16. bölüm · Spotlight

15. Bölüm

Attaog

Lina

Yapılan yorumları okuyunca şaşkınlıkla mırıldandım. Neler olduğunu anlamaya çalışırken hızlı hızlı aşağıya devam ediyordum.

'Hemcinsinin ayağını kaydırdıktan sonra onun yüzsüzlük'

'Bigem'e yazık oldu. Miraç'la ikisi çok güzel olurlardı.'

'Yurt dışında unutulunca burada ünlü olmaya çalışıyor'
->'Kız dünyaca ünlü manken siz neyin kafasındasınız

'Gözlerini birbirlerinden alamıyorlar yeni çiftimiz hayırlı olsun'

'Projeden Lina'yı çıkarmaları lazım. Bigem'i getirin'

'Son soruda Lina'nın Miraç kadar üzülmesi ve onu neşelendirmeye çalışması aşk kadın ya'

Yorumların yarısından fazlası hakkımda yapılan kötü eleştirilerdi. Ne olduğunu anlamamıştım. "Ne oluyor?" Ayağını kaydırmak da ne demekti. Ben deli gibi yorum okurken Miraç telefonundan bir şeylere bakıyordu. "Sanırım Bigem bir programda açıklama yapmış. Son ana kadar kendisinin hazırlandığını daha sonradan bir anda projeden çıkarıldığını söylemiş. Ne yapmaya çalışıyor bu kız?" Miraç programdan alınan kesiti gösterdi. Program herkesin bildiği talk showlardan biriydi. HanTv de yayınlanıyordu. İsteseler çok rahat müdahale edebilirlerdi. "Videonun bugün yayınlanmasının sebebi aslında bu değil mi? Kimse bize söylemedi. Bigem bu yalanları söylüyor ve hemen ardından biz video atıyoruz." Daha fazla konuşursam herkes her şeyi öğrenecekti. Kameralara içimden küfredip ayağa kalktım. "Ben odama gidiyorum."
Tamamen bilerek yapılmış bir şeydi. Odama çıktığımda yatağa oturdum. Ellerimi kafama koyup saçlarımı çekiştirdim. Sinirden basım ağrımaya başlamıştı. Biraz bu şekilde durduktan sonra sakinleştim. Ne yapacağımı düşünürken yeri izliyordum. Ben onlara yardım etmeye çalışırken onlar benim imajımı karalıyordu.
Kapım yavaşça tıklatıldığında kafamı kaldırdım. Miraç kapıyı açtıktan sonra içeri girdi. "İyi misin?" Başımı aşağı yukarı sallarken ne yapacağımı düşünüyordum. Yanıma oturduğunda bakışlarını yüzümde hissediyordum. "Hakan ile konuştum. Bu duruma bilerek izin verildiğini düşünüyor. İlgi arttırmak için yapılmıştır dedi. Normal akışta devam edilmesi daha iyi olurmuş. Açıklama yapmak istiyorsan birlikte yapalım. Bigem açıkça yalan söylüyor. İlk bölüm yayınlandığında bunu herkes fark edecek." İlk bölümün yayınlanmasına üç gün kalmıştı. İlk bölümde yaptığımız toplantılar, seçtiğimiz eşyalar hepsi vardı. "Bölümü erken yayınlamalarını isteyeceğim. İzleme için yaptıkları doğru ise kabul etmek zorundalar." Dediklerimi düşünürken hala yüzümü inceliyordu. "Masum olduklarına inanmak istiyorum Miraç. Umuyorum ki sadece izlenme için yapılmış olsun." Bunların devamı gelecek gibi hissediyorum.

"Her şey olabilir. Bigem ilgi çekmek için bile yapmış olabilir. " Umurunda değildi açıkçası. "Teyzesinden dolayı tüm projeler ona gidiyor. O istediği tüm işleri aldı. Bize kadar." Telefonumu elime alıp Şule hanıma mesaj yazarken konuştum. "Ne yapıyorlarsa yapsınlar umrumda değil ama üzerime iftira atmasınlar Miraç. Şule hanıma yazdım. Eğer kabul etmezlerse ben bu sefer her şeyi anlatacağım." Elini elimin üzerine koyup okşadı. Bakışlarım ellerimize düşerken ürperdim. Tek bir dokunuşu bile beni etkiliyordu. "Canını sıkmak istemiyorum ama her şeyi bilerek yaptılarsa bunu kabul etmeyeceklerdir. Açıklamayı birlikte yapmamız daha iyi olur." Haklıydı. Birlikte yapacağımız açıklama ilk bölüme kadar herkesi sakinleştirirdi. Ben de onun elini hafifçe sıkarak gülümsedim.

Bir süre daha böyle oturup konuştuk. Kimsenin bizi izlemediği zamanlarda rahatça konuşmak iyi geliyordu. Miraç odadan çıktığında ben de uyumak için hazırlandım.

Sabah sporumu yaparken Miraç da ayağını çok zorlamadan çalışıyordu. Doktorunun verdiği günlük egzersizleri bir süre aksatmadan yapması gerekiyordu. Koşu bandından indiğimde plates için matı aldım. Camın önüne matı serdiğimde hareketleri yapmaya başladım. Matın köşesini dişleyen Chloe ile gülümsedim. Yavaş yavaş bize alışıyordu.
Spor salonu üyeliğimi dondurmuştum. Salon bu eve uzak kalıyordu ve evdeki spor odası da üşengeçliğimi tetikliyordu. Yaklaşık bir saat bu şekilde spor yaptıktan sonra duş için odalarımıza geçtik. Hızlı bir duş alıp üzerimi giydiğimde aşağıya indim. Miraç mutfaktaydı. Ona yardım etmeye başladığımda kısa sürede hazırlamıştık. Meyveli yulaf lapamızı yerken sohbet ettik. Büyük kahvaltıları azaltmaya çalışıyorduk.
Chloe'yi alıp çıktığımızda yine Miraç'ın arabasındaydık. Kucağında Chloe ile oturduğunda arabayı çalıştırdım. "Araba kullanmayı özledim." İlk başlarda aşırı gerilse de alışmıştı. Gayet güzel kullanıyordum. " Ben seni götürüyorum işte her yere. Müziğini açıyorum. İstediğin yoldan gidiyorum. Hem Chloe kucağında. Özlersin bak bu zamanları." Abartılı tepkim ile gülmeye başladı. Chloe da kuyruğunu sallarken gülümsedim. "Özlerim. Senin gibi bir şoför daha bulunmaz." Ona bir bakış atıp önüme döndüm. Alış veriş yapacağımız yere geldiğimizde park edip arabadan indik. Elimizdeki listeyi tamamlamadan araba dolmuştu. "Miraç şunlara bak." Elimdeki köpek çoraplarını ona gösterdiğimde alıp arabaya attı. Ne gösterirsem alıyor ve sorgulamıyordu. Sıkılmış gibi yapsa da eğlendiğini görebiliyordum. Arabayı o ittiriyordu. Chloe'yi de arabanın üst kısmındaki çıkıntıya bırakmıştık. Bir sürü kıyafet ve aksesuarlar alırken bazılarını deniyordum. "Çok tatlı oldun ya. Seni yerim." Chloe'yi öperken kafasındaki pembe şapkayı çıkardım. Genel olarak her şeyi pembe almış olabilirdik ama çok tatlılardı. "Güzelim biraz fazla mi pembe oldu her şey." Sesine çok yakışıyordu güzelim demek. Toparlanmaya çalışarak gözlerimi ondan kaçırdım. Bir iki tane beyaz ve siyah kıyafetleri gösterdim. "Yoo. Bak başka renkler de aldık." Bana sen ikna olmazsın bakışı attıktan sonra çaresizce beni takip etmeye devam etti.
Üst kattaki boş odalardan birini Chloe için düzenlemeye karar vermiştik. O nedenle odasına da alışveriş yapıp devam ettik. Beyaz küçük dolap almıştık. Yatağı oyuncakları derken işimiz bitmek üzereydi. Chloe'nin odasını kendimiz yapmak istemiştik. Yapı marketten boya aldığımızda eve doğru yola çıktık. Mobilyaları daha sonra eve gelecekti. Alışverişimiz uzun sürmüştü. Gözlüğü gözümden çıkarırken koltuğa oturdum. "Çok yoruldum." Chloe bile yorgundu. Kendisini koltuğun ortasına atmış soluklanıyordu.
Ona gülümserken Miraç'ı fark etmem ile gülümsemem soldu. O da kendisini koltuğa atmıştı ve bacağını tutuyordu. Telaşla ayaklandım. 'İyi misin? Çok mu ağrıyor." Biraz uzun sürmüştü. Benim yüzümden ağrısının olması benim de canımı acıtıyordu. Kesik kesik nefes alırken konuştu. "Sporda zorladım biraz. Evden çıkmadan da ağrım vardı."
Ona kızgın bir bakış attım. Neden söylememişti. Alışverişi daha sonra da yapabilirdik. "Neden söylemedin sonra giderdik." Telefonunu eline verip doktorunu aramasını söyledim. "Hastaneye gidelim." Onu kaldırmaya çalışırken beni durdurdu. "İyiyim hastanelik bir durum yok. Arayacağım şimdi doktoru" Takım doktorunu ararken telefonu hoparlöre almıştı. Doktor masaj yapıldığında geçer dediğinde bana 'bak bir şey yok işte' bakışı attı. Telefonu kapattığında eşofmanını yukarı doğru sıyırdı. Bacağındaki yaralar iyileşmiş küçük bir leke gibi duruyordu. Doktor takım ile birlikte şehir dışında olduğu için gelemiyordu. Miraç kendisinin yapabileceğini savunurken sonunda doktor pes etti ve bir video atacağını bu şekilde yapılması gerektiğini söyledi. Doktorun attığı videoyu açarken bir yandan da masaj yapmaya çalışıyordu ama ağrısı onu zorluyor olmalıydı. "Sen arkana yaslan ben yaparım." Kollarımı yukarı doğru çekerken videoyu izlemeye başladım. "Gerek yok ben hallediyorum. Sen kötü hissetme kendini." Onun dediğini hatırladım. "Hissederim. Sen iyi olduğunda biz iyi olacağız. O yüzden şimdi dediğimi yap" Yavaşça arkasına yaslandığında ben de videoyu başa alıp ayak ucuna oturdum. Bacağını iki bacağımın arasına aldıktan sonra masaja başladım. Bacağına dokunduğumda soğuk ellerim onu ürpertmiş olmalıydı. Kasları elimin altında kasıldı. "Sert yapmam gerekiyormuş acırsa söyle tamam mı?" Ona döndüğümde beni izliyordu. Kafası ile onay verdiğinde işime devam ettim. Sert kaslarına masaj yapmaya devam ederken videonun bitmesi ile bitirdim. Bazı yerlerde nefesini tutsa da ağrısı iyice geçmiş gibi duruyordu. Doktor ağrısı oldukça bu şekilde masaj yapmamız gerektiğini söylemişti. Verdiği antrenmanın ağrı yapması doğalmış. İlk bir iki ay bu şekilde geçecekti ondan sonra fizik tedaviye başlanacaktı. Masaj bitince geriye çekildim. "Birazcık böyle kal. İyice geçsin ağrın hemen ayaklanma. Hatta uzan. Bir şey istiyor musun? İyi misin?" Ona bir doktor edası ile yapması gerekenleri söylerken gülümsüyordu. "İyiyim doktor hanım teşekkür ederim. Siz olmasaydınız halim ne olurdu?" Ona gülerken eşofmanını düzelttim. "Dimi iyi ki varım." Ben dalga geçerek söylesem de o ciddi bir şekilde cevap vermişti. "Evet. İyi ki varsın." Onun ciddileşmesi ile ben de gülmeyi bıraktım. Birbirimizi izlerken Chloe'nin Miraç'ın yüzünü yalaması ile dikkatimiz dağıldı. "Kıskanmaya başlıyorum artık ya." Miraç Chloe yi kucağına alıp öperken ben de ayaklandım. Dediğimle kıkırdarken omzunu silkti. İkisi de durup bana bakarken telefonum çaldı. Çantamı almak için portmantoya ilerledim. Telefonu açtığımda Giray konuştu. "Abla biz geliyoruz şimdi yoldayız. Bir şey istiyor musunuz?" Ona bir şey istemediğimi söylerken bir yandan da saate bakıyordum. Saatin iki olduğunu görmem ile alışverişte çok oyalandığımızı anladım. Telefonu kapattıktan sonra mutfağa geçtim. İnternetten tarifini bulduğum yağlama için hamuru yapmaya başladım. Bir saat kadar mayalanması gerekiyormuş. Hamur makinesi malzemeleri atıp bekledim. Söylenen kıvama gelince üzerini örtüp salona geçtim. Giraylar bir yirmi dakikaya burada olurlardı.
Salona girdiğimde ikisinin de uyuduğunu gördüm. Miraç Chloe'ye sarılmıştı. Chloe da Miraç'ın boyun girintisine burnunu sokmuş uyuyordu. Adımlarımı sessiz atmaya çalışarak yanlarına gittim. Koltuğun kenarındaki battaniyeyi alıp üzerlerine örterken gülümsedim. Sessizce onları orada bırakıp odama geçtim. Şule hanımı aradığımda bir süre onunla durumu konuştuk. Alışverişteyken aradığında onu müsait olunca arayacağımı söyleyerek kapatmıştım. Hakan Bey ile konuştuğunu söylemişti. Beklediğimiz gibi bölümü erkene almayı kabul etmemişlerdi. Açıklamayı da kanal yapacağını söylemiş. "İzlenme için böyle bir şey yapmaları kabul edilemez. Yapacakları açıklamaya da güvenmiyorum. Bir açıklama metni hazırlayacağım. " Şule hanımın bu tutumu ile rahatlamıştım. Hemfikir olmamız güzeldi. Biraz daha konuştuktan sonra kapattım. Bize ulaştırdıkları program görselini hikaye olarak paylaşmıştık. Söyledikleri gibi yaptığımız her şeyi kendi hesaplarımızda da paylaşıyorduk. Benden dün geceki olay hiç olmamış gibi davranmamı istiyorlardı. Sosyal medyada beni sevenler ve sevmeyenler birbirine girmişti. Moralim bozulduğu için uygulamadan çıktığım sırada açıklama metni gelmişti. Metni hızlıca okuyup uygun olduğuna dair onay verdim. Canlı yayın için hazırlandım. Çalışma masasına oturduğumda saçımı ve üzerimi kontrol ettim. Üzerimde tayt ve gri sweatshirt vardı. İyi olduğuma karar verince başlattım. İzleyen kişi sayısı hızla artarken konuşmaya başladım. "Arkadaşlar herkese selam. Bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek için bir açıklama yapmak istiyorum. Biliyorsunuz ki Miraç ile yeni bir programa başladık." Yorumlarda bir çok kişinin kavga ettiğini görünce duraksadım. "Lütfen tartışmayın. Bize kanal tarafından bir açıklama yapılacağı söylendi ama ben bu duruma dayanamadım ve kendim de açıklama yapmaya karar verdim." Yorumları izlemeyi bıraktığım sırada tam konuşacakken kapı tıkanıp açıldı. Miraç canlı yayın bildirimini görmüş olmalıydı. "Hani beraber yapacaktık?" Onun etkilenmesini istemiyordum. Omzumu silkerken konuştum. "Uyuyordun. Bacağın nasıl oldu?" O yanıma gelirken ben de telefona döndüm. Yorumlarda bir çok kişi bacağına ne olduğunu sorarken bir kaç kişi de ne kadar yakışıklı olduğunu konuşuyordu. Kavgayı bitirmek bu kadar kolaydı demek ki. İçimde somurtan küçük Lina'yı görmezden geldiğim sırada Miraç beni yana ittirip koltuğun diğer yarısına oturdu. " Haklı bir sebep tabi. Daha iyiyim, teşekkür ederim tekrardan." Konuşurken bir yandan da koltuğa sığmaya çalışıyorduk. Kolunu belime sardığında ben de ona yaslanıp ikimizinde görünmesini sağladım. Miraç selam verdikten sonra ben devam ettim. Bir yandan da ekrandan bize bakıyordum. "Neyse arkadaşlar devam ediyorum. Bize bu proje Miraç ile aynı anda geldi. Birlikte inceleyip karar verdik. Çünkü daha önce de söylediğimiz gibi arkadaşlığımız çok eskiye dayanıyor. İkimizde kabul etmeye karar verdiğimizde kararımızı birlikte ilettik." Derin bir nefes alıp devam ettim. "Bigem hanımın söylediği ile burada çelişiyoruz. Kendisi projede son ana kadar Miraç ile olduğunu ve evi birlikte hazırladıklarını söylemiş. Benimse kendisini bilerek projeden çıkardığımı iddia ediyor. Bunun kesinlikle yanlış olduğunu tekrar söylemek istiyorum." Miraç'ın konuşmak istediğini fark edince ona devam etmesini işaret ettim. Bana bir bakış atıp konuşmaya başladı. "Arkadaşlar öncelikle şu konuya açıklık getirmem gerekiyor. Sakatlandıktan sonra kötü bir döneme girdim ve beni o zamanlarda neşelendiren ilk kişi Lina oldu. Projeyi de kabul etme sebebim zaten Lina ile birlikte yapacak olmamız. Bigem'le bu projede yan yana olmamız bu nedenle mümkün değil." Yorumlar Miraç'ın söyledikleri ile coşarken teşekkür edercesine ona baktım. Diğer elimi belimdeki eline koyup okşadım. O da bana bakıp gülümsedi. "Bigem'le olan karışıklık bizden kaynaklanan burum değildir. Yaptığı açıklamaya kadar bizim onun projede yer alacağından haberimiz bile yoktu. Artık gerçekleri öğrendiğinize göre ev arkadaşımı suçlamaktan vaz geçerseniz seviniriz." Sonlara doğru seni neşeli geldiğinde ben de kıkırdadım. " Bigem Hanım'dan yine de bu karışıklık için kendi adıma özür diliyorum. Ne kadar haberim olmasa da kendisini üzmek istemezdim. Kendisi başarılı bir kadın ve çok daha iyi projelerin onun olmasını diliyorum." Miraç da bir kaç şey söylediğinde yorumlar iyice sakinleşmişti. Kötü yorumların çoğu Bigem'e dönse de çok umurumuzda olmadı. Gelen olumlu yorumlara teşekkür ettikten sonra bir iki soru yanıtlayıp kapattık. Sorular bir süre sonra ilişkimiz hakkında olmaya başlamıştı. " Ev arkadaşım ilk bölümü ile cuma günü sizlerle. Şimdilik görüşmek üzere kendinize iyi bakın." Canlı yayını kapattıktan sonra telefonu kucağıma bırakıp kafamı Miraç'a yasladım. Projeyi benim için kabul ettiğini söyleyerek her şeyi çözmüştü. Belimi iyice sararken diğer elini de saçıma koyup okşadı. "Teşekkür ederim." Beni iyice kendine çektiğinde artık kucağında oturuyordum. Çenesini başımın üzerine koyduğunda mırıldandı. "Doğruyu söyledim. Seni üzmelerine izin vermem." Dudaklarını saçıma bastırdığında kollarımı ona sardım. Kafamı yasladığı omuzuna öpücük kondurdum. Vücudumuzun birbirine verdiği tepkileri görmek bana çok güzel geliyordu. Bazı şeyleri konuşmadan sadece hissetmeye karar vermiştik. Fiziksel yakınlık kurabildiğim tek insan oydu şuan. Daha önceki yüzeysel ilişkilerimi gözden geçirdiğimde Miraç'la olan ilişkimizi hiç acele etmeden yaşamak istiyordum.

Bir süre daha böyle durduktan sonra telefonun çalması ile doğruldum. "Canlı yayın biteli 15 dakika oluyor nerede kaldınız. Abla bu kedi kadar şey bize gözlerini dikti. Hareket edince hırlıyor. Çabuk gelin." Kıkırdarken kucağından kalktım. Sevgili kardeşim kedi kadar dediği köpekten baya korkmuşa benziyordu. Chloe nin bizi sahiplenmesine sevinmiştim. Miraç da arkamdan kalkarken mırıldandı. "Ben onların geldiğini unuttum." Kapıyı açarken arkamdan homurdandığını duydum. "Benim küçük uslu kızımdan mı korkuyorlar ödlekler."

***

"Başlatıyorum. Üç iki bir!"

Miraç elleri belimdeyken beni hafifçe kaldırıp geri bıraktı. "Yok gibisin." Şu tek hamlede omuza alma akımını yapmaya çalışıyorduk. "Kontrol ediyor reis." Kıvanç'ın konuşması ile homurdandım. "Ben hafif değilim sen güçlüsün" Arkamda gülmeye başlarken ben gülmeye başladım. Durduğumuzda tekrardan ellerini belime koydu. "Hadi Bismillah" Sanki çuval taşıyordu adama bak. Hiç zorlanmadan beni omuzuna oturttuğunda ellerimi kafasına koydum. "Abi senin zorlanman gerekiyordu. Akımı yapan sayısı yapamayanlardan az." Omuzlarını silktiğinde uyarırcasına saçlarını çektim. "Ben hala buradayım unutmazsak yalnız." Kafasını yukarı kaldırdığında ben de biraz eğildim. "Tüm gün böyle durabilirim." Gözlerimi devirirken konuştum. "Abart"

Kıvanç kaydı durdurmuş videoyu düzenliyordu.Giray'la da onunla da yeni takipleşmeye başlamıştık. YouTuber olduğunu zaten biliyordum ama Instagramda daha fazla takipçisi vardı. "İndirir misin beni artık?" hiç zorlanmadan indirdiğinde homurdandım. Benim de bir karizmam vardı canım. çocuk gibi oradan oraya atmıştı beni. Yerlerde matlar olduğu için spor odasında çekmeye karar vermiştik. Tam odadan çıkarken bir anda havalandım. Çığlık atarken belimden tutan kişi ile birlikte geriye doğru düşmeye başladık. Miraç son anda yetişip beni yakalasa da Giray yerdeydi. Beni tutan kollarına iyice yapışırken beni kendisine doğru çekti. Giray yerde belini tutuyordu. Acımış olmalıydı. Doğrulurken konuştu. "Sen mi çok hafifsin Miraç abi mi güçlü diye test edeyim dedim. Miraç abi güçlüymüş." Sırtımı Miraç'a yaslarken homurdandım. "Sen bana kilolu mu diyorsun Giray?" Kadınlığın şanındandır. Hiç bir trip fırsatı boşa gitmemeli. Karşımdaki genç adam elini saçına atarken ağzının içinden konuşuyordu. "Yok abla. Sen de hafifsin. Ben dengemi kuramadım." Yemedik bakışı atarken çıkışa yöneldim. Miraç hareket etmezken önünden geçen kardeşimin kafasına bir tane geçirdiğinde hak ettiği için kimse bir şey dememişti. Arkamızdan gelirken homurdanıyordu. "Ya tutmasaydım ne olacaktı?"

Salona geldiğimizde koltuktaki yastığında uyuyan kızımı görünce gülümsedim. Ses çıkarmış olmalıydık ki gözlerini açıp gerinmeye başlamıştı. Koltuğa onun için ayrı bir yastık koymuştuk. Pembe yastığı ile salona renk katıyordu. Kafasını patilerinin üzerine koyup bizi izlemeye başladığında oturmadan mutfağa doğru hareketlendim. Maça bir iki saat kalmıştı ve biz karmaşık bir yemek yapacaktık. Miraç ne yapacağımızı anlamış gibi peşime takıldığında kardeşlerimiz de bizi takip etmeye başlamıştı. Tek sıra halinde mutfağa girdiğimizde Kıvanç hemen masaya oturup videoyu düzenlemeye devam etti. Giray da oturduğunda ikisi için fincan çıkarıp kahve yapmaya başladım. "Ne yapıyoruz şimdi?" Miraç'a telefonumu işaret edip tarifi açmasını söyledim. Telefonumu alıp yüzüme tuttuğunda kilit açılmıştı. Tarayıcıdaki tarifi bulduğunda okumaya başlamıştı. Bir yandan da malzemeleri çıkarıyordu. Kahveleri çocukların önüne bıraktıktan sonra tezgaha döndüm. Masada yer açıp Miraç'ı hamur ile oraya oturttuğumda Kıvanç'ın gülmesiyle ona ters ters baktı. "Abi tam evlenilecek adamsın"

O cevap veremeden yapamayacağını anlayınca videolu tarif açıp önüne koydum. Ben harcı hazırlarken bir yandan da çocuklar hamurları ocağa taşıyıp pişiriyorlardı. Şakalaşarak birlikte bir şeyler yapmak beni gerçekten keyiflendirmişti. Başıma gelen giray ile pişen harçtan biraz alıp ona tattırdım. "Olmuş mu?" Yanağıma öpücük kondurduğunda kıkırdadım. "Çok güzel olmuş ablam ellerine sağlık." Birbirimizi yeni bulduğumuz için biraz fazla sevgi dolu olabilirdik. Yani Giray öyle olduğu için ona soğuk yapamıyordum. Yemeği birleştirdiğimizde masayı hazırladık. "Çok acıktım ya." Kıvanç bunu söylerken yemeğin fotoğrafını çekiyordu. Miraç yanımdan geçerken mırıldandı. "Ellerime sağlık diye paylaşacak." Hepimiz masaya oturduğumuzda hep birlikte de fotoğraf çekinmiştik. Kıvanç tüm paylaşımları yapmadan yemeğe başlayamadığı için onu bekliyorduk. "Hepinizi etiketledim. Bu arada sizin videoyu da paylaştım. Bir sürü yorum ve paylaşım var." Tam yorumları okumaya başlayacakken Miraç onu durdurdu. Bir yorum krizine daha hazır değildim. "Yemekten sonra bakarız, soğumasın." Üzerine kat çıktığımız yağlamayı dörde bölmüştük. Bizim çocuklar direkt birer çeyrek alırken bitiremeyeceklerine emindim. "Çok iyi olmuş elimize sağlık." Kıvanç'a kıkırdarken Miraç ona dirsek attı. "Her şeyi Lina yaptı lan. Ona teşekkür et." İtiraz edercesine homurdanmasına rağmen abisinin bakışını görünce durmuştu. "Eline sağlık Lina. Biz hamurları pişirmesek böyle olmazdı ama değil mi?"

Çok tatlıydı. "Abla diyeceksin." Çok tatlılardı. Kıvanç abisine göz devirirken umursamadan yemeğe devam etti. Gülerken konuştum. "Tabi siz olmasaydınız hamurlar çiğ kalırdı." Ağzıma bir parça daha atarken herkes bitirmek üzereydi. Benim çeyreğimden kalanı da üçe bölüp onlara bölüştürdüm. "Yüz verme şuna, buradan çıkmayacak." Terslese de ikisini de çok sevdiği belli oluyordu. Bana dönüp göz kırptığında gülümsedim.

***

Chloe korktuğu için maç izlerken bağırmaları yasaktı. Giray en son bahçeye çıkıp bağırıp geri gelmişti. Beyler maçı soluksuz izlerken ben sadece ekrana bakıp anlamaya çalışıyordum. Spiker sağ olsun bir şeyler kapmıştım. Maç çok çekişmeli olduğu için Miraç sakin dakikalarda bana ufak tüyolar veriyordu. Orada olmak istediği çok belliydi. "Nasıl vermez ya penaltı nasıl" Bir çok pozisyonumuzun yendiğini söylemişti. Kendini zor tutarken hepsinin morali bozulmuştu. Kalan dakikalarda hiç gol çıkmadı. Maç berabere biterken ortam çok gergindi. Yanımdaki adam yanımdan kalkıp dışarıya çıktığında diğerleri de onu takip etti. Onlar dışarıda maçın kritiğini yaparken ben de kucağımdaki Chloe ile arkama yaslandım. Kıvanç'ın paylaştığı video çok fazla izlenmişti. Bir çok kişi ilk bölümü sabırsızlıkla beklediklerini yazmıştı. Yapmamızı istedikleri diğer akımları da paylaşırlarken arada gördüğüm kötü yorumlara canımı sıkmamaya çalıştım. Herkesi memnun edemezdik.

'Kaldırmadan önce bir ağırlığını kendince tartması ve Kıvanç'ın hepimize ses olması.'

'Abi kızı niye yük taşır gibi hadi bismillah diye kaldırıyorsun.'

'Tekte kaldırmasına bittim. Prenses erkeklerden sonra ilaç gibi geldin Miraç Demiralp.'

Kıvanç Giray'ın beni kaldırdığı yerleri de eklemişti. Onlara gelen yorumlar daha da komikti. Arada bir kaç Giray ile ilişkimizi sorgulayanlar da vardı.

'Lan gidiyordu gül gibi kız.'

'Çığlığı ve Miraç'a sarılması aklını aldı kızın.'

'Manitaya şöyle güç gösterisi yapacaksın. Bir de rahat rahat tüm gün böyle durabilirim diyor. Sek erkek'

Yorumları okuyup gülerken bizimkiler sonunda içeri girdi. Hepsi üşümüş ve sakinleşmiş görünüyordu. "İyi misiniz?" Hepsi konuşmadan başını salladığında kötü bakışlar atıp telefonuma döndüm. Giray yanıma oturduğunda başımı ona yasladım. Keşfette gezmeye başladığımızda sürekli bizim editlerimiz düşüyordu. Bazıları çok tatlı olsa da bazıları kardeşimden utanacağım şekilde yapılmıştı. En sonunda sıkılıp bıraktığımda beyler maçın yorumunu izliyorlardı.

Onlar bir kaç kişinin konuştuğu programı izlerken benim gözlerim yavaşça kapanıyordu. Kardeşim bunu fark edince başımı dizlerine koyduğunda iyice mayışmıştım. Son hatırladığım üzerime örtülen battaniye ve bedenime yaslanan küçük sıcak bedendi.