Müvekkilimin kucağında kitap kapağı

13. bölüm / 20

♤Mermer Koridorların İntikamı♤

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: ♤Mermer Koridorların İntikamı♤

Adliyenin o yüksek, heybetli mermer sütunlarının arasında yankılanan adımlarım, her zamankinden daha ağır ama bir o kadar da kararlıydı. Parmağımdaki siyah pırlantanın soğukluğu, cübbemin kıvrımları arasından sızan gün ışığıyla hafifçe parıldıyordu. Savcı Harun'un odasından çıkıp gelen o tehditkar mesaj, adliyenin kasvetli koridorlarını benim için bir av sahasına dönüştürmüştü.
Karan’ın "Seni izleyen gözlerden haberim var," uyarısı zihnimde bir saat gibi tıkırdayıp duruyordu. Koridorun sonundaki 4. Ağır Ceza Mahkesi’nin kapısına doğru yürürken, arkamda bıraktığım ayak seslerinin tek bir kişiye ait olmadığını fark ettim. İki sivil giyimli adam, aralarında güvenli bir mesafe bırakarak adımlarımı takip ediyordu. Savcı Harun, sadece sorular sormakla kalmamış, resmi takibatın ağlarını örümcek titizliğiyle etrafıma örmüştü.
Büromun kapısını anahtarla açıp içeri girdiğimde, masamın üzerindeki evrakların düzeninin hafifçe bozulduğunu fark ettim. İnce bir detaydı; sıradan bir gözün asla ayırt edemeyeceği, dosya sırasındaki birkaç millimetrelik kayma... Birileri ben yokken odama girmiş, Reşat dosyasıyla Karan Sancaktar arasındaki ilintiyi arayacak belgeleri karıştırmıştı.
Pencereye doğru yürüdüm. Aşağıdaki caddede, siyah zırhlı SUV her zamanki gibi yerini almıştı. Ama bu kez SUV’nin biraz ilerisinde, lacivert renkli, sivil bir emniyet aracı park halindeydi. Karan ve emniyet, aynı avın etrafında dolanan iki farklı avcı gibi gözlerini üzerime dikmişti.
Tam o sırada masamdaki sabit telefon çaldı. Ahizeyi kaldırdığımda karşı taraftaki ses, soğuk ve mekanikti.
"Avukat Hanım," dedi ses. "Reşat Bey’in tutukluluk haline itiraz dilekçeniz sisteme düşmedi. Ancak Reşat Bey’in cezaevinden ilettiği bir söz var: 'Mermerlerin soğukluğu sadece mahkeme salonlarında kalmaz, insanın kemiklerine kadar işler.' Kendisi sizinle özel bir görüşme talep ediyor."
Ahizeyi yavaşça yerine koydum. Reşat, parmaklıklar arkasında olmasına rağmen hâlâ dışarıdaki piyonlarını oynatıyordu. Savcı Harun’u üzerime salan da, büroma girip evraklarımı karıştırtan da onun ağının uzantılarıydı.
Aynı anda cep telefonum titredi. Ekranı açtığımda Karan’dan bir konum bildiriminin ve ardından kısa bir ses kaydının geldiğini gördüm. Kaydı kulağıma götürdüm.
"Sana gelme demiştim Avukat," diyordu Karan, sesi bir fırtına öncesi sessizliği kadar boğuk ve sakindi. "Ama o koridorlarda savcının ve Reşat’ın adamlarının etrafında dolandığını biliyorum. Aşağıdaki araca bin. Bu gece savunma yapmayacaksın, bu gece tahtı koruyacağız."
Cübbemi omuzlarımdan çıkarıp sandalyenin arkasına astım. Artık adliyenin o steril, resmi kurallarıyla korunan tarafta değildim. Parmaklarımdaki siyah pırlantayı düzeltip çantamı aldım ve odadan çıktım. Peşimdeki sivil polislerin bakışları altında adliyenin merdivenlerini inerken, kararımı çoktan vermiştim: Mermerlerin soğukluğuna boyun eğmeyecek, Karan’ın ateşinde yanmayı seçecektim

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

73okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…