Müvekkilimin kucağında kitap kapağı

20. bölüm / 20

♤Mühürlenen Şehir♤

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: ♤Mühürlenen Şehir♤

Sancaktar Tower’ın cam duvarlarından süzülen gece ışıkları, odanın loşluğunda parıldıyordu. Aşağıda uzanan İstanbul, fırtınalı günlerin ardından dinginleşmiş; Reşat’ın çöküşü, Savcı Harun’un tutuklanması ve adli emanete yapılan başarısız operasyonla birlikte şehirdeki dengeler tamamen el değiştirmişti. Artık ne adliyenin mermer koridorlarında Karan Sancaktar’ın gölgesine engel olabilecek bir güç vardı, ne de yeraltı dünyasında bizim irademize karşı koyabilecek tek bir isim.
Karan, üzerindeki siyah takım elbisenin ceketini çıkarmış, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmış halde hemen arkamda duruyordu. Sırtım onun geniş, kaslı göğsüne yaslandığında, gömleğinin altından yükselen odunsu parfümü ve teninin tanıdık sıcaklığı zihnimi tamamen sardı. Sol elini belime yerleştirip beni kendine biraz daha çekti. Parmağımdaki siyah pırlanta, şehrin ışıklarını yansıtarak parıldıyordu.
"Bak," dedi Karan, alçak ve pürüzsüz sesiyle. Dudakları kulağımın hemen arkasına, şahdamarımın üzerine dokundu. "Aşağıdaki şehir, mermer koridorlar ve o karanlık sokaklar... Hepsi sana ve bana ait."
Dönüp yüzümü ona çevirdim. Ellerimi chestine koyup parmaklarımı gömleğinin düğmeleri arasında gezdirdim. "Biz sadece bir şehri almadık Karan," dedim gözlerinin içine bakarak. "Biz, kanunlar ile tehlikenin birbirine imkansızca bağlandığı yepyeni bir düzen kurduk."
Karan’ın dudaklarının kenarı o tehlikeli, tutkulu biçimde kıvrıldı. Eğilip beni belimden tek hamlede kaldırdı ve konsolun üzerine oturttu. Bakışlarındaki o katıksız sahiplenme ve arzu, aylardır aramızda büyüyen o yakıcı ateşi yeniden tutuşturdu.
"O düzenin tek bir kuralı var Avukat," diye fısıldadı, dudakları çenemden aşağı, köprücük kemiğime doğru kayarken. "Gündüzleri adliyenin o soğuk duvarlarında en tehlikeli savunmanı yapacaksın... Ama geceleri sadece benim olacaksın. Bu kapının arkasında patron da, kanun da benim."
"Anlaşma sağlandı, Müvekkil," diye fısıldadım, başımı geriye atarak onun sıcak dokunuşlarına kendimi bırakırken.
Karan elbisemin askılarını omzumdan aşağı düşürürken, bedenlerimizin ritmik uyumu odadaki tüm soğukluğu yok etti. Gece boyunca tenlerimizin teması, tutkulu fısıltılarımız ve inlemelerimiz o yüksek gökdelenin duvarlarında yankılandı. Ne yaklaşan bir tehdit vardı artık ne de tereddüt; sadece birbirine ebediyen mühürlenmiş iki ruh vardı.
Sabahın ilk ışıkları Boğaz’ın sularına vururken, Karan’ın kollarının arasında uyanıyordum.
Mermer koridorlarda tek başına yürüyen o gururlu avukat, artık yeraltı dünyasının en güçlü adamının yanında, onunla eşit bir krallığı yönetiyordu. Karan eğilip dudaklarıma son bir derin, mühürleyici öpücük kondurdu.
"Mermerlerin bittiği yerde hikayemiz başlamıştı," dedi Karan, gözlerimin içine bakarak. "Ve burada, sonsuzluğa mühürlendi."
Gülümsedim. Şehrin üzerine doğan güneşle birlikte, biz kendi krallığımızın ilk gününe gözlerimizi açtık.
SON

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

71okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…