Müvekkilimin kucağında kitap kapağı

2. bölüm / 20

♤mermerin bittigi yer♤

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: ♤mermerin bittigi yer♤

Masamın üzerindeki siyah, mat kartvizite bakmaktan gözlerim yorulmuştu. Üzerinde kabartmalı harflerle yazılmış tek bir isim vardı: Karan Sancaktar. Ve altına özenle dizilmiş dokuz haneli bir telefon numarası. Ne bir adres, ne bir şirket unvanı, ne de bir e-posta... Sadece güç ve tehlike kasan bir sadelik.
Emin adımlarla adliyenin o soğuk koridorunu terk edip kendi küçük ofisime döndüğümden beri, aklım duruşma salonundaki o dakikalarda takılı kalmıştı. İçimdeki hukukçu ses, kartı hemen çöp kutusuna atmamı fısıldıyordu. Ama diğer yanım... Adamın gözlerindeki o ürkütücü rahatlığı, tütün ve odunsu parfüm kokusunun yarattığı o garip baskıyı zihnimden silemiyordu.
Mübaşirlerin o adamı gördüklerinde adımlarını nasıl bocalattıklarını hatırladım. Karan Sancaktar, şehirdeki gayrimeşru alemin adı yüksek sesle anılmayan ama her kapıyı açan isimlerinden biriydi. Ve ben, bugüne kadar sadece yasaların izin verdiği sınırlar içinde kalmış bir avukattım.
Masamdaki sabit telefonun aniden çalmasıyla irkilip geriye sıçradım. Kalbim hızla çarpmaya başlarken ahizeyi elime aldım.
"Alo?"
"Kartvizitimi cebinizde değil de masanızın üzerinde unuttuğunuzu umuyorum, Avukat."
O ses. Karan’ın, adliye koridorunda kanımı donduran o pürüzsüz ve derin sesi doğrudan kulağımın içinde yankılandı.
Boğazım kurudu. "Numaramı nasıl buldunuz?" diye sordum, sesime profesyonel bir sertlik katmaya çalışarak. "Ayrıca bir avukatın mesai saatleri dışında aranması-"
"Sizin numaranızı bulmam üç saniyemi aldı," diye kesti sözümü. Seste en ufak bir acele ya da tereddüt yoktu. "Ve inanın bana, benim dünyamda mesai saatleri güneş batınca başlar. Pencerenizden dışarı bakın."
Gözlerim hızla küçük ofisimin caddeye bakan penceresine kaydı. Perdeyi hafifçe araladığımda, binanın tam karşısında duran siyah, camları zırhlı SUV’yi gördüm. Sürücü koltuğunun yanındaki arka cam yavaşça aşağı indi. Karan, elinde tuttuğu telefonu kulağına dayamış, doğrudan benim durduğum pencereye bakıyordu.
"Şimdi," dedi telefondaki sesi, gözleri benimkilerle buluşurken. "O üzerinizdeki resmi kıyafetleri çıkarın ya da tutun, umrumda değil. Aşağı inin. Çünkü bu gece bir müvekkilinizin değil, benim hayatımı savunacaksınız."
"Ben sizin avukatınız değilim Sayın Sancaktar," dedim, kalbimin ritmi hızlanırken. "Ve beni böyle tehdit edemezsiniz."
"Bu bir tehdit değil, teklif," dedi Karan. Dudaklarının kenarının yine o tehlikeli biçimde kıvrıldığını aşağıdan bile görebiliyordum. "Ama reddederseniz, yarın sabah adliyeye gittiğinizde savunduğunuz o 'masum' müvekkillerinizin dosyalarının nasıl bir anda buharlaştığını izlersiniz. Şimdi, aşağı iniyor musunuz, yoksa yukarı ben mi geleyim?"
Telefon kapandı. Cihaz elimde buz gibi kalırken, masa üzerindeki siyah kartvizite son bir kez baktım. Kanunlar beni buraya kadar getirmişti ama görünen o ki, mermerin bittiği yer tam da bu kapının dışıydı.
Çantamı aldım, derin bir nefes çekip aşağı inmek üzere kapıya doğru yürüdüm.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

197okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…