Bölümler 20Şu an: ♤Şehrin Üzerindeki Gölgeler♤
- 1 ♤ilk temas♤560 kelime
- 2 ♤mermerin bittigi yer♤389 kelime
- 3 ♤Siyah SUV ve İlk Şart♤437 kelime
- 4 ♤Masadaki Kurtlar♤399 kelime
- 5 ♤Kurşunun Gölgesinde♤325 kelime
- 6 ♤Gece Yarısı Sınırları♤374 kelime
- 7 ♡Kural Tanımayan Gece♤278 kelime
- 8 ♤Fırtına Öncesi Sessizlik♤564 kelime
- 9 ♤Şah ve Mat♤613 kelime
- 10 ♤Kanun Kadınının İtaati♤431 kelime
- 11 ♤Mührün Ötesi♤492 kelime
- 12 ♤Şehrin Üzerindeki Gölgeler♤644 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 ♤Mermer Koridorların İntikamı♤368 kelime
- 14 ♤İki Düzenin Kesişimi♤416 kelime
- 15 ♤Sahne Arkasındaki Satranç♤308 kelime
- 16 ♤Çifte Darbe♤338 kelime
- 17 ♤Gölge Savaşları♤300 kelime
- 18 ♤Karanlığın Kalbinde♤292 kelime
- 19 ♤Yeni Çağ♤143 kelime
- 20 ♤Mühürlenen Şehir♤361 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Parmağımdaki siyah pırlantanın soğukluğu, Karan’ın teninden yayılan o yakıcı sıcaklıkla tezat oluşturuyordu. Penthouse’un devasa camından dışarı baktığımda, İstanbul’un üzerine çöken sisin adliye binasının o yüksek, soğuk mermer sütunlarını bile yuttuğunu görebiliyordum. Artık hayatım tam anlamıyla ikiye bölünmüştü: Gündüzleri adliyenin o strict kanunlarıyla çevrili dünyası, geceleri ise Karan’ın kural tanımayan, tutku ve tehlike dolu krallığı.
"O yüzüğe her baktığında nerede durduğunu hatırlayacaksın Avukat," dedi Karan. Sesi hemen arkamdan, tam kulağımın dibinden geldi.
Dönüp ona baktığımda, üzerindeki siyah takım elbisenin kusursuzluğu ve kravatını düzeltirkenki o soğukkanlı tavrı, gece yatakta beni kelepçelerle kendine tutsak eden adamdan çok farklı görünüyordu. Ama gözlerindeki o karanlık sahiplenme duygusu ilk günkü kadar tazeydi.
"Adliyeye gittiğimde bu yüzük çok dikkat çekecek," dedim, elimi kaldırıp ışıkta parıldayan siyah taşı süzerek. "İnsanlar Karan Sancaktar’ın gölgesinin üzerimde olduğunu anlayacak."
Karan yaklaşıp belimden tuttu, beni kendine doğru çekerek aramızdaki mesafeyi sıfırladı. "Zaten anlamalılar," dedi alçak ve pürüzsüz bir tonla. Dudakları yanağımı teğet geçip boynuma doğru kaydı. "Senin sadece benim yanımda değil, benim olmadığım yerlerde de bana ait olduğunu bilmek içimdeki o yırtıcı hayvanı sakinleştiriyor. Yoksa seni o koridorlarda tek başına bırakma fikri bile kanımı beynime sıçratmaya yetiyor."
Elimi ceketinin yakasına koydum. Gömleğinin altından yükselen odunsu parfümünün kokusu yine başımı döndürüyordu. "Beni korumak için bir orduya ihtiyacın olmadığını biliyorsun," dedim gözlerinin içine bakarak. "Reşat’ın oyununu kendi silahıyla bozduğum gecemizi hatırla. Benim zekam, senin gücünle birleştiğinde kimse bize dokunamaz."
Karan’ın dudaklarının kenarı o tehlikeli biçimde kıvrıldı. "Doğru..." dedi ve aniden beni belimden tutup cam kenarındaki konsolun üzerine çıkardı. "Ama zekan kadar bana olan bu boyun eğişin ve teslimiyetin de beni büyülüyor."
Elleri elbizemin eteğinden yukarı kayarken nefesim kesildi. Gözlerindeki o anlık arzu parlaması odadaki havayı bir anda ağırlaştırdı.
"Şimdi gitmemiz gerekiyor," diye fısıldadım, kalbimin ritmi hızlanırken.
"Birkaç dakika rötardan kimse ölmez Avukat," dedi boğuk bir sesle. Dudakları dudaklarıma sertçe kapandığında, konsola tutunup kendimi onun ellerine bıraktım. Etraftaki şehrin manzarasını, adliyeyi ve yaklaşan tehlikeleri unutturan o yakıcı öpücük, aramızdaki bağın ne kadar koparılamaz olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Bir saat sonra siyah SUV, adliyenin arka kapısında durdu. Araçtan indiğimde sokağın soğuk havası yüzüme çarptı ama Karan’ın dokunuşlarının bıraktığı sıcaklık hâlâ tenimdeydi. Cübbemi koluma katlayıp içeri adımladım.
Koridorlardaki mermerlerin soğukluğu ve mübaşirlerin bağrışmaları bana bir an için başka bir gezegendeymişim hissi verdi. Ancak adımlarımı kendi büroma doğru atarken arkamdan gelen fısıltıları duymamak imkansızdı. İnsanlar Reşat’ın çöküşünü, yeraltı dünyasındaki dengelerin nasıl bir gecede değiştiğini konuşuyordu. Ve en önemlisi, bu büyük operasyonun arkasındaki o 'gizemli' avukatın kim olduğunu merak ediyorlardı.
Büroma girip masama oturduğumda ilk işim, parmağımdaki siyah pırlantaya bakmak oldu. Artık sıradan bir tazminat avukatı değildim.
Tam o sırada kapım çalınmadan hızla açıldı. İçeri giren kişi, adliyenin en kıdemli ve sert savcılarından biri olan Harun Bey’di. Yüzündeki o ciddi ve şüpheci ifade, odaya girdiği an gerilimi tırmandırdı.
"Avukat Hanım," dedi Harun Savcı, masamın önünde durup gözlerini parmağımdaki yüzüğe dikerek. "Reşat dosyası bu sabah önüme geldi. Belgelerin sunuluş biçimi, zamanlama ve sistemdeki açıkların kapatılma şekli... Bunlar sıradan bir hukukçunun yapacağı işler değil. Karan Sancaktar ile olan münasebetiniz nedir?"
Soğukkanlılığımı koruyarak yerimden kalktım. Masamdaki dosyayı düzeltirken sesime tam bir profesyonellik kattım.
"Ben sadece kanunların gerektirdiği gibi, müvekkillerimin ve adaletin hakkını arıyorum Savcı Bey," dedim, bakışlarımı bir an bile kaçırmadan. "Karan Bey’in bu süreçteki konumu ise sadece yasal sınırlar dairesindedir."
Savcı Harun masama doğru eğildi. "Mermer sütunların arasında kanunları savunabilirsiniz," dedi alçak ve tehditkar bir sesle. "Ama Karan Sancaktar’ın dünyasına girdiyseniz, o mermerlerin altında ezilirsiniz. Dikkatli olun. Çünkü onun düşmanları kadar, onun yanındakileri de izliyoruz."
Savcı odadan çıktığında derin bir nefes verdim. Tehlike geçmemişti; aksine Karan’ın dünyasına girdikçe resmi makamların da hedefi haline geliyordum.
Tam o sırada telefonuma bir mesaj düştü. Ekranı açtığımda Karan’dan gelen tek bir cümle gördüm:
"Seni izleyen gözlerden haberim var. Akşam seni almaya bizzat geleceğim. Bu gece kurallar daha da sertleşecek, Hazırlan Avukat."
Mesajı okurken içimden yükselen o garip heyecan ve tehlikeli arzu dalgası, artık geri dönmek istemediğim o karanlık krallığın beni ne kadar derinlemesine ele geçirdiğinin en büyük kanıtıydı.
Bölüm etkileşimi
