Bölümler 20Şu an: ♤Fırtına Öncesi Sessizlik♤
- 1 ♤ilk temas♤560 kelime
- 2 ♤mermerin bittigi yer♤389 kelime
- 3 ♤Siyah SUV ve İlk Şart♤437 kelime
- 4 ♤Masadaki Kurtlar♤399 kelime
- 5 ♤Kurşunun Gölgesinde♤325 kelime
- 6 ♤Gece Yarısı Sınırları♤374 kelime
- 7 ♡Kural Tanımayan Gece♤278 kelime
- 8 ♤Fırtına Öncesi Sessizlik♤564 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 ♤Şah ve Mat♤613 kelime
- 10 ♤Kanun Kadınının İtaati♤431 kelime
- 11 ♤Mührün Ötesi♤492 kelime
- 12 ♤Şehrin Üzerindeki Gölgeler♤644 kelime
- 13 ♤Mermer Koridorların İntikamı♤368 kelime
- 14 ♤İki Düzenin Kesişimi♤416 kelime
- 15 ♤Sahne Arkasındaki Satranç♤308 kelime
- 16 ♤Çifte Darbe♤338 kelime
- 17 ♤Gölge Savaşları♤300 kelime
- 18 ♤Karanlığın Kalbinde♤292 kelime
- 19 ♤Yeni Çağ♤143 kelime
- 20 ♤Mühürlenen Şehir♤361 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Şehrin üzerindeki gri bulutlar alçalmış, güvenli evin devasa camlarına damlalar halinde vuruyordu. Odadaki sessizlik, dün geceden kalan o yoğun, tutkulu havanın izlerini hâlâ taşıyordu. Karan’ın göğsünde uyandığımda, hayatımda ilk defa kendimi hem bu kadar tehlikede hem de bu kadar güvende hissetmiştim.
Gözlerimi açtığımda Karan uyanıktı. Sırtüstı uzanmış, tek kolunu başının altına almış, parmaklarıyla omuzumdaki ve sırtımdaki çizgileri yavaşça takip ediyordu. Dokunuşları, dün gecenin o yakıcı ritminden sonra şaşırtıcı derecede yumuşak ve şefkatliydi.
"Hiç uyumadın mı?" diye fısıldadım, sesim uykudan yeni uyandığım için pürüzlüydü.
Karan hafifçe gülümsedi. O sert, acımasız adamın yüzünde beliren bu nadir tebessüm sadece bana özel bir ayrıcalık gibiydi. Eğilip alnıma derin, uzun bir buse kondurdu. Dudaklarının sıcaklığı tenimde iz bırakırken fısıldadı: "Sen yanımdayken uyumak, zamanı boşa harcamak gibi geliyor Avukat."
Yatakta doğruluğunda, sırtındaki eski yara izleri gün ışığında daha da belirginleşti. Elimi uzatıp kürek kemiğinin altındaki o uzun dikiş izine dokundum. Parmağım izin üzerinde gezinirken Karan hafifçe irkildi ama kaçmadı; aksine elimi tutup avcumun içine tutkulu bir öpücük bıraktı.
"Bu izler..." dedim gözlerinin içine bakarak. "Hepsi bu dünya yüzünden mi?"
"Hepsi, bu dünyada ayakta kalmanın bedeli," dedi Karan, sesi aniden ciddileşerek. "Ama ilk defa kaybettiğimde canımı wirklich acıtacak bir şey var elimde." Bakışları doğrudan gözlerime kilitlendi. "Seni bu dünyanın tam ortasına ben çektim. Reşat dün geceki masadan sonra durmayacak. Senin varlığın, benim tek zayıf noktam haline geldi."
"Ben senin zayıf noktan değilim, Karan," dedim kararlılıkla. Yatakta ona doğru yaklaşıp kollarımı boynuna doladım. "Ben senin yanındayım."
Karan beni belimden tutup kendine doğru çekti, göğsümüz tekrar birleşti. Bakışlarındaki arzunun ateşi yeniden harlandı. Dudakları dudaklarımı bulduğunda bu kez aceleci değildi; daha derin, sahiplenici ve tutku doluydu. Elleri belimden aşağı kayıp kalçalarımı kavradı, beni kucağına doğru çekti.
Tenlerimizin yeniden buluşmasıyla odadaki sıcaklık bir anda yükseldi. Yağmur dışarıda camları döverken, biz içeriye hapsolmuş iki yabancı değil, birbirinin kaderine dolanmış iki ruh gibiydik. Her dokunuşunda bana ait olduğu hissini, her nefesinde ona ait olduğumu fısıldıyordu. Sevginin ve arzunun bu kadar tehlikeli bir dünyada nasıl bu kadar güçlü var olabildiğini anlamak imkansızdı.
Ancak o büyülü anlar, Karan’ın şifreli telefonunun komodinin üzerinde acı acı titremesiyle bölündü.
Karan bir an duraksadı, alnını alnıma yaslayıp derin bir nefes aldı. Gözlerini açtığında o şefkatli adam gitmiş, yerine yine o yeraltı dünyasının lideri gelmişti. Telefonu açıp kulağına götürdü. Dinledikçe yüzü taş gibi sertleşti, çene kemikleri kasıldı.
"Ne oldu?" diye sordum, üzerime çarşafı çekerek doğruluğumda.
Karan telefonu kapatıp komodine fırlattı. Yataktan kalkıp pantolonunu giyerken arkası bana dönüktü.
"Reşat," dedi, sesi buz gibi bir yankıyla odayı doldurdu. "Adliyedeki dosyaları kurcalamaya başlamış. Senin geçmişte baktığın tüm davaları, ailenin adını, büronun finansal kayıtlarını... Seni köşeye sıkıştırmak için her adımı atıyor. Hukuk yolundan seni vurup beni ayağına çekmeye çalışıyor."
Buz kestim. Adliyedeki o saygın ismim, yıllardır tırnaklarımla kazıyarak inşa ettiğim kariyerim ve en önemlisi sevdiklerim tehdit altındaydı.
Karan yanıma geldi, yatağın kenarına oturup yüzümü iki elinin arasına aldı. Gözlerindeki o korumacı gerilim inanılmaz boyuttaydı.
"Dinle beni," dedi, parmakları çenemde baskı kurarak. "Bu gece nihai hamleyi yapacağız. Reşat bu oyunu sadece silahlarla oynayacağını sanıyor ama biz onu hem senin aklınla hukuk önünde hem de benim gücümle yeraltında bitireceğiz. Ama bu, gireceğimiz en tehlikeli viraj. Geri dönüşü olmayan noktadayız."
Karan’ın ellerini tuttum. Artık sadece bir avukat değildim; o mermer koridorlardan çıkmış, Karan Sancaktar’ın yanında fırtınaya yürüyen bir kadındım.
"Bitiş çizgisine kadar seninleyim," dedim.
Karan dudaklarıma son bir sert, tutkulu öpücük kondurup ayağa kalktı. "O zaman silahlardan ve kanun maddelerinden oluşan en büyük savunmanı hazırla Avukat. Bu gece Reşat’ın krallığını yıkıyoruz."
Bölüm etkileşimi
