Bölümler 42Şu an: Alıntı
- 1 0.1599 kelime
- 2 0.2349 kelime
- 3 0.31.765 kelime
- 4 0.41.331 kelime
- 5 0.51.642 kelime
- 6 0.6904 kelime
- 7 0.7965 kelime
- 8 0.81.738 kelime
- 9 0.91.372 kelime
- 10 1.01.503 kelime
- 11 1.11.370 kelime
- 12 1.2632 kelime
- 13 1.33.171 kelime
- 14 1.42.771 kelime
- 15 1.51.903 kelime
- 16 1.61.581 kelime
- 17 1.73.430 kelime
- 18 1.83.958 kelime
- 19 1.92.605 kelime
- 20 2.01.868 kelime
- 21 2.13.210 kelime
- 22 2.22.383 kelime
- 23 2.31.972 kelime
- 24 2.41.718 kelime
- 25 2.52.398 kelime
- 26 2.63.425 kelime
- 27 2.72.975 kelime
- 28 2 84.580 kelime
- 29 2.93.256 kelime
- 30 3.02.963 kelime
- 31 3 14.846 kelime
- 32 3.25.507 kelime
- 33 Siz de gelir misiniz?🌊34 kelime
- 34 3.34.242 kelime
- 35 3.44.038 kelime
- 36 Alıntı259 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 3.54.630 kelime
- 38 Alıntıı🌠348 kelime
- 39 3.64.385 kelime
- 40 3.74.320 kelime
- 41 Alıntı240 kelime
- 42 3.87.268 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pars’ın anlatımından
İnce bileklerine geçirilen kelepçeyi fark etmesi saniyelerini almıştı. Koyu kahve gözlerini benden bir an olsun ayırmıyordu.
Sanki tüm dünyası karanlığa gömülmüş gibi, bakışları derin bir hayal kırıklığıyla doluydu. Hayal kırıklığıyla başa çıkabilirdim. Ama nefret? İşte bu benim altından çıkamayacağım bir yüktü.
Gözlerine yaşlar dolmasına engel olamamıştı. O ince çenesi, bu haldeyken bile havada, başı dimdik duruyordu.
Dudaklarının titremesini gizlemek için birbirine sıkıca bastırdı. Yaşadığı şokun etkisiyle teni bembeyaz kesilmişti.
İçim, tarifsiz bir pişmanlıkla doldu. Onu kolundan tutup salondan çıkarırlarken bile gözlerime bakmaktan vazgeçmedi. Benim cezam buydu.
Gözlerindeki o gerçek nefretin, iliklerime kadar işlenmesine izin vermek zorundaydım. Bana doğru attıkları her adımda, göğsümdeki o ağırlık daha da büyüdü.
Sadece gözlerinde birikip de akmamakta direnen o tek damla, tüm bu saçmalığı bitirmem, onu göğsüme çekip sıkıca sarmam için yeterli olmalıydı.
Ancak bakışlarımdan ya da duruşumdan ne hissettiğimi anlaması imkansızdı. Duygusuz bir piç gibi orada dikilip, "hayatım" diye adlandırdığı işini elinden alıyordum.
Yanımdan geçerken, o sessiz bakışlarından çok daha fazlasını bekledim. Bağırıp çağırmasını, göğsüme yumruklarını indirerek ne kadar aşağılık biri olduğumu yüzüme haykırmasını istedim.
Sadece kalbimi ölüme yaklaştıracak o altı saniye boyunca bana baktı ve yanındaki iki memurla birlikte geçip gitti.
Tıpkı benim ona arkamı döndüğüm gibi, bu kez o bana gerçek anlamda arkasını dönüyordu. Ördüğü duvarlar, beni ilk kez bu denli bozguna uğratmıştı.
En beklenmedik yerden vurulmuşum gibi yönümü şaşırdım. Daha fazla bu oyuna devam etmeyerek arkamı döndüm. Ve gidişini izlerken ifademdeki maske biraz daha çatlak verdi.
Siktir. Bu defa onu gerçekten kaybetme ihtimaliyle burun burunaydım.
Alıntıyı ve pdf’leri ilk WP kanalına atıyorum kızlar. Orada da takip etmeyi unutmayın💗
Bölüm etkileşimi
