16. bölüm · Müvekkilimin kucağında

♤Çifte Darbe♤

𝓗𝓪𝓽𝓲𝓬𝓮𝓪 ❀

Sabahın ilk ışıkları gökdelenin camlarına vurduğunda, İstanbul sisli bir güne uyanıyordu.
Karan ve ben, kriz masasının etrafında yeraltı dünyasının ve finans sektörünün en önemli 5 ismiyle oturuyorduk. Masanın başında Karan, onun hemen sağında ise elinde tablet ve hukuki dosyalarla ben duruyordum. Artık sadece arkadaki saklı bir güç değildim; Karan Sancaktar’ın yanında, masanın ana aktörlerinden biri olarak yerimi almıştım.
"Harun ve Reşat’ın adamları şu an adliye önünde basına açıklama yapmaya hazırlanıyor," dedi Karan’ın istihbarat müdürü. "Sizin hakkınızda yakalama kararı çıkarıldığını duyuracaklar."
Karan bana baktı. Başımı hafifçe sallayarak onay verdim.
"Düğmeye bas," dedim sakin bir sesle.
Aynı saniyelerde, Türkiye’nin en büyük haber kanallarında ve HSYK iç sisteminde eşzamanlı bir bombalı haber patladı. Savcı Harun’un Reşat’ın finansörleriyle yaptığı gizli görüşmelerin ses kayıtları, usulsüz olarak engellediği soruşturma dosyaları ve aldığı rüşvetlerin banka dekontları ulusal basına servis edildi.
Aynı anda, Organize Suçlarla Mücadele Ekipleri adliye önünde basına demeç vermeye hazırlanan Savcı Harun’un etrafını sardı. Kameraların canlı yayında olduğu o anlarda, Harun’un koluna kelepçe takıldı.
Masanın etrafındaki adamlar şaşkınlıkla ekranlara bakarken, Karan oturduğu koltukta geriye yaslandı. Yüzünde galip bir liderin soğukkanlı tebessümü vardı.
"Reşat’ın son piyonu da devrildi," dedi Karan, sesi salonda çınlayarak. Bakışları doğrudan bana kaydı. "Ve bu mat hamlesi benim Avukatım tarafından yapıldı."
Masadaki adamlar hürmetle ve hafif bir korkuyla bana baktılar. Mermer koridorlarda başlayan o yürüyüş, yeraltı dünyasının en üst kademesinde saygıyla tescillenmişti.
Herkes odadan çıktığında, Karan masanın etrafından dolaşıp yanıma geldi. Beni belimden tutup masanın üzerine kaldırdı. Ceketini çıkarıp kenara attı.
"Artık hiç kimse," dedi, gözlerimin içine bakarak, "ne resmi dünyadan ne de yeraltından tek bir adam bile sana dokunmaya cüret edemez. Sen bu krallığın eş liderisin."
"Ben sadece senin yanındayım Karan," dedim, elimi yanağına koyarak.
"Hayır," dedi Karan, dudakları boynuma dokunurken. "Sen benim tamamlayıcımsın. Mermerlerin bittiği yerde başlayan şey bir tesadüf değildi. Bu bizim kaçınılmaz kaderimizdi."
Beni kucağına alıp camın önüne götürdü. Aşağıda uzanan devasa şehir, artık ikimizin yönettiği bir sahneden ibaretti. Karan’ın kolları arasında, onun kalbinin ritmini hissederken, geleceğin getireceği tüm fırtınalara hazır olduğumu biliyorum. Çünkü biz, kanunlar ile güç arasındaki o ince çizgide kurulan en sarsılmaz krallıktık.