Oyun Başlangıcı kitap kapağı

5. bölüm / 23

Oyun Başlangıcı

~♧Bölüm 4 ♧~

Vaveyla Yazarı: 𝑯𝒂𝒛𝒂𝒍 .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: ~♧Bölüm 4 ♧~

Emir'le aramızdaki kısa konuşmadan sonra salona geri döndük. O sırada Selim eline topu almış, Ceren’e dönmüştü.

"İlk sende,” dedi. “Göster bakalım becerini.”

Ceren gözlerini kısıp baktı ona. “Becerimi mi? Sen ne zaman böyle iddialı oldun?”

Selim hafifçe güldü.
“Seninle yarışmak eğlenceli olabilir diye düşündüm. Zaten hep birbirimize laf sokuyoruz, bari puanlarla kapışalım.”

Ceren kollarını kavuşturdu, meydan okuyan bir ifadeyle.

“Tamam. Ama uyarayım, kaybedince bahaneler üretme.”
Burak ve Emir kendi aralarında konuşurken, Bense ikisini izliyordum. Selim topu eline alırken.Hadi bakalım,” dedi

Topu eline alırken.

“Eğer ben kazanırsam, bugün boyunca bana itiraz edemezsin.”

Ceren kollarını kavuşturdu. Gülümsemesinde o tanıdık alaycılık vardı.

“Kazanamayacaksın ki, sorun yok.”

Selim ilk atışını yaptı. Yedi labut devrildi. İkinci atışta kalan üçünü de devirdi.

“Fena başlangıç değil,” dedi gülümseyerek.

Ceren topu eline aldı, bir anlığına durdu, sonra fırlattı. Dokuz labut devrildi ama sonuncusu inatla ayakta kaldı.

“Ufak bir ısınma turuydu bu,” dedi

Ceren, gözlerini Selim’e dikerek.
Oyun devam etti. Her atışta aralarındaki rekabet daha da kızışıyordu.

Gerginlikleri laf atmalarına, bakışlarına yansımıştı. Ama arka planda bir şey daha vardı: sanki ikisi de bu oyunun bahane olduğunu biliyordu.

Son tur geldiğinde, Ceren bir strike yaptı. Ama Selim bir adım öndeydi. Son topu aldı, bakışlarını labutlara çevirdi. Herkes nefesini tutmuştu.

Ve…

Tüm labutlar devrildi.

Ceren bir an dondu. Selim’in yüzündeki o sakin ama belli belirsiz gururlu gülümseme canını sıkmıştı.

İnanamıyorum,” dedi Ceren.

“Gerçekten kazandın.”

“Ve sen gerçekten kaybettin,” dedi Selim, kollarını arkasında birleştirerek.

“Demek ki bugün boyunca bana itiraz etmiyorsun, hatırlatırım.”

Ceren gözlerini devirdi. “Sadece bu oyunda kazandın. Bu, senin hükmetme hakkın olduğu anlamına gelmiyor.”

“Ama bana söz verdin,” dedi Selim.

“İddia açık ve netti.”

Ceren kaşlarını çattı ama dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi.

“Pekâlâ, bugünlük. Ama sadece bugün.”

Selim başını salladı. “Benim için yeterli"

Bowling salonunun içinde herkes hâlâ oyuna kaptırmıştı kendini. Ceren elinde top, Selim’e laf yetiştiriyor, Burak yan makinede jetonla basket atıyordu.

Emir de köşede bir yerlere dalmıştı. Her şey, garip bir şekilde fazla normaldi.Ama sonra bir klik sesi duyuldu.

Minik, neredeyse duyulmaz bir elektrik sesi.
Ben fark ettim ilk. Gözüm salonun tavanındaki güvenlik kamerasına kaydı. Küçük kırmızı ışığı yanıp sönmeye başladı.

Aynı anda...

Salonun dört bir yanındaki kapılar, ardı ardına kapanmaya başladı.
Çelik gibi sert bir sesle, sanki birer mezar taşı iniyordu üzerimize.

Ceren:
“Ne oluyor?!”
Burak:
“Çıkış... çıkış kapısı kapanıyor!”

Herkes farklı bir yöne koştu. Ben arka acil çıkışa yöneldim, ama kapıdan gelen soğuk metal sesi içimi ürpertti. Koluna bastım — kımıldamıyordu. Sürgü çekilmişti. İçeriden.

“Kapılar kilitli!” dedim. Sesim tüm salona yayıldı.

“Hepsi!”

Tam o anda…

Tavandaki spotla
rın altındaki dev ekran bir anda parladı. Daha önce boş görünen panel, aniden açılmıştı.
Statik bir görüntü geldi önce, ardından ekran karardı.

Sonra görüntü netleşti. Karşımızda simsiyah bir arka plan, ortasında maskeli bir adamın yüzü belirdi. Maskesi sert, ifadesizdi. Ne göz vardı ne ağız, sadece düz, soğuk bir yüzey.
Hoparlörden gelen tok ve yankılı erkek sesi, salonun içine yayıldı:
Denemeyin. Tüm çıkışlar kilitlendi. Burası artık sizin oyun alanınız.”
Ses devam etti. Tüm dikkatler ekrandaydı.

“İzleniyorsunuz. Her adımınız, her kararınız... değerlendirilecek.
Kaçmak yok. Yardım yok.
Burada sadece siz ve seçimleriniz var.”

Emir fısıldadı:

“Kim bu adam?..”

Ekrandaki figür biraz daha yaklaştı. Ses daha tehditkâr bir tona büründü

"Hoş geldiniz. Artık dışarı çıkmak bir ödül, ama o ödülü hak ettiğinizi kanıtlamanız gerek "

Selim kapının yanında yere yumruğunu vurdu.

“Bizi burada kilitleyemezsiniz! Bu yasal değil!”

Ama cevap hemen geldi, alaycı bir soğuklukla:

“Burası artık yasanın ulaşamayacağı bir yer."

TV ekranı bir anda karardı. Işıklar loş bir kırmızıya döndü. Salonun içi, yavaş yavaş bir oyun alanı değil, bir kapan gibi hissettirmeye başladı.
O an fark ettim. Buraya kendimiz gelmedik. Buraya çekildik.
Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

47okunma 19beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.