25. bölüm · Spotlight
23. Bölüm
Lina
"Miraç dur"
Sesim ile geri çekilirken ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Tam konuşacakken elimi dudaklarına kapattım. Sessizce etrafı dinlemeye başladığımda avucumun içini öptü. Gülümsediğimde odayı nefes seslerimiz kaplıyordu.
Kapının sesini tekrar duyduğumda yanılmadığımı anladım. O da duymuş olmalı ki kaşlarını çatmıştı. "Kapı çalıyor." Hareket etmediğini fark ettiğimde ağzındaki elimi çektim ve doğrulmaya çalıştım. Telefonu da çalmaya başladığında homurdanarak hareketlendi. Üzerimden kalkarken mırıldandı. "Şansımı s..." Küfrünü yutuşuna güldüğümde gözleri bana kaydı. Dirseklerim üzerinde doğrulduğumda onu izliyordum. Yarım kalmışlıkla ikimizde yutkunduk.
Telefona uzandığında bir yandan da hırkasını geri giymeye çalışıyordu. "Berkay arıyor. Bir şey unuttular herhalde. Kal böyle hemen geliyorum." Dudaklarıma öpücük kondurması ile telefonu açması bir olmuştu. Odadan çıktığında konuştuğunu duyabiliyordum.
Yatağa geri uzandığımda üzerimdeki hislerin yatışmasını beklemeye başladım. Sakince nefes alıp verirken kafamı aşağıya inen adam meşgul ediyordu.
Bekleyişim bir kaç dakikayı geçtiğinde gözlerim kapanmaya başladı. Kalkıp odama geçmem ve duş almam gerektiğinin farkındaydım ama vücudum olduğundan daha ağır geliyordu. Çift kişilik yatağın ortasında uzanırken burnumu gelen koku ile yastığa gömdüm. Miraç'ın kokusu beni iyice mayıştırmıştı. Miraç gelince uyanmaya karar verip gözlerimi kapatıp kendimi uykunun kollarına bıraktım.
Miraç
"Miraç, ekipten biri sd kartı düşürmüş. Onu alıp bu gece editlemeye başlamamız lazım." Berkay'ın sesi ile içimden sövmeyi bıraktım. Eğer arayan o olmasaydı odadan çıkmazdım. "Merdivenlerdeyim." Telefonu kapattığımda hızlıca kapıya yöneldim.
Aklım yukarıda kalmışken bir an önce bu işi halledip geri dönmek istiyorum. "Abi kusura bakma ya. Çekim alanında düştü herhalde." Spor odasına hızlıca geçiş yaptığımızda ona yardım etmeye başladım. "Önemli değil. Bir an önce bulalım da daha editlemesi var dedin. Sen de eve gideceksin daha."
Berkay'la burada arkadaş olmuştuk. Çok çalışıyordu. Daha doğrusu çok çalıştırıyorlardı. "Eve gider miyim bilmiyorum. Yedek de almamışlar zaten bunu bulamazsak çekimi tekrarlamamız gerekecek." Dedikleri ile kaşlarımı çattım. "Ekipten biri düşürdü dedin. Sen niye burada arıyorsun?" Çekim sırasında da gözlemlediğim bir şeydi bu başkalarının yaptığı hatalar bile Berkay'a soruluyordu. Reklam yönetmeni ile bizim projenin yönetmeni aynı kişiydi ve Berkay ile sürekli uğraşıyordu. "Metin Bey git sen bak dedi. Kaybeden arkadaş yeni başlamıştı. Normalde yeni başlayanlara böyle şeyler emanet edilmez ama yapılmış bir kere. Neyse o eve geçmiş çoktan ben daha yoldaydım. Ondan ben geldim." Duyduklarım ile eğildiğim yerde duraksadım. Berkay'la göz göze geldiğimizde burukça gülümseyip omuz silkti. Her şey ortada olduğu için konuşmak istemiyordu.
"Burada yok. Salona falan bakalım." Geçtiğimiz yerleri de dikkatle incelerken zil sesinin ardından minik adımları duydum. Odasında uyurken sesleri duymuş olmalıydı. Aklıma gelen ile Chloe'ye bir bakış attım. "Berkay?"
Kafasını koltuğun altından uzaklaştırmadan konuştuğunda ben hala önümde duran köpeğe bakıyordum. "Efendim abi" Chloe onun sesi ile koltuğa doğru gittiğinde Berkay'ı koklamaya başlamıştı. "Bu sd kartın büyüklüğü ne kadardır?" Baya büyük olması için dua etmeye başladım.
Berkay sesim ile kafasını geri çekerken Chloe'ye çarptı. Havladığında Berkay gülümseyerek kucağına almıştı. Tek eliyle gösterdiğinde bana dönmüştü. "Abi şu kadar falandır. Kutusuna koydular mu koymadılar mı onu bilmiyorum. Niye sordun?" Berkay yerde oturmaya devam ederken Chloe'de olan bakışlarımı fark etti. Duraksarken kucağına baktı.
"Olabilir mi?" Uyumaya hazırlanan kızım ilginin onda olmasından hoşnut bir şekilde kuyruğunu salldı. "Daha önce hiç yapmadı da biz de hiç ortalıkta öyle şeyler bırakmadık." Berkay stresli bir şekilde Chloe'yi izlerken ağlayacakmış gibiydi.
Eşofmanımın cebine elimi atıp telefonumu çıkardım. Saati gördüğümde küfrettim. Bir saattir aşağıdaydım. Lina'nın hala bekleyip beklemediğini bilmiyorum ama beklememesini umdum.
Veterineri aramak için geç olduğunu düşündüğüm için köpeği olan bir arkadaşımı aradım. Ona olayı hızlıca özet geçtiğimde hala karşımdaki ikiliyi izliyordum. Berkay'ın yerden kalkmayacağını anladığımda koltuğa oturdum. Telefonu kapattığımda gözleri dalgınca bana döndü. "Ne dedi?" İş için olduğu kadar Chloe için endişelendiğini de görebiliyordum. "Eğer yuttuysa illaki çıkarır dedi. Sabaha kadar tuvaletini kontrol edeceğiz. Emin olmadığımız için sabah veterinere götürmemiz gerekiyor. Röntgen çekip görebilirlermiş." Oturduğum yerde geriye yaslanıp biraz düşündüm. "Chloe yemeğini 8 de yiyor. 9.30 gibi de tuvalete gidiyor. Çekim 10 gibi bitti desek ondan sonra yutmuş olsa Chloe sabaha kadar tuvaletini yapmaz." Berkay söylediklerime şaşırdığında gülümsedim. Chloe garip bir şekilde düzenli bir köpekti. Yemek ve tuvalet saatleri belliydi. Günün geri kalanında da ya uyuyor ya da oyun oynuyordu. "Beklemene gerek yok bence hadi sen de evine git. Yarın sabah bakarız bir şey yoksa veterinere gideriz. Evi de tamamen aradık zaten." Kafasını salladığında yine de içi rahat etmemiş gibiydi. "Kartı yediyse belki gece yapar. Ya görmezsek? Ben Chloe'yi alabilir miyim? Başında bekleyeceğim."
Sonunda pes ettiğimde ona misafir odasını işaret ettim. "Chloe başka yerde kalmadı hiç huzursuz olur. Sen geç misafir odasına onu da al. O zaten tuvaleti gelirse odasına gidiyor." Kararsız halini gördüğümde göz devirdim. "Hadi abi. Saat gece yarısını geçti git uyu. Çarşaflar yeni değiştirildi. Dolapta kullanılmamış pijama falan vardır bakarsın." Chloe'nin pembe yastığını koltuktan alıp ona fırlattım. Tek eliyle yakaladığında yastığı inceledi. "Acaba ben Chloe'nin odasında mi uyusam? Şimdi yerini yadırgayıp rahat edemezse stres olur belki yapamaz tuvaletini." Chloe kucağında çoktan uyumuştu.
"Lan saçmalama yerde mi yatacaksın. Chloe'nin odasında onun yatağı var sadece ona da sen oturamazsın bile. O yastıkta da uyuyor merak etme." Onu odaya gönderdikten sonra tüm ışıkları kapattım.
Hızlıca merdivenleri çıktığımda yatağı boş göreceğim inancı ile kapıyı açtım. Hemen geleceğim demiştim ama gelememiştim. Beklemekten sıkılıp odasına geçmesi çok yüksek bir ihtimaldi.
Gördüklerim ile açtığımdan daha yavaş bir şekilde kapıyı kapattım. Yatak boş değildi. Lina benim bıraktığımdan daha dağınık bir halde uyuyordu. Onu izlemeye başladım.
Saçları her yere yayılmıştı. Yan dönmüştü ve yastıklardan birine sarılıyordu. Üzerinde ince kıyafetler ile üşümüş olmalıydı ki cenin pozisyonunda iyice küçülmüştü. Ona yaklaşıp yüzündeki saçlarını çektim. İlk defa uyurken görüyordum. O hep güzeldi ama uyurken ayrı güzel gelmişti. Bu halde bile bu kadar çekici olmayı nasıl başarıyordu bilmiyordum.
Yani küçükken birlikte uyumuşluğumuz çoktu. Uyumayı sevdiği için ondan önce uyanır onun uyanmasını beklerdim. İlk başlarda yanından kalkıp odadan çıktığımda hemen uyanıp bana kızardı.
Geçmişten sıyrıldığımda karşımdaki kadını izlemeye devam ettim. Şimdi bile o küçük kızın derinlerde bir yerlerle olduğunu biliyordum. Bazen onu ortaya çıkarıyordu ve ben ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Küçükken de güçlüydü ama şimdiki hali beni her seferinde şaşırtıyordu. Bu kadar güçlü olmak için ne acılar çektiğini düşünmek bile istemiyordum.
Bu sıralar en büyük pişmanlığım ondan ayrı büyümekti. Bir şekilde bizimkileri ikna edip onunla birlikte gitseydim her şeyi tek başına yaşamak zorunda kalmazdı. Biz ayrılırken veda bile edememiştik.
Düşüncelerim canımı acıtırken kalbimin vuruşu ile kendime geldim. Kalbim onun yanında hep hızlı atıyordu. Bana baktığında, güldüğünde tepkilerime engel olamıyordum. Gözlerim istemsizce onu buluyor ve ondan ayrılmak istemiyordu.
Ona karşı hislerim olduğunu kabul edeli çok olmuştu. İlk başta güzelliğinden kaynaklı bir beğeni sansam da bundan fazlası vardı. Maçtan sonra onu kapımda bulduğumda anlamıştım bu kadının benim için herkesten farklı olacağını.
Hareketlenmesi ile yüzünü izlemeyi bıraktım. Tekrar dönerek yatakta sırt üstü yatmaya başladı. Kollarını iki yana açmış, sarıldığı yastığa elini koymuştu. Göğsü sakince inip kalkarken gözlerimi vücudundan kaçırdım. Üzerindeki sporcu atleti normalde de dekolte verirken şimdi omuzlarından kayan askıları ile daha da açılmıştı.
Yorganı kenara çektiğimde yatağın sağ tarafı açılmıştı. Yavaşça Lina'yı kucaklayıp oraya bıraktım. Kokusunu içime çekerken yorganı üzerine sakince örtüp geri çekildim.
Lavaboya gitmek için arkamı döndüğümde sesini duydum. "Miraç" Uykulu sesi normal konuşmasından daha sessiz ve boğuktu. Boğazını temizlediğinde ona döndüm. "Uyuya kalmışım. Saat kaç oldu?" Etrafına baktığında ayılmaya çalıştığını anladım. "Gece yarısını çoktan geçti." Başını salladığında yataktan kalkmak için hareketlendi. "Nereye?" Onunla uyumak istiyordum. Planım hemen yanına dönüp uyumaktı. Ayaklarını yataktan sarkıttı. "Odama gidiyorum." Hissettiğim hayal kırıklığı ile bir an ne diyeceğimi bilemedim. Gitmesini istemiyordum ama onu zorlamak da istemiyordum. Terk edilmişim gibi hissetmeme engel olamadım.
Ona bir şey demeden arkamı dönüp lavaboya girdim. Duşa girmek için enerjim kalmamıştı. Yarına erteleyip hızlıca işlerimi hallettim. Kokusunun yastığıma sinmesini umarak çıktım.
Odaya döndüğümde boş olduğunu görmemle omuzlarım çöktü. Gideceğini söylese de aksini yapmasını umut eden bir tarafım vardı. Giyinme odasında üzerimi değiştirmeye başladım.
Bigem olayından sonra üzerimde bir şey olmadan uyumuyordum. Lina'nın kıskanç hali gözümün önüne gelince gülümsedim. Daha önce kıskançlık yüzünden bitirdiğim ilişkim varken şuan hoşuma gitmesi bana garip geliyordu. Altıma giydiğim eşofmandan sonra çekmeceyi açıp atlet aldım. Tam giyecekken duyduğum tıkırtılar ile kapıdan kafamı uzattım.
"Gelmezsin sandım" Gördüğüm yüz ile keyfim yerine gelse de belli etmeyerek düz sesim ile konuştum. Üzerime atletimi geçirip giyinme odasından çıktığımda onu süzdüm. Üzerinde açık pembe pijamalar vardı. Şortunun açıkta bıraktığı bacaklarında çok oyalanmamaya çalışarak gözlerimi yukarı çıkardım. Düğmeli üstü gerdanını açıkta bırakıyordu. Arkasını dönüp balkon kapısını kapattı. Perdeleri çektiğinde sesini duydum. "İstemiyorsan gidebilirim." Bana döndüğünde göz göze geldik.
"Ben seni hep istiyorum." Açık sözlerime şaşırmıştı. En başta akışa bırakalım diyen aklıma uzun zamandır sövüyordum. O zamanlar kendimden emin olmadığım için paniklemiştim. Sakatlığım falan derken kafam çok karışıktı. Bir yandan arkamı dönüp kaçmak bir yandan da onu kendime çekip öpmek istiyordum.
Hafifçe gülümsediğinde yatağa ilerledi. Pembe tüylü terliklerini çıkarıp yatağa çıktığında gülümsedim. Koyu gri çarşafların ortasında pembe bir elmas gibiydi. Dizlerinin üzerinde durup yastıkların hepsini yokladığında en rahat edeceğini buldu. "Hangi taraf?" Yastığı elinde bana döndüğünde durduğum yerden hareketlendim. Ona yaklaşıp dudaklarına yapıştığımda geriye doğru devrildi. Üzerine atlamama şaşkınca ses çıkarsa da karşılık vermeye başladı. Tadını aldığımda inledim. Aramızda kalan yastığı alıp kenara koydum. Küçük ellerini omuzlarımda hissederken içimde bir şeyler yükseldi. Bedeni benimkinin yanında küçücük kalmasını seviyordum.
Sıyrılan pijaması ile açılan beline elimi koydum. Kendim doğrulurken onu da çekiyordum. Durmam gerektiğinin farkındaydım. Evde başka biri varken ileri gitmek istemiyordum. Geri çekildiğimde gözlerimi açıp ona baktım. Dudakları kıpkırmızı olmuş şişmişti. Onu incelerken elimi belinden çektiğimde geriye doğru düşmesi ile gülmeye başladım. Bana kötü kötü baktığı sırada geri çekildim. "Berkay burada." Şortunun cebinden fırlayan telefonu alırken uzanmaya devam etti. Göğsünün hızlıca inip kalkması dudaklarnın nefes alırken ki hareketi sonsuza kadar izleyebileceğim bir manzaraydı. "Çekimin olduğu sd kart kayıp. Her yere baktık bulamadık. Chloe'nin yemesinden şüpheleniyoruz. Gece nöbet tutacakmış" Bana alttan bakmaya devam ederken kıkırdadı. Hala uykusu olduğunu belli edecek şekilde halsizdi. O gülerken attığım yastığı alıp yatağın ortasına koydum. "Boşuna nöbet tutuyor bence. Chloe maması için bile bu kadar seçiciyken plastik bir şey yiyeceğini zannetmiyorum." Konuştuğunda ona hak verdim. "Berkay'ın içi rahat etmedi. Bu gece çıkarmazsa yarın Chloe'yi veterinere götürmemiz gerekecek. O kartı bulmazsa çekim tekrarı olacakmış" Yanına da hep uyuduğum yastığı koyduğumda Lina'yı koltuk altlarından tutup yukarı kaydırdım. Kafası yastığı bulduğunda yataktan kalkıp yorganı üzerine doğru örttüm. "Umarım bulunur. Çekim çok uzundu" İkimizde aşırı yorulmuştuk. Ekip de öyle. Çekimin tekrar etmesi hiç birimizin isteyeceği bir şey değildi.
Kalkıp ışığı kapattığımda sadece kenardaki abajurdan ışık geliyordu. Ben yatağa yaklaşırken yorganı kaldırdığında gülümsedim. Yatak normal çift kişiliklerden daha büyük olduğundan ortasına ulaşmak için biraz ilerlemek gerekiyordu. Sonunda yanına ulaştığımda yan yatıp ona döndüm.
Yanında duran telefona bildirim gelince ekrana baktı. Telefonu eline alıp doğrulduğunda etrafına baktı. Yorganı ayak ucumuza sıyırdığında ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum. Ayağı kalkıp üzerimden atladığında sırt üstü yatarak onu izlemeye devam ettim. Geldiğimde komodine bıraktığım telefonumun yanına kendisininkini koyup döndü. Aşağıdan onu izlerken tam üzerime gelmesi ile bakışlarımı gözlerine çıkardım. Zor durulmuşken yeniden alevlenmeye gerek yoktu.
"Ah!" Onun çığlığına benim acıyla inleyişim eşlik ederken elimi bastığı karnıma koydum. Loş ışıkta üzerimden atlayacakken görmeyip karnımın kenarına basmıştı. Panikle ayağını kaldırınca dengesini duramamış ve düşmüştü. "İyi misin? Ay özür dilerim. Yanlışlıkla oldu." Bacaklarını üzerimden çekerken panikle konuştuğunda gülmeye başladım. "İyiyim, iyiyim. Sende var mı bir şey?" Yatağa düşsede baya sert düşmüştü. "İyiyim." Doğrulduğunda saçının karışmış haline daha çok gülerken açılan düğmelerini görünce tükürüğüm boğazıma kaçtığı için öksürmeye başladım. Düğmeleri karnına kadar açılmıştı. Göğüslerini iki yana açılan yakası yüzünden görmesemde sütyen giymediği farkediliyordu. Öksürürken bastığı yer sızladığında yüzümü buruşturdum. "Ne oldu? Acıyor mu? Ne vardı ki o tarafta? Böbrek miydi? Miraç konuşsana böbreğin mi patladı?" O konuşurken dediklerine gülmek istedim. Lina panikle üzerime eğildiğinde kendi üzerinin farkında değildi. Atletimi tutup yukarı çektiğinde ben de gözlerimi yakasından almaya çalışıyordum.
Gülmek istediğim için öksürüğümü dindiremiyordum. Konuşabilsem üzerini düzeltmesini söyleyecektim. O panikle hareket ettikçe ben geriliyordum.
Benim bu halim ile daha da panik yapıyordu. "Ah!" Elini karnıma koyduğunda öksürüklerim arasından inledim. "Kalk çabuk. Hastaneye gidelim. Böbrek patlaması öksürük yapar mıydı? Acıyor mu? Hadi hadi." Eğildiği karnımdan kalkarken açılan yakası ile gözlerimi kaçırdım. O konuşmaya devam ederken ne dediğini duymuyordum. İki elimi de yakasına atıp onu göğsüme çektim. Kollarım ile onu sararken bir yandan da sakinleşmeye çalışıyordum.
Debelense de onu bırakmadım. Derin derin nefes alıp öksürükten kurtulmayı denedim. "Şş, güzelim sakinleş. İyiyim, bir şeyim yok." Sonunda konuşabildiğimde durdu. Burnunu goğsümde kaydırıp bana baktığında kollarımı gevşettim. "Bastığım yeri kontrol ederken bağırdın. Hem çok öksürdün Miraç. İçim rahat etmez. Hadi gidelim."
Kalkmaya çalıştığında aklıma gelenle onu tuttum. Bana anlamazca bakarken sonunda pes ettim. "Güzelim, kontrol ederken bastırınca tırnakların battı ya ondan öyle yaptım." Tırnaklarının acıdan çok zevk verdiğini eklemedim. Yine kalkmak istediğinde durdurdum. "Lina, yavrum Allah aşkına kalkma. Sabrım sınanıyor şurada." Elleri ikimizin arasında kaldığı için mutluydum. "Düşünce düğmelerin açılmış. Onları kapatman lazım." Sonunda derdimi anlattığım için kollarımı iki yana koydum. "Sen o yüzden, o kadar panik-" Lina bu halime gülerken kafasını geri indirdi.
Omuzlarının titremesi durduğunda dudaklarını tenimde hissettim. Kalbimin üzerine kondurduğu öpücük ile kalbim duracak sandım. Aniden kalktığında yüzümü tavana çevirdim. Bu kadın benim sınırlarımla oynuyordu. Tavana bakarken kasıklarımdan karnıma oturduğu yerde kaydı. Kendimi zor tutarken derin bir nefes aldım. "Miraç" Sesinin oyun oynamak isteyen tatlı tonunu duyduğumda şuan karnıma oturduğu için şükrettim. "Hmm?" Cevabımla kıkırdarken eli yandaki elimi buldu. Elimi göğsüne bastırdığında ona bakmamak için tavanda gezen gözlerim irileşti. "Bugün zaten dokunmuştun ya. Şimdi neden çekiniyorsun?" Güldüğünde göğsü elimin içinde kaydı. Dayanamayıp gözlerine baktığımda neşeyle parladıklarını gördüm. Canı oyun istiyor gibiydi. "Dokunmanı sevmiştim bu yüzden bakmana da izin veriyorum." Eğlenen sesi ile kaşlarımı çattım. Ne kadar istesemde bakarsam kendime hakim olamayacağımı bildiğim için gözlerimi gözlerinden ayırmadım. Kaşlarını kaldırdığında iki yana kıvrılan dudaklarına baktım. Karnımda biraz daha kaydığında istemsizce ağzımdan inleme kaçtı. Sanki yaram varmış gibi yalancı bir endişe ile karnıma baktı. "Karınını kontrol etmeyi unuttum." Bir anda kasıklarıma oturduğunda dişlerimi sıktım. Göğsündeki elim böylece boşlukta kaldı. Elimi tutmaya devam eden eli bu sefer bacağına koyduğunda okşamamı istercesine aşağı yukarı hareket etti. Bunu yaparken eğilip karnımın kenarını öptüğünde bu sefer ben ipleri elime aldım.
Bacağındaki elimi beline çıkarıp onu üzerimden yana attığımda beklemeden üzerine çıktım. Bunu yapma hızıma şaşkınlıkla bakarken gülümsedi. Gülümseyen dudaklarına dudaklarımı bastırdım. Tam karşılık verecekken izin vermeyip çenesine geçtiğimde homurdandı. Ağırlığımı vermeden bacaklarına oturduğumda gözlerimi kapattım. Tekrar eğilip çenesinden boynuna öpmeye devam ettiğimde sırtıma atmaya çalıştığı ellerini tuttum. Başının üzerinde el ele tutuşurken iki göğsünün ortasına dudaklarımı bastırdım. Karnı içe doğru çökerken çekmeye çalıştığı ellerini daha sıkı tuttum. Yapmayı düşündüğüm şeye kendimin de dayanamayacağını fark ettiğimde iki göğüs ucunu da hafifçe dişleyip karnına doğru devam ettim. Göbek deliğine dudaklarımı bastırdığımda çenem şortunun kumaşına değiyordu.
Ellerini serbest bıraktığımda hareket ettirmemesine gülümsedim. İki elimi de dudaklarımın yanına koydum. "Devam etmek istiyorum." Biraz yukarıyı öperken ilk düğmeyi kapattım. "Sen de devam etmemi istiyorsun." İkinci düğme, bir öpücük daha. "Ama devam edemeyiz." Homurtusunu duyduğumda üçüncü düğmeyi kapatıyordum. Yine göğsünün arasını öperken biraz oyalandım. Bembeyaz tenini kızarana kadar emdiğimde moraracağına emindim. Tüm düğmeleri kapattığımda huysuz bir tavırla beni izliyordu. Eğilip dudaklarını öptüğümde geri çekildim. Yukarı sıyrılan atletimi düzelttikten sonra bacaklarından kalktım.
Üzerinden inip yana yattığımda homurdanarak ilk iki düğmesini açtı. "Bunlar zaten açıktı. Niye kapattın? Pişmemi mi istiyorsun?" Kafamı ona çevirdiğimde hala aynı tavırla bana baktığını gördüm. Onu kendime çekerken sırıttım. "Seni öpmeyi bırakamadım."
Lina
Yatakta ona doğru kayarken başımı göğsüne koydum. Koluna yatarken bir elimi ve bacağımı üzerine atmıştım. Yastığa sarılmadan uyuyamıyordum ve şuanki yastığım altımda yatan kaslı bedendi. Biraz daha kıpırdandığımızda üzerine attığım bacağım iki bacağının arasına girdi. Üzerindeki elimi de rahat pozisyon bulma bahanesi ile kaslarında gezdirdim. Atletinin kumaşından tam hissedemediğimde dudaklarımı büktüm. Hafifçe doğrulup yorganı ayak ucumuzdan üzerimize doğru çektiğinde onu resmen elliyor oluşuma bir şey demese de kaslarının kasılmasından etkilendiğini anlayabiliyordum.
"Tamam tamam. Yapmıyorum bir şey. Uyuyacağım." Son kez yerimde kıpırdandığımda parmaklarını saçlarımda hissettim. "İyi geceler." Yavaş yavaş mayışırken boynu ile göğsü arasına yumuşak bir öpücük kondurdum. "İyi geceler."
Bendeki bu libido artışının yaklaşan reglim ile bir alakası olduğunu biliyordum. Adamı resmen bana dokunması için ikna etmeye çalışmıştım. Kendisini tutabildiği için şükrettim. Hem Berkay evdeydi hem de bu kattaki kameraların ses algılayamadığını bilsem de sonradan kötü hissederdim.
Kokusu ve saçımdaki eli yüzünden iyice uykum gelmişti. Kendimi uykuya bıraktığımda hala saçlarımı okşuyordu.
Gözlerimi açtığımda ter içinde kalmıştım. İlk başta bu sıcaklığa ve üzerimdeki ağırlığa anlam veremesem de uyandığım odayı farkedince dün geceyi hatırladım. En son onun üzerinde olan ben olsam da şimdi durum tam tersiydi. Yüzünü gerdanıma gömmüş sıcak nefesi iki göğsümün arasına vuruyordu. Sıcaktan pişmemek için hafifçe kafamı kaldırıp saçlarımı elimle topladım. Ensemden çekip yastığa yaydığımda biraz olsun serinlemiştim.
Perdeler kalın olduğu için sabah olup olmadığını anlayamadım. Telefona uzanmam da üzerimdeki adamı uyandırmadan mümkün değildi. Onu izlemek istesem de dağılmış saçlarından başka bir şey göremiyordum.
Yapacak başka bir şey olmadığını anladığımda gözlerimi kapattım ve geri uyumayı denedim.
Uyku ile uyanıklık arasında olduğum sırada telefon çalmaya başladı. Miraç telefonun yüksek sesine aniden sıçrayarak uyandığında gözlerimi açtım. Kafasını göğsümden kaldırırken ne olduğunu anlamaya çalışır gibi duruyordu. "Günaydın"
Fısıldamam ile göz göze geldiğimizde hala ayılamamıştı. Telefonun susması ile zar zor tuttuğu kafasını eski yerine bıraktı. Bir süre o şekilde kaldıktan sonra sesini duydum. "Günaydın" Derinden gelen boğuk sesi ile içime titrek bir nefes çektim.
Hani bazı insanlar ile ilk tanıştığımızda çok güzel veya yakışıklı diye düşünürken onlarla vakit geçirdiğimizde buna alışırız ve etkilenmeyi bırakırız ya. İşte ben bu adamı her gün görmeme rağmen alışamıyordum hatta her geçen gün üzerimdeki etkisi artıyordu.
Burnu ile tenimi eşelediğinde gıdıklanırken düşüncelerimden sıyrıldım. Kıkırdadığımda yanda duran iki elimi de saçlarına attım. Kafasını kaldırdığında ona yukarıdan baktım.
O sırada çenesinin altını iki göğsümün arasındaki morluğu gördüm. Ne ara olduğunu merak ederken bakışlarımın sabitlendiği yere döndü. Dudaklarını bir gülümseme kaplarken eğilip morluğun üzerini öptü. "Üzgünüm morartmak istememiştim." Sesinin tonundan niyeyse tam tersini amaçladığını hissetsem de umursamadım.
Mesleğimden dolayı vücudumdaki izler benim için sorun teşkil etse de şuan bunu düşünmek istemedim. Bir iki güne gideceğim çekim de umrumda olmadı. Onun üzerimde iz bırakmasını sevmiştim.
Telefonun sesini tekrar duyduğumuzda bıkkınca nefes verip üzerimden kalktı. Telefona uzanıp aldığında yatak başlığına sırtını yasladı. "Efendim Kerim"
O telefonla konusmaya başladığında ben de morluğun intikamını almak için harekete geçtim. Doğrulduğumda gözleri bana kaydı. Vücudumu kucağına bıraktığımda şaşkınca nefes alsa da karşıdaki kişiyi dinlemeye devam etti. Boşta olan elini belime attığında rahat etmeye çalışır gibi hareketlendim.
"Hı hım, evet" Kerim bu kadar uzun ne anlatıyordu bilmiyorum ama Miraç onu dinliyor gibi durmuyordu. Başını eğmiz merakla beni izlerken yutkunduğunda hareket eden adem elmasına gözüm çarptı. İz için mükemmel olurdu ama önümüze gelen herkesin görmesini istemezdim. Yine de dudaklarımı oraya doğru getirip dişlerimi çıkıntıya geçirdim.
Sesli bir şekilde yutkunduğunda ağzımdan kaçtığında gülümseyip dudaklarımı kaydırdım. Telefonun olduğu değil de boynunun diğer tarafına dudaklarımı bastırdım. Dişlerimi geçirdikten sonra yaladığımda belimdeki eli uyarırcasına kasıldı.
Boğazından gelen sesi bastırmaya çalıştığında kucağında biraz daha hareket ettim. "Tamam abi sağol. Ben uğrarım görüşürüz." Kerim'in sözlerini beklemeden kapattığında telefonu yatağa fırlattı.
Beni durduracağını hissettiğimde geri çekildim. Gözlerimi eserime diktiğimde kıpkırmızı olan teni ile gülümsedim. "Kısasa kısas canım" Son kez dudaklarımı bastırıp gözlerine baktım. Kaçmamı önlemek istercesine diğer eli de bacağımı sardı. "Herkes öğrensin istiyorsan bana hava hoş yavrum. Bilsem ben de görünür bir yere yapardım"
"Zaten görünür bir yere yaptın. Umalım da kapatabileyim" Dediklerime kaşlarını çatarken eğilip açık yakamdan görünen ize baktı. "Nasıl görünecek?" Bu hali gözüme tatlı geldiğinde kıkırdadım. Evde hep eşofmanla görmeye alışmıştı. "İki güne çekimim var. Ay dur sana elbisemi göstereyim anlarsın nasıl olacağını." Çekim için seçilen beyaz elbisenin göğüs dekoltesi karnıma kadar uzanıyordu. Helen tarzı olan elbise kısa ama uçuş uçuştu.
Miraç dediklerimi anlamaya çalışırken iyice somurtan bir yüz ifadesiyle telefona uzanmamı izliyordu. Sohbet uygulamasına girdiğim sırada en üstte Mert'in adını görmemle önce ona tıkladım. Stresle nefes verdiğimde Miraç da ekrana baktı.
"Daha önce hakkında şikayette bulunup geri çeken iki kişi olduğunu öğrendik. Biri hala İstanbul'da yaşıyor."
Selamm, düşüncelerinzi paylaşırsanız çok sevinirim. Sevgi ve öpücüklerlee. 💋
