Bölümler 42Şu an: 3.0
- 1 0.1599 kelime
- 2 0.2349 kelime
- 3 0.31.765 kelime
- 4 0.41.331 kelime
- 5 0.51.642 kelime
- 6 0.6904 kelime
- 7 0.7965 kelime
- 8 0.81.738 kelime
- 9 0.91.372 kelime
- 10 1.01.503 kelime
- 11 1.11.370 kelime
- 12 1.2632 kelime
- 13 1.33.171 kelime
- 14 1.42.771 kelime
- 15 1.51.903 kelime
- 16 1.61.581 kelime
- 17 1.73.430 kelime
- 18 1.83.958 kelime
- 19 1.92.605 kelime
- 20 2.01.868 kelime
- 21 2.13.210 kelime
- 22 2.22.383 kelime
- 23 2.31.972 kelime
- 24 2.41.718 kelime
- 25 2.52.398 kelime
- 26 2.63.425 kelime
- 27 2.72.975 kelime
- 28 2 84.580 kelime
- 29 2.93.256 kelime
- 30 3.02.963 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 3 14.846 kelime
- 32 3.25.507 kelime
- 33 Siz de gelir misiniz?🌊34 kelime
- 34 3.34.242 kelime
- 35 3.44.038 kelime
- 36 Alıntı259 kelime
- 37 3.54.630 kelime
- 38 Alıntıı🌠348 kelime
- 39 3.64.385 kelime
- 40 3.74.320 kelime
- 41 Alıntı240 kelime
- 42 3.87.268 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba çiçeklerimmm
Oylamayı ve satır aralarına yorum bırakmayı unutmayın
(Yorumlarınızı satır aralarına bırakırsanız, bu yazarı mutlu edersinizzz🥹)
Masanın etrafında birbirine sokularak duran arkadaşlarıma göz devirip Suat'ın çalışma masasına yaslandım.
"Daha yaptığınız aptalca gösteri yüzünden nezaretten çıkalı 2 saat bile olmadı. 2 saat" diye üstüne bastırdım.
"Ne yapmış olabilirsiniz, değil mi?" Hafiften yükselen sesimle hepsi gözlerini kaçırmıştı.
Eren karısının saçlarını eline alıp incelerken İpek'in gözleri tavandaydı. Poyraz çenesini kaşıyor, Hakan perdenin kenarıyla oynuyordu. Aptal gibi gözümün içine bakan yalnız Öykü'ydü.
Masada elime geçen ilk kalemi Hakan'a doğru fırlatmıştım.
"Perdelerden uzak dur." Daha mutfağı yakmasını unutamamıştım. Ayaklarının dibine düşen kalemle alınmış gibi bana burun kıvırmıştı.
"Sanki yaktım."
"Yapmadığın şey değil sonuçta." İpek laf sokmayı ihmal etmezken Eren gülüşünü tutamamıştı. Derin derin nefesler al Asrın.
Evet. Nefes al. Şimdi ver.
"Ne haltlar karıştırdığınızı şimdi anlatmazsanız kanlı planlarımı gerçekleştirmek zorunda kalacağım."
Sakin sesimin aksine gözlerimdeki eminliği görmüş olacaklar ki hepsi bir ağızdan konuşmaya başladı.
"Yok yok. Kan yok."
"Şimdi şöyle ki her şey aniden gelişti. Değil mi Batu?" Eren kendi yancısına seslenirken Batu da ciddi ciddi başını salladı.
"Evet evet. Hatta Poyraz da oradaydı. Biz elimizden geleni yaptık. Değil mi Poyraz?"
"Tabii, sonuçta-" Yavaştan bana gelen sıcaklık hiç hayra alamet değildi.
"Sadede gelin be! Ne yaptınız da yaprak gibi titriyorsunuz?"
"Ben daha fazla dayanamayacağım arkadaşlar." Poyraz hemen teslim olmuş gibi ellerini kaldırmasıyla gözlerim iyice kısıldı.
"Yılbaşı partisiydi, düğündü, nezaretti derken biz büroyu biraz boşlamış olabiliriz. Yani.." Kelimeleri toplamak adına nefes verip arkadaşlarına kısa bir bakış attı.
"Bazı müvekkillerimiz bu sabah bizimle sözleşmelerini feshetmelerine dair azilname göndermişler. Tabii bizim kafalar düğüne karıştığına göre fark etmemişiz."
O az önce ne söylemişti? Sözleşmeyi feshetmek mi? Kelimeleri algılamakta zorluk çekiyordum.
"MTF Şirketi, Hakan'ın iki müvekkili, Eren'in müvekkili ünlü şarkıcı da bunlara dahil."
Gerçekten bayılacaktım. Uzun bir sessizlik oldu. Resmen beni batırmaya yemin etmiş avukat bozuntularına bakarken bir tepki vermemi bekliyorlardı.
Sessizliğim uzadı. Ve en sonunda inanmayarak kahkaha atmaya başladığımda Hakan tırsan bakışlarıyla iyice perdelerin arkasına girmeye çalıştı.
"Yine delirdi. Al canımı da kurtulayım." Sinirli kahkahalarım bir anda kesilince yüzündeki tülü hızla geriye ittim.
Sanki yaramaz bir çocuğu yakalamışım gibi kulağından tutarak onu oradan çıkardığımda tiz çığlıklarından birini atmıştı.
"Ağğ"
"Perdelerden uzak dur dedim sana." Onu sertçe uzaklaştırıp sakince buruşturduğu perdeleri düzelttiğimde Hakan, aklımı kaçırmışım gibi beni izliyordu.
"Aşk olsun Asrın, bir parça bez benden daha mı kıymetli yani?" Bana gerek kalmadan hepsi bir ağızdan "Evet!" demesiyle burnunu çekmişti.
Tamam, sonuçta bu kadar da büyük bir problem sayılmazdı, değil mi? Bundan daha kötü durumlarda atlatmıştık. Daha birkaç hafta önce bürodan bile atılıyorduk. Durum kontrolü yapmak için yeniden onlara döndüm.
"Geri getirmeyi beceremezsek yıllık kaybımız ne kadar olur?" Sorumla birlikte bir süre sessizlik oldu. Hepsi suçlu çocuklar gibi birbirlerine kaçamak bakışlar atıyordu.
Bu hiç hayra alamet değildi.
"Tahmini 700.000 dolar geçecek. Umumi bütçenin yüzde 35 altına düşeriz. Tabii bu şimdilik, yılın başı için geçerli rakamlar."
Batu'nun hızlı açıklamasıyla şakaklarıma giren ağrıyı hafifletmek adına parmaklarımı oraya bastırdım. İyice arkaya yaslanırken gözlerimi kapatmıştım.
Yanımda hissettiğim adamın bedeninin ısısıyla bile gözlerimi aralamadım. Pürüzler her zaman çıkardı, değil mi? Şu an onlardan çok kendime öfkeliydim.
Arka planda hararetle bir şeyler tartışıp çıkış yolu üretmeye çalışan arkadaşlarımı duymuyordum bile.
Nasıl kendimi Suat'a bu kadar kaptırıp, işlerin bu hâle geleceğini önceden tahmin edememiştim? Onların da hatası vardı ama asıl hata benimdi.
Önceden olabilecek pürüzleri görüp onları uyarmak benim görevimdi. Suat'ın karanlık akıntısına bu kadar kapılıp her şeyi unuturken şimdi birilerini suçlamaya hakkım yokmuş gibi hissettim.
O esnada sırtımda rahatlatıcı daireler çizmeye başlayan elleriyle gözlerimi araladım. Ona bakmadan duruşumu dikleştirdim. Konu bu defa gerçekten ciddiydi.
"Hallederiz," dedim sadece. Öyle ki hepsi bir an şokla susmuştu. Tabii benden havada uçuşacak azarları bekledikleri o kadar belliydi ki böyle sakin bir tepki vermeme anlam vermiyordular. Burada benim de büyük payım olduğu için bu defa ucuz kurtulmuştular.
Birkaç dakika içinde Suat'ın masasını işimizi görecek toplantı masasına çevirirken gözlerimi bilgisayarıma diktim.
Gereken tüm bilgilerin elimin altında olduğundan emin olmuştum. Toplantı masasının etrafında toplanan avukat bozuntularına kısa bir bakış atmıştım. Galiba sahalara dönmenin vakti gelmişti.
"Canım iş arkadaşlarım," diye lafa girerken masaya yaslanıp ellerini göğsünde birleştiren adama baktım.
"Ve sevgili sahte kocam." Sözlerimle tek kaşını kaldırdı. Hâlâ diğerlerine durumumuzu açıklamama fikrinden hoşlanmıyordu.
"Anlaşılan bazıları yokluğumuzu kendilerine fırsat bilmiş." Bilgisayarımın ekranındaki müşterilerimizi gösterdim.
"Bir hafta içinde bizimle çalışmayı durduran dört önemli iş insanı." Kaybımız karşısında diğerlerinin de keyfi kaçmış gibiydi.
"Düğündü, mahpustu derken işleri boşlamışız." Batu koltuğuna yaslanırken sözleriyle başımı salladım.
"Sağ olsun bazı iş arkadaşlarımız martta kızgınlığa girmiş kediler gibi ortalığı karıştırmasaydı durumumuz bu halde olmazdı." Sözlerime hemen alınan İpek, yalancı bir öksürükle homurdandı.
"En azından bir yabancının evini yakmadık." Ağzının içinde gevelediği kelimeleri Suat'ın duymaması için
Hakan'ın ayağına tekme savurmuştum.
Bağırışı İpek'in sesini başarıyla bastırdığında rahat bir nefes verdim. Sonuçta adamın evini yaktığımız gibi gereksiz bir bilgi bilmesine gerek yoktu.
"Yine ne yaptım ya?" diye sızlanan Hakan'a göz devirerek önüme döndüm.
"Varlığın zaten yeterince sinirlerimi bozuyor Hakan. O yüzden sus." Şimdi alınganlığın hiç sırası değildi.
"Bize sağlam bir plan lazım," diyerek düşünceli bir şekilde gözlerimi ekrandaki müşterilerimize dikmiştim.
"Gidip konuşsak aslında belki ikna ederiz." Poyraz'ın sesiyle başımı onaylamazsa salladım.
"Eğer konuşacak durumda olsaydılar danışma gereği bile duymadan KEP üzerinden bizimle olan ortaklıklarını bitirmezdiler." Sesimdeki ciddiyetle diğerleri de konuyu artık daha ciddiye almaya başlamıştı.
"Asrın haklı. Bize konuşmak değil, eylem gerekli." Batu'nun kelimelerinin hemen ardından Eren'in saçmalamasını çekememiştim.
"Biz niye kendimizi yoruyoruz ki? Elif Hanım hakkında neredeyse her şeyi biliyorum. Kirli işlerinden birini onun gibi e-postayla göndermem yeterli."
Neredeyse kendinden emin sesiyle
ensesine tokat atmamak için kendimi zor tutuyordum. Bazen beyinlerini gerçekten rafa kaldırıyorlardı. Hem de en gerekli zamanlarda.
"Ha oldu! Zaten bir müvekkillerimizi tehdit etmediğimiz kalmıştı. Sanki tehditlerimizle ülkenin memurundan Ninja ajanına kadar herkesin kara listesinde olmamız yetmiyor bize."
Sinirle kocasının mantıksız sözlerini durdururken bir anda gözleri Suat'a ilişince ağzının içinde küfür savurmuştu.
Siktir.
Suat hâlâ buradaydı. Onu tamamen unutmuştum.
Kesinlikle bir plan yapacaktık. Ama yapacağımız bu planın detaylarını devletin komiserinin ya da kendisini saha yetkilisi diye tanıtan bir ajanın yanında tartışmak ne kadar doğruydu, orası meçhuldü.
"İpek öyle söylemek istemedi." Eren telaşla bana baksa da onları kendi hallerine bıraktım.
Suat ise tek kaşını kaldırmış, kollarını göğsünde birleştirmişti. Yüzünden pek bir şey okunmasa da dikkatle bir Eren'e bir İpek'e bakıyordu.
"Şey, sen yanlış anladın. Yani şimdi biz seni tehdit ettik ya , daha doğrusu karın etti, üstüne bir de telefon çalma olayları derken bizi yanlış tanımış olabilirsin. Biz işinde gücünde olan insanlarız. Öyle lafın gelişi yani"
Suçlu çocuklar gibi İpek'in kendini açıklaması karşısında sevgili komiserimiz yalnızca yüzündeki piç sırıtışıyla yanıt vermişti.
"Eminim öyledir." Utanmazca dalga geçen sesiyle ona 'yapma' der gibi bir bakış attım. Ortam bir süre daha sessizliğe gömüldü.
"Peki ne yapacağız? Şimdi biz battık mı?" Hakan'ın ağlamaklı sesiyle gerçekten fenalık geçirecektim.
"700.000 dolarla batmayız, değil mi?" Hakan telaşını Öykü'ye de bulaştırmış olacak ki kız kocasına salak saçma sorular sormaya başlamıştı bile.
Benim hemen bir şeyler düşünmem gerekiyordu. Yoksa birkaç dakikaya kalmadan bunlar bizi iflas ettirip hapse tıktıracaktılar. Düşün Asrın, düşün.
Sonuçta bu ülkede neredeyse iş arkadaşlarımdan bile deli olan müvekkillerimize katlanabilecek avukat sayısı sayılıydı.
Tam da aklımdan geçen bu kelimeyle beynimde sanki bir ampul yanmıştı. Arkadaşlarımdan deli olduklarını söylemek az kalırdı. Resmen hepsi tımarhane kaçağından farksızdı.
Ve tam da Eren'in dediği gibi, her müvekkilimizin zayıf taraflarını, kirli işlerini iyi bilirdik. Peki ya bu zayıflıklarını kendi lehimize kullanırsak?
"Sen az önce ne dedin Batu?" diye hızla konuştuğumda hepsi sessizleşmişti.
"700.000 dolarla batmayız ama-"
Hızla başımı sallayarak kelimelerini kestim.
"Hayır, hayır. Bize konuşmak değil..." Sesimi alçaltarak tamamlamasını bekledim. Sanki beynimden geçen onlarca düşünceyi anlamalarını bekleyerek büyük bir şey istiyormuşum gibi bana bakıyorlardı.
"Eyleme geçmek gerekli." Şaşkın ve bir şey anlamayan sesiyle ellerimi sevinçle birbirine vurdum.
"İşte bu! Eyleme geçeceğiz." Beynimde çoktan planımın her bir detayı şekillenirken arkadaşlarımın bu bakışları keyfimi bozamazdı.
"Asrın?" Suat'ın kısılmış kehribar gözleri, ilginç bir şeye şahit oluyormuş gibi üzerimdeydi.
"Efendim hayatım," dedim masumca gözlerimi kırpıştırarak.
Dudaklarımdan bu kelimelerin nasıl döküldüğünü ben bile anlamamıştım. Hatta şu an beynimin büyük kısmını onlara vermiyordum.
Sözlerimle biraz duraklarken gözleri haylaz bir çocuğunki gibi parlamıştı. Boğazını temizleyip gelip tam yanımda durdu. Sanki az önce duyduğu kelimeyi ciddiyetle mi yoksa dalga geçmek için mi söylediğimi anlamaya çalışıyordu.
"Daha beyin okuma gibi becerilerimizin gelişmediğini biliyorsun, değil mi?" Sözleriyle kıkırtıma engel olamamıştım.
Diğerleri çoktan bir şeylerin planını çizdiğimi anlamış gibi rahatsızca yerlerinde kıpırdandılar. Yaptığım her plan mükemmel olmakla birlikte diğerlerinin zevkine pek hitap etmezdi. Şanslıydılar ki öyle bir kaygım da yoktu.
"Hadi kalkın!" dedim aniden. Sesimle başları senkronize bir şekilde bana dönmüştü.
"Plan yapmayacak mıyız?" Öykü'nün şaşkın sesiyle masanın üzerindeki küçük renkli kağıtları önüme çektim.
"Yaptık bile." Kağıda bir şeyler karalarken diğerleri tereddüt etse de kalkmışlardı.
"Bunlar alışveriş listeniz." Yazdığım her kağıdı ellerine tutuştururken sessizce okumalarını izledim. Ne yazık ki bu huzur dolu sessizlik sadece dört saniye sürdü.
Eren çatılan kaşlarıyla elindeki kağıda bir anlam veremiyormuş gibi, karısından yardım istercesine kağıdı ona uzatmıştı.
"Tam olarak tütsü setini ne yapacağım? Hem kristal kürenin bizim batışımızla ne alakası olabilir?" Eren'e anlamsız gelen alışveriş listesi, anlaşılan Hakan'a da öyle gelmişti.
"Şey, bende de altın kaplamalı takma diş, Şeyh giyimi, ha bir de Doğan kuşu yazıyor." Hiç kimse olanları idrak edemezken hepsi bir bir yazılan listeyi okuyup bana yandan bakışlar atıyordu.
"Doğan kuşunu ne yapacağım ki ben?"
"Omzunda taşıyacaksın," dedim hiç tereddüt etmeden.
"Hayatta olmaz! Ben kuşlardan korkarım Asrın, biliyorsun. Benim panik atağım var." Yalvarır gibi çıkan sesini görmezden gelmiştim.
Gerçekten Şeyh kıyafetleri giyip
ortalıkta dolaşmakta bir problem görmüyordu ama kolunda bir kuş taşımak onun için anormaldi.
"Peki ya bu takma sakallar ve kulaklıklarla ne yapacağız Asrın?" Poyraz, Hakan'ın mızmızlanmalarına göz devirerek durumu anlamaya çalışan tek aklı başında kişi olabilirdi.
Komiser ise bir avcı gibi yanımda dikilip en küçük hareketimi bile dikkatle izliyordu.
"Zengin Arap iş adamının korumaları olacaksınız," dedim hiç tereddüt etmeden.
Durumun gerçekten ne aşamada olduğunu anlamaları birkaç dakika sürdü.
Batu ile Poyraz önce ellerindeki kağıtlara, sonraysa dünya yansa umurunda olmayan Hakan'ın kuşu nasıl tutması gerektiğini prova etmesini izlediler.
Yüzlerinin aldığı ifade o kadar komikti ki dudaklarımdan dökülen küçük kahkahaları engelleyemedim.
"Daha neler!"
"Saçmalık bu!"
"Ben asla böyle bir şey yapmam!"
İçerideki erkeklerden yükselen senfoni dolu seslerle yüzümü buruşturdum. Bu kadar basit işleyecek bir plan için bile bir bahane bulacaklarını tahmin ettiğimden, elimdeki tüm kozlarımı kullanmaya hazırdım.
İpek merakla Eren'in elindeki kağıda bakarken yüzündeki şaşkınlık sadece birkaç saniye içinde kahkahaya dönüşmüştü. O bile Eren'in rolünü anlasa da Eren hâlâ kafası karışmış şekilde Hakan'a bakıyordu.
"Ben varım!" Kahkahalarının arasında kocasının bozulmuş yüzünü umursamadan gıcıklığa başlamıştı.
Aynı şekilde Öykü de Batu'nun kağıdına bakmıştı. Ama İpek'in verdiği tepkinin aksine, gözleri kocaman açılmış ve ihanete uğramış bir ifade almıştı. Bense sakince şoklarını atlatmalarını bekliyordum.
Poyraz kağıda yeniden göz ucuyla bakmış, sonra buruşturup Hakan'a doğru fırlatmıştı.
"Bir bu kalmıştı olmadığımız." Ağzının içinde homurdanmasıyla gözlerimi kısarak yere attığı çöpü işaret ettim.
"Eğer kocamın evini biraz daha çöp kutusu gibi kullanmaya devam ederseniz, başka yerlere CV'nizi göndermeye başlasanız iyi olur."
Sesim o kadar ciddi çıkmıştı ki Poyraz yandan bakışlar atarak yerdeki kağıdı almış ve cebine sokuşturmuştu. Aferin. En azından bir şeyler öğreniyorlardı.
"Şimdi anlamadım, ben bu durumda ne oluyorum?" Soruyu sorarken Eren'in korkak sesi İpek'i daha çok eğlendirmiş olmalıydı.
"Elif Hanım'ın korkulu rüyası."
Onlar kendi aralarında tartışmaya başlarken, bir anlığına unuttuğum adamı hatırlamıştım. Sanki gözlerimin onu aradığını hissetmiş gibi yanımda belirdi.
"Yardıma ihtiyacın var gibi." Kibirli bir şekilde ekibime bakarken, 'Sen bunlarla hiçbir şey yapamazsın,' der gibiydi. Neler yapabileceklerimden haberi olmadığı için belki de şanslıydı.
"Sen mi yardım edeceksin?" dedim, aynı onun gibi bir tavırla. Gözleri muzip bir çocuk gibi parlamıştı.
"Yeteneklerimden şüphen mi var?" Egolu sesiyle kıkırdamamak için alt dudağımı hafifçe dişlemiştim.
Gözleri yavaşça dudaklarıma indiğinde dakikalar önceki öpüşmemizi hatırlamıştım. Aynı şeyin onun da aklından geçtiğini anladığımda biranda içerisi fazla sıcak gelmeye başlamıştı.
Arsız sözleri gibi gözleri de hiç acele etmeden dudaklarımda oyalanmaya devam ediyordu.
"Yok ta..." dedim kısık sesimle. Gözlerimi onun gibi önce dudaklarına indirmiştim.
Sonrasında bir adım geriye çekilip yapılı bedenini baştan aşağı süzdüm. Bakışlarımdaki arzuyu gördüğünde yüzündeki arsız gülümsemesine ciddi bir şeyler daha eklenmişti.
Arkadaşlarım hâlâ kendi aralarında bir şeylerin kavgasını yaparken, araya koyduğum bir adımlık mesafeyi kapatıp çenemi hafifçe kaldırdım.
Ani yakınlığım karşısında yutkunuşunu, kendini kontrol etme çabasını gördüğümde zevkten dört köşe olmuştum.
"Aslında işime yararsın, biliyor musun?" Elimi göğsünden aşağıya doğru kaydırırken acımasızca hareketlerimi yavaşlatmıştım.
Gözleri parmağımın hareketlerini takip ederken dudaklarından çıkan sert nefesle gülümsemem genişledi.
"Ateşle oynuyorsun," diye ağzının içinde gevelediği şeyle uzun kirpiklerimi bir kaç kez kırpıştırıp ona baktım.
"Buna ihtiyacım olabilir." Elimi kemerinin yanındaki silahının tam üzerinde durdurduğumda, ifadesi beni öpmekle kendini geri çekmek arasındaki bir yerlerde sıkışıp kalmıştı.
Önündeki duruşumu dikleştirerek az önceki kısık sesimi yükselttim. Arkamdaki tartışmaya kendini kaptırmış arkadaşlarımın da duyduğundan emin olmak istiyordum.
"Sonuçta bizi o mekana sokacak güvenli birine ihtiyacımız var."
Hepsi seslerini bir anda kesti. İşte işlerin ciddileştiğini anlamışlardı.
Suat başını hafifçe yana yatırıp memnuniyetle teklifi kabul etti.
Peki o zaman, başlama zamanıydı. Bu gece kesinlikle kaybettiğimiz o dört iş insanını geri getirecektik.
Hakan kişisi "İMAM KAÇIRMA OPERYOSYONU" grup ismini "Pavyon Operasyonu" olarak güncelledi.
İpek: Allah'ın cezası ya
İpek: Vizyonuna tüküreyim Hakan, bula bula bu ismi mi buldun?
Hakan: Ne var canım?
Hakan: Gayet şeffaf ve açıklayıcı
Eren: Benim şimdiden tansiyonum oynamaya başladı
Eren: Karıcığım bir yan odaya bakar mısın?
İpek: Geber Eren, mümkünse sessizce geber
Poyraz: Hakan, diyelim ki bu gece hapsi boyladık
Poyraz: Emniyet amirine bu grup ismini nasıl açıklamayı düşünüyorsun dahi arkadaşım?
Eren: Yani "İMAM KAÇIRMA OPERASYONU" diye kalması daha mı normaldi?
Poyraz: Her halükarda boku yiyeceğiz de, neyse
Batu: O ağzınızı bir kere de hayra açın be!
Batu: Daha karımla hafta sonu tatile gideceğiz
Siz: Yine boş muhabbet başladığınıza göre, bakıyorum da hepiniz aslan gibi kendinize gelmişsiniz
Siz: Ee, nerede benim kocam?
Hakan: Hangi kocan?
Siz: Benim asabımı bozma Hakan
Siz: Benim kocam NEREDEE?
Hakan: Ay, ben onu unutmuşum
Hakan: Bekle, hemen ekliyorum.
Siz: Dağ gibi adamı nasıl unutursun salak herif?
Hakan: Ekledim
Siz: Evet, herkes tamam olduğuna göre planın detaylarının üzerinden bir kez daha geçelim.
Siz: Şimdi biliyorsunuz ki müvekkillerimizin çoğu yüksek sosyeteye mensup
Siz: Cemiyetin VIP üyelerine özel, her ay davetler düzenlenir
Siz: Bu ayki davete Eren'in müvekkili Elif Hanım ev sahipliği yapacak
Siz: Bu da işimizi kolaylaştırıyor
Siz: Furkan davetli listesine ulaştı
Siz: Bizimle anlaşmayı durduran üç iş insanının ismi de orada var
Siz: Yani bu yarın hepsini geri getirmeliyiz
Poyraz: İyi, hoş da ya plan ters teperse?
Poyraz: Asrın, bak sonumuz yine mahpus olmasın
Siz: Poyraz, karşında koskoca hukuk bürosunun avukatı Asrın Çelik Yıldırım var
Eren: Mutlu ayrıl
Eren yazıyor...
Siz: Sesini kes Eren
Siz: Ve benim yaptığım planın ters tepme ihtimalide yok
Siz: Ha, olur da bir şeyler ters giderse bunun için B planımız devreye girecek
Batu: B planı ne?
Siz: Kocam
Son Kelepçe Bükücü: Efendim
Öykü: Ama planın ne olduğunu söylemedin
Siz: Söyledim ya, kocam
Son Kelepçe Bükücü: Efendim Asrın?
Eren: Ben bir bok anlamadım
Siz: Bazen çok çekilmez oluyorsunuz, biliyor musunuz?
Siz: Suat, sen zeki insandın, bunlarla takıla takıla iyice zeka gerilemesi yaşıyorsun.
Siz: B planı sensin
İpek: Tam olarak komiser nasıl B planı oluyor?
Siz: Ayıptır söylemesi, kendisinin çevresi biraz geniş de
Siz: Olur da tüm yasaklı maddelerin kullanıldığı bu pavyon köşesinde basılırsak, bizi içeriden çıkarır diye umuyorum.
Siz: Değil mi hayatım?
Son Kelepçe Bükücü: Çocuk oyuncağı.
Son Kelepçe Bükücü: Ama bu iş bittikten sonra oradaki herkes hakkında şikayetçi olup cemiyeti içeriden çökertmeme yardım edeceksiniz.
Siz: Orası kolay iş.
Siz: Evet, bunları da hallettiğimize göre şimdi bana rapor verin.
Siz: Kostümler ne alemde?
Siz: Herkes rolüne hazır mı?
İpek: Balım, ben hazırım.
Öykü: Ben dee
Öykü: İpek'le kendimize çok güzel kıyafetler aldık
Öykü: [Fotoğraf]
Eren: Sanki biraz abartı gibi
İpek: Sana fikrini soran oldu mu?
Eren: Zaten Eren kim ki?
Siz: Peki ya Eren?
Eren: Asrın, bak kulun kölen olayım, benim rolü Poyraz'la değişelim.
Poyraz: Siktir git
Eren: Ulan sanki canını istedik
Siz: Kesin kavgayı
Siz: Eren, fotoğraf at
Eren: Asrın, yapma
Siz: EREN, SADECE 3 SANİYEN VAR
Eren: Tek bir kişi bile dalga geçerse kıyafetle karışık atlarım üçüncü kattan
Eren: [Fotoğraf]
İpek: FJSIDKDBBSKZNJNXJX
İpek: Bekle, odana gelip daha yakından bakayım
Eren: İlla yatağıma gelmen için bu acayip şeyleri mi giymem gerekiyor?
İpek: Yatağına gelmiyorum
İpek: Odana gelip seninle dalga geçmeye geliyorum salak
Siz: Güzel
Siz: Elif Hanım'ı ikna edecek seviyede
Siz: Kendisinin en büyük zayıflıklarından biri fal, enerji gibi saçmalıklar
Siz: Eğer seni Fransa'dan gelen ünlü medyumcu gibi ona yutturabilirsek bu işi kökten hallederiz
Siz: Hakan, sesin soluğun çıkmıyor?
Siz: Ne haltlar karıştırıyorsun sen?
Hakan: Mozzi ile kürk seçiyoruz
Siz: Ne?
Batu: Tam olarak kürkü ne yapacaksın?
Hakan: Zengin biri gibi gözükeceğim
Hakan: [Fotoğraf]
Siz: Ay, bana bir şeyler oluyor
Siz: Salak herif
Siz: Hangi Arap Şeyhi omzunda bir tilki taşır?
Hakan: Ben hayatta o kuşa elimi vurmam
Hakan: Hem Mozzi'nin tüyleri kürkümle de uygun
Siz: Yine başıma ağrılar girdi şunun yüzünden
Son Kelepçe Bükücü: Asrın, iyi misin?
Son Kelepçe Bükücü: Ofise geleyim mi?
İpek: Yok, ben alışkınım
İpek: Vizyonsuz sana Arap Şeyhi ol dedik
Siz: Gidip görgüsüz zengin gibi giyin demedik
Hakan: Ama ben bunu çok beğendim
Siz: Sakinim
Siz: Sakinim
Siz: SAKİNİMMM
Hakan: Anladık Asrıncım
Hakan: Neden Öykü gibi aynı kelimeleri tekrarlayıp duruyorsun?
Hakan: Sonra İpek bozuk plak diye sinirleniyor
Öykü: Neyim varmış benim?
Öykü: Batu, ben aynı kelimeleri mi tekrarlıyorum?
Batu: Hayır sevgilim
Batu: Hakan şaka yaptı
Batu: Değil mi Hakan?
Hakan: Yoo
Batu: Hakan
Siz: KESİNNN
Siz: Ne halt yiyorsan ye Hakan, yeter ki Emir Bey'e kendini Arap gibi yutturmayı becer
Siz: Arapça öğrendiğin kelimeleri de tekrar yapmayı unutma
Hakan: O iş bende
Siz: Batu?
Siz: Poyraz?
Siz: Sizde durumlar nasıl?
Poyraz: [Fotoğraf]
Siz: Çok iyi
Siz: Gerçek bir koruma gibisiniz
Siz: Unutmayın, Hakan Arap yeraltı dünyasının en önemli iş adamlarından, siz de onun sadık korumalarısınız
Siz: Şu salaklık yaparsa mutlaka engelleyin
Batu: O iş bizde
Poyraz: Merak etme
Siz: Evet
Siz: Geriye kaldı Suat
Son Kelepçe Bükücü: Sizi içeriye sokacak özel davetiyeler hazır
Son Kelepçe Bükücü: Güvenlik şefini Furkan'la değiştirdim
Son Kelepçe Bükücü: Uçan kuştan bile haberimiz olacak.
Siz: O zaman gösteri başlasın
Bölümü beğendiniz mi ballar?
Eminim hepiniz Hakan gibi zeki bir arkadaşınız olmasını istiyorsunuzdurrr
Suat ve Asrın cephesinde durumlar nasıl?
Bunların böyle yakınlığı eritiyor benii🫠
Bir de hangi sahneleri daha çok görmek istediğinizi buraya ekleyebilirsiniz✨️
Seviliyorsunuz bal küpleri🍯
OY vermeden mi gidiyorsun?
Bölüm etkileşimi
