu için rahatça gülümsedim.

Üzerime geçirdiğim pijamanın ilk düğmesini açarken bayoya gidip bornozumu astım. Hızlıca saçımı tarayıp ışıkları kapattıktan sonra yatağa doğru yürüdüm.

Yorganı kaldırdığında altına girip yanına sokuldum. Duş jeline karışmış kokusunu içime çekerken beni yorganla birlikte sarıp iyice kendisine doğru çekti. Boynuma kafasını gömüp öperken huylandığım için kıkırdadım.

Komodindeki telefonumu almaya üşendiğim için onunkine bakmaya başladım. Tek eliyle sosyal medyada gezinirken diğerini sırtıma sarmıştı. İyice mayışırken aklıma gelenle doğruldum.

"Umay teyze bugün beni bu haftanın galasına konuk jüri olarak davet etti." Dediklerim ile telefonunu kenara bırakıp bana odaklandı.

"Sen ne yapmayı düşünüyorsun? Kararsız gibisin." Ben söylemeden resmen içimi okuması ile gülümsedim. "Katılmayı çok isterim ama yapabilir miyim emin değilim. Göründüğü kadar kolay olmadığının farkındayım."

"Bence yaparsın." Omuz silkti. "Yani ben çok anlamıyorum ama kıyafetlerin hep güzel. Gerçi sen her halinle en güzelsin o yüzden çok objektif olamıyorum sanırım." Kıkırdadığımda benimle güldü. Kucağımdaki elimi tutup dudaklarına götürüp öptü. "Bir de ablamla yaptığınız dedikoduları biliyorum. Asla zorlanmazsın." Neredeyse tüm kahvaltılarda Gökçe abla ile aramıza denk geliyordu ve hiç istifini bozmadan yemeğine devam ettiği için dinlediğini düşünmemiştim. Gökçe abla eve geldiğinde de Miraç genelde yanımızda oluyordu. Tüm sosyetenin dedikoduları kafasında dönüyor olmalıydı.

Kıkırdamam kahkaya döndüğünde göğsüne doğru devrildim. Kollarını etrafıma sardığında sakinleşene kadar öyle kaldık. "Düşüneceğim bunu" Sonunda doğrulup telefonu komodine koyduğunda bile uzaklaşmama izin vermedi.

Göğsünde benimle geri uzandığında yorganı ikimizin de üzerine çekti.

Ne ara her gece birlikte uyumaya karar vermiştik bilmiyorum ama ayrı geçirdiğim o üç günde hiç rahat uyuyamamıştım.

Kolumu ve bacağımı üzerine attığımda alışmış bir şekilde eli bacağımdaki yerini almıştı. Nefes seslerini dinlerken huzurla gözlerimi kapattım.

***

Mert'in ofisinde oturmuş kahvemi yudumlarken onu dinliyordum. Miraç'ı tesise çağırdıkları için yanımda değildi.

"Ben kızların hepsiyle iletişime geçtim. Dediğim gibi bir tanesi zaten şikayette bulunmuş ancak sonradan geri çekmiş. O kesinlikle karışmak istemiyor. Yağmur Gören diğer mağdur, en sıkıntılı geçen konuşma oydu. Emir'in tacizleri ile başlayan durum Yağmur'un ona aşık olması ile sonlanmış. Bana onu sevdiğini ve şuan geldiği yeri ona borçlu olduğunu söyleyerek gitmemi istedi. Yüksek ihtimalle Emir'i arayarak geldiğimi anlatacak. Yani ikisinden de bir şey çıkmadı." Duyduklarım ile keyfim kaçmıştı.

"Ne yapacağız peki?" Yağmur'un Emir'e aşık olması öğrenmeyi beklediğim bir şey değildi. Ne yapmıştı da kandırmıştı kızı merak ediyorum.

Mert sıkıntıyla nefes aldığında ona odaklandım. "Öncelikle beklemekten başka yapacak bir şeyimiz yok şuanlık. Barlas'ın verdiği videoyu ilettim. Dosya işleme alınıp incelenecek, bir iki haftaya mahkeme tarihi belli olur. Emir de artık işin ciddiye bindiğini öğrendiği için sana yaklaşmak isteyebilir dikkatli olmalısın."

Onu anladığımı belirtircesine kafamı salladım. Emir denen o şerefsizden korkmuyordum.

"Ve Lina en başta da söylediğim gibi. Çok büyük bir ceza almasını bekleme olur mu? Ben belki önceki şikayetler geri çekilmemiş olsaydı durum farklı olabilirdi. Yüksek ihtimalle para cezası alacak. Uzaklaştırma kararı çıkarttırmak için başvuracağım bugün." Hapse girmeyeceğini ben de biliyordum. Geriye yaslandığımda rahatça konuştum.

"Para cezası falan alması önemli değil. Önemli olan bu olayı herkesin öğrenecek olması. Sen daha iyi bilirsin. Böyle şeylerin şüphesi bile kariyer sonlandırırken gerçek olduğunun kanıtlanması neler yapar sen düşün. Herkes o adamın nasıl birisi olduğunu görsün bilsin istiyorum. Başkasına böyle bir şey yapmaya cesaret edemesin, diğer kadınlar onu tanıyıp kendisini en baştan korusun istiyorum."

***

Tesislere ulaştığımda Miraç'ı aradım. "Geldim ben, bitti mi işin?" Nefes nefese gelen sesinden bitmediğini tahmin etsem de beni doğruladığında arabadan indim.

Ben yokken bir iki gün geldiği tesislere bundan sonra haftada 3 gün gelecekti. Fizyoterapist ile yaptığı egzersizlerden sonra ağrısı olduğu için araba kullanmaması gerekiyordu. Kendisi inat etse de zar zor ikna etmiştim.

Miraç plakayı önceden verdiği için rahatça içeri girebilmiş ve tekrar kimlik kontrolünden geçmemiştim.

Binaya girip Miraç'ın tarif ettiği şekilde ilerlediğimde antrenman yapılan alana çıkmıştım.

Takımın antrenmana devam ettiğini gördüğümde sessizce seyircilere ayrılmış oturma alanına geçtim. İzlemeye başladığımda Kerim'i ve Anthony'i görebilmiştim.

İkisi de ter içerisinde koşturuyordu. Doğruyu söylemek gerekirse hepsi aynı şekildeydi. Teknik direktörleri olduğunu tahmin ettiğim kişi mola verince hepsi kendisini yere atmıştı.

Kerim kalkıp bana doğru yürümeye başladığında kenardan su aldı. "Lina, naber? Hoş geldin." Suyu açıp başından aşağı boşaltırcasına içtiğinde çok hızlı bir şekilde bitirmişti.

Şaşkınlıkla onu izlemeyi bırakıp kendime geldim. "Hoş buldum. İyi senden?" Kendisini ve çevresini işaret ederek konuştu.

"Gördüğün gibi. Miraç'ı mı bekliyorsun?" Başımı sallayarak onu onayladım.

"Her antrenmanda böyle yoruluyor musunuz?" Her an bayılacakmış gibi duruyordu.

"Yani hepsinde değil ama bugünkü normal bir antrenman değil. Şimdi buradaki takımların rekabetini biliyorsun değil mi?" Kafamı iki yana sallarken geçen izledikleri maçı düşünüyordum. Orada büyük bir rekabet söz konusuydu. Miraç kendi takımı olduğu için bu kadar yükseliyor zannetsem de atılan tweetleri gördükçe tüm taraftarların bu enerjide olduğunu görmüştüm.

"Şimdi ligdeki diğer takımların yanı sıra aynı şehirde olduğumuz takımlar ile aramızdaki rekabet daha büyük oluyor. Yarın akşam da bunlardan biri ile bizim evde yani kendi sahamızda maç yapacağız. Geçen günkü maçı kaybettiğimiz için de hoca çok sinirli. Bu takımla en son onların evde oynadık ve berabere kalmıştık. Taraftardan ve yönetimden çok fazla tepki aldığımız için hoca bugün bize ölüm antrenmanı yaptırıyor. O kadar gergin ki Miraç'ı bile çağırdı. Raporlarına bakınca iyileşme durumunun iyi olduğunu görmüş de gelsin bir an önce dedi. Aslında takım doktoru ile çalışmaya iki üç hafta sonra başlayacaktı. Sakatlanan adama bile rahat yok yemin ediyorum ya." Duyduklarım ile işin ciddi olduğunu anlamıştım. Miraç'ın erken çağırılması hoşuma gitmemişti. Vaktinden önce zorlaması daha kötü olmasına yol açabilirdi.

"Kerim daha anlatacak bir şeyin kaldı mı oğlum? Sen her önüne gelene takımda olan her şeyi anlatacak mısın? Yürü git devam et antrenmana. Molan bitti." Yanımıza gelen hoca dedikleri adam ile Kerim sessizce yanımızdan uzaklaştı.

Hoca ile yalnız kaldığımızda benden hoşlanmadığını gizlemeyen bir ifadeyle bana baktı. "Yavuz ben, sen de Lina olmalısın." Başımı sallayarak uzattığı elini sıktım.

"Bakın hanımefendi size açık olacağım. Miraç ile yaptığınız programı desteklemiyorum ve istemiyorum. Psikolojik olarak kötü olduğu için dinlendiği sürede ne yaptığı ile çok ilgilenmedim. Ancak şimdi çalışmaya başlaması gerekiyor. Sizin bu evcilik oyununuza kendisini kaptırıp sorumluluklarını ihmal etmesini istemiyorum. Ben menajeri ve kendisiyle de konuştum. Sözleşme gereği bunun mümkün olmadığını söylediler. Duyduğuma göre kanal sizin. Sizden gidip konuşarak Miraç'ın ayrılmasında yardımcı olmanı istiyorum." Adamın söyledikleri bünyemde deprem etkisi yaratmıştı.

Miraç programdan ayrılmak mı istiyordu?

Herkese selamm, bölümü düzeltme yaparken yanlışlıkla yayınladığım için normalden erken atıyorum. Düşünce ve önerilerinizi paylaşırsanız çok sevinirim. Sevgi ve öpücüklerlee. 💋