26. bölüm · Spotlight
24. Bölüm
Lina
Mesajın devamında Mert bu iki kişi ile iletişime geçmeye çalışacağını yazmıştı. Ayrıntıları daha sonra anlatacağını yazdığı mesajını da okuduktan sonra ona cevap yazdım. "Kadınlar umarım işbirliği yapmayı kabul eder. Gerekirse onlarla yüzyüze konuşurum." Omuzuna yasladığım başımı öptü. "Her zaman yanındayım. Gerekirse birlikte konuşuruz. O piçin gereken cezayı alması gerekiyor." Her konusu açıldığında gerilen adama iyice yanaştım. Emir'le karşılaşmamaları için dua ediyordum. Her seferinde bir şekilde denk gelmemeleri beni rahatlatsa da Miraç iyice geriliyordu. "Mert'e güveniyorum. Elimizdeki video yeterli olsa da her şey olabilir dediği için tüm gücümüzle saldıracağız" Dava yakında duyulurdu. Herkes öğrendiğinde neler olacağını tahmin edemiyordum. Mert'in öngördüğüne göre işler karışabilirdi.
Miraç'ın belimi okşaması ile gözlerimi çarşaftan çektim. Aklıma gelenle heyecanla kucağıma bıraktığım telefonumu tekrardan elime aldım. "Elbisemi gösterecektim" Elbise ünlü mücevher markasının yeni katalog çekimi için özel olarak tasarlanmıştı. Mücevherler ön planda olacağı için sade tutulmuştu. Elbiseyi tasarlayan tasarımcı ile daha önceden tanışıyordum. Bu nedenle elbisede benim dokunuşlarım fazlasıyla vardı. Hatta tamamen benim kafamdakini kağıda dökmüştü diyebiliriz. Bu yüzden bu elbiseyi giymek için sabırsızlanıyordum. Elbisenin her aşamasında bilgilendirmiş olsam da henüz canlı görmemiştim.
Fotoğrafı bulunca ekranı ona gösterdim. "Elbise burada belli olmasa da uçuş uçuş duracak bir kumaştan yapıldı. Marka vücut aksesuarları üzerine de yoğunlaşmak istediği için elbise sade tasarlandı." Heyecanla cansız mankenin üzerinde duran elbiseyi anlatırken kendimi kaybetmiştim. Kucağından inip yanına oturdum. Her noktasına zoom yapıp niye bu şekilde tasarladığımızdan bahsediyordum. Tasarladığım her elbisenin bir ruhu olsun isterdim. O nedenle tüm tasarımlarım en istekli olduğum zamanlarda yapılmıştı.
"Taşıyacağım takıları provada öğreneceğim ama gümüş rengi olmalarını umuyorum." Takıların nasıl olabileceği konusunda üzerimde göstererek uzun bir konuşma yaptığımda sessizliğini fark ettim. Kafamı ona çevirdiğimde yüzünde değişik bir ifadeyle beni izliyordu. Onu sıkmış olabileceğim düşüncesi ile modum düştü. "Üzgünüm kendimi kaptırdım. Sıkıldın mı?"
O anki coşkuyla çıktığım dizlerimin üzerine oturdum. "Sonsuza kadar dinleyebilirim." Ona heyecanla gülümsedim. Modaya ilgisi olan bir adam değildi ama sırf beni kırmamak için bölmemişti. "Bu işlerden asla anlamayan benim gibi bir adama bile bu elbisenin mükemmel olduğunu hissettirdin. Üzerinde görmek için sabırsızlanıyorum." Gülümseyen yüz ifadesine bakarken kendimi çok garip hissettim. Normalde iş olarak görsem de şuan onun için giymek istedim.
"Giydiğim gibi sana fotoğraf atacağım. İlk sen göreceksin" Konuşmam ile yüzü asılır gibi oldu. "Ne zaman döneceksin?" Sorusu ile iki aylık ev arkadaşlığımızda ilk ayrılışımız olacağını farkettim. Onun gibi sırtımı yatak başlığına yasladığımda karşıyı izlemeye başladım. "Pazartesi uçuşum var, salı günü kıyafet provası, çarsamba da çekim yapılacak, ertesi gün markanın daveti var ona da katılmam gerekir. Cuma günü döneceğim gibi duruyor." Bir hafta sayarken bile hiç bitmeyecekmiş gibi geldi. İç çektiğimde elini elimin üzerinde hissettim. "Birbirimizi bulduktan sonra ilk ayrılığımız. Biraz uzun geldi." Parmaklarımız birbirine geçerken bir süre ellerimizi izledim. Melankolik havayı dağıtmak için yalancı gülümsememi ona yolladım. "Ne oldu? Beni özleyecek misin
yoksa?"
"Yok, evde parti vereceğim onun planını yapıyorum." Muzip sesi ile kaşlarımı kaldırdığımda kıkırdadım. "Hasretimden yataklara düşme de." Gülüşüme katıldığında baş parmağı elimin üzerini okşadı. Başımı yana doğru devirip omuzuna yasladım.
***
"Abla alt tarafı perleri toplayacaksın 34 ü geçerse açacaksın. Nesi zor bu kadar ya?" Ağlamak üzereydim.
Miraç'ın odasından çıktığımda saat öğlene geliyordu. Berkay'ın erkenden çıktığını öğrenmiştim. Aradığı hafıza kartı birinin evinde çıktığı için Chloe üzerindeki şüphelerden kurtulmuştu.
Şimdi de eve ellerinde bir kutu ile gelen kardeşlerimiz ile 101 diye bir oyun oynuyorduk. Daha doğrusu oynamaya çalışıyorduk. Hepsinin bildiği oyunu beni bilmemem büyük bir hata gibi karşılanmıştı. "Ya siz bildiğiniz için kolay geliyor. Çok karışık" Hepsi teker teker oyunu baştan anlatmıştı ama hala oynarken hata yapıyordum. Attığım taş ile karşımdaki Kıvanç yüzünü kapatırken Giray kahkaha atmaya başladığında attığım taşa şüphe ile baktım. "Okeyi attın Lina."
Ofladığımda Kıvanç kalkıp abisini dürttü. "Abi kalk sen geç şuraya ben kafayı yiyeceğim." Küskün bir bakış attığımda Kıvanç bana kötü kötü baktı. "Ben size dedim öğrenene kadar puan tutmayın diye. Dinlemediniz beni."
"Güzel ablam beşinci eldeyiz. İlk üçten sonra öğrendin sandık." Önümdeki taşlara bakarken dudak büktüm. "Güzelim bir daha eline Okey geldiği an ters çevir ki karıştırma tamam mı?" Miraç'ın sakin sesi ile ona baktım. Sabahtan beri ikisinin aksine sabırla öğretmeye çalışıyordu. Kardeşine döndüğünde yumuşak sesinden eser yoktu. "Düzgün konuş lan kızla. Senin nasıl öğrendiğini bilmiyoruz sanki. Lina en azından kendi hesaplıyor. Yürü çay koy."
Mutfaktaki masanın etrafına yayılmıştık. Çocuklar bu oyunun tadının mutfak masasında çıkacağını söylediği için buradaydık. Kıvanç kameraları ayarlamıştı. Kapı çaldığında Kıvanç elindeki demliği fırlatırcasına bıraktı. "Çok şükür geldiler."
Kimlerin geldiğini bilmiyordum ama hepimiz karşılamak için ayaklandık. Kerim yanında tanımadığım bir kız ile girdiğinde onlara hep bir ağızdan 'hoş geldiniz' dedik. Miraç'la göz göze geldiğimizde ne soracağımı anlamışcasına 'bilmiyorum' ifadesini yaptı. Kerim kıza sırayla isimlerimizi saydığında bizi tanıttı. "Arkadaşım Asya"
Asya beyaz tenli koyu renk saçlı minyon bir kızdı. Gülümsediğinde iki yanında çıkan gamzeleri ona ayrı bir hava katıyordu. Hepimiz selamlaştıktan sonra Kıvanç sabırsızlıkla söylendi. "Tanışma faslına oyunda devam ederiz. Kerim abi gel 101."
Kerim onu onaylarken elindeki poşeti Miraç'a verdi. Giray salondan iki sandalye daha getirdiğinde iki tane daha çay bardağı çıkarmıştım. "Yardıma ihtiyacın var mı?" Asya'nın sesini duyduğumda ona gülümsedim. "Tatlıları servis etmemde yardımcı olursan sevinirim." Sesimi duyan Miraç kalkıp üst dolaptan tatlı tabaklarını çıkardığında ona gülümsedim. Bana göz kırptığında çayları alıp masaya döndü. Asya bir şey diyecek gibi olsa da vazgeçmişti. Aklıma çekim yaptığımız gelince duraksadım. "Asya belki biliyorsundur ama biz bir programın içerisinde yaşıyoruz bir süredir. Bu nedenle de kameralar neredeyse her zaman açık oluyor. Bu seni rahatsız eder mi?" Ben artık alışmış olsamda onu rahatsız edebilirdi. "Programı biliyorum. Kerim de yolda bahsetti. Sıkıntı yok benim için." Sözleri ile rahatlarken işime döndüm.
Kerim'in getirdiği tatlıyı tezgaha koyduktan sonra buz dolabından yaptığımız tiramisuyu da çıkardım. YouTube kanalı yemek tarifleri ile dolmuştu. Prodüksiyonun ısrarı ile ne yemek yapsak çekiyorduk.
İki tatlıyı da servis ettiğimizde masaya geçtik. Asya Kerim ile Girayın arasına oturmuştu. Tüm oyun yerlerinin dolu oldugunu görünce hafifçe modum düştü. Asya ile ikimiz izleyici olacaktık anlaşılan. Kerim'in konuşması ile kendimi iyice kötü hissettim. "Kıvanç oğlum zaten dört kişiymişsiniz beni niye apar topar çağırdın. Lina oynamak istemiyor musun?" Kıvanç ile Miraç'ın arasındaki sandalyeye oturduğunda umursamazca tatlısını yiyen çocuğa kırgın bir bakış attım. "Lina öğrenemedi bir türlü. Telefonuna yükleyeceğim gitmeden pratik yapsın." Normalde bu tavrını umursamazdım ancak duygusal zamanıma denk geldiği için alınmıştım. İyice yüzüm asılırken belli etmemek için çayımdan bir yudum adım.
Herkes taşları düzenlerken birden sandalyem yana doğru çekildi. Kendimi ıstakanın önünde bulduğumda şaşkınca Miraç'a döndüm. Miraç kendi sandalyesini hafifçe yana kaydırmış beni de kendine çekmişti. Aramızdaki boşluk yok denecek kadar azdı. "Abi hayı-" Kıvanç'ın itiraz eden sesini attığı bakış ile susturmuştu. "Abartma Kıvanç" Giray'ın sesi ile iyice sessizleşmişti. Kıvanç'ın oyunu niye bu kadar ciddiye aldığını anlamamıştım.
Kulağımda nefesini hissettim. "Şu veledin çenesini beraber kapatalım tamam mı?" Ona gülümsediğimde başımı salladım. Kolunu sandalyemin arkasına attığında omuzum gövdesine değiyordu. Boştaki eliyle dağıtılan taşları alıp önüme bıraktı. Taşları tek tek dizmeye başladığımda beni izliyordu. Kulağıma eğilip küçük direktifler vermesi ile taşların hepsini dizdiğimde ufak bir düzenleme yapmıştı. "Önemli olan perlerin yüksek puanlı olması. Mesela 9 10 11 peri yapıyorsun ya aynı 11 i diğer 11 ler ile per yapsan daha çok puan getirir. Bir puan ne işe yarar deme 34'e de ulaştırabilir tamam mı?" Onu başımı sallayarak onayladığımda Kerim'in attığı taşa baktım. Uzanıp ortadan çektiğimde istakada per olacak taşları gösterdim. Onaylarken gülümsediğinde doğru yaptığım için sırıttım. Atmama izin verdiği taşı da attıktan sonra puanımızı toplamaya başladım.
Miraç ara ara ortamdaki sohbete katılsa da ben tüm odağımı önümdeki taşlara vermiştim. Tatlımı yemeyi unuttuğumu ağzıma uzatılan kaşık ile hatırladım. "Oo adam elleri ile besliyor. Ne yancılar var biz nasıl yarışalım?" Kerim'in sesini duyduğumda tatlımı çiğniyordum. Son sözlerini Asya'ya bakarak söylerken kız utanıp yerinde sinmişti. "Miraç yancı değil ki. Biz takımız beraber oynuyoruz." Asya bana minnettarca döndüğünde ona gülümsedim.
Kerim ağzının içinden homurdansa da ne dediğini anlamamıştım. Sıra yine bize geldiğinde Kerim'in attığı taş ile puanımızın açmaya yeteceğini düşündüm. Miraç'a baktığımda taşı alıp yerine koydu. "Giray yaz koçum 80" Onun işareti ile heyecanla taşları yere koymaya başladım. İlk defa açıyordum.
Ben açtıktan sonra tam Kıvanç'a taş atacakken Miraç benu durdurdu. "Onu beklet yavrum. Daha açmadığı için yüksek atmayalım şimdilik." Elimi o taştan çekip daha küçük bir taşa koyduğumda itiraz etmemişti.
Sırıtarak yerdeki taşlara baktığım sırada Miraç yine tatlı uzatmıştı. Onu yerken Kıvanç'ın attığı taş ile yanımdaki adamı dürttüm. Ağzımdakini hızlıca yutmaya çalıştığımda hamle yapmasın diye Giray'ı elimle durdurdum. "İşleyen taş attı." Yüksek çıkan sesim ile hepsi bana döndüğünde fazla tepki verdiğimi anladım. "İşler taş o" Diğerlerinin gülümsemesinin aksine Kıvanç homurdandığında yerime sinip yanımdaki adama biraz daha yaklaştım. Giray kağıda ceza yazarken Asya ile göz göze geldim. Halimizi merak etse de sormamıştı. "Rekabetçi ruhunu siktirme şimdi bana Kıvanç" Miraç'ın sert sesini dyduğumda dudaklarını saçlarıma bastırdı. "Aferin sana güzelim." Ona gülümsediğimde Asya'yı işaret ettim. Kendini tutamadığı zamanlar dışında yanımda küfretmemeye çalışıyordu. Ben artık alışmış olsam da Miraç'tan ilk defa duyan kızın şaşkınlıkla baktığını görmüştüm. "Kusura bakma Asya"
Kerim taşlarını dizmeye başladığında kızın cevabını duymadım. Yerimde dikleştiğim sırada Miraç ıstakadaki işler taşları yan çeviriyordu. Sıra bize geldiğinde çevirdiği taşları yere dizip işimize yaramayan taşı attım. "Lina öğrenemedi dediler ama bence hiç fena değilsin" Kerim'in sesi ile ona dönerken teşekkür ettim. "Daha önce hiç karşılaşmadığım için çözmekte biraz zorlandım ama Miraç'ın yardımı ile oynayabiliyorum artık."
"Yurtdışında bilinen bir oyun değil dimi?" Soğumuş çayımdan bir yudum aldım. "Değil sanırım oynayan kimseyi duymadım." Tiramisuyu bir o bir ben yiyerek bitirmiştik. Elindeki ekleri uzattığında ısırırken bir yandan da Giray'ın açmasını izliyordum.
Miraç kalanı ağzına attığında taşlarımı kontrol ediyordum. Tüm taşların bittiğini görünce yanaklarım şiş bir şekilde ona döndüm. Konuşamadığım için gözlerimi irice açtığımda halime gülmeye başladı. Zar zor ağzımdaki tatlıyı yuttuğumda sıranın bize gelmesi için sabırsızlanıyordum.
Kerim taşı attığında herkes ıstakasını devirdi. "Ne oldu?" Anlamazca masaya bakarken Giray konuştu. "Ortadaki taş bitti." Oflarken Miraç elimizde kalanları söylemişti. "Bir dahaki el bitiyoruz." Hırsla kafamı salladığımda Kıvanç'a ters ters baktım. Bu el açmayan tek kişi oydu. Çayları tazelemek için ayaklandım.
Sırayla herkese çay koyarken Kıvanç'a geldiğimde biraz sıçratarak koymuştum. Kıvanç anlamazca bana bakarken çaydanlığı bırakıp yerine koydum. "Lina tiramisu çok güzel olmuş eline sağlık."
Asya'nın ardından herkes mırıldandığında teşekkür ettim. "Tatlıdan daha var mı?" Kıvanç bana bakarken hızlıca ekleri alıp ısırdım. Onunla konuşmak istemiyordum. Tezgahtaki borcamı gördüğü halde sorması bilerek yaptığını belli ediyordu. Tatlımı yerken trip atarak kafamı çevirdiğimde Miraç'ı dürttüm cevap versin diye. Gelmeden konuştuğumuzda istediği için yapmıştım tatlıyı. Canı gerçekten çekmiş olmalıydı. Dürtüşümü herkes görse de umursamadım. Bir oyun için bu kadar tepki vermemeliydi.
"Arkanda ya abim, al istediğin kadar. Niye soruyorsun?"
Elimdeki ekleri Miraç'a uzattığımda kalanını aldı. Kıvanç tatlı almaya kalktığında biz taşları yeniden düzenlemeye başladık. Dağıtılmasını beklerken elindeki boş tabağı alıp kendi dokunulmamış tabağımı verdim. Miraç aldığında çayımdan bir yudum aldım.
Kıvanç'ın bakışlarını üzerimde hissetsemde ona bakmamakta kararlıydım. "Asya sen neler yapıyorsun?"
"Voleybolcuyum ben." Ondan böyle bir meslek beklemediğim için biraz şaşırmıştım. "Lina onun sanki okul takımındaymış gibi davranmasına inanma şehrin en iyi takımında ve milli takımda oynuyor." Kerim'in dedikleri ile yanakları kızardığında bu ikisinin arasında ne olduğunu merak etmiştim. "Çok mutlu oldum şuan seninle tanıştığıma. Voleybol maçlarını izlemeyi çok seviyorum. Tanıdık birini izlemek güzel olur"
Buraya geldiğimden beri yapmak istediğim bir etkinlikti. Bir de milli takım konusu vardı. Miraç ara ara milli takımların önemini anlatan konuşmalar yapıyordu. Kendisinin bu milliyetçi karakterine benim bu duygudan uzak halim çok zıttı. Bana hep zamanı gelince hissedeceğimi söylese de ben kendimi buraya ait hissetmediğim için bunun olacağını zannetmiyordum. "Ay öyle mi? Maça gelmeni çok isterim o zaman. Önceden haber versen yeter. Milli maçlar kalabalık olabiliyor."
Ona başımı sallarken Miraç taşlarımızı dizmişti. Düzenlemeleri yaparken sessizce onu izledim. "Lina izlemeyi seviyorum demiştin. Daha önce hiç oynadın mi?"
Başımı sallarken konuştum. "Ortaokuldan üniversiteye kadar voleybol oynadım. Şey spor sayılır mı bilmiyorum ama lisede okul takımlarının amigo kızlarından biriydim." Lisede voleybol takımı aynı zamanda okulun amigolarıydı. Bu nedenle iki görevi de aynı dönemde yapmıştım. "Nasıl yani bildiğimiz amigo kızlık mı?" Kıvanç'a cevap vermeyecek gibi olsam da yanımdaki adam dahil herkesin şaşkınlıklığını fark ettim. "Evet. Neden bu kadar şaşırdınız ki?"
"Bizde amigolar yok. Tanıştığım ilk amigo kız sensin." Kerim'e diğerleri de destek verdi.
"Abla peki hiç fotoğraf video falan var mı? Lisedeyken arada konuşurduk amigo takımımız olsa çok havalı olurdu diye." Giray'ın lisede futbol takımındaydı. Ona gülümserken diğer erkeklerin de kafa sallaması ile hepsinin böyle bir zamandan geçtiğini anladım. "Bulabilir miyim bilmiyorum ama denerim." Yerimden kalkıp tezgahtaki telefonumu aldığımda diğerleri duran oyuna devam ediyordu.
Galerimden bir şey çıkmayacağını anlayınca eski okulumun sitesine girdim. Oradaki arşivde bir kaç fotoğraf ve video bulduğumda kafamı kaldırdım.
İlk fotoğrafta kule yapıyorduk ve o seneki şampiyonluk kupası elimdeydi. Miraç diğerlerine gösteremeden elimden aldığında fotoğrafta beni bulmaya çalışıyordu. "Buldun mu?" Herkes merakla yerlerinden kalkıp etrafımıza doluştuğunda bir an taşlarımızı görecekler diye endişelenmiştim.
"Kupayı tutan sen misin?" Asya'nın sesi ile onu onayladım. "Futbol takımı şampiyon olmuştu."
Yana kaydırdığımda futbol takımının kaptanı ile olan fotoğrafım ortaya çıktı. Kupayı ortamıza almıştık. "Abla sen kaptan mıydın?" İyice hayret ettiklerinde çekinerek başımı salladım. "Son senemde kaptanlık yaptım." Kerim şüphe ile konuştuğunda iyice fotoğrafı yaklaştırmıştı. "Miraç şu futbol kaptanı birine çok benzemiyor mu?" Tanımalarına şaşırmıştımm. Amerikan futbolunu da takip ettiklerini bilmiyordum.
"O Jake Williams. Şuan Amerikan futbolu Ligi'nde aranan oyunculardan." Onlar daha da şaşırırken hallerine gülümsedim. "Jake Williams ile lisede arkadaş mıydın? Oha."
Miraç'ın homurdanmasını duydum. "Mbappe ve Neymar ile de tanışıyor." Gözüme çok tatlı gelmesi ile gülümsedim. Talk showdan sonra bu bilgiyi herkes öğrenmişti.
Sonraki bir videoydu. Futbolcular ile birlikte bir kareografimiz vardı. Kızlar beni yukarı fırlatırken Jake gelip tutuyor ve bu şekilde erkekler dahil oluyordu. "Çok iyi." Kareografinin sonunda Jake'in yanağına konduruduğum öpücüğü görünce yanımdaki adamın gerildiğini hissettim. "Diğerlerine de bak onlar da yapıyor. Kareografinin bir parçası." Açıklamama hepsi gülmeye başlarken Miraç hala ekranı izliyordu. Gerçekten geriye alıp baktığında ben de gülenlere katıldım.
"Lina sorun olmayacaksa sormak istiyorum. Hani filmlerde falan iki kaptanın aşkı çok popülerdir ya. Sizin de Jake ile aranızda bir şeyler var mıydı?" Yanımdaki adam ile birlikte herkesin meraklı gözünü üzerimde hissettim. "Ah hayır. Jake ile çok yakın olmasak da arkadaştık. İnanın bana o zaman ikimizinde ilişkiye ayıracak vakti yoktu. Derslerden çıkıp provalara antrenmanlara yetişmeye çalışıyorduk. Hatta başka insanlar ile tanışacak vaktimiz de olmadığı için baloya kimseyi bulamayınca birlikte katılmıştık." Jake çok popüler olmasına rağmen kadınlar ile arası pek iyi olmayan biriydi. Bende erkekler ile arası iyi olmayan biriydim. Güzel bir arkadaşlık kurmuştuk. Lisede yarı zamanlı olarak çalıştığım için de aşırı yoğun olduğumu söyleyebilirdim. Bir iki fotoğraf daha kaydırdığımda mezuniyet balosundaki fotoğrafımızı buldum.
Üzerimde pastel pembesi kalp yaka etekleri kabarık bir elbise vardı. Prenses gibi görünmek istediğim için kendim tasarlamıştım. Bileğimdeki koyu pembe çiçeklerden oluşan bileziği Jake vermişti. Onunda yakasında daha küçük bir versiyonu takılıydı. İkimizde yan yana duruyor ve genişçe gülümsüyorduk. "Ay Lina film sahnesinde gibisiniz. Elbisen mükemmel duruyor."
"Abi ben hala şu görüntüyü aşamıyorum. Adam resmen son yılların en popüler oyuncusu. Abla spor camiasından başka hangi ünlüleri tanıyorsun? Söyle de ortaya çıkınca şaşırmayalım."
Giray'ın dediğine kıkırdarken düşünüyormuş gibi yaptım. "Hmm, bakalım."
"Bir iki futbolcu ve voleybolcu da tanıyorum aslında." Onları işaret ettiğimde beklemediklerini belli eden ifadelerine kahkaha attım. Telefonun ekranını kapattığımda hepsi yerlerine geçiyordu. "Sorduğumuz şey bu değildi ama senden bunları duymak gururumu okşadı." Kerim memnunca yerine geçtiğinde güldüm. "Ne? Kız kimleri kimleri tanıyor, ünlü soruyorsun Kerim Çakır diyor. Lina harikasın" Bana göz kırptığında Miraç'ın homurtusunu duydum.
Oyuna devam ettiğimizde saatlerce oynamıştık. İki kere biz bir kere de onlar bitmişti. Giray telefonu ile puanları toplarken otururken uyuştuğumu fark ettim. Ayağa kalkıp buz dolabına yöneldim.
Akşam olmuştu farkına varmamıştık. Herkesin acıktığını düşünüyordum. "Ne yiyelim?" Buzdolabının içine bakarken düşünüyordum. Kafamın yanında bir kafa hissettim. "Özür dilerim. Oyunlarda bazen kendimi kaybediyorum. Yeni öğrendiğini unutup fazla yüklendim." Gözlerim ile taramaya devam ederken ona cevap vermedim. Özür dilemiş olsa da biraz daha çabalasın istiyordum. "Sen istiyorsun diye tatlı yaptım" Trip atar bir şekilde çekilip yanından sıyrıldım. "Evet ben de çok öküzlük ettim. Bir daha olmayacak affedebilir misin beni?" Peşimde kuyruğum gibi dolandığında ne yapacağımı bilemedim. "Afferebilirim ama şimdi canım istemiyor. Biraz daha sürün istiyorum. Çok abarttın." Dürüstçe düşüncelerimi söylediğimde Kıvanç şaşırırken diğerleri gülmeye başladı. Masa toplandığında kazanan ekibin Miraç-ben ve Giray ortaklığı olduğu belli oldu.
"Tebrik ederim." Kıvanç'ın yanaşmasına yandan bir bakış attım. Giray oyunu oyun odasına götürürken biz hala yemeğe karar vermeye çalışıyorduk. "Lina'nın yemediğine emin olduğum ve seçeneğine inandığım bir şey var. Herkese uyarsa kumpir yapalım." Kumpir de neydi? Merakla Miraç'a bakarken herkes kabul etmişti. "Kumpire bayılırım." Asya'nın dedikleri ile iyice merak etmiştim. Gözümde hiç bir şey canlanmıyordu. İnternetten bakmak için telefonumu aldığım sırada ne yapacağımı anlayan Miraç beni durdurdu. "Bana güven seveceksin."
Giray geldiğinde Miraç herkese görev dağılımı yaptı. Asya ve ben hariç. "Hanımlar sizde kahve yapıp arkanıza yaslanın. Biz hallederiz." Miraç'a güveniyordum ancak kalan üç erkeğin halledebileceğine pek inancım yoktu. "Asya kahveyi burada içsek olur mu? Mutfağı savaş alanına döndürmelerini izlemek istiyorum." Dediklerim ile erkekler itiraz ederce söylendiğinde biz gülmeye başladık. Kahveleri yapıp oturduğumuzda sohbet ederken bir yandan da mutfaktakileri izliyorduk.
Asya ile iyi anlaşmıştık. Beylerin hareketlerini yorumlamak çok eğlenceliydi. "Ay Giray'a bak. Havuçu rendelerken can çekişiyor gibi." Giray rendeden korkuyor gibiydi. Havucun daha yarısı duruyorken diğer havuca geçiyordu.
"Kerim kısır mi yapmaya çalışıyor yoksa bulgur ile kavga mı ediyor belli değil" Onlara hunharca gülerken keyfimiz çok yerindeydi. Miraç hepsine aynı anda yetişmeye çalışıyordu.
"Lina haftaya burada mısın?" Kafamı iki yana sallayarak onu reddettim. "Haftaya Paris'te olacağım. Cuma günü geleceğim. Neden sordun?"
"Tesadüfe bak. Haftaya Paris milli takımı ile maçımız var. Ona gelir misin diye soracaktım." Asya kahvesini bitirince altlığını üzerine koyup ters çevirdi. Onun bu hareketine gülümderken son yudumumu alıp ben de aynısını yaptım. Babannemler her kahvelerinden sonra kapatırlardı. Dürdane ablaya baktırdıkları fallar hiç çıkmış mıydı bilmiyordum ama onlarınki artık alışkanlık olmuştu. "İstanbul'da mı olacak?"
Paris'te olacaksa belki katılabilirdim. "Evet. Evde oynuyoruz. Neyse başka maçlara artık."
"Şimdiden başarılar diliyorum." Teşekkür ettiğinde gözlerim Miraç'ı buldu. Yaptığı işe odaklansa da kaşlarını çatmıştı. Bu durum hala ikimizi de geriyordu. Benimle gelmesi için davet etmeyi düşünsemde çekinmiştim.
"Abla bize çikolata getirsene ya. Herkesin Almancı akrabası var, hep çikolata getiriyorlar. Bizim yok" Giray'ın yaptığı ajitasyon ile kıkırdadım. "Getiririm. Yanıma boş bavul alacağım sırf bunun için." Dalga geçtiğimde Giray bana dil çıkardı.
Bir süre sonra ne yaptıklarını merak edip masadan kalktık. Asya Kerim'in yanına giderken ben yoğurtlu bir şeyi karıştıran Miraç'ın kolunun yanından kafamı çıkardım. "Nasıl bir yemek bu kumpir?" Fırına patates attıklarını görmüştüm. Hepsi kafamda bağlantı kuramadığım bir şeyler yapıyordu. "Biraz karışık bir yemek. Tereyağlı kaşarlı patatesin üzerine çeşitli mezeler ve soslar koyularak yapılıyor."
Elindeki ile işini bitirmiş olmalıydı ki buzdolabına koymuştu. Yanıma döndüğünde turşu kavanozundan çıkardığı turşuları doğramaya başladı.
Bana uzattığında gülümsedim. Sevdiğimi unutmamıştı. Yerken mırıldandım. "Yardım etmek istiyorum. Ne yapabilirim?"
Arkamdaki Kerim seslendiğinde ona döndüm. "Lina kaşar rendeleyebilir misin? Giray'ın yapacak gibi durmuyor. Patatesler pişmek üzere."
Miraç benden önce cevap verdi. "Lina rende yapmıyor ben hallederim onu. Giray sen sosisleri doğra." Kerim merakla bana baktığından ellerimi kaldırdım. "Tırnaklarım var" Kerim bu halime güldü.
Rende yapmaktan korkuyordum. Sanki elimi de rendeleyecekmişim gibi geliyordu. Miraç turşuları doğramayı bitirip boş kaseyi önüme bıraktı. "Rus salatası yapabilir misin?" Kavanozdaki garnitür, mayonez ve tüm malzemeleri çıkarmıştı. Onu onayladığımda rendenin başına geçmişti.
"Kısıra konulan marul bu kadar doğranır mi Kerim. Üçe bölüp bırakmışsın resmen. Çekil ben yaparım, sen sosunu yap" Asya'nın sesi ile onunda işe giriştiğini anladım.
Birbirlerine bakışlarından davranışlarından aralarında bir şeyler olduğunu düşünüyordum. Sadece henüz resmiyete dökmemiş gibilerdi. Miraç Kerim ile konuşmuştu. Aklını karıştıran bir kadın olduğunu söylemişti ama bu kadın Asya mıydı bilmiyordum. Arkadaşım demişti ama nasil tanıştıklarını anlatmamışlardı.
"Bak bakalım olmuş mu?" Kıvanç elindeki mor lahanayı uzattığında yememle yüzümün buruşması bir oldu. Çok ekşiydi. Bana bakıp kahkaha attığında eğilip yanağıma öpücük kondurmuştu. "Hızlı turşu tarifi denedim. Biraz ekşi olabileceğini söylemeyi unuttum." Ona ters bakışlar atarken beni umursamadan gülmeye devam ederek yerine döndü. Bana resmen komplo kurmuştu.
Her şey hazır olduğunda tezgahtaki dağınıklıkları hep beraber toplayıp sadece hazırladıklarımızı bıraktık. Miraç patatesleri çıkardığında zincirleme bir şekilde hızlıca çalışmaya başladılar. Miraç patatesi ortadan kesip içine tereyağ tuz atıp yana veriyor, Kerim kaşar atıp içi iyice yumuşacık olana kadar karıştırıyordu. Kıvanç içine mezelerden koyarken Giray da son dokunuş olan ketçap mayonez atıyordu. Asya dahil olup çıkan kumpiri tabağa aldığında ben de dolaptan içecekleri çıkardım.
Tepsiye bardakları kaşıkları koyup salona götürdüm. Döndüğümde tüm tabaklar hazırdı. Salona oturduğumuzda önümdeki tabağa bakıyordum. Çok güzel görünüyordu ama benim bunu bitirmeme imkan yoktu.
Kenarından bir kaşık aldığımda patatesin sıcağı mezelerin soğukluğu ile gözlerim yaşardı. Buna rağmen tadına bayılmıştım.
Herkes yemeğine başlamışken Miraç durmuş merakla tepkilerimi izliyordu. Bir şekilde ağzımdakini yuttuğumda ona gülümsedim. "Çok beğendim. Ellerinize sağlık." Benim onayım ile yemeğine döndüğünde güldüm. "Afiyet olsun."
Sohbet ederek yemeğimizi yerken yarısında tıkanmıştım. Sessizce Miraç'a uzattığımda alışkanlıkla elimden alıp yemeye devam etti. İçeceğimi yudumlarken benzer bir durumun Asya-Kerim ikilisi arasında geçtiğini gördüm. Aslında tam tersi bir durumdu. Asya tabağını çoktan bitirmiş, yarım bırakan Kerim'in tabağına devam ediyordu. "Kumpire bayılırım demiştim."
Misafirlerimizi gönderdikten sonra Miraç ile çalışma odasına geçtik. O yayın açarak oyun oynarken ben de aklımdaki tasarımı tablete döküyordum.
"Lina burada, yanımda." Adımı duymamla kafamı kaldırdım. "Herkes seni soruyor selam vermek ister misin?" Ayaklarım ile koltuğumu yanına gelecek şekilde ittirdim. Tabletimi masamda bırakmıştım. "Merhaba"
Oyun ekranının yanında yayın ekranı vardı. İki monitörü bu şekilde bölmüştü. Masasının raf kısmında aldığımız kalem ve defterleri görünce gülümsedim. Nereye baktığımı anlayınca bana göz kırpmıştı.
Hızlıca akan chat kısmından bir şeyler okumak biraz zordu. Miraç yukarı doğru kaydırdığında yavaşça mesajları okumaya başladık.
Bazı mesajları okuyup geçsek de bazılarına cevap veriyorduk.
'Sandalyesi ile fıtı fıtı gelişi çok tatlı.'
'Of çok güzelsin'
'Miraç ne zaman dönüyorsun?'
'Lina gelince yüzü güldü adamın.'
'Abi yengeyle oyuna girin'
'Lina sen de dedikodu yayını aç'
'Miraç sahada özlendin'
'Oynarken yanında durma dikkati dağılır'
Nasıl olduğumuzu soranlara cevap verdikten sonra diğer soruları yanıtladık. "Arkadaşlar oyun yayınını başka zaman yaparız. Ben kaçtım şimdilik. Görüşmek üzere."
Miraç'a döndüm. "İyi şanslar!" Kafasını salladığında sandalyemi ittirerek yerime döndüm. Üşendiğim için asla kalkıp normal bir şekilde yürümüyordum.
Arada Miraç'ın sesini duysam da odağımı tabletimden kaldırmadım. Kahve yapmak için arkasından geçtiğimde beni farketmemişti. Aldığımız kupaları buradaki kahve köşesine koymuştuk. İkimize de kendi kupalarımızda kahve yaptım.
Kahvesini yanına bıraktığımda bu eli kazanmışlardı. "Müsaitsen gel sana biraz oyunu anlatayım. " Çizimimi bitirdiğim için rahat bir şekilde onu onayladım. Kalçamı kol kısmına yaslarken dengemi korumak için omuzuna tutunurken o da kolunu belime sardı. O bana oyunu amacını karakterlerini anlatırken yayın devam ediyordu. Bir yandan chate bakıp onların bahset dediği şeyleri de söylüyordu.
Gördüğüm mor saçlı karakter ile onu işaret ettim. "Bu karakter ne yapıyor? Çok güzel görünüyor."
"O büyücü bir karakter. Uzaktan saldırı yapıyor." O bilgi vermeye devam ederken ben de aklıma takılan soruları soruyordum.
"Peki bu karakterleri istediğimiz gibi giydirebiliyor muyuz?" Sorum ile gülmeye başlarken beni onayladı. "Özel kıyafetler var. Bunları giydiğinde gücü artabilir. Ama düşündüğün gibi tamamen kontrol edemiyorsun kıyafetlerini"
'Miraç kahve akımını yapın nolur'
'Sizin bu pozisyonunuz kahve akımını hatırlattı.'
'Kahve akımı da ne?'
'Miraç hadi bir el daha'
Chatteki yorumları okurken bir akımdan bahsettiklerini gördüm. "Kahve akımı ne biliyor musun?" Miraç'ın sorusu ile onu reddederken birinin açıklaması ile sesli bir şekilde okudum.
"Demiş ki; Miraç otururken Lina ayakta duracak, sonra Miraç Lina'nın belinin etrafından kolumu getirerek kahveyi içmeye çalışacak"
Yapmamızı isteyen mesajlar arttığında kahvemi masaya bırakıp ayağı kalktım. Tam olarak görünmesi için ikimizde geriye doğru çekildik. Miraç arkadan kolunu belime attığında kahvenin sıcaklığını hissettim."Tamam şimdi kahvemi alıyorum ve böyle yapıyorum dimi?" Bahsettikleri şeyin bu olduğunu düşünerek onu onayladım. Hiç zorlanmadan kahveden bir yudum aldığında ikimizde birbirimize baktık. Bu akımın amacını anlamadığımız yüzümüzden belli oluyordu.
"Arkadaşlar biz ne yaptık şimdi?"
Bilgisayarın önüne geri gidip eski pozisyonumuzu aldık.
'Normalde bunu bu kadar kolay yapan sayısı çok az. Kızda bel yok ki zorlan'
'İki sevgilinin uyumunu göstermek için yapılan bir akım'
'Kadın dediğin az ele gelir, Lina iskelet gibi'
"Arkadaşlar saçmalamayın beli ince kolu uzun herkes çok rahat yapar."
"Ben de uyumla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Hem bakın" Belimdeki elini açıp karnımı sardığında bir karışı neredeyse tüm belimi kaplıyordu. "Tek elimle tutabiliyorum ben onu."
'Sen yapılan tüm big boy editlerini hak ediyorsun.'
'Üstte yapılan ele gelir yorumuna en güzel cevabı verdi'
'Selamın aleyküm, Miraç abim yayın açtı dediler geldik.'
'Çok yapmacıklar, pr ilişkisine dönecekleri şimdiden belli'
'Helal be abim. İşte şöyle olacaksın manitaya'
'Sabahtan beri herkesin sevgililer gibi davranmasına hiç bir şey demediler. Açıklayın artık da herkes duysun'
->'Program yokken biz shipliyorduk ona da bir şey demiyorlardı. Ya onlar da Okey bu duruma ya da umursamıyorlar.'
->'Niyet ettim Allah rızası için birincisinin olmasına.'
"Arkadaşlar bu akıma göre diyebilir miyiz benim belim ince olduğu için ben neredeyse herkesle uyumlu olurum?" Karnıma koyduğu elini bastırdığında kasıldım. Beni iyice kendine çektiğinde tamamen ona yaslandım ve ayaklarım yerden kesildi. Bir an koltuğu kıracağız galiba diye düşünsem de sağlam duruyordu.
"Yok olamazsın." Ona döndüğümde boğazını temizledi. "Yani uyum fiziksel özelliklere göre olmaz. Dimi çok alakasız yani." Onu başımı sallayarak onayladığımda kupama uzanmak istedim. Düşecek gibi olduğumda beni daha çok sarıp dengede tuttu. Düzgün insanlar gibi yan yana oturup duramıyorduk resmen. Kahvemi alıp geri yaslandığımda ensesine attığım elimi kimsenin görmeyeceği şekilde oynatıp sırtını okşadım. Maustaki eli duraksadığında gülmek istesem de yapmadım. Tepkilerini çok seviyordum. İkimizde aynı anda kupaları ağzımıza götürdük.
'Barbie manita yanında bizim harbilik'
'Hiç yakışmıyorlar. Ben daha güzelim.'
'Resmen kucağında oturuyor oha falan oldum yani'
A:'Abi oyuna dön hadi'
B:'Bir dur kardeşim ikisini izlemeye gelmişiz burada bozma.'
A:'Kızım git programı izle oyun yayınındayız.'
B:'Onu izliyorum zaten ama yakın çekim yapmıyorlar.'
A:'Yakın çekimi ne yapacaksın dizi mi bu?'
B:'Sen ne anlarsın be aşktan odun. Anca oyun anca oyun. Hepiniz aynısınız'
A:'Lan evimde oturmuş çayımı içiyorum ben ne yaptım şimdi'
->'Ben bu ikiliyi de shipledim. Vatana millete hayırlı olsun.'
B:Biz kavga ediyorduk ne oldu bir anda?'
->'Ay bunun için özel yayın açsınlar, yeni format olsun. 'Shipleneceksen gel'
A:'Yok ben bununla yapamam'
B:'Ben sanki sana çok meraklıyım ayı.'
A:'Kızım ikidir odundur ayıdır gidiyor. Düzgün konuş benimle.'
'Yalnız herkes susmuş bu ikilinin kavgasını izliyor. Çok iyi'
Son yorumu okurken gerçekten öyle olduğunu fark ettim. Miraç'ın da aynı durumda olduğunu birbirimize dönünce anladım. Biz gülmeye başlarken kafamı omuzuna gömdüm.
Biraz böyle kaldıktan sonra sakinleştiğimde ekrana döndüm.
'Bu kitle ile Shipleneceksen Gel tutar diyorum'
'Sizi daha önce yan yana getirmemeleri hata. Hiç ayrılmayın.'
'Çocukları pistten alalım diyorum.'
'@A @B siz bir çay için bizce.'
'Ay çok heyecanlı'
'Chat bu da benden amme hizmeti. A'nın arkadaşıyım bu utanır söylemez. @A***** insta hesabı.'
->A:'Lan naptın oğlum.'
"İzinsiz başkalarının kişisel bilgilerini paylaşmayın." Miraç hemen yorumu sildiğinde ben çoktan Instagram'a girmiştim. Merak etmiştim ne yapayım. Miraç'ın da merak ettiğini görüyordum çocuğun hesabına birlikte bakmaya başladık. "B istersen sende yaz Miraç hemen siler. Valla oğlumuz eli yüzü düzgün, henüz işi yok ama yakında olur. Önce bir mezun olsun da." İçimden çıkan Ülkü babanne ile Miraç gülmeye başladı.
B:'Liseli değil dimi?'
A:'Diş hekimliği okuyorum ben'
B:'B******'
'@A onu boş ver bana yaz yakışıklı.'
"Chattekiler iki hesabı da aldıysanız geri unutun lütfen. Gençler sizde bir durun bakmayın heyecanı kaçmasın"
Mirac kendi telefonunu uzatırken alıp Instagram'ı açtım. Kendi telefonumu da belimde tuttuğu eline vermiştim. O yorumu silerken kızın hesabına girdim. İkisi de bakabilmemiz için hesaplarını açmıştı. İkimiz telefonları yan yana tutup bakarken mırıldandım. "Ne diyorsun? Bence yakışırlar." Miraç'tan gelen onaylama ile biraz daha bakındık. "Lina sen erkek tarafı olduysan ben kız tarafı oldum. Gir bakalim oğlumuzun takip ettiklerine bir bakalım."
"Ben oğlumuza kefilim de yine de bir bakalım tabi. Kızımız sonradan sıkıntı çekmesin"
Takip listesinde genel olarak soyadı onunla aynı kişiler vardı ve kalan kişilerin çoğunluğu erkekti. Aklıma gelenle panikle Miraç'a baktım. "Ya sevgilileri varsa biz onu sormayı unuttuk."
"Güzelim olsaydı söylerlerdi herhalde. 20 dakikadır hesaplarını inceliyoruz"
A:'Benim sevgilim yok'
B:'Benim de'
A:'Sevindim :)'
B:':)'
'Ölücem heyecandan, gözlerimizin önünde birbirleriyle flört ediyorlar'
'Ben çocuğun ilerdeki sevgilisi olsam böyle bir şeye aşırı bozulurdum.'
'Yayında da görücü usulü tanışma ilk falandır.'
"Evet arkadaşlar biz sonunda karara vardık. Oğlumuz zeki çalışkan, kızımızında ondan geri kalan hiç bir yanı yok. Birbirleri ile tartışmışlar ve chatte shiplenmişler bize de bu durumu açığa kavuşturmak düştü. Yaptığımız incelemeler sonucu tanışmalarına engel bir durum göremedik." Onun sesi ile gülmemek için kendimi zor tuttum.
Yalancı bir ciddiyetle Miraç'a döndüm. O da bana döndüğünde yüzlerimiz arasında kalan azıcık mesafe ile bir an dikkatim dağılır gibi olsa da toparladım. "Evet efendim, sebebi yayınımız belli. Kızımız B ile oğlumuz A. Henüz birbirlerini görmediler ama umuyoruz ki görünce beğenirler. Miraç bey, Allah'ın emri peygamberin kavli ile kızınızın Instagram hesabını oğlumuza istiyorum." Son cümleme kadar ciddiyetini korusada sonunda dayanamamıştı.
Gülümsememi bastırdıktan sonra gülmesi anca duran adama odaklandım. "Kızımıza bir sormak isterim. O ne derse o."
B:'İlk defa hesabım bu şekilde istendiği için heyecanımı mazur görün. Olur verebilirsiniz'
A:'Tuzlu kahveyi şimdi içemedik ama olsun.'
B:'Eğer olursa ilk buluşmada inşallah.'
A:'İnşallah'
'Kızı isteyecekmiş gibi başlayıp Instagram isteyen Lina kraliçeliği.'
'Kızımıza soralım diyen Miraç krallığı der susarım.'
Chatte ki konuşmayı gülerek okurken aklıma bizim daha fırst dateimizin olmadığı geldi. Son iki ayı yan yana geçirsek de hiç o şekilde hazırlanıp çıkmamıştık.
Miraç'ın sesi ile daldığım yerden çıktım. "Kızımızın rızasını aldığımıza göre hesabını oğlumuza verdik gitti."
Karışıklık olmasın diye ikisine de birbirinin hesabını mesaj atmıştık. "Gençler eğer bir gelişme olursa bize yazmayı unutmayın."
Miraç saati fark edince oyalanmadan veda edip yayını kapattı. Masama geçip kullandığım eşyaları yerlerine koyduğumda Miraç'a iyi geceler dileyip odama geçtim.
Kaçışımı fark etse de bir şey dememişti. Birlikte geçirdiğimiz vakitleri sevsem de aklıma takılmıştı. Hiç bu programa başlamasaydık, ikimizde aynı şehirde yaşayan tanışan iki kişi olsaydık ne olurdu? Yine de birbirimizden hoşlandığımızı kabul edip birbirimizi tanımaya çalışır mıydık?
İhtimalleri düşünürken hızlıca üzerimi değiştirip uykuya hazırlandım. Yine onunla uyuma istediğimi bastırarak yatağa girdim. Sosyal medyada dolanırken sohbet uygulamasından gelen bildirimi gördüm.
'Yarın seninle bir yerlere gitmek istiyorum. Gelebilir misin?'
Selam, bu kadar bölümden sonra bir first date yazmasam olmazdı. Düşünce ve önerilerinizi paylaşırsanız sevinirim. Ay bu arada yorumlara programı izleyen kişiler gibi yorum atabilir misiniz? Farklı bakış acılarına göre yorum yapmak istesem de aşırı farklı düşünceler bulamadım. Şimdiden teşekkürler. Sevgi ve öpücüklerlee.💋
